 |
GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ ARALIK 2003
|
Koroner Arter Cerrahisinde Remifentanilin Farklı Dozlarının Anestezi Derinliği ve Hemodinami Üzerine Etkileri, 9(4):148-153 |
Aynur AKIN, Gülen GÜLER, Mustafa ERŞEPCİLER, Karamehmet YILDIZ, Adem BOYACI |
|
|
Bu çalışmada, koroner arter "bypass" greft (KABG) cerrahisi geçiren olgularda remifentanilin iki farklı dozunun hemodinamik ve anestezi derinliğine etkilerini değerlendirmeyi amaçladık.
Yaşları 45-75 arasında, ilk kez KABG geçirecek 40 olgu çalışmaya alındı. Tüm olgulara anestezi indüksiyonundan önce 3 dakika süreyle %100 O2 verildi. Her iki gruptaki olgulara 0.2 mgkg-1 midazolam uygulandıktan sonra Grup 1 (n=20)'de 1 mgkg-1, Grup 2 (n=20)'de ise 2 mgkg-1 remi-fentanil 3 dakika içerisinde bolus olarak verildi ve pankuronyum 0.1 mgkg-1 uygulanarak trakeal entübasyon gerçekleştirildi.
Entübasyondan sonra anestezi idamesi Grup 1'de 1 mgkg-1dk-1, Grup 2'de 2 mgkg-1dk-1 remifentanil in-füzyonuyla sağlandı. Anestezi indüksiyonu sırasında olu-şabilecek kas rijititesi 0-3 arasında skorlanarak değerlendirildi. Hemodinamik ölçümler ve bispektral indeks (BİS) değerleri başlangıç, indüksiyon, trakeal entübasyon, entübasyon sonrası 3. dakika, cilt insizyonu, cilt insizyonu sonrası 3. dakika, sternotomi, sternotomi sonrası 3. dakika, aortik kanülasyon, kardiyo-pulmoner "bypass" (KPB) bitiminden sonraki 5. dakika, aortik dekanülasyon ve sternotomi kapatılırken ve bunlara ek olarak BİS değerleri ve ortalama arter kan basınçları (OAB) KPB döneminde 15 dk aralıklarla kaydedildi.
İndüksiyon döneminde Grup 1'de 6, Grup 2'de 8 hastada hipotansiyon meydana geldi. Başlangıç değerine göre indüksiyon döneminde OAB'da Grup 1'de ortalama %28.7, Grup 2'de ortalama %35.4 oranında düşme meydana geldi (p>0.05). Grup 1'de 1 hastada, Grup 2'de 2 hastada 1 şiddetinde kas rijititesi oluştu. Operasyonun farklı dönemlerinde BİS değerinin 60 üzerine çıktığı için bolus remifentanil ihtiyacı Grup 1'de daha fazla oldu (p<0.05).
Sonuç olarak remifentanil, kullandığımız dozlarda cerrahi stimülasyona hipertansif yanıtı baskılamasına rağmen bu dönemlerde BİS değerinde yükselme olmuş ve yeterli hipnozu sağlayamamıştır. İndüksiyon döneminde her iki grupta da remifentanil uygulanmasından sonra hipotansiyon görülme oranı yüksek bulunmuştur. Özellikle ventrikül fonksiyonu iyi olmayan olgularda bu durumun tehlike oluşturabileceği göz ardı edilmemelidir. İdame döneminde ise 1 mgkg-1dk-1 dozunda uygulanan remifentanil yeterli anestezi derinliği sağlayamamış olması nedeniyle daha yüksek dozlarda kullanımının uygun olabileceğini düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: koroner arter "bypass" cerrahisi, remifentanil |
|
"Pressure Support Ventilation" "CPAP" ve T-Parçasının Arter Kan Gazlarına, Hemodinamik Parametrelere ve "Weaning" Başarısına Etkilerinin Karşılaştırılması, 9(4):154-157 |
Öznur ŞEN, Güniz MEYANCI KÖKSAL, Cem SAYILGAN, Hüseyin ÖZ
|
|
|
PSV, CPAP ve T-parçasının "weaning"'de arter kan gazlarına, hemodinamiye, "weaning" başarısına olan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Akut solunum yetersizliği nedeni ile 48 saatin üzerinde mekanik ventilasyon uygulanan ve "weaning" kriterlerini sağlayan 36 olgu çalışmaya dahil edilerek rasgele 3 gruba ayrıldı (n:12 her bir grup için). Grup PSV: İnspirasyon basınç desteği?10 cmH2O, PEEP?5 cmH2O, FiO2?0.4; Grup CPAP: CPAP?5 cmH2O, FiO2?0.4; grup T-parçası: 4 L dk-1 oksijen ile solutuldular. Çalışmanın başında, "weaning" sürecinin 2. saatinde ve ekstübasyondan 48 saat sonra, arter kan gazları (PaO2, PaCO2, pH), ortalama arter basınçları (OAB), kalp atım hızları (KAH) kaydedildi.
Grup içi ve gruplar arasında başlangıç ve ekstübas-yondan 48 saat sonra PaO2, pH, PaCO2 değerleri arasında fark bulunmadı. "Weaning" sürecinde, grup içi PaCO2 değerleri arasında fark yokken, gruplar arası PaCO2 değerleri T-parçasında diğer gruplara göre düşük olduğu saptandı (p<0.05). Hemodinamik parametreler karşılaştırıldığında, her 3 grupta da tüm ölçüm zamanlarında istatistiksel fark bulunmadı. T-parçası grubundaki başarısız olgu sayısı diğer gruplara göre fazla bulundu (p<0.001, p<0.01).
PSV, CPAP ve T-parçasının, "weaning"'de, PaO2, pH ve hemodinamik parametreler üzerine olan etkileri arasında fark bulunmamakla birlikte, T-parçasındaki başarısızlık daha fazla idi.
Anahtar kelimeler: mekanik ventilasyon, "Weaning", hemodinami, arter kan gazları |
Aorta Koroner Baypas Greft Cerrahisinde Rokuronyum Bromür ile Sisatrakuryum Besilatın Hemodinamik Etkilerinin Karşılaştırılması, 9(4):158-161 |
Nurgül YURTSEVEN, Canan GÜLER, Pelin KARACA, Vedat ÖZKUL, Abdullah Kemal TUYGUN, Tamer AKSOY, Sevim CANİK |
|
|
Bu çalışmada aorta koroner baypas greft (AKBG) cerrahisi uygulanacak hastalarda iki farklı nöromusküler blokerin hemodinamik etkilerinin karşılaştırması amaçlandı. Prospektif yapılan çalışmada 30 hasta randomize olarak, kullanılan nöromusküler blokere göre iki gruba ayrıldı: Grup 1, 0.6 mg kg-1 rokuronyum bromür (Esmeron, Organon), Grup 2, 0.1 mg kg-1 sisatrakuryum besilat (Nimbex, GlaxoWellcome). Anestezi indüksiyonunda tüm hastalara standart 20 µg kg-1 fentanil (Fentanyl Citrate, Abbott), 0.1 mg kg-1 midazolam (Dormicum, Roche) kullanıldı. Hemodinamik parametreler anestezi indüksiyonu öncesi (T0), indüksiyondan 3 dakika sonra (T1) ve entübasyondan sonra (T2) kaydedildi.
Gruplar birbirleriyle karşılaştırıldığında T2 periyodunda kalp atım hızı (KAH) sisatrakuryum grubunda istatistiksel olarak anlamlı düşük bulundu. Grup içi değerlendirmede ortalama arter basıncı (OAB), her iki grupta da, kontrol değerlerine göre anlamlı olarak düşüktü. Grup 1'de sistemik damar direnci (SVR), grup 2'de KAH, SVR ve sağ ventrikül atım iş indeksi (RVSWI) T1 zamanında kontrol değerlerine göre an-lamlı düşük bulunurken, T2 periyodunda grup 1'de ortalama pulmoner arter basıncı (OPAB), SVR, pulmoner damar direnci (PVR) ve RVSWI; grup 2'de KAH, OPAB, kardiyak indeks (KI) ve RVSWI kontrol değerlerine göre anlamlı düşük bulundu.
Sonuç olarak; hemodinamik parametrelerinde bazı değişimler istatistiksel olarak anlamlı fark gösterse de, her iki ajanında AKBG operasyonlarında güvenle kullanılabileceğini düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler: koroner baypas, rokuronyum, sisatrakuryum |
Koroner Revaskülarizasyon Olgularında Postoperatif Erken Dönem; Pompalı ve Pompasız Yöntemlerin Karşılaştırılması, 9(4):162-166 |
Sıtkı GÖKSU, Hasan KOÇOĞLU, Bahadır DAĞLAR), Haşim ÜSTÜNSOY, Mehmet Adnan CELKAN, Hakkı KAZAZ, Ali UYAR, Ünsal ÖNER |
|
|
Koroner arter cerrahisinde, pompasız koroner arter baypas greftleme tekniği son yıllarda yaygınlaşmış ol-masına rağmen, bu yöntemle morbidite ve mortalitenin azaldığı konusu tartışmalıdır. Çalışmamızda, pompa kullanılarak veya pompasız yöntemle uygulanan koroner revaskülarizasyon olgularının, postoperatif risk skorları, mekanik ventilasyon ve yoğun bakım ünitesinde kalış süreleri, aritmi gelişimi, böbrek fonksiyonları, kanama ve kan gereksinimi, yeniden operasyona alınma, nörolojik defisit ve delirium görülme oranı, yeni miyokard infarktüsü (MI) gelişimi ve erken dönem mortalite oranı açısından karşılaştırılması amaçlandı.
İki veya daha fazla koroner damar revaskülarizasyonu planlanan 60 olguya aynı tip anestezi uygulanarak kardiyopulmoner baypas ile (KKABG grubu, n=40) veya çalışan kalpte (OPKABG grubu, n=20) koroner baypas greftleme yapıldı. Postoperatif dönemde her iki grup olguları basitleştirilmiş akut fizyoloji skoru II, kanama miktarı, kan transfüzyonu, ventilasyon süresi, aritmi, böbrek fonksiyonları, nörolojik defisit, yeni miyokard infarktüsü ve mortalite açısından karşılaştırıldı.
Mekanik ventilasyon süresi ve yoğun bakımda kalış süresi OPKABG olgularında daha kısa olmasına rağmen bu fark istatistiksel olarak anlamlı bulunmadı (p>0.05). Postoperatif kanama ve kan transfüzyonu gereksinimi KKABG grubunda anlamlı derecede yüksek bulundu (p<0.05). KKABG grubunda 1 olgu kaybedildi.
Sonuç olarak, pompalı yöntem ile karşılaştırıldığında pompasız koroner revaskülarizasyon uygulamasının, morbidite ve mortaliteyi değiştirmediği, ancak kanama ve kan ürünleri gereksinimini azalttığı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: KABG, pompasız KABG, konvensiyonel KABG, postoperatif |
Kardiyopulmoner Baypas ve Hipoterminin Soğuk Aglutinin Üzerine Etkileri, 9(4):167-171 |
Esen GIRAN, Zeynep KAYHAN, N. ÖZBEK |
|
|
Bu prospektif çalışmada kardiyopulmoner baypas ile koroner arter cerrahisi geçiren hastalarda önemli bir protein grubu olan soğuk reaktif proteinlerden soğuk aglutinin düzeyleri incelendi. Elektif açık kalp cerrahisi planlanan 36-76 yaş arasında 33 hasta çalışmaya dahil edildi. Uygun premedikasyon ve anestezi indüksiyonundan sonra hastalara hipotermik (28°C) kardiyopulmoner baypas (KPB) uygulandı. Miyokardın korunması Grup I'de (23 hasta) ''Edward'' kardiyoplejisi (kristaloid kardiyopleji) ile, Grup II'de (10 hasta) ise kan kardiyoplejisi ile sağlandı. Hastalardan soğuk aglutinasyon testi için preoperatif dönemde, KPB sırasında ısınmaya başlamadan hemen önce (1. örnek), postoperatif 2. (2. örnek) ve 24. saatte (3. örnek) 3 mL kan alındı.
Hastaların demografik özellikleri, aort klempi, KPB ve operasyon süreleri açısından gruplar arasında anlamlı fark saptanmadı. Preoperatif dönemde tüm hastalarda negatif olan soğuk aglutinasyon testi dört hastada çeşitli örnekleme zamanlarında 1/4 ile 1/32 titreler arasında pozitif bulundu. Kardiyoplejinin tipi, peroperatif aglutinasyon sonuçlarını etkilemedi.
Hastanemiz laboratuvarlarında çeşitli nedenlerle soğuk aglutinasyon testi yapılan 1000 hastanın değerlendirilmesinde bu hastaların sadece 12'sinde (% 1.2) 1/4 ile 1/64 titreler arasında pozitiflik olduğu görüldü.
Çalışma kapsamındaki hastalarda, kardiyopleji tipine bağımlı olmaksızın, klinik önemi olan soğuk aglutinasyon saptanmasa da özellikle derin hipotermi uygulanacak hastalarda aglutinasyon titreleri ile birlikte termal amplitüdün belirlenmesi, anestezi ve cerrahinin buna göre planlanması gerektiği sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: plazma proteinleri, soğuk aglutinin, hipotermi; kardiyopulmoner baypas |
|
|