GÖZTEPE TIP DERGİSİ

 

 

SSK GÖZTEPE TIP DERGİSİ / HAZİRAN 2006

 

Nedeni bilinmeyen ateş etyolojisinde leptospira infeksiyonları 21(2):65-68, 2006
Müferet ERGÜVEN, Olcay YASA, Nevin AKSU, Mine ERTEN, Özgür OKUMUŞ, Rüstem ÜÇEL, Arzu AKDAĞ, Meltem PELİT
ÖZET
 
      Leptospiroz, infekte hayvanlar veya onların vücut sıvılarıyla temas yoluyla insanlara bulaşan bir hastalıktır. Baş ağrısı, kas ağrısı gibi hafif klinik bulgulardan sarılık, böbrek yetersizliği (Weil hastalığı), menenjit, miyokardit ve hemodinamik yetersizlikle ölüme kadar geniş spektrum gösteren bir hastalık olup, nedeni bilinmeyen ateş etiyolojisinde yer almaktadır.
      Olası bir epidemiyi işaret edebilmesi açısından son bir yılda kliniğimizde leptospiroz tanısı konan 15 olgu yaş, cins, semptom, klinik ve laboratuvar bulguları, prognostik faktörler ve tanısal yaklaşım açısından retrospektif olarak değerlendirildi. Hastaların hepsinde kanda direkt inceleme ile karanlık sahada leptospira görüldü, 13 olguda lateks aglutinasyon testi pozitifti ve 9 olgunun kan kültüründe üreme oldu. İdrar incelemesi gönderilen 5 olgunun birinde direkt inceleme ve lateks pozitif bulundu, ancak kültürde üreme olmadı. 6 olgudan BOS'da Leptospira incelemesi istendi. 2 olguda direkt bakı, 1 olguda lateks aglutinasyon testi pozitif bulundu, sadece 1 olguda kültürde üreme sağlandı. Tanı kesinleşince penisilin kristalize 300.000 U/kg/gün, 6 dozda iv. başlandı. Ateşi devam eden iki hastada doksisiklin tedavisine cevap alındı. Weil hastalığı tanısı alan bir hastamız kaybedildi.
      Sonuç olarak; kötü hijyen koşullarında kolaylıkla epidemi yapma potansiyeli olan leptospira infeksiyonun, nedeni bilinmeyen ateş etiyolojisinde akılda tutulması vurgulanmak istendi.
      Anahtar kelimeler: Ateş, hepatosplenomegali, leptospiroz

Yaz döneminde ishal nedeni ile acil servise başvuran 45 yetişkin hastanın değerlendirilmesi
21(2):69-71, 2006
Yusuf YÜRÜMEZ, Tuna DEMİRDAL, Yücel YAVUZ, İhsan Hakkı ÇİFTÇİ, İsmail ADADIOĞLU
ÖZET
 
      Bu çalışmada yaz döneminde ishal nedeni ile acil servisimize başvuran 45 hastanın değerlendirilmesi amaçlandı. Toplam 45 hastanın en sık başvuru şikayeti 18 (% 40) hasta ile karın ağrısı idi. Şüpheli gıda öyküsüne 2 (% 4) hastada rastlandı. Hastaların gaitada mikroskobik incelemelerinde eritrosit, lökosit, parazit, trofozoit, kist ve yumurtası 2 (% 4) hastada görüldü; 18 (% 40) hastadan alınan gaita kültüründen 15 (% 83.3)'inde patojen bakteri saptanmadı. Hastaların 37 (% 82)'sine mayi replasman tedavisi uygulandı. Hastaların 44 (% 98)'ünün acil servisten ilk müdahale ve gözlemden sonra taburcu edildiği, bunların da 9 (% 20)'una antibiyotik başlandığı görüldü. Acil servise başvuran gastroenteritli hastaların antibiyotik tedavisinde akılcı davranılması sayesinde hem maliyet hem de gereksiz antibiyotik kullanımından kazanç elde edileceğini düşünmekteyiz.
      Anahtar kelimeler: Acil servis, ishal, ishal tedavisi

Lokal bupivakain uygulanımının mastektomi sonrası ağrı kontrolündeki yeri 21(2):72-75, 2006
Ahmet BAŞKENT, Acar AREN, İbrahim Ali ÖZEMİR
ÖZET
 
           Postoperatif ağrının azaltılması tüm ameliyatlar için önemlidir. Hem hasta memnuniyeti açısından hem de iyi hekimlik açısından! Postoperatif ağrının azaltılması en az invaziv ve en az komplikasyonla yapılmalıdır. Operabl meme kanserinde cerrahi girişimin başlıca amacı, kanserli organı ortadan kaldırmak, yaşam kalitesini artırmak ve en önemlisi sağkalımı uzatmaktır. İleri evre olmayan bir çok tip meme kanserinde ameliyat şifa sağlayabilir.
      Bu çalışmada, operabl meme kanserli hastaların lokal cerrahi tedavisinde, bupivakain infiltrasyonu ile lokal ve topikal anestezinin postoperatif ağrı şiddeti üzerindeki etkilerinin araştırılması amaçlanmıştır.
      Yaş ortalaması 48,5 (31-81) olan 33 bayan hastaya modifiye radikal mastektomi ve level l ve ll aksiller lenf nodu diseksiyonu uygulandı. Randomize, çift kör, klinik çalışma planlanarak peroperatif 17 hastaya bupivakain infiltre edildi, bu hastalara ihtiyaca göre postoperatif metamizol yapılırken, diğer 16 kontrol hasta grubuna rutin metamizol uygulandı. Postoperatif ağrı basit tanımlayıcı skor (BTS) ve vizüel analog skala (VAS) ile ölçüldü. Postoperatif analjezi grupları Mann-Witney U testi ile karşılaştırıldı. Tüm olgularla teke tek görüşme ortamı sağlandı. Hastalarla yapılan VAS ve BTS sorgulamaları sonuçları ortalama olarak belirtildi. Postoperatif 1., 6., 18. saatlerdeki ağrı hissi kendi arasında ve postoperatif analjezi grupları Mann-Witney U testi ile karşılaştırıldı.
      Tümör 15 (% 45) hastada sol, 18 (% 55)'inde sağ meme lokalizasyonunda idi, 26 (% 79)'si invaziv duktal, 5 (% 15)'i invaziv lobuler, 1 (% 3)'i müsinöz ve 1 (% 3)'i anaplastik büyük T hücrali karsınom idi. Level 1 ve ll düzeyde ortalama 9,1 (2-21) lenf nodu çıkartıldı. Bupivakain infiltrasyonu yapılan ve yapılmayan gruplar arasında bupivakain infiltrasyonu yapılan grup lehine 1., 6., 18. saatlerde VAS için ileri derecede anlamlı fark (VAS p< 0.01) ve BTS içinse anlamlı fark (p< 0.05) bulundu.
      Peroperatif lokal ve bölgesel bupivakain uygulamasının postoperatif ağrı şiddetinin azaltılmasında etkin bir yöntem olduğu sonucuna varıldı.
      Anahtar kelimeler: Mastektomi, bupivakain, postoperatif ağrı

Bir sağlık yüksekokulu ve sağlık hizmetleri meslek yüksekokulu öğrencilerinin Hepatit B ve AIDS konusundaki bilgi ve davranışları 21(2):76-78, 2006
Gülten KARADENİZ, Saliha ALTIPARMAK, Turan GÜNDÜZ, Nurgül GÜNGÖR
ÖZET
 
      Çalışma, Celal Bayar Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu ve Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu öğrencilerinin hepatit B ve AIDS konusundaki bilgi, tutum ve davranış düzeylerini ölçmek amacıyla planlanmıştır. Öğrencilerin hepatit B ve AIDS'in bulaşma, korunma yolları ve hepatit-B'li ve AIDS'li hastaya yaklaşımı konusundaki bilgileri saptanmış ve genellikle yeterli bulunmuştur. Sağlık Yüksekokulu'nda okuyan öğrencilerin bilgi ve davranışlarının, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nda okuyan öğrencilere göre daha yüksek olduğu, kırsal kesimde yetişmiş olan öğrencilerin il-ilçede yetişen öğrencilere göre hepatit-B ve AIDS'li kişilere daha çekinen davrandıkları belirlenmiştir.
      Anahtar kelimeler: Hepatit-B, AIDS, öğrenciler, bilgi, tutum ve davranış

Entübasyon ve ekstübasyon sırasında görülebilen solunumsal problemler ve preoperatif hava yolu değerlendirmesi ile ilişkileri 21(2):79-85, 2006
A. Esra SAĞIROĞLU, Serdar YÜZER, Nursen KOLTKA, Tuba CAN, Naime TURAN, Hayriye BABA, Dilek ÖMÜR, Tayyibe KAŞIKÇI, Melek ÇELİK
ÖZET
 
       Çalışmanın amacı, genel anestezi uygulanan olguların preoperatif değerlendirme ile hava yolu problemlerini saptamak ve bu saptanan problemlerin indüksiyon, ekstübasyon ve derlenme döneminde karşılaşılan solunumsal problemler ile karşılaştırmaktır.
      Genel anestezi ile cerrahi operasyon geçiren toplam 1144 elektif olgu çalışmaya dahil edildi. Preoperatif % 11.3 olguda hava yolu problemi saptandı. Olguların % 3.7'inde Mallampati sınıflaması 3-4, % 1.8'inde tiromental mesafe 6/6 cm'den kısa, % 4.1'inde laringoskopik görüntü derecesi 3-4, % 2.1'-inde zor entübasyon saptandı, bunların % 11.5'inde entübasyona yardımcı teknikler kullanıldı. Olguların % 3.7'sinde indüksiyon sırasında, % 13.1'inde ekstübasyon sırasında ve % 6.8'inde uyanma odasında solunumsal problemler görüldü. Olguların laringoskopik görüntü dereceleri ile Mallampati sınıflamaları ve tiromental mesafe uzunlukları arasında; entübasyonda yardımcı tekniklerin kullanılması ve entübasyonda zorluk ile Mallampati sınıflamaları, tiromental mesafe uzunlukları ve laringoskopik görüntü dereceleri arasında istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı ilişki bulunmaktadır (p< 0.01). Hava yolu problemi olan olgularda indüksiyon ve ekstübasyonda solunumsal problem görülme oranları, hava yolu problemi olmayan olgulardan istatistiksel olarak ileri düzeyde anlamlı yüksektir (p< 0.01).
      Sonuç olarak, ekstübasyon sırasında daha sık solunumsal problemlere rastlanılmaktadır. Preoperatif hava yolu değerlendirmesi, indüksiyon ve ekstübasyon sırasında görülebilecek solunumsal problemlere ve zor entübasyona karşı hazırlıklı olmamızı sağlıyabilir.
      Anahtar kelimeler: Entübasyon, ekstübasyon, solunumsal problemler

Dispanser ve göğüs hastalıkları klinikleri arasında tüberküloz tanısına yaklaşımlarının karşılaştırılması ve uygulamadaki hatalar 21(2):86-90, 2006
Abdurrahman ABAKAY, Özlem ABAKAY, A. Çetin TANRIKULU, Mehmet COŞKUNSEL
ÖZET
 

     Tüberküloz (TB) günümüzde hala ülkemiz için önemli bir halk sağlığı problemi olmaya devam etmektedir. Bu önemli soruna karşı yürütülmekte olan ulusal kontrol programımızın uygulanmasında Verem Savaş Dispanserlerine (VSD) önemli görevler verilmiştir. Bu çalışmada, Diyarbakır 1 no.lu VSD ve göğüs hastalıkları klinikleri arasında TB'a tanı koyma yöntemlerinin karşılaştırılmasını amaçladık.
      Diyarbakır 1 no.lu VSD'de son 3 yıl içinde (Ocak 2002-Aralık 2004) TB tanısı alan 916 hasta arasından -popülasyonu temsil etmek üzere- istatistiksel yöntem olarak "Sistematik Örnekleme Yöntemi" ile 360 dosya retrospektif olarak incelendi.
      Hastaların 270'i (% 75) akciğer TB, 90'ı (% 25) akciğer dışı organ TB idi. Akciğer TB tanısı alan olguların 172'sinin (% 63.7) yayma pozitif, 98'inin (% 36.3) yayma negatif olduğu saptandı. Ayırıcı tanı olanağı olan göğüs hastalıkları kliniklerinde (2. basamak ve 3. basamak sağlık kurumlarında) tanı alan 162 akciğer TB hastasından 117'sine (% 72.2) bakteriyolojik yöntemlerle (balgamda asido-resiztan bakteri (ARB) pozitifliği, balgamda kültür pozitifliği, bronşial lavajda ve mide açlık suyunda ARB pozitifliği) tanı konduğu, 45 (% 27.8) hastaya bakteriyolojik olmayan yöntemlerle (klinik, radyolojik, tüberkülin cilt testi,…) tanı konulduğu saptandı. VSD tarafından tanı konulan 90 akciğer TB hastasının 58'ine (% 64.4) bakteriyolojik yöntemlerle, 32'sine (% 35.6) bakteriyolojik olmayan yöntemlerle tanı konduğu saptandı.
      VSD'de bakteriyolojik olmayan yöntemlerle tanı alan 32 hastanın 15'inde (% 46.8) tedaviye yanıt alınamadığı ve sonrasında ayırıcı tanı olanağı olan merkezlerce TB tanısının hatalı olduğu saptandı. Hastalara uygulanan tedavi süresi açısından değerlendirildiğinde ortalama tedavi süresi 7.51±2.90 ay olarak tespit edildi. Hastalara verilen tedavi rejimleri veya sürelerinin tespitinde 56 (%15.6) olguda bazı yanlışlar (uygun olmayan rejim, tedavinin gereğinden kısa veya uzun tutulması) yapıldığı saptandı.
      VSD'de bakteriyolojik olmayan yöntemlerle TB tanısı konulduğunda hata oranının yüksek olduğu saptandı. Ayırıcı tanıya yönelik çalışmalar sonucu çoğu hastada TB dışı nedenler saptandığından bu hastalara hemen TB tedavi vermek yerine ulusal TB klavuzunda belirtildiği gibi ayırıcı tanı olanakları olan merkezlere yönlendirilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır.
      Anahtar kelimeler: Tüberküloz, yanlış tanı, balgam yayması


Çocuklarda baş ağrısı nedenleri 21(2):91-93, 2006
Faruk İNCECİK, Özlem SANGÜN, Ertap AKOĞLU, İsmet MELEK, Hüseyin ÖKSÜZ, Taşkın DUMAN
ÖZET
 
            Çocuklardaki baş ağrısı nedenleri selim olabileceği gibi ciddi organik nedenlere de bağlı gelişebilir. Bu çalışmada çocukluk yaş grubundaki olgularda baş ağrısı yakınmasının etiyolojik nedenlerinin araştırılması amaçlanmıştır.
      Çalışma, baş ağrısı yakınması ile başvuran ve yaşları 6-14 yaş arası değişen 40'ı kız ve 22'si erkek olan 62 olguda retrospektif olarak yapıldı. Olgularda baş ağrısının başlangıç yaşı, süresi, sıklığı, karakteri, yeri, şiddeti, eşlik eden bulgular, tetikleyen etmenler, aile öyküsü, fizik ve nörolojik muayene bulguları ile waters, EEG, BBT ve MRG gibi araştırma verileri kaydedildi.
      Baş ağrısı nedenleri olarak 14 olguda (% 22.6) gerilim tipi baş ağrısı, 11 olguda (% 17.7) sinüzit, 9 olguda (% 14.5) migren, 6 olguda (% 9.7) epilepsi, 5 olguda (% 8.1) posttravmatik baş ağrısı, 4 olguda (% 6.4) göz bozukluğuna bağlı baş ağrısı, 2 olguda (% 3.2) araknoid kist, bir olguda (% 1.6) intrakraniyal tümör ve 10 olguda (% 16.2) sınıflandırılamayan baş  ağrısı saptandı.
      Bu çalışmada en sık baş ağrısı nedenleri olarak gerilim tipi baş ağrısı, migren ve sinüzit tespit edildi.
      Anahtar kelimeler: Baş ağrısı, çocukluk

 

 

 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2007
Tel: 212 2880541 ve 212 2885022
eXTReMe Tracker