 |
GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ HAZİRAN 2003
|
Tavşanlarda Akut Akciğer Hasarında Nedokromil Sodyumun Tedavideki Yerinin Araştırılması, 9(2):52-55, 2003 |
Sema SAYMAN, Güniz MEYANCI KÖKSAL, Sibel ERDAMAR, Suzan UZAN, Hüseyin ÖZ |
|
|
Çalışmamızda, hidroklorik asitle akut akciğer hasarı oluşturduğumuz sağlıklı tavşanlarda nedokromil sodyumun tedavideki yerini araştırmayı amaçladık.
Onaltı adet Yeni Zelanda tavşanına ketamin (50 mg kg-1, intramüsküler) sedasyonu altında trakeostomi açıldı. Sıvı ve anestezi idamesi için v.aurikularis caudalise 24 G intravenöz kanül yerleştirildi. Tavşanlar 0.5 mg kg-1 atrakuryum besilat (Tracrium, Glaxo Wellcome, Tür-kiye) ile kürarize edilip, akciğer koruyucu mekanik ventilasyon uygulanmaya başlandı. Tavşanlardan ilk arter kan gazları ve plazma malondialdehit (MDA) düzeyleri için kan örnekleri alındıktan sonra 10 mL serum fizyolojik ile bronkoalveolar lavaj (BAL) yapılarak MDA düzeyi için örnek alındı. Bunu takiben tavşanlara 2 mL kg -1 hidroklorik asit intratrakeal olarak uygulandı. Tavşanlar randomize olarak 2 gruba ayrıldı (n.8). Birinci gruba tedavi uygulanmadı. İkinci gru-ba ise hidroklorik asit verildikten 5 dk sonra 20 mg kg-1 nedokromil sodyum inhale olarak uygulandı. Çalışmanın 30 ve 180. dk'larında kan ve diğer örneklerin alımı tekrarlandı. Yüzsekseninci dk'nın sonunda tavşanlar sakrifiye edilerek akciğerleri histopatolojik inceleme için çıkarıldı. Doku örnekleri hemotoksileneosin ile boyanarak ışık mikroskobunda incelendi. Lezyonlar 0/4 arasında skorlandı.
Her iki grupta da hidroklorik asit uygulanması sonrası PaO2 ve pH değerlerinde düşme görülürken 180. dk'da 1.gruptaki bu düşme daha fazla (p<0.001), PaCO2 değeri ise daha yüksekti (p<0.001). Plazma MDA düzeyi birinci grupta 30. dk'da (p<0.01) ve 180. dk'da (p<0.05) daha yüksek bulundu. Grupların BAL MDA düzeyleri arasında fark bulunmadı. Histopatolojik veriler karşı-laştırıldığında ise 1. grupta değişikliklerin daha ağır olduğu görüldü (p<0.001).
Sonuç olarak, nedokromil sodyumun gaz değişimini koruduğu ve histopatolojik değişiklikleri azalttığı ka-naatine vardık.
Anahtar kelimeler: ARDS, akut akciğer hasarı, nedokromil sodyum |
|
Kardiyovasküler Cerrahide Midazolamın Farkında Olma ve Terleme Üzerine Olan Etkileri, 9(2):56-60, 2003 |
Mehmet KIZILKAYA, Murat ŞAHİN, Ahmet ÖZYAZICIOĞLU, Nazım DOĞAN, Hüsnü KÜRŞAD
|
|
|
Çalışmamızda; midazolamın kardiyak cerrahide farkında olma ve kardiyopulmoner baypas(KPB)'ın sonunda yeniden ısınma sırasında görülen terleme üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık. Prospektif, randomize yapılan çalışmaya kardiyak cerrahi geçiren 47 ardışık olgu alınmış ve iki gruba ayrılmıştır: Kontrol (Grup K) ve midazolam grubu (Grup M). Her iki gruba tüm kardiyak cerrahi süresince 0.1 µg.kg-1.dk-1 fentanil uygulanmıştır. KPB sırasında ise Grup M'ye, ilaveten 0.1 mg.kg-1.saat-1 midazolam eklenmiştir. Terleme 0 (hiç ter yok), 1 (alında görünür ter damlaları) ve 2 (yüzde-boyunda bariz ter damlaları) olarak tanımlandı ve KPB'nin yeniden ısınma döneminde değerlendirildi. İntraoperatif farkında olma ise; hastaya postoperatif ikinci günde "operasyon sı-rasında hatırladığınız bir şey var mı" ya da "operasyon sırasında hiç rüya gördünüz mü" soruları yöneltilerek sorgulandı.
Farkında olma insidansı Grup K'da Grup M'den daha yüksek olmuştur (p<0.05). Grup K'da 14 (% 63) hasta da, Grup M'de ise 5 (% 20) hasta da KPB'nin sonunda yeniden ısınma döneminde terleme görülmüştür (p<0.05).
Sonuç olarak; midazolam kardiyak anestezide peri-operatif farkında olma ve KPB'nin sonunda yeniden ısınma sırasında görülen terleme sıklığında etkili bir azalmaya sebep olmuştur.
Anahtar kelimeler: midazolam, kardiyopulmoner baypas, farkında olma, terleme |
Koroner Arter Cerrahisinde Akut İzovolemik Hemodilüsyon: Hidroksietil Nişasta ve Jelatin Kullanımının Karşılaştırılması, 9(2):61-65, 2003 |
Hilmi Ömer AYANOĞLU, Seden KOCABAŞ, Berna ÇÖKMEZ, Fatma Zekiye AŞKAR |
|
|
Kardiyak cerrahi olgularında hidroksietil nişasta (HES) veya jelatin ile uygulanan akut izovolemik hemodilüsyonun (AİH), hemodinami ve postoperatif kanama üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
İnhalasyon anestezisi ile kombine olarak fentanil infüzyonu uygulanan 80 olguda EKG, vücut ısısı, radiyal, pulmoner arter ve santral ven basınçları monitörize edildi. Kalp debisi (KD) ölçüldükten sonra siste-mik vasküler rezistans (SVR), pulmoner vasküler re-zistans (PVR), oksijen sunumu (DO2) ve oksijen tüketimi (VO2) hesaplandı. Grup I'de (n=40) HES ve Grup II'de (n=40) jelatin solüsyonları kullanılarak ve en düşük Hct % 30 olacak şekilde uygulanan AIH öncesi (pre-AİH) ve sonrasında (post-AİH) kalp atım hızı (KAH), ortalama arter basıncı (OAB), vücut ısısı, KD, SVR, PVR, DO2 ve VO2, postoperatif mediastinal drenaj miktarı ve koagülasyon testleri kaydedildi.
Her iki grupta perioperatif son Hct, transfüze edilen kan ve mediyastinal drenaj miktarı, pre-AİH ve post-AİH dönemlerine ait Hct, OAB, KD, SVR, PVR, DO2 ve VO2 değerleri benzerdi (p>0.05).
Kardiyak cerrahi olgularında AİH amacıyla ortalama 10 mL kg-1 volümde uygulanan HES veya jelatinin hemodinami ve postoperatif kanama üzerine benzer et-kileri olduğu sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: koroner arter cerrahisi, izovolemik hemodilüsyon, hemodinami, postoperatif hemoraji |
Torakotomi Sonrası Ağrı Tedavisinde Hasta Kontrollü Epidural Bupivakain Analjezisiyle Hasta Kontrollü Sistemik Meperidin Analjezisinin Karşılaştırılması, 9(2):66-71, 2003 |
Burhan MEYDAN, Abdullah HELVACI, Münevver BULUT, Günay CAN |
|
|
Çalışmamızda, torakotomi sonrası ağrı tedavisinde, hasta kontrollü epidural bupivakain analjezisiyle hasta kontrollü sistemik meperidin analjezisini karşılaş-tırmayı amaçladık.
Elektif torakotomi planlanan 40 hasta çalışmaya alındı. Olgular torakal epidural bupivakain (TEB) ve sistemik meperidin (SM) grubu olarak rasgele 20 kişilik iki gruba ayrıldı. Postoperatif dönemde, torakotomi ağrısı için hasta kontrollü analjezi (PCA) uygulandı. Yirmidört saat boyunca saatlik izlem yapıldı. İstatistiksel değerlendirmede, tek yönlü ANOVA ve Fisher's Exact testi ile yapıldı.
TEB grubunda ortalama arter basıncı 1-14. saatlerde başlangıç değerine (0. saatte) göre anlamlı derecede düşük iken (p<0.001), SM grubunda anlamlı fark yoktu. Başlangıca göre diğer saatler karşılaştırıldığında, VAS, TEB grubunda 1. saatten itibaren anlamlı derecede düşük iken (p<0.0001), SM grubunda 6. saatten sonra anlamlı derecede düşüktü (p<0.001). Kompli-kasyonlar değerlendirildiğinde bulantı TEB grubunda (p<0.05), ipsilateral omuz ağrısı ise SM grubunda (p<0.05) istatistiksel olarak anlamlı derecede fazla bulundu.
Torakotomi sonrası ağrıda torakal epidural analjezinin tercih edilebileceği; ancak özellikle postoperatif ilk saatlerde hipotansiyon meydana gelebileceğinden yakın takip gerektiği kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: torakotomi, torakal epidural analjezi, intravenöz meperidin, hasta kontrollü analjezi |
Yoğun Bakım Ünitesinde Toplam Kalite Yönetimi, 9(2):72-76, 2003 |
Füsun EROĞLU, Berit GÖKÇE CEYLAN |
|
|
Sağlık sisteminde toplam kalite yönetimi ile hastalar ve çalışanların memnuniyeti sağlanarak daha iyi ve kaliteli sağlık hizmetine ulaşmak hedeflenir. Toplam kalite yönetiminin başarılı olabilmesi için öncelikle çalışılan birimlerin çeşitli açılardan değerlendirilmesi ve standartların belirlenmesi gerekir.
Çalışma her ayın 2. ve 4. haftası boyunca 3 ay süre ile toplam 6 haftada, yoğun bakım ünitesinde çalışan hemşirelerden habersiz ve haberli olmak üzere 2 grupta yapıldı. Toplam 4 yatak için 12 saat arayla görev değişimi yapan 3'er kişilik hemşire grubu üzerinde yapıldı. Aynı dönemde 2 doktor ve 1 temizlik personeli de görev yapmaktaydı. Çalışmamızda yoğun bakımın fiziki koşullarının ve temizliğinin, görevli hemşirelerin hasta bakım ve tedavisine yaklaşımlarının kalite düzeyi ölçüldü.
İki grup arasındaki hemşire sayısı ortalamaları arasında anlamlı fark saptanmadı. Haberli grupta gün içinde hasta yatağı değişim sayısı ile yatak işgal oranının habersiz gruba göre anlamlı derecede farklı ol-duğu saptandı (p<0.05). Gruplar arasında hasta te-davisine ayrılan sürelerde anlamlı fark saptanmaz-ken, yoğun bakım ünitesinin temizlik-bakımına ayrı-lan sürenin haberli grupta anlamlı derecede uzamış olduğu saptandı (p<0.05).
Yoğun bakım ünitelerinin verimliliğini arttırmada hekim-hemşire işbirliğinin esas olduğuna, çalışma standartlarının bu önemli nokta baz alınarak düzenlenmesi halinde toplam kalite yönetiminde kısa sürede başarıya ulaşılacağına inanıyoruz.
Anahtar kelimeler: toplam kalite yönetimi, hemşire-doktor işbirliği, yoğun bakım ünitesi |
|
|