GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ

 

GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ HAZİRAN 2009

 

GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(2):38-44, 2009
Klinik Çalışma

Koroner Arter Baypas Cerrahisi Sonrası Gelişen Atriyal Fibrilasyona İnhalasyon Anestezisinin Etkisi ?

Feray ERDİL *, Zekine BEGEÇ *, Erdoğan ÖZTÜRK *, A. Kadir BUT **, Ender GEDİK *,
M. Özcan ERSOY ***

ÖZET

Atriyal fibrilasyon (AF); KABC sonrası % 10-50 oranında rastlanılan önemli bir ritim sorunudur. İnhalasyon anesteziklerinin, postoperatif erken dönemde kardiyak fonksiyonları korumada önemli role sahip oldukları gösterilmiştir. Bu çalışmanın amacı; inhalasyon anesteziklerinin, KABC sonrası postoperatif erken dönemde gelişebilecek AF sıklığına etkisini retrospektif olarak araştırmaktır.

Olgular; intraoperatif uygulanan inhalasyon anesteziğine göre; izofluran (Grup I; n=260), desfluran (Grup D; n=349) ve sevofluran (Grup S; n=308) olarak 3 gruba ayrıldı. Yoğun bakım ünitesine alınan her olguya devamlı EKG monitörizasyonu yapılmıştır. Olguların ameliyattan hemen sonra ve postoperatif 1., 2. ve 4. günlerde rutin EKG’leri çekilmiştir. Olgular yoğun bakımdan çıkarıldıktan sonra asistan doktorlar tarafından günde 4 kez radiyal nabızları palpe edilerek ritim kontrolleri yapılmıştır. Bu rutin değerlendirmenin dışında klinik olarak şüphelenilen olgularda ek EKG çekilmiştir. Atriyal fibrilasyon geliştiğinde kaydedilmiştir.

Tüm olgularda % 11.8 oranında AF görüldü. Atriyal fibrilasyon gelişimi yönünden gruplar arasında fark yoktu (grup D % 11.5, grup I % 12, grup S % 11.7, p>0.05). Olgularımızda AF risk faktörlerinin belirlenmesi için yapılan multivaryant risk analizinde yaş, Euroskor, postoperatif inotrop gereksinimi, kros-klemp ve perfüzyon süresi bağımsız risk faktörü olarak bulundu (p<0.05).

Sonuç olarak, izofluran, desfluran ve sevofluran kullanımının KABC uygulanan olgularda postoperatif AF sıklığı yönünden etkilerinin benzer olduğu kanısındayız.

Anahtar kelimeler: inhalasyon anestezikleri, atriyal  fibrilasyon, koroner arter baypas cerrahisi


GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(2):45-52, 2009
Klinik Çalışma
Prone Pozisyonunda Uygulanan Perkütan Nefrolitotomi Cerrahisinde Genel Anestezi Sırasında İki Farklı Peep Düzeyinin Hemodinamik Parametrelere, Solunum Mekaniğine ve Arteryel Oksijenizasyona Olan Etkilerinin Karşılaştırılması

Naciye İDEM *, Öznur ŞEN **, Gülşen BİCAN ***

ÖZET

Amaç: Prone pozisyonda perkutan nefrolitotomi uygulanan hastalarda fizyolojik sınırlarda ZEEP ve 5 cmH2O PEEP uygulamasının hemodinami, solunum mekaniği ve arteryel oksijenizasyon üzerine olan etkilerini araştırmayı amaçladık.

Materyal ve Metod: ASA I-II grubu, 18-65 yaşları arasında 50 olgu, rasgele PEEP uygulanmayan (Grup I) ve 5 cmH2O PEEP uygulanan (Grup II) olarak 2 gruba ayrıldı. İndüksiyonda önce kalp atım hızı (KAH), sistolik arter basıncı (SAB), diyastolik arter basıncı (DAB), periferik oksijen satürasyonu (SpO2) başlangıç kontrol değerleri olarak kaydedildi, arter kan gazı örnegi alındı, PaO2 değerleri kaydedildi. İndüksiyondan sonra pik inspiratuvar basınç (PIP), plato basıncı (PPLATO), dinamik kompliyans (CD) ve statik kompliyans (CS) değerleri kaydedildi. Ölçümler supin dönem I (S1), litotomi dönemi (L), prone dönem (P), supin dönem 2 (S2), postop 1. saat (PS1) ve postop 24. saat (PS24) değerleri olarak değerlendirildi.

Bulgular: Grup II’nin L ve P’deki SAB ve DAB değerleri grup I’e göre yüksek bulundu (p<0.05). Grup II’nin S1 ve P dönemi PIP değerleri grup I’e göre yüksek bulundu (p<0.05, p<0.01). Grup II’nin tüm dönemlerdeki PPLATO değerleri, grup I’e göre yüksek bulundu (p<0.05, p<0.01, p<0.001). Grup II’nin P dönemi CD değerleri, grup I’e göre yüksek bulundu (p<0.05). Grup II’nin PS24 PaO2 değerleri grup I’e göre yüksek bulundu (p<0.05).

Sonuç: Peroperatif 5 cmH2O PEEP kullanımının, hemodinamik ve solunum mekanikleri üzerine herhangi bir olumsuzluğa neden olmadan, postoperatif oksijenizasyonu arttırdığı için yararlı olacağı kanısına vardık.

Anahtar kelimeler: prone pozisyonu, perkütan  nefrolitotomi, PEEP,  oksijenizasyon


GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(2):53-60, 2009
Olgu Sunumu
Anestezi Gaz Dağılım Ekipmanları ile İlgili Hatalar: Beş Yılda Dört Olgu

Ayşegül ERTAN *, Hüseyin ÖZ *,**, Nesime YAYCI ***, Özlem ERSOY *

ÖZET

Giriş: Günümüzde teknolojik gelişmeler yapılan işlerin güvenilirliği ve niteliğini artırırken, ortaya çıkabilecek anestezi kazalarının tam olarak önüne geçememiştir. Bu olu sunumunda; anestezik gaz dağılım ekipmanlarına bağlı ortaya çıkan istenmeyen sonuçlar araştırılmış ve bu konuda yapılan hataların nereden kaynaklandığı belirlenerek, güvenli anestezi uygulaması için alınması gereken önlemlere ışık tutmak amaçlanmıştır.

Materyal ve Metod: Adli Tıp Kurumu Bilimsel Kurulu’nun izniyle, 2003-2008 yıllarında Adli Tıp Kurumu’nda (ATK) anestezi malpraktis iddiası ile dava konusu olan tüm kararlar retrospektif olarak incelenmiş, gaz dağılım ekipmanlarından kaynaklanan istenmeyen sonuçlarla ilgili olan 4 olgu sunulmaktadır.

Bulgular: Hatalı anestezinin uygulaması iddiası olan 169 olgunun 4’ünü gaz dağılım ekipmanlarından kaynaklanan istenmeyen sonuçlar oluşturmaktadır. Dört olguda ölüm meydana gelmesi ve uygulamanın tıp kurallarına uygun bulunmaması dikkat çekicidir. İlk 3 olguda duvar veya tavan çıkışları ile anestezi cihazı arasında bulunan gaz taşıyıcı hortumlar arasına konulan eklemeler nedeniyle oksijen yerine yanlışlıkla azot protoksit bağlantısı yapılmıştır. Ayrıca 2 olguda da merkezi sistem kurulum aşamasında uygun olmayan renk kodu seçilmiştir. Dördüncü olgumuzda ise yeni tayin edilen anestezi teknisyeni tarafından anestezi öncesi rutin olarak yapılması gereken cihaz kontrolü yapılmamış, anestezi cihazı iyi tanınmadığı için devre kapalı hale getirilememiş, bu durum anestezi cihazının bozulması olarak yorumlanmıştır.

Tartışma ve Sonuç: Anestezi uygulamalarında gaz dağılım ekipmanlarına bağlı istenmeyen olayların yaşanmaması ve hatalarla karşılaşmamak için standart donanım, standart uygulama ve özellikle acil durumlarda hava yolu güvenliğinin sağlanması ve oksijenasyon için sürekli eğitim verilmelidir.

Anahtar kelimeler: anestezi, tıbbi uygulama hatası, ekipmanların hatalı kullanımı


GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 15(2):61-64, 2009
Olgu Sunumu
Doğumsal Trakeal Bronkusu Olan Bir Hastada Anestezi Sırasında Gelişen Hipoksi

Tülay HOŞTEN SEYİDOV *, Mine SOLAK **, Ş. Tuba LİMAN ***, Salih TOPÇU ***, Kamil TOKER **

ÖZET

Trakeobronşiyal yapıdaki konjenital anomaliler genel anestezi sürecinde bazı solunum sorunlarına neden olabilir. Trakeal bronkus, trakeobronşiyal ağacın konjenital anomalilerindendir, trakea bifurkasyonunun superiyorunda veya aksesuvar bronkus olarak gelişmiş olabilir. Entübasyonda endotrakeal tüp trakeal bronkusun orifisini tıkayarak ventilasyon sorunlarına neden olur. Anestezi indüksiyonundan önce TB’un saptanması, endotrakeal tüpün optimal pozisyonunun tespitinde yardımcı olur.

Bu makalede genel anestezi sırasında solunum sorunu gelişmesi nedeniyle yapılan fiberoptik bronkoskopi sonucu konjenital trakeal bronkus tespit edilen bir olguyu sunduk.

Anahtar kelimeler: trakeal bronkus, anestezi

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayi
2009
      GKD Aralik 2009
      GKD Eylül 2009
      GKD Haziran 2009
      GKD Mart 2009
2008
      GKD Aralik 2008
      GKD Eylül 2008
      GKD Haziran 2008
      GKD Mart 2008
2007
      GKD Aralik 2007
      GKD Eylül 2007
      GKD Haziran 2007
      GKD Mart 2007
2006
      GKD Aralik 2006
      GKD Eylül 2006
      GKD Haziran 2006
      GKD Mart 2006
2005
      GKD Eylül / Aralik 2005
      GKD Haziran 2005
      GKD Mart 2005
2004
      GKD Aralık 2004
      GKD Eylül 2004
      GKD Haziran 2004
      GKD Mart 2004
2003
      GKD Aralık 2003
      GKD Eylül 2003
      GKD Haziran 2003
      GKD Mart 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker