 |
SSK GÖZTEPE TIP DERGİSİ ARALIK 2007
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):121-123, 2007
Diz osteoartritinde artroskopik tedavi
|
Ender UGUTMEN (*), Korhan ÖZKAN (*), Melih GÜVEN (*), Abdullah EREN (**) |
|
|
Osteoartritli dizlerde çeşitli nedenlerle radikal cerrahi yöntemlerin uygulanmas›, endikasyonu konulmam›ş veya konservatif yöntemlerle yan›t al›namayan olgularda daha az invaziv olmas› bak›m›ndan artroskopik lavaj ve debridman iyi bir tedavi yöntemi olarak önerilmektedir. Çal›şmada SB Göztepe Eğitim Hastanesi 2. Ortopedi ve Travmatoloji Kliniğinde Nisan 2001/Nisan 2006 tarihleri aras›nda diz ekleminde dejeneratif osteoartrit nedeniyle artroskopik tedavi uygulanan 130 olgunun diz eklemi değerlendirmeye al›ndı. 115’i kad›n, 15’i erkek olan olgular›n yaş ortalamas› 50,42 (SD 5,24) ve ortalama takip süresi 36.1 (26-48) ayd›r. Hastalar›n ameliyat öncesi ve erken postop (3. hafta) memnuniyet, Womac ve VAS kriterleri karş›laşt›r›ld›ğ›nda ameliyat sonras› memnuniyet skalas› 1.28, Womac 36.16 ve VAS 3.26 ile çok iyi düzeyde tespit edildi. Olgular Patel ve Aichroth değerlendirme kriterine göre değerlendirildiğinde postoperatif 3. ayda % 82.8 çok iyi ve iyi, 11,6. ayda % 75.6 çok iyi ve iyi olmas›na rağmen ortalama 36.1 ayl›k takipte bu oran› % 62.3’e düştü. Diz dejeneratif osteoartritinde artroskopik tedaviyi takiben al›nan sonuçlar zamanla bozulacakt›r. Ancak, semptomlar›n seviyesinde bir azalma oluşturmas› ve majör aç›k diz cerrahisinin geciktirilmesi s›ras›nda hasta aç›s›ndan çok önemli bir dönem kazan›lacakt›r. Komplikasyon oran› düşük, rehabilitasyon süresi k›sa ve tekrarlanabilir bir tedavi yöntemidir.
Anahtar kelimeler: Diz osteoartriti, artroskopik lavaj, artroskopik debridman
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):124-127, 2007
Bir çocuk hastanesine başvuran 0-12 aylık bebeklerin annelerinin anne sütü ile ilgili bilgi düzeylerinin belirlenmesi
|
Öznur GÖRGEN (*), Sevcan İLERİ (**), Asuman ALTUN (**), Dilek DARKINOĞLU (**), Özlem ASLAN (**), Zehra GÖKMEN (**), Hasan Tahsin KEÇELİGİL (***)
|
|
|
Anne sütü, bebeğin bedensel, zihinsel, ruhsal yönden gelişimini sağlayan en ideal besin kaynağ›d›r. Annelerin, anne sütünün yararlar› ve emzirmeye yönelik bilgi düzeylerinin yetersiz olmas›, ilerleyen aylarda anne sütüyle beslenen bebek say›s›n› önemli ölçüde azaltmaktad›r. Anne sütüyle beslenemeyen 0-1 yaş bebeklerde büyüme ve gelişmede gerilik, ileriki dönemde sağl›k ve beslenme sorunlar› ortaya ç›kmaktad›r. Bu sağl›k sorunlar›n›n artmas›n› önlemek için anne sütü ve kolostrumun önemi, bebeğin emzirilme süresi ve s›kl›ğ›, sütten kesme zaman› hakk›nda annelere eğitim verilmesi gerekmektedir. Bu düşünceden yola ç›karak araşt›rmam›z 0-1 yaş aras› bebeği olan annelerin anne sütü ve emzirme hakk›nda bilgi düzeylerini belirlemek amac›yla tan›mlay›c› olarak yap›ldı.
Araşt›rma, “Amasya Kad›n-Doğum ve Çocuk Hastal›klar› Hastanesi’nde” yürütüldü. Araşt›rman›n örneklemini 19-30 Aral›k 2005 tarihleri aras›nda bu hastaneye başvuran ve 0-1 yaş aras› çocuğu olan toplam 110 anne oluşturdu. Araşt›rma, sosyo-demografik veri formu ile ilgili literatür taranarak haz›rlanan, anne sütü ve bilgi düzeylerini değerlendirmek amac›yla 42 sorudan oluşan bir anket formu uygulanarak toplandı. Veriler, “SPSS for Windows” ‹statistik Program›nda değerlendirilerek say›-yüzde dağ›l›mlar› elde edildi.
Veriler genel olarak değerlendirildiğinde, annelerin genel olarak bebekleri emzirdikleri saptandı. Ancak, annelerin ortalama % 8.2’sinin kolostrum vermediği, % 14.5’inin kolostrum hakk›nda bilgi sahibi olmad›ğ›, % 43.6’s›n›n anne sütü hakk›nda bilgi almad›ğ›, ortalama % 5.5’inin doğumdan 24 saat sonra emzirmeye başlad›ğ› saptandı. Bu sonuçlar doğrultusunda, annelere kolostrum ve anne sütünün önemi, erken emzirmenin yararlar› hakk›nda hemşirelerin düzenli olarak eğitim yapmas› gerektiği önerilmektedir.
Anahtar kelimeler: Anne sütü, kolostrum, 0-12 ayl›k bebekler
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):128-132, 2007
Fotodinamik lazer tedavisinde bir yıllık sonuçlarımız
|
Sevil ARI YAYLALI (*), Aylin ARDAGİL AKÇAKAYA (*), Ayşe SÖNMEZ (**), Hüseyin ACAR (**), Hasan Hasbi ERBİL (***)
|
|
|
Amaç: Fotodinamik lazer tedavisinde bir y›ll›k sonuçlar›m›z› sunmak.
Materyal ve metod: Nisan 2005- Eylül 2006 tarihleri aras›nda kliniğimizde fotodinamik lazer tedavisi uygulanm›ş hastalar çal›şmaya dahil edildi. Olgular yaşa bağl› maküla dejenerasyonu (YBMD) grubu ve yaşa bağl› maküla dejenerasyonu d›ş› (YBMDD) grubu olarak iki gruba ayr›ld› Hastalar›n, ETDRS eşeli ile değerlendirilen görme keskinliklerinin logMAR eşdeğerleri hesapland›. Uygulama öncesi ve takiplerde tüm hastalara Fundus Floresein Anjiyografi (FA) ve Optik koherens tomografi (OCT) uyguland›. Elde edilen sonuçlar iki grup aras›nda karş›laşt›r›ld›.
Bulgular: YBMD grubunda uygulama öncesi 0.94±0.36 olan görme keskinliği logMAR (GKlogMAR) değeri uygulama sonras› 0.95±0.37 olarak saptand›. YBMDD grubunda ise uygulama öncesi GKlogMAR 1.01±0.34, sonras›nda ise 0.55±0.44 olarak hesapland›. Uygulama sonras› GKlogMAR değerleri YBMDD grubunda YBMD grubuna göre ileri derecede anlaml› düzeyde düşük olarak saptand› (p<0.01). YBMD olgular›nda uygulama sonras› GK’s› sabit kalanlar istatikstiksel olarak yüksek oranda görülürken, YBMDD grubunda ise GK’da 6 harften fazla art›ş saptanan olgular istatiksel olarak daha fazla oranda idi.
Sonuç: Bu çal›şmada fotodinamik lazer tedavisi idiyopatik, yaşa bağl› maküla dejenerasyonuna ve fort miyopiye ikincil gelişen koroid neovasküler membran (CNV) tedavisinde etkili bulundu.
Anahtar kelimeler: Fotodinamik lazer tedavisi, yaşa bağl› maküla dejenerasyonu, idiyopatik CNV, fort miyopiye ikincil CNV
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):133-136, 2007
Subakromiyal sıkışma sendromunda fonksiyonel durum, özürlülük ve yaşam kalitesi |
Zerrin KARATAŞ (**), Saime REYHANOĞLU (**), Afitap İÇAĞASIOĞLU (*), Gülden TOPLU (***), Huriye ARAS (***), Şeyma KOLUKISA (***), Esma DEMİRHAN (***
|
|
|
Bu çal›şma, subakromiyal s›k›şma sendromlu hastalarda omuza özgül fonksiyonel durum ve özürlülüğü içeren ölçeklerle, yaşam kalitesi ölçeği SF-36 aras›ndaki ilişkileri incelemek amac›yla planlandı.
Çal›şmaya 100 hasta al›ndı. Hastalara ayr›nt›l› bilgi verildikten sonra, Constant, University of California at Los Angeles (UCLA), Omuz Özürlülük Sorgulamas› (OÖS) ve SF-36 sorgulamalar› yap›ldı.
Constant ve UCLA’n›n her ikisiyle SF-36’n›n fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, emosyonel rol parametreleri aras›nda anlaml› pozitif ilişki vard› (p<0.001). OÖS ile SF-36’n›n fiziksel fonksiyon, fiziksel rol, emosyonel rol parametreleri aras›nda negatif anlaml› ilişki bulundu (p<0.001). Ölçeklerin kendi aralar›ndaki karş›laşt›rmalar›nda ise; Constant ve UCLA aras›nda, anlaml› pozitif ilişki (p<0.001), Constant ve OÖS aras›nda negatif anlaml› ilişki (p<0.001), UCLA ile OÖS aras›nda negatif anlaml› ilişki (p<0.001) olduğu görüldü.
Subakromiyal s›k›şma sendromlu hastalarda değerlendirme; hem genel sağl›ğ› değerlendiren hasta yan›tlar›na dayal› yaşam kalitesi anketini hem de omuza özgül fonksiyonel değerlendirmeleri içermelidir.
Anahtar kelimeler: Subakromiyal s›k›şma sendromu, yaşam kalitesi, fonksiyonel durum, özürlülük
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):137-139, 2007
Yıllara göre Staphylococcus aureus suşlarında antimikrobiyallere karşı direnç gelişiminin incelenmesi
|
Hamza BOZKURT (*), Muhammet GÜZEL KURTOĞLU (**), Yasemin BAYRAM (*), Mustafa BERKTAŞ (*)
|
|
|
Hastanemizde 1998-2000 y›llar›nda izole edilen 290 ve 2003-2004 y›llar›nda izole edilen 280 Staphylococcus aureus suşu-nun direnç oranlar›ndaki değişiklikler araşt›r›ldı.
S. aureus suşlar›nda her iki dönemde de vankomisine direnç saptanmadı, ikinci dönemde amikasin, teikoplanin, gentamisin, tetrasiklin, oksasilin ve eritromisine karş› istatistiksel olarak anlams›z, siprofloksasin ve rifampisine karş› ise anlaml› bir direnç art›ş› saptandı.
Anahtar kelimeler: Antimikrobiyal direnç, Staphylococcus aureus
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):140-142, 2007
Kad›nlarda HP-75 kalkülatörü ile hesaplanan koroner arter hastal›ğ› risk skorunun diabetes mellitus ile ilişkisi
|
Ayçe TAMER (*), Gülden BAYRAK (*), Murat SUHER (**), Eyüp KOÇ (***)
|
|
|
Diyabetes mellitus, koroner arter hastal›ğ› gelişmesinde önemli bir risk faktörüdür. Bu çal›şmada HP-75 kalkülatörü ile hesaplanan KAH risk skoruna tip 2 DM’un etkisini belirlemek amaçland›.
2004-2005 y›llar› aras›nda kliniğimizde takip edilen, 50 yaş üzeri, 98 bayan hasta [50’si (% 51) diyabetik, 48’i (% 49) nondiyabetik (kontrol grubu)] çal›şmaya al›nd›. Normotensif ve normolipidemik olgular çal›şma d›ş› b›rak›ld›. Tüm olgular›n beden kitle indeksleri (BK‹), vücut yağ yüzdeleri (VYY) ölçüldü. “HP-75 Coronary Risk Calculator“ markal› kalkülatör ile hastalar›n yaş, cinsiyet, sistolik ve diyastolik kan bas›nc›, total kolesterol, HDL-kolesterol değerleri, sigara içimi ve DM varl›ğ› parametreleri kullan›larak 10 y›ll›k KAH risk skoru hesapland›. Çal›şma ve kontrol grubu ki-kare testi, student t testi ve pearson korelasyon testleri kullan›larak 10 y›ll›k KAH riski aç›s›ndan karş›laşt›r›ld›.
Çal›şma grubunun yaş ortalamas› 63.7±6.6, ortalama VK‹ 29.5±4.3, ortalama VYY 34.2±6.3 iken; kontrol grubunda yaş ortalamas› 65.7±10.5, ortalama VK‹ 32.4±5.0, ortalama VYY 35.3±7.7 idi. VK‹ kontrol grubunda çal›şma grubuna göre anlaml› yüksekti (p<0.01). KAH riski çal›şma grubunda kontrol grubuna göre anlaml› yüksekti (s›ras›yla; 20±6, 11.9±4.7; p<0.001). VK‹ ve VYY ile KAH riski aras›nda ilişki saptanmad›.
DM varl›ğ›, pratikte s›k kullan›lan kalkülatörlerle belirlenen 10 y›ll›k KAH risk skorunu, diğer parametrelerden bağ›ms›z olarak iki kat art›r›r.
Anahtar kelimeler: HP-75 kalkülatörü, diyabetes mellitus, koroner arter hastal›ğ›
|
|
Göztepe T›p Dergisi 22(4):143-146, 2007
Yenidoğanda polisitemi risk faktörleri ve yaklaş›m
|
Özgül SAL‹HO/LU (*), Güner KARATEK‹N (**), Derya KALYONCU (*), Sinan USLU (*), Ali BÜLBÜL (*), Asiye NUHO/LU (***)
|
|
|
Eritrosit kitlesinde anormal art›ş olarak tan›mlanan polisitemi, hedef organlarda mikrotrombüs ve hipoksiye zemin haz›rlayarak, yenidoğanda ciddi morbiditeye neden olabilen, önemli bir hematolojik sorundur. Çal›şmam›zda, yenidoğanlar›n polisitemi s›kl›ğ›n›, risk faktörlerini ve klinik yaklaş›m›m›z› saptamay› amaçlad›k. Hastanemizde 2004 y›l›nda doğan 2755 bebekten santral venöz hematokrit değeri % 65 ve üzerinde olan, bu nedenle polisitemi tan›s› alan bebeklerin dosyalar› incelendi. Polisitemi s›kl›ğ›m›z % 1.96 (54/2755) olarak belirlendi. Klinik bulgusu olan ve asemptomatik olup santral venöz hematokrit değeri 70 ve üzerinde olan 18 (% 31) bebeğe % 09 NaCl ile K›smi Kan Değişimi (KKD) yap›ld›.
K›smi kan değişimi yap›lan ve yap›lmayan polisitemik yenidoğanlar aras›nda gebelik haftas›, doğum ağ›rl›ğ›, boy ve baş çevresi, cinsiyet, doğum şekli, 1 ve 5’inci dakika APGAR skoru, anne yaş›, annede hastal›k öyküsü, ilaç öyküsü, eğitim ve mesleki durum aras›nda istatiksel olarak anlaml› fark yoktu (p>0.05). KKD yap›lan olgular›n % 27.8’sinde, yap›lmayanlar›n % 58.3’ünde uygun antenatal bak›m vard› (p>0.05). Klinik bulgu (emmeme, beslenme güçlüğü, pletore) gösteren ve metabolik sorun (hipoglisemi, hiperbilirübinemi) yaşayan bebeklerde KKD s›kl›ğ› anlaml› derecede yüksek bulundu (p<0.05). K›smi kan değişimi yap›lan yenidoğanlarda, gebelik haftas›na göre düşük doğum ağ›rl›kl› bebeklerin, fetal malnutrisyonlu term yenidoğanlar›n ve gebelikte sigara içen anne bebeklerin s›kl›ğ› yap›lmayanlara göre anlaml› derecede yüksekti (p<0.05). Polisitemik olgular›n çoğunluğunda, KKD yap›lan olgular›n ise üçte birinde klinik bulgu olmamas›, riskli yenidoğanlara polisitemi aç›s›ndan rutin tarama yap›lmas›n›n önemini göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Polisitemi, yenidoğan, risk faktörleri |
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|