 |
GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ MART 2003
|
Tavşanlarda Oluşturulan İntraabdominal SIRS Modelinde Erken Dönemde Oluşan Değişikliklerin Araştırılması, 9(1):4-10, 2003 |
Yasemin ALTUNTAŞ, Güniz MEYANCI KÖKSAL, Cem SAYILGAN, Işıl PAKİŞ, Hüseyin ÖZ |
|
|
İntraabdominal "systemic inflammatuar response syndrome" (SIRS) oluşturulan ve akciğer koruyucu mekanik ventilasyon uygulanan tavşan modelinde, erken dönem değişikliklerini araştırmayı amaçladık.
24 Yeni Zelanda tavşanına sedasyon altında kulak ven ve arterine kanül yerleştirildi. Tavşanlar rastgele üç gruba ayrıldı (n:8). Birinci gruba intraabdominal girişim yapıl-madı. İkinci grubun çekumları bağlandı, bir kez delindi, intraabdominal kateter yerleştirildi, batın kapatıldı. Üçüncü gruba laparotomiyle kateter yerleştirilerek batın kapatıldı. Tavşanlara 1 saat sonra trakeostomi açılarak, 3 saat süreyle akciğer koruyucu mekanik ventilasyon uygulandı. Saatlik intraabdominal basınç (İAB), hava-yolu basınçları (Ppeak, Ppause, Pmean), kompliyans ve hemodinamik parametreler (OAB, KAH) kaydedildi. Mekanik ventilasyonun başlangıcında (0. dk), 90. dk'sında ve sonunda arter kan gazları analizleri için kan örnekleri alındı ve tavşanların sol akciğerlerinin histopatolojik incelemeleri yapıldı.
"Ppeak" 3.grupta 60, 180.dk'da 1.gruba göre yüksek, 2. grubun 180. dk değeri 1.gruba göre yüksek bulundu (p<0.05). PaO2 değerleri açısından 0. dk, 2. grubun PaO2 değeri 1. gruba göre düşük bulundu (p<0.01). İkinci ve 3. grubun 90, 180.dk HCO3 ve pH değerleri 1. gruba göre düşük (p<0.01), 3. grubun 90, 180. dk HCO3 değerleri ise 2.gruba göre yüksek bulundu (p<0.01). İkinci gruptaki bronş epitel hasarı, ödem, atelektazi ve hemorajinin diğer gruplara göre fazla olduğu saptandı (p<0.01).
Sonuçta, SIRS'ün erken döneminde, PaO2 ve hemodinamik parametrelerde büyük değişiklikler olmamasına rağmen, İA ve hava yolu basınçlarındaki artma, kompliyansdaki azalma ve bunu destekleyen histopatolojik değişikliklerin akut akciğer hasarının başladığının göstergesi olduğu kanaatindeyiz.
Anahtar kelimeler: sistemik inflamatuar yanıt, akciğer koruyucu mekanik ventilasyon, intraabdominal sepsis, hemodinami, akciğer mekanikleri |
|
"Fast Track Recovery" Uygulanan Hastalarda, Hastanede Kalış Süresine ve Mortaliteye Etki Eden Faktörler (*),9(1):11-15, 2003 |
Fevzi TORAMAN, Eşref Hasan KARABULUT, Serdar EVRENKAYA, Sümer TARCAN, Cem ALHAN
|
|
|
1990'lı yılların başındaki finansal kısıtlamalar kalp cerrahisi ile uğraşan hekimleri yeni arayışlara yönlendirmiş bu arayışlar sırasında "fast track recovery" (FTR) kavramı ortaya çıkmıştır. FTR; postoperatif ilk 8 saat içinde ekstübasyonu, 24'cü saatten önce yoğun bakım ünitesinden (YBÜ) çıkışı, erken mobilizasyonu ve postoperatif 5. günde de taburcu olmayı hedefleyen uygulamalar zinciridir. Biz bu çalışmamızda FTR uyguladığımız 625 olguda hastanede kalış süresi-ne (HKS) ve mortaliteye etki eden parametreleri araştırmayı amaçladık. Şubat 1999 ile eylül 2000 tarihleri arasında hastanemize başvuran açık kalp ameliyatı olacak 625 ardışık hasta çalışmaya alındı. Lojistik regresyon analizinde HKS'ye etki eden parametreler olarak pulmoner komplikasyonların varlığı (p=0.008), yaşın 65'den büyük olması (p=0.01) ve reoperasyonun varlığı (hemodinamik instabilite ve/veya kanama nedeniyle) (p=0.06), mortaliteyi etkileyen faktörler olarak da reoperasyonun varlığı (p=0.0001), intraaortik balon pompa (IABP) kullanımı (p=0.01) ve ejeksiyon fraksiyonu (EF) ? % 30 olmasını (p=0.043) anlamlı bulduk.
Baypas ve krosklemp zamanlarının mümkün olan en kısa sürelere indirilmesi ve erken ekstübasyonun sağlanması ile açık kalp cerrahisinde olgu seçimi yapmaksızın tüm olgulara FTR protokolunun, güvenle, başarıyla ve ekonomik avantajlarıyla uygulanabileceği kanısındayız.
Anahtar kelimeler: fast track recovery, mortalite, açık kalp cerrahisi |
Timektomi Uygulanacak Miyestenia Gravis Olgularında Nöromüsküler Bloker Kullanılmaksızın Sevofluran ve Torasik Epidural Anestezi Kombinasyonu, 9(1):16-23, 2003 |
Cemile ÖZTİN ÖĞÜN, Ateş DUMAN, Gamze SARKILAR, Jale Bengi ÇELİK, Selmin ÖKESLİ, Olgun ARIBAŞ |
|
|
Biz bu prospektif çalışmada, transsternal timektomi operasyonu planlanan miyastenia gravis (MG) olgularında, nöromüsküler bloker kullanılmaksızın sevofluran ile inhalasyon indüksiyonu yöntemini torakal epidural anestezi ile kombine ettik. Bu kombinasyonun uygulanış biçimini, solunum ve dolaşım parametrele-rine etkilerini, intraoperatif ve postoperatif dönemdeki deneyimlerimizi irdelemeyi ve sunmayı amaçladık.
Solunum fonksiyon testleri ölçümü yapılmış 7 MG olgu-sunda (4K/3E), torakal epidural kateter yerleştirilmesinin ardından, sevofluran ile inhalasyon indüksiyonu uygulandı. Nöromüsküler bloker kullanılmaksızın entübasyon gerçekleştirildi. Anestezi idamesinde sevofluran ve torakal epidural analjezi birlikte kullanıldı. Tüm olgularda hemodinamik ve solunum parametrelerinin monitorizasyonu yanısıra, sürekli arter kan gaz-ları takibi yapıldı. Cerrahi anestezi derinliğini sağlayan soluk sonu sevofluran konsantrasyonları kaydedildi. Tüm olgularda postoperatif dönemde sürekli epidural analjezi uygulandı. İstatistiksel analizde paired-t test, kikare ve Wilcoxon-match pair-test kullanıldı.
Olguların tamamı inhalasyon ile indüksiyonu ve entübasyonu iyi tolere etti. Hemodinamik ve solunum parametreleri ölçümleri olguların tamamında benzer de-ğişimler gösterdi. Olguların cerrahi anestezi için gereksinim duydukları ortalama soluk sonu sevofluran konsantrasyonu % 2.4±0.4 idi. Hiçbir olguda postoperatif akciğer komplikasyonu ve solunum depresyonu gözlenmedi.
Sonuçta; torakal epidural anestezi ile kombine edilen sevofluran indüksiyon ve idamesi, timektomi geçiren MG hastalarının anestezisinde tercih edilebilir. Tora-kal epidural analjezinin postoperatif dönemin stabilizasyonu için iyi bir seçim olduğu düşünüldü.
Anahtar kelimeler: miyastenia gravis, timektomi, sevofluran, torakal epidural anestezi, epidural analjezi |
Torakotomilerde Peroperatuar Lomber Epidural Analjezi: Halotan Gereksinimine Etkisi, 9(1):24-28, 2003 |
Lale YÜCEYAR, Hülya EROLÇAY |
|
|
Bu çalışmada, posterolateral torakotomi ameliyatlarındaki epidural analjezi destekli genel anestezi uygulamalarında, lomber epidural aralığa verilen bupivakain+morfinin etkinliğini torakal epidural yol ile karşılaştırmak amacıyla olguların peroperatuar halotan gereksinimleri araştırıldı.
Torakotomi planlanan 30 hasta rastgele iki eşit gruba ayrıldı. Operasyon öncesi 1. gruba (TE) epidural kateter torakal seviyeden, 2. gruba (LE) lomber seviyeden takılarak TE grubuna 8-10 mL, LE grubuna 14-18 mL olmak üzere % 0.25'lik bupivakain içinde 5mg morfin kateterden bolus verildi ve hemen mililitresinde 0.05 mg morfin olacak şekilde hazırlanmış % 0.125'lik bu-pivakainin, TE grubuna 4 mL/saat, LE grubuna ise 6 mL/saat dozunda epidural kateterden infüzyonuna başlandı ve inhalasyon anestezisi ile birlikte ameliyat boyunca sürdürüldü. Tüm hastalara halotan ile genel anestezi uygulandı. Perop. 5 dk'lık aralıklarla kalp atım hızı, arter kan basıncı, SpO2, ETCO2 ve soluk sonu halotan yoğunluğu (SSHY) kaydedildi. Anestezi derinliği "PRST" skoru (kan basıncı, kalp atım hızı, terleme, göz yaşı) ile izlendi ve halotan yoğunluğu buna göre arttırıldı veya azaltıldı. Cerrahi insizyon, to-raks ekartasyonu, tek akciğer ventilasyonu, toraks kapatılması sırasındaki ve operasyon süresince kaydedilen ortalama SSHY karşılaştırıldı. Gruplar arası istatistiki farklılık 'ANOVA' Varyans Analizi testi ile değerlendirildi.
TE ve LE grupları karşılaştırıldığında operasyon boyunca kullanılan halotan yoğunluklarının her iki grupta da düşük olduğu ve aralarında anlamlı bir fark olmadığı gözlendi. Torakotomilerde, genel anestezinin epidural analjezi ile kombine edilmesi düşünüldüğünde uygun analjeziklerin lomber epidural yoldan verilme-sinin, torakal epidural yol kadar etkin olabileceği ve tekniğinin kolaylığı açısından tercih edilebileceği kanısındayız.
Anahtar kelimeler: torakotomi, torakal-lomber epidural analjezi |
Pediyatrik Kalp Cerrahisinde Ringer Laktat, % 2.5 Dekstroz ve Oral Meyve Suyunun Kan Şekeri ve İnsülin Üzerine Etkileri, 9(1):29-35, 2003 |
Özge KÖNER, Serdar ÇELEBİ, Huriye BALCI, Gürkan ÇETİN, Kamil KARAOĞLU |
|
|
Çalışmamızda, peroperatif dönemde Ringer Laktat (RL) (Grup RL, n=16), % 2.5 Dekstroz-RL (Grup D, n=14) ve RL'ye ek olarak anestezi uygulamasından 2 saat önce 10 mL/kg berrak meyve suyu (Grup MS, n=14) içirilen 3 grup pediyatrik hastanın kan şekeri, insülin ve kortizol değerleri karşılaştırıldı. Anestezi in-düksiyonu İV fentanil, midazolam ve pankuronyum ile sağlanıp, idamede yine fentanil (infüzyonu), midazolam (İV), pankuronyum (İV) ve O2+hava karışımı kullanıldı.
Entübasyonu takiben mide sıvının miktarı ve pH'sı ölçüldü. Kan şekeri için kan örnekleri T0: indüksiyon sonrası, T1: sternotomiden sonra, T2: KPB başlangı-cı, T3: KPB ısınma dönemi başı, T4: KPB sonu, T5: yoğun bakım ünitesine transferden sonra ve T6: postoperatif 24. saatte olmak üze-re 7 kez alındı. Kortizol ve insülin ölçümleri için kan örnekleri, T0, T1, T3, T4 dönemlerinde alındı.
Grup MS'ye ait kan şekeri değerleri T4 zamanında diğer gruplara göre yüksek olduğu gözlendi (p<0.05). Gruplar arasında kortizol değerleri açısından fark görülmezken, tüm grupların KPB sonunda ölçülen değerlerinin başlangıç değerlerine göre arttığı gözlendi. T0 insülin değerleri her üç grupta da benzer bulundu. T1 döneminde Grup RL'nin, T4 döneminde ise Grup MS'nin insülin değerleri diğer iki gruptan daha düşüktü, ancak istatistiksel anlamlılık kuvvetli değildi (p=0.05). T3 ölçümlerinde Grup RL'nin insülin değerleri diğer iki grubun değerlerinden düşüktü (p<0.05).
Sonuç olarak operasyon süresince yalnızca RL verilen hasta grubunda insülin değerlerinin, KPB öncesinde % 2.5 dekstroz solusyonu ve oral meyve suyu uygula-nan hastalardan daha düşük olduğu, oral yolla alı-nan ve yüksek glukoz içeren meyve sularının ise KPB sonunda hiperglisemiye yol açabileceği ve bu nedenle dikkatli kullanılması gerektiği düşüncesindeyiz.
Anahtar kelimeler: pediyatrik kalp cerrahisi, açlık, peroperatif dekstroz, preoperatif meyve suyu |
Pediyatrik Kalp Cerrahisinde Uygulanan Modifiye ve Konvansiyonel Ultrafiltrasyon Yöntemlerinin Karşılaştırılması, 9(1):36-44, 2003 |
Özge KÖNER, Serdar ÇELEBİ, Gürkan ÇETİN, Atilla USLU, Sinan SEREN, Kamil KARAOĞLU |
|
|
Kardiyopulmoner 'bypass' (KPB) ve aşırı hemodilüsyon, özellikle pediyatrik hastalarda yaygın ödem ve organ yetersizliğine neden olur. Hemodilüsyonun neden olduğu olumsuz etkilerin ortadan kaldırılması amacıyla pediyatrik hastalarda konvansiyonel (KUF) ve modifiye ultrafiltrasyon (MUF) uygulamaları yapılmaktadır.
Çalışmamızda, KUF (n=10) ve MUF'un (n=10) kalp cerrahisi uygulanan pediyatrik hastalardaki klinik ve laboratuvar parametreler üzerine olan etkilerini karşılaştırdık. Gruplar peroperatif hemodinamik veriler, hematokrit, kan transfüzyonu, göğüs tüpü drenajı, pulmoner fonksiyon, postoperatif ateş ve laboratuar parametreler açısından karşılaştırıldı.
Gruplar arasında demografik veriler açısından anlamlı fark görülmedi. MUF grubunda postoperatif ağırlık artışı KUF grubuna göre belirgin şekilde daha az bulundu. Hemodinamik olarak MUF'un kardiyak indeksi arttırması, sol kalp dolum basınçlarını ve pulmoner vasküler direnci düşürmesi nedeniyle KUF' a göre daha üstün olduğu görüldü. KUF grubu ile kar-şılaştırıldığında, MUF uygulanan hastaların postoperatif dönemde oksijenasyonu daha iyi ve KPB sonunda yapılan değerlendirmelerde akciğer kompliyansı daha yüksek bulundu. KUF grubu ile karşılaştırıldığında, MUF grubunda postoperatif inotropik gereksinimi, dre-naj miktarı, kan transfüzyonu ihtiyacı, maksimum vücut ısısı ortalamaları ve postoperatif yapay solunum sürelerinin belirgin biçimde düşük olduğu gözlendi. KUF grubu ile karşılaştırıldığında, MUF grubunda plazma albümin seviyeleri postoperatif dönemde daha yüksek, CK-MB değerleri ise anlamlı biçimde düşük bulundu.
MUF uygulaması pediyatrik hastalarda postoperatif ağırlık artışı, kan transfüzyonu ihtiyacı ve drenaj miktarını azaltma, KPB sonrası kardiyak ve pulmoner fonksiyonu iyileştirme açısından KUF uygulamasın-dan daha etkili bulunmuştur. |
İnsulinoma Cerrahisinde Anestezi Uygulaması (Olgu Sunumu) (*),9(1):45-47, 2003 |
Ümit KARADENİZ, Fikret UZUN, Süheyla ÜNVER, Özcan ERDEMLİ |
|
|
|
|