GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ

 

GÖĞÜS KALP DAMAR DERGİSİ ARALIK 2010

 

GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 16(4):130-135, 2010
Torakotomi Sonrası Ağrı Tedavisinde Epidural Morfin-Bupivakain ile İntravenöz Morfinin Etkilerinin Karşılaştırılması

Gönül SAĞIROĞLU *, Burhan MEYDAN *, Aysun MISIRLIOĞLU **, Mustafa KÜPELİ **,
Levent ALPAY **, Çağatay TEZEL **

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda torakotomi sonrası ağrı tedavisinde epidural morfin-bupivakain ile intravenöz morfinin etkilerini karşılaştırmayı amaçladık.

Gereç ve Yöntemler: Prospektif çalışmaya 18-88 yaş arası toplam 50 hasta dahil edildi. Hastalar rasgele 25 kişilik iki gruba ayrıldı. Grup MB’deki hastalara epidural kateterden morfin-bupivakain, Grup M’deki olgulara intravenöz morfin uygulandı. Ağrı değerlendirmesi Vizüel Ağrı Skalası (VAS) ile yapıldı ve ameliyat sonrası yoğun bakım ünitesinde 0., 4., 16., 24. saatlerde VAS I (istirahatta) ve VAS II (öksürürken) değerlendirildi. Yan etkiler kaydedildi.

Bulgular: Gruplar arası karşılaştırmada VAS I ve VAS II değerleri 0., 4., 16. saatlerde Grup MB’de anlamlı derecede düşük bulundu (p<0.0001). Grup içinde başlangıca göre diğer saatler karşılaştırıldığında her iki grupta da 4. saatten başlayarak tüm zamanlardaki VAS I ve VAS II değerleri istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük tespit edildi (p<0.0001). Komplikasyonlar değerlendirildiğinde Grup MB’de bradikardi (p<0.05), Grup M’de ise bulantı - kusma (p<0.0001) anlamlı derecede yüksekti.

Sonuç: Toraks cerrahisi sonrası ağrı tedavisinde torakal epidural analjezi tekniği iv teknikten daha etkilidir; ancak epidural uygulamanın bradikardi riski yüksek olduğundan yakın takip gereklidir.

Anahtar kelimeler: torakal epidural morfin, iv morfin, torakotomi


GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 16(4):136-144, 2010
Fallot Tetralojisinin Tam Düzeltme Cerrahisinde Perioperatif Tromboelastogram Kullanımı

İrfan TAŞOĞLU *, Aslı DEMİR **, Veli Yıldırım İMREN ***, Ali YENER ****

ÖZET

Amaç: Fallot Tetralojisi tanısı alan hastaların preoperatif ve postoperatif birinci gün klasik hemostaz tetkiklerini ve tromboelastogram değerlerini incelemektir.

Gereç ve Yöntemler: Fallot Tetralojisi için açık kalp cerrahisi uygulanarak tam düzeltme ameliyatı yapılan ve yaşları 18 ay ile 84 ay arasında olan 10 çocuk prospektif olarak değerlendirmeye alındı. Kanama parametrelerinin değerlendirilmesi için kan örnekleri, 1. ameliyat başlamadan önce, anestezi indüksiyonundan hemen sonra (T0), 2. yoğun bakımda ameliyatın 24. saatinde (T1) alındı. Standart laboratuvar tetkikleri olarak PT, PTT, INR, trombosit sayısı, fibrinojen ve D-dimer değerleri takip edildi. Tromboelastogram değerlendirmesinde maksimum pıhtılaşma (maksimum amplitüd, MA), ilk pıhtı başlangıcı (R), alfa açısı ve pıhtı oluşum zamanı (K) kullanıldı.

Bulgular: Hastaların T0 anında anlamlı bir koagülasyon bozukluğu olduğu, hastalarda pıhtının oluşmaya başlaması (R), pıhtının belli bir güce erişmesi (K) ve pıhtının maksimum güce erişmesinde (alfa) yetersizlik olduğu tespit edildi. Hastaların T0 ve T1’deki trombosit sayılarında anlamlı bir fark yoktu, klasik kanama parametreleri değerlendirildiğinde testlerde anlamlı şekilde bozulma gözlendi. TEG değerlendirmesinde ise INTEM ve EXTEM’de K ve alfa değerlerinde düzelme gözlendi. R, MA değerlerinde bir fark gözlenmedi.

Tartışma: Hastaların % 80’inde R, K, alfa değerlerinin bozuk olması plazma pıhtılaşma faktörleri, bunların inhibitörleri ve trombosit fonksiyonlarında bozukluk olduğunu düşündürmektedir. Klasik kanama testleri koagülasyon sisteminin basamaklarını izole olarak değerlendirmektedir fakat TEG tüm basamakları ve bu basamakların birbiriyle olan ilişkilerini global olarak değerlendirebilmektedir.

Sonuç: Konjenital kalp cerrahisi sonrasında TEG parametrelerinin daha hassas sonuçlar vereceğini düşünüyoruz.

Anahtar kelimeler: tromboelastogram, konjenital kalp cerrahisi


GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 16(4):145-153, 2010
Torakal ve Abdominal Aort Anevrizmalarının Endovasküler Tedavisinde Anestezi Uygulamaları ve Klinik Sonuçları

H. Evren EKER *, Şule AKIN **, Oya YALÇIN ÇOK *, Levent OĞUZKURT ***, Anış ARIBOĞAN ****

ÖZET

Giriş: Anevrizma tedavilerinde Endovasküler Stent Greft (EVSG) tekniği özellikle yüksek riskli hastalarda cerrahiye alternatif bir tedavi yöntemi olarak uygulanmaktadır. Cerrahi eksplorasyon uygulamalarında genel veya rejyonel anestezi tercih edilebilirken, perkütan teknikte sedoanaljezi yöntemi yeterli olmaktadır. Bu çalışmada EVSG uygulanan hastalarda planlanan anestezi teknikleri ve klinik sonuçları değerlendirilmiştir.

Gereç ve Yöntem: 2005-2010 yılları arasında abdominal ve torakal aort anevrizması nedeniyle EVSG uygulanan hastalar retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların demografik verileri, uygulanan anestezi teknikleri ve bunlarla ilişkili komplikasyonlar, kullanılan kontrast madde miktarı, toplam idrar miktarı, yoğun bakımda ve hastanede kalış süreleri, sıvı ve inotrop gereksinimi, “endoleak” gelişimi ve tedavisi kaydedildi. Yüksek volümde kontrast kullanımına bağlı böbrek fonksiyonunu değerlendirmek için kreatinin düzeyleri işlem öncesi değerlerle karşılaştırıldı. Yoğun bakımda hemodiyaliz gereksinimi, ventilatör tedavi gereksinimi ve süresi de dokümente edildi.

Bulgular: ASA III-IV grubu 69 hastanın yaş ortalaması 66.82±9.6 yıl olup, erkek/kadın oranı 64/5 idi. İşlem süresi ortalama 168±77 dk. olup, bu sürede ortalama 911±872 mL kristalloid, 370±221 mL kolloid ve 594±879 mL eritrosit süspansiyonu verildi. Hastaların % 14,5 (n=10)’inde gelişen hipotansiyon sıvı tedavisi ve inotrop ile düzeltildi. İşlem öncesi ve sonrası kreatinin düzeylerinde istatistiksel olarak anlamlı artış görüldü (p=0,037). Cerrahi yoğun bakımda ve hastanede ortalama kalış süreleri sırasıyla 2.13±3.9 gün ve 4.9±3.8 gün idi. Hastalarda mortalite oranı % 7.2 (n=5) olarak belirlendi. 16,4±10,4 aylık takip süresince hastaların % 39 (n=27)’unda tip II endoleak gelişti ve bunların % 10 (n=7)’una sedoanaljezi yöntemiyle ek stent uygulandı.

Sonuç: Yüksek riskli hastalarda anevrizma tamirinde EVSG yöntemi ve tercih edilen anestezi tekniği hasta sağ kalım sonuçlarını değiştirebilir.

Anahtar kelimeler:  abdominal aort anevrizması, torakal aort anevrizması, endovasküler anevrizma tedavisi, sedoanaljezi

GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 16(4):154-160, 2010
Magnezyumun Endobronşiyal Entübasyon Sırasında Hemodinami, Katekolamin Salınımı ve Posttorakotomi Ağrısına Etkisi

Lale YÜCEYAR *, Hülya EROLÇAY **, Burcu TUFANOĞULLARI ***, Hülya BALCI ****, Bora AYKAÇ *****

ÖZET

Giriş: Bu çalışmada torakotomi ile akciğer cerrahisi uygulanan hastalarda anestezi indüksiyonu öncesi başlanarak postoperatif 24 saat boyunca verilen magnezyumun endobronsiyal entübasyon ile oluşan hemodinamik yanıt ve katekolamin salınımına ve ayrıca posttorakotomi ağrısına etikisi araştırılmıştır.

Yöntem: Etik komite ve hasta onamı alındıktan sonra torakotomi uygulanacak 40 hasta rasgele 2 gruba ayrılarak birinci gruba anestezi indüksiyonu öncesi 50 mg kg-1 MgSO4 (IV) verildi ve 10 mg kg-1 sa-1 dozundaki infüzyon peroperatif ve postoperatif 24 saat boyunca sürdürüldü. Kontrol grubuna ise aynı miktarlarda %0.9 NaCl uygulandı. Anestezi indüksiyonu ve çift lümenli endobronşiyal tüp yerleştirilmesi fentanil, propofol ve vekuronyum kullanılarak sağlandı.Tüm hastalarda postoperatif ağrı kontrolü morfin ile hasta kontrollü analjezi yöntemi kullanılarak sağlandı. Analjezi düzeyi ‘‘Visual Analog Scale’’ (VAS) ile değerlendirildi. Morfin tüketimleri, sedasyon skorları ve yan etkiler değerlendirildi. Kalp atım hızı, sistolik ve diyastolik arter kan basınçları çalışma ilacı öncesi, sonrası, indüksiyon sonrası, entübasyonun 1. ve 5. dk.’larında kaydedildi. Serum noradrenelin seviyeleri preoperatif dönemde, entübasyonun 1. ve 5. dk.’larında ölçüldü.

Bulgular: Kalp atım hızı gruplararası farklılık göstermezken, sistolik arter basınçları kontrol grubunda bronşiyal entübasyon sonrası 1. dk.’da başlangıç değerine göre daha yüksek bulundu (p<0.05), entübasyonun 5. dk’sında ise Mg grubuna göre daha yüksekti (p< 0.05). Entübasyon sonrası 1. dk.’da diyastolik arter basıncı başlangıç değerine göre kontrol grubunda (p<0.01) ve Mg grubunda (p<0.05) yüksek bulundu. Ancak, ne diyastolik arter basınçları ne de serum noradrenalin konsantrasyonları hiçbir dönemde gruplararası bir farklılık göstermedi. Ameliyat sonrası 5. dk. dışında gruplar arasında analjezi kalitesi ve morfin tüketimi benzer bulundu. Sedasyon skorları ve yan etki sıklığı farksızdı.

Sonuç: Bu çalışmada preoperatif uygulanan MgSO4’un propofol ve fentanil ile yapılan indüksiyon sonrası çift lümenli endobronşiyal tüp yerleştirilmesi sırasında oluşan sempatomimetik yanıtın baskılanmasına katkısının önemsiz olduğu görülmüştür. Çalışmanın ikincil bulgusu ise bu kullanım düzeninde posttorakotomi ağrı tedavisine belirgin bir katkısının olmadığıdır.

Anahtar kelimeler: magnezyum sülfat, torakotomi, çift lümenli endobronşiyal tüp, noradrenalin, hemodinami

GKD Anest Yoğ Bak Dern Derg 16(4):161-165, 2010
Karotis Endarterektomi Sırasında Strok Gelişiminde Serebral Satürasyonun Kritik Değeri Kaç Olmalıdır?

Hülya GÖNEN *, Ayda TÜRKÖZ **, Bülent SARITAŞ ***, Uygar ÇELİKER ****, Rıza TÜRKÖZ *****

ÖZET

Karotis lezyonlu koroner revaskülarizasyon operasyonları peroperatif inme riski yüksek olması nedeniyle intraoperatif nöromonitörizasyonun şart olduğu olgulardır. Nöromonitörizasyon yöntemlerinden olan serebral oksimetre, “Near İnfrared Spektroskopi (NIRS)” prensiplerine dayanarak bölgesel serebral oksijenasyonu (rSO2) ölçer. Yetmiş bir yaşında strok geçirme öyküsü olan olgumuza sol karotis endarterektomi (KEA) + koroner revaskülarizasyon operasyonu planlandı. KEA operasyonu sonrası nörolojik defisit görülmesi nedeniyle koroner revaskülarizasyon ertelendi. Bu olguda NIRS monitörizasyonu sonrası rSO2 değerinde % 9.4 azalmanın anlamlılığı, nörolojik hasarla bağlantısı literatür eşliğinde tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: karotis endarterektomi, serebral oksimetre, strok, near infrared spektroskopi

 

 

 

 


 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

      Son Sayi
2011
      GKD Mart 2011
2010
      GKD Aralik 2010
      GKD Eylül 2010
      GKD Haziran 210
      GKD Mart 2010
2009
      GKD Aralik 2009
      GKD Eylül 2009
      GKD Haziran 2009
      GKD Mart 2009
2008
      GKD Aralik 2008
      GKD Eylül 2008
      GKD Haziran 2008
      GKD Mart 2008
2007
      GKD Aralik 2007
      GKD Eylül 2007
      GKD Haziran 2007
      GKD Mart 2007
2006
      GKD Aralik 2006
      GKD Eylül 2006
      GKD Haziran 2006
      GKD Mart 2006
2005
      GKD Eylül / Aralik 2005
      GKD Haziran 2005
      GKD Mart 2005
2004
      GKD Aralık 2004
      GKD Eylül 2004
      GKD Haziran 2004
      GKD Mart 2004
2003
      GKD Aralık 2003
      GKD Eylül 2003
      GKD Haziran 2003
      GKD Mart 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker