 |
GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ MART 2009
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(1):6-12, 2009
Derleme
Kalp Cerrahisinde Koagülasyon Monitörizasyonu
|
Pınar DURAK ULUER *, Sema ŞANAL BAŞ **
|
|
|
Kardiyopulmoner baypas (KPB) cerrahisinde sıklıkla çeşitli nedenlere bağlı olarak hemostaz bozuklukları görülür. Yabancı yüzey temasına bağlı olarak trombosit disfonksiyonu ve koagülasyon yolağındaki bozukluklara bağlı olarak mikrovaskuler kanamalar görülür. Trombosit disfonksiyonu ve koagülasyon anomalilerinin ölçülmesi ameliyat sırası ve sonrası kanamayı azaltır. Aktive olmuş koagülasyon zamanı yaygın olarak kullanılmasına rağmen heparinizasyonun yetersizliği aktive edilmiş koagülasyon zamanı (ACT, activated clotting time) monitorizasyonunun temas aktivasyonu esasına dayanması ve bununda her zaman KPB’de tanımlayıcı olmayabileceği esasına dayanır. Heparinizasyon monitörizasyon gerektirir ve antifaktör Xa ölçümleri altın standart olsa da bu derlemede kan ve kan ürünlerinin kullanımını sınırlamak amacıyla tromboelastogram ve diğer yatak başı vizkoelastik ölçüm cihzaları incelenmiştir.
Anahtar kelimeler: koagülasyon, kardiopulmoner baypas, aktive edilmiş koagülasyon zamanı, kan heparin konsantrasyou, tromboelastografi
|
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(1):13-19, 2009
Klinik Çalışma
Parasternal Blokta Levobupivakain ve Bupivakain: Postoperatif Analjezik Etkinlik |
Tülay HOŞTEN SEYİDOV *, M. Güçlü ELEVLİ **, Yavuz GÜRKAN ***, Alparslan KUŞ ****, Mine SOLAK *****, Kamil TOKER *****
|
|
|
Amaçlar: Parasternal blok ilk kez McDonald ve ark. tarafından tanımlanmıştır (1). McDonald ve ark. plasebo kontrollü çalışmalarında, lokal anestezik olarak levobupivakaini kullanmış ve parasternal bloğun postoperatif opioid tüketimini azalttığını göstermişlerdir. Çalışmamızın amacı, açık kalp cerrahisinde infiltrasyon anestezisiyle kombine parasternal blokta eşit volüm ve konsantrasyonlardaki levobupivakain ile bupivakainin postoperatif analjezik etkinliklerini karşılaştırmaktır.
Gereç ve Yöntem: Genel anestezi altında elektif açık kalp cerrahisi yapılan, ASA I-II statüsünde 40 hasta üzerinde prospektif, randomize çift kör bir çalışma gerçekleştirildi. Hastalar 50 mL % 0.25 bupivakain (Grup B) veya 50 mL % 0.25 levobupivakain solusyonu (Grup LB) almak üzere randomize edildi. Parasternal blok, sternum telleri yerleştirilmeden önce cerrah tarafından gerçekleştirildi. Etkinlikle ilgili ölçümler VAS skorlarını (istirahat ve öksürükte) ve ilave bolus tramadol dozlarını içerdi.
Sonuçlar: VASistirahat ve VASöksürük skorları her 2 grupta benzerdi. Grup B’de ilk 8 saatte ortalama ek tramadol dozları 80.95±18.9 mg, ilk 24 saatteki ortalama ek tramadol dozu 90.0±22.36 mg, Grup LB’de ise sırasıyla 82.1±17.5 mg ve 92.9±12.2 mg idi ve gruplar arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı (p= 0.39).
Sonuçlar: Levobupivakain parasternal blokta bupivakain ile benzer düzeyde analjezik etki ve güvenlik profili sergilemiştir. Bu nedenle levobupivakain, parasternal blok ve inflitrasyon anestezisinde bupivakaine alternatif olabilir.
Anahtar kelimeler: levobupivakain, bupivakain, postoperatif ağrı, açık kalp cerrahisi, parasternal blok
|
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(1):20-26, 2009
Klinik Çalışma
Majör Abdominal Cerrahi Uygulanan Olgularda Genel Anestezi ve Genel Anestezi+Torasik Epidural Analjezinin Hemodinami, Derlenme ve Postoperatif Analjezi Üzerine Ekileri |
Bilge EKSERT ÜSTÜN *, Cavidan ARAR **, Alkin ÇOLAK **, Nesrin TURAN **, Zafer PAMUKÇU **
|
|
|
Giriş: Çalışmamızda, major abdominal cerrahide genel anestezi ve genel anestezi + torasik epidural analjezi uygulamasının intraoperatif ve postoperatif hemodinami, derlenme, analjezik tüketimi ile hasta taburcu olma kriterlerine olan etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.
Materyal ve Metod: ASA I-III grubundan 46 olgu rasgele iki gruba ayrıldı. Anestezi indüksiyonu propofol ve sisatrakurium ile sağlandı. Olgulara torasik epidural kateterden Grup I’e cilt kapatılırken 2mg mL-1 ropivakain 10 mL bolus, Grup II’ye anestezi indüksiyonundan sonra 2 mgmL-1’lik ropivakain solüsyonundan 4-6 mLsaat-1 infüzyon uygulandı. Postoperatif dönemde analjezi epidural kateterden ropivakain bolus 10 mL, 30 dk. kilitli kalma süresi protokolü ile hasta kontrollü anestezi(HKA) uygulandı.
Bulgular: Her 2 grubun demografik verileri ile anestezi ve ameliyat süreleri benzerdi. Grup II’de cilt insizyonuna hemodinamik yanıt alınmadı, intraoperatif hemodinamik takipleri stabildi ve intraoperatif tüketilen opioid miktarı düşük bulundu (p<0.05). Olguların vizüel analog skala (VAS) değerleri, HKA’da istek/alım oranı, sözlü uyarı ile göz açma ve verbal yanıt süreleri Grup II’de anlamlı düşük bulundu (p<0.05).
Sonuç: Sonuç olarak, major abdominal cerrahi uygulanan olgularda, genel anesteziyle birlikte torasik epidural analjezi kullanılması düşük opioid ve sevofluran tüketimine, erken derlenme kriterlerine, düşük yan etki profili sağlaması nedeniyle tercih edilebilir bir yöntem olduğu kanısına vardık.
Anahtar kelimeler: torasik epidural analjezi, genel anestezi, abdominal cerrahi, hemodinami, postoperatif analjezi, ropivakain, hasta kontrollü analjezi
|
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(1):27-29, 2009
Olgu Sunumu
Ender Görülen Bir Yabancı Cisim Aspirasyonu ve Anestezi |
Ayşe MIZRAK *, M. Levent EKEN **, Rauf GÜL *, Senem KORUK *, Ertuğrul KILIÇ **, Maruf ŞANLI ***, Sıtkı GÖKSU ****
|
|
|
Yabancı cisim aspirasyonu nedeni ile acil servisimize başvurmuş hastanın preoperatif ve perioperatif yönetimine ışık tutmak istedik.
ASA IIE sınıfında 25 kg ağırlığında, 6 yaşında, hava yoluna yabancı cisim (düdük) aspire eden erkek hastaya, rijit bronkoskopi planlandı. Hasta ameliyathaneye acil olarak alındı. Hastadan tekrarlayan bronkoskopilere rağmen, yabancı cisim çıkarılamadı. Bu durumda hastanın hemodinamisi stabil iken, trakeotomi açılıp yabancı cisime retrograt olarak trakeotomiden ulaşıldı ve hava yolu güvenliği sağlandı.
Sonuç: Ender rastlanan yabancı cisim (düdük) aspirasyonunda trakeotominin yaşam kurtarıcı olduğunu vurgulamak istiyoruz. Ancak, daha önce acil monitorizasyon, uygun anestezik teknik ve müdahale olabildiğince hızlı bir şekilde yapılmalıdır.
Anahtar kelimeler: yabancı cisim (düdük), acil monitorizasyon, anestezi, rigit bronkoskopi, trakeotomi
|
|
GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(1):30-32, 2009
Olgu Sunumu
Yoğun Bakım Ünitesinde Postoperatif Yineleyen Öğürme ve Bulantı Sonrası Gelişen Tam Kalp Bloğu
|
Fatih ÖZKAN *, Yeşim ŞENAYLI *, Murat TÜMÜKLÜ **
|
|
|
Postoperatif bulantı ve kusma anestezi ve cerrahiyle ilgili olarak en rahatsızlık verici ve en sık görülen komplikasyonlardan birisidir. Olgumuzda postoperatif erken dönemde kusma olmaksızın meydana gelen öğürme ve bulantıyı takiben gelişen tam kalp bloğu atakları sunuldu. Yakın takip ve izlem amaçlı yoğun bakım ünitesine alınan hasta postoperatif 5. ve 6. saatlerde şiddetli öğürme ve bulantı ile ortaya çıkan kalp bloğu ve asistoli atakları gelişti. Hstada bu ataklarla beraber senkop da görüldü. İlk atakta müdahale eder etmez 2. atakta ise müdahalesiz klinik tamamen normale döndü. Ayrıntılı klinik ve laboratuvar incelemeler de atakları açıklayacak patolojik bir bulgu saptanmadı. İkinci ataktan sonra hastaya ondansetron HCl 4 mg iv uygulandı. Takiplerinde herhangi bir sorun olmayan hasta postoperatif ikinci gün servisine transfer edildi.
Sonuç olarak, bu hastada görülen öğürme ve bulantı, perioperatif dönemle ilgili çeşitli faktörlerden kaynaklanabileceği gibi, neden oldukları ani kardiyak etkilerin hastanın üst gastrointestinal bölgesinde oluşan aşırı vagal uyarılara bağlı gelişebileceği kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: postoperatif bulantı ve kusma, vagal etkinlik, kalp bloğu
|
|
|