 |
GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ MART 2007
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):8-14, 2007
Derleme / Kalbin Korunmasında Anestezinin Rolü |
Zuhal AYKAÇ |
|
|
İskemik kalp hastası olan ve cerrahi müdahale gerektiren hasta sayısı günden güne arttığından, anestezistlerin miyokardiyal iskemiyi erken tanıma ve kötü sonuçlarından korunmayı hedefleyen yöntemleri iyi bilmeleri gerekmektedir. Miyokardiyal hasarın önlenmesinde anesteziklerin rolü giderek daha iyi anlaşıldıkça, anestezistler daha farklı anestezi stratejileri geliştirmektedir.
İskemiyi önlemek için geleneksel yaklaşım; oksijen teminini arttırmak, tüketimini azaltmak için çeşitli yöntemlerin kullanılmasıdır. Ancak, yeni bakış açısında sevofluran, izofluran vb. gibi inhalasyon anestezik ajanlarını da kullanarak dengeli anestezi ile aktif kardiyoproteksiyon önem kazanmaktadır.
Bu derleme de önkoşullama mekanizmasına kısaca değinilerek, anestezikler ile kalbin korunması kısaca özetlenecektir.
Anahtar kelimeler: miyokardiyal iskemi, önkoşullama, inhalasyon anestezikleri |
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):15-23, 2007
Derleme / Kardiyopulmoner Baypas Uygulamasında Değişen Stratejiler |
|
|
|
Yarım yüzyıldır kullanılmakta olan kardiyopulmoner baypas (KPB) uygulamasında, süreç içinde bazı değişiklikler olmuştur. Başlangıç sıvısı olarak kullanılan kan yerine kristalloid veya kolloid sıvıların kullanılması önemli bir değişiklik olmuştur. KPB sırasında gelişen sistemik inflamatuvar yanıtın azaltılmasına yönelik çok ciddi çalışmalar ve değişik uygulamalar yapılırken, bugün sonuçlarımızı etkilediğini düşündüğümüz bazı ayrıntılar çok gündemde tutulmamıştır. Dokuda oluşup rezervuara taşınan karbondioksitin eliminasyonunu ve kanın oksijenasyonunu belirleyen taze gazın akım hızının belirlenmesi, hipoksinin ve hiperoksinin neden olabileceği olumsuzlukları minimuma indirebilmek için KPB sırasındaki oksijen fraksiyonunun ayarlanması önemli değişikliklerdendir. Kan ve kan ürünlerinin kullanımına bağlı özellikle geç dönem olumsuzlukların ortaya konmasından sonra, kan ve kan ürünü transfüzyonunun azaltılması, perioperatif sıvı dengesinin yakın izlenimi önemli olmuştur. Kan hücreleri ve proteinlerin non-endoteliyal yüzeylere teması sonucu pıhtılaşma sistemi, fibrinoliz, kompleman kaskadı, ve kalikrein/kinin kaskadı aktivasyonunun azaltılması amacı ile yüzey kaplı devrelerin kullanılması bu süreç içinde olan belli başlı önemli değişikliklerden bazılarını oluşturmaktadır.
KPB uygulamasındaki bu değişiklikler, postoperatif entübe kalma, yoğun bakımda kalma, hastanede kalma sürelerinin kısalmasına, kan ve kan ürünü kullanım oranlarında, morbidite ve mortalitede azalmayı sağlayarak günümüzdeki başarının sağlanmasına katkıda bulunan faktörler arasında yer almışlardır.
Anahtar kelimeler: kardiyopulmoner baypas, kristalloid, kolloid, yüzey kaplı devreler |
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):24-30, 2007
Klinik Çalışma / Pediyatrik Kalp Cerrahisinde Farklı Protamin Dozlarının Siyanotik ve Siyanotik Olmayan Hastalardaki Etkisi |
Hüsne BAYRAK, Elif A. AKPEK, Aslı DÖNMEZ, Filiz DEMİRSOY, Şükrü MERCAN |
|
|
Bu çalışmada, konjenital kalp cerrahisinde heparinin nötralize edilmesi amacı ile verilen protaminin, siyanotik ve siyanotik olmayan hastalar üzerindeki etkisi ile üç farklı protamin dozunun karşılaştırmalı değerlendirmesi amaçlanmıştır.
Pediyatrik açık kalp cerrahisi uygulanacak 79 hasta, prospektif olarak iki grupta ele alındı: Grup 1 (n=36, siyanotik) ve Grup 2 (n=43, siyanotik olmayan). Aynı hastalar kardiyopulmoner baypas (KPS) sonunda uygulanan protamin dozuna göre de kendi içinde 3 alt gruba ayrıldı, her 1 mg (100 IU) heparin için 1 mg protamin (1:1); 1.5 mg protamin (1:1.5); ve 1.7 mg protamin (1:1.7).
Tüm gruplar arasında KPB öncesi ve sonrası protrombin zamanı (PZ), aktive parsiyel tromboplastin zamanı (aPTZ) ve “international normalization ratio (INR)” değerleri bakımından fark bulunmadı. Isınma döneminde ve protamin sonrası ölçülen aktive pıhtılaşma zamanı (activated clotting time, ACT) değeri siyanotik hastalarda daha yüksek bulundu (p=0.001 ve p=0.044). Siyanotik olmayan hastaların 15'inde (% 34), siyanotik hastaların ise 23'ünde (% 63) ek protamin gereksinimi oldu (p=0.008). Bu fark alt gruplar arasında anlamlı değişiklik gösterdi.
Sonuç olarak, konjenital kalp cerrahisinde, siyanotik olan ve siyanotik olmayan hastalarda protamin gereksiniminin fark gösterdiği bulundu.
Anahtar kelimeler: kardiyopulmoner baypas, antikoagülasyon, pediyatrik kalp cerrahisi |
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):31-34, 2007
Klinik Çalışma / Kardiyak Cerrahi Sırasında Heparin Antikoagülasyonu Sonrası Aktive Edilmiş Pıhtılaşma Zamanı Ölçümü İçin Zaman Önemli mi? |
Alkin ÇOLAK, Cavidan ARAR, Turan EGE, Salih SEVDİ, Nesrin TURAN, Zafer PAMUKÇU |
|
|
Çalışmamızda, koroner arter cerrahisi geçirecek olgularda kardiyopulmoner baypas için heparinle antikoa-gülasyon uygulanmasının ardından, aktive edilmiş pıhtılaşma zamanı (ACT) ölçümü için gereken 2 ile 5 dk. bekleme süresinin yeterliliğini araştırmayı amaçladık.
Elektif kardiyopulmoner baypas uygulanacak 50 olgu çalışmaya alındı. Tüm olgulara standart premedikasyon, monitorizasyon, anestezi indüksiyonu ve idamesi uygulandı. Cerrahi prosedürde sol internal mammarian arter klemplenmesinden önce 300 U kg-1 heparin uygulandı. Heparin uygulanmasının ardından 2 ve 5. dk.'larda ölçülen ACT değerleri karşılaştırıldı.
Sonuç olarak, ACT kontrolü için heparin uygulamasından 2 dk. sonra kan alınmasıyla 5 dk. sonra kan alınması dönemleri arasında istatistiksel fark olmadığını ve özellikle acil kanülasyon ve baypas başlaması gereken durumlarda 2 dk. beklemenin de güvenli olacağı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: koroner arter baypas greftleme, kalp-akciğer pompası, heparin, aktive edilmiş pıhtılaşma zamanı |
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):35-38, 2007
Klinik Çalışma / Kardiyopulmoner Baypas Sonrası Gastrointestinal Komplikasyonlarda Mortaliteye Etkili Faktörler |
Gökçen ORHAN, Nihan YAPICI, Türkan ÇORUH, Bülent KETENCİ, Batuhan ÖZAY, Müge TAŞDEMİR, Zuhal AYKAÇ, Serap AYKUT AKA
|
|
|
Çalışmanın amacı, kardiyopulmoner baypas (KPB) sonrası görülen gastrointestinal sistem (GİS) komplikasyonlarının sıklığını ve mortaliteye etki eden risk faktörlerini araştırmaktır.
Ocak 2000-Haziran 2005 tarihleri tarihleri arasında kardiyopulmoner baypas ile açık kalp cerrahisi uygulanan 11.234 ardışık olgu retrospektif olarak incelendi. Gastrointestinal sistem komplikasyonu gelişen olgular değerlendirildi.
Olguları 68’inde (% 0.6) GİS komplikasyonu gelişti. Bunlardan 33’ü (% 48) kaybedildi. En sık görülen GİS komplikasyonu üst GİS kanaması olup, bunu izleyenler ise sırasıyla bağırsak iskemisi, pankreatit ve paralitik ileus idi.
GİS komplikasyonu gelişen olgularda mortaliteye etki eden faktörler, preoperatif NYHA sınıflaması Klas > 3, EF < % 40, uzamış aortik kros klemp ve KPB, postoperatif düşük kalp debisi ve uzamış inotropik destek olarak belirlendi.
Preoperatif risk faktörlerinin değerlendirilmesi, inotropik ajan kullanımında optimal doz ayarlanması, postoperatif gastrointestinal yakınmaların sorgulanarak, özellikle inatçı asidoz ve laktat yüksekliğinde GİS komplikasyonu olasılığı akla getirilerek, erken tanı ve tedavinin mortaliteyi azaltacağını düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: kardiyopulmoner baypas, gastrointestinal sistem komplikasyonu, mortalite |
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):39-42, 2007
Olgu Sunumu / Ev Yapımı Semizotu Konservesi ile Gelişen Ciddi Botulizm (5 Olgu) |
Müslüm ÇİÇEK, Ender GEDİK, Üner KAYABAŞ, Seçil BULUT, Yaşar BAYINDIR, Mehmet Özcan ERSOY
|
|
|
Ev yapımı semizotu konservesi yenmesi sonucu ciddi botulizm gelişen 5 olgu ve uygulanan tedavilerin sunulması amaçlandı. Birinci olgu yemekten 31 saat sonra 4 olgu ise, 35 saat sonra acil serviste görüldü. Anamnez ve klinik değerlendirme sonucunda olguların botulizm olduğu düşünüldü. Olgular yoğun bakım ünitesine alındıktan sonra kas paralizisinde ilerleme olması nedeniyle mekanik ventilatöre bağlandı. Bütün olgulara yemekten 49 saat sonra botulinum antitoksini verildi. Yoğun bakım ünitesine yatışlarının 5. ve 6. günlerinde olgulara perkütan trakeostomi açıldı. Nozokomiyal infeksiyonlar antibiyotiklerle tedavi edildi. Olgulara 13 gün ile 25 gün arasında mekanik ventilasyon uygulandı. Trakeostomiler kapatıldıktan sonra bütün olgular intaniye servisine devredildi. Olgular, intaniye servisinde tedavileri tamamlandıktan sonra sağlıklı olarak taburcu edildiler.
Anahtar kelimeler: clostridium botulinum, botulizm, yoğun bakım ünitesi |
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):43-45, 2007
Olgu Sunumu / Torakoabdominal Aort Cerrahisinde Spinal Kord Koruma Yöntemlerinin Kombinasyonu |
Adnan TORGAY, Pelin KARAASLAN, Süleyman ÖZKAN, Aslı DÖNMEZ
|
|
|
Torakoabdominal anevrizmalar cerrahi ve anestezideki tüm gelişmelere karşı hala morbidite ve mortalitesi yüksek olan lezyonlardır. Hastaların ortalama yaşları yüksek olduğu için eşlik eden başka patolojileri de olabilir ve bu nedenle ameliyat daha da komplike olabilir. Anevrizmanın yerine bağlı olarak böbrek, karaciğer, bağırsakta iskemi gelişebilir, ancak en korkulan komplikasyon spinal kord hasarıdır. Spinal kord hasarını önleyebilmek için pek çok yol olmasına rağmen, en iyi yöntem konusunda düşünce birliği yoktur. Biz bu olgu ile spinal kordun korunması için kombine ettiğimiz yaklaşım ve farmakolojik yöntemler ile ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiğimiz anestezik yaklaşımımızı sunmak istiyoruz.
Anahtar kelimeler: torakoabdominal anevrizma, spinal kord hasarı, anestezi |
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 13(1):46-48, 2007
Olgu Sunumu / On Yedi Haftalık Gebede Acil Mitral Kapak Replasmanında Anestezi Uygulaması |
Murat TEKİN, İsmail KATI, Yakup TOMAK
|
|
|
|
|