 |
SSK GÖZTEPE TIP DERGİSİ / MART 2007
|
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):1-4, 2007
8-13 yaş grubu çocuklarda sağlığı koruma ve kazalardan korunma davranışlarının belirlenmesi |
Öznur GÖRGEN, Mehtap ÖZEL, Neslihan KURT, Diler BÖLÜKBAŞ, Pervin KÖLE, Dürdane ÖZDOĞAN, Yasemin ÇALIK, Hasan Tahsin KEÇELİGİL |
|
|
Okul dönemi, çocukların temel sağlık ve sağlığı koruma davranışlarının şekillendiği ve etkin olarak kazanıldığı dönemdir. Bu dönemde çocukların ev dışında bir ortamda bulunmaları hem kazalara yatkınlığı artırırken, hem de grup halinde bir arada bulunmaları bulaşıcı hastalıkların artmasını ve hızla yayılmasını kolaylaştırmaktadır. Kazalar ve bulaşıcı hastalıkların artması gibi faktörler okul döneminde, çocukların dikkatli bir şekilde bakım ve izlenmesini gerekli kılmaktadır. Çocukların sağlıklarını koruma ve geliştirmeleri konusunda bilgi düzeylerinin artırılması ve daha fazla sorumluluk almaları için beslenme, hijyen, bulaşıcı hastalıklar ve kazalardan korunma gibi konularda eğitim almaları gerekmektedir. Bu, okul sağlığı hemşiresinin en önemli sorumluluğudur. Bu düşünceden yola çıkarak, araştırmamız okul çağı çocuklarının sağlık ve kazalardan korunma davranışlarını incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır.
Araştırma, 7-10 Mart 2005 tarihleri arasında Bahçeleriçi İlköğretim Okulunda yürütülmüştür. Araştırmanın örneklemini Bahçeleriçi İlköğretim Okulunda eğitim gören 8-13 yaş grubundaki (2-7. sınıf) çocuklardan “Rastgele Örnekleme Yöntemi” ile seçilen toplam 237 öğrenci oluşturmuştur. Araştırmanın verileri; ilgili literatür taranarak daha önce geliştirilmiş olan, Sosyo-Demografik Veri Formu ve 4'lü likert tipinde “Sağlığı Koruma ve Kazalardan Korunma Aktiviteleri” anket formu kullanılarak toplanmıştır.
Veriler SPSS for Windows istatistik programında değerlendirilerek sayı-yüzde dağılımları elde edilmiştir. Veriler genel olarak değerlendirildiğinde; çocukların çoğunlukla sağlığı koruma ve kazalardan korunma aktivitelerine uydukları saptanmıştır. Ancak çocukların ortalama % 6.7'sinin hijyen kurallarına uymadıkları, ortalama % 9.1'ininde zararlı alışkanlıklara evet dedikleri saptanmıştır. Bu sonuçlar doğrultusunda; çocuklara, genel vücut hijyeni, besin hijyeni, sigara ve alkolün zararları ve kazalardan korunmaya yönelik çocukların eğitilmesi, okul sağlığı hemşireliğinin yaygınlaştırılması, okul sağlığı hizmetlerine öncelik verilerek, bu hizmetlerin bir ekip tarafından yürütülmesi, tarama ve izleme çalışmalarının okul öncesi dönemden başlatılması ve öğrenim hayatı boyunca sürekliliğinin sağlanması önerilmektedir.
Anahtar kelimeler: Çocuklar, kazalardan korunma, sağlığı koruma |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):5-8, 2007
Abdominal tüberkülozis |
Atilla AKOVA, Suavi ÖZKAN |
|
|
Çalışmanın amacı, abdominal tüberküloz tanısında kullanılan klinik, laboratuvar, radyolojik ve invaziv girişimlerin yararlılığını belirlemektir.
Altı yıllık bir dönem içinde abdominal tüberküloz tanısı almış hastalar retrospektif olarak değerlendirildi.
Hastaların 14'ü kadın, 7'si erkek olup, ortalama yaş 32 (22-63 yaş arası) bulundu. Karın ağrısı, ateş ve kilo kaybı hastaların çoğunda rastlanan başvuru bulgusu idi. PPD testi (purified protein derivative) hastaların sadece 4'ünde pozitif bulundu. Üç hastanın akciğer grafisinde pulmoner tüberkülozu düşündüren bulgular saptandı. Altı hastada gerçekleştirilen batın ultrasonografisi, 10 hastada gerçekleştirilen bilgisayarlı batın tomografisi tanıya yardımcı oldu. Baryumlu kolon grafisi uygulanan 6 hastanın 4'ünde tanıya yardımcı bulgular saptandı. Rutin uygulanan kan testleri yararlı görülmedi. Adenozin deaminaz aktivitesi hastaların üçünde artmış bulundu. Hastaların tümünde tanı, laparotomide uygulanan doku biyopsisinin asit fast basil yayması ve doku kültürü sonucu konuldu. Tanıyı takiben, tüm hastalar uygulanan antitüberküloz tedaviye kısa sürede yanıt verdi, ancak hastaların ikisi tanıdan kısa süre sonra enterokütan fistül gelişmesi sonucu kaybedildi. Bu çalışmada, akciğer grafisi ve ppd gibi testlerin abdominal tüberküloz tanısına yardımcı olmadığı, bilgisayarlı batın tomografisi ve baryumlu kolon grafisisinin en yararlı radyolojik testler olduğu saptandı. ?üpheli hastalarda ise laparotomi ile elde edilen doku kültürü ve yaymasının en duyarlı ve özgün tanısal işlemler olduğu belirlendi.
Israrlı şüphe ile erken tanıya ulaşılabildiği son yıllarda bildirilmektedir. Abdominal tüberküloz bir çok abdominal patolojiyi taklit edebilir, ancak erken tanı ile medikal kür mümkündür.
Anahtar kelimeler: Abdominal tüberküloz, laparotomi |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):9-12, 2007
Humerus cisim kırıkları ve eşlik eden radial felçlerin iyileşmesi |
Kemal KARAKAŞ, Okay BULUT |
|
|
Amaç: Hastanemizde cerrahi yoldan tedavi edilen humerus cisim kırıklı bir grup hastadaki eşlik eden radial sinir felçlerinin iyileşme oranlarını ve ortalama iyileşme zamanlarını bulmak. Bu tip radial felçli hastaların takibine ışık tutmak.
Materyal ve Metod: Cerrahi yöntemlerle tedavi edilmiş 31 komplike humerus cisim kırıklı hastadaki 14 radial sinir felci retrospektif olarak değerlendirildi. Toplam radial felç oranı % 45.2 idi. Radial sinir felçlerinin 12’si preoperatif (% 38.7), kalan ikisi ise postoperatifti (% 6.5). Preoperatif dönemde felci olan hastaların tümüne cerrahi kırık tespitinin yanında sinir eksplorasyonu yapıldı. Ateşli silah yaralanması olan bir hasta dışındaki diğer 11 hastada sinir intakt idi. Ateşli silah yarası olana ilaveten birincil sinir tamiri yapıldı.
Bulgular: Siniri intakt olan 11 olgu ile postoperatif radial felçlerden biri 1.5-13 ayda klinik ve elektromiyografik olarak düzeldi. Ortalama iyileşme zamanı 7,5 aydı. Eksplorasyon sonrası uygun medikal tedavi ve atel destekleri ile ortalama iyileşme oranı 12/14 (% 85.7) idi. Preoperatif ve postoperatif olgulardan birer tanesi iyileşmedi. Onlara tendon transferi yapılarak el fonksiyonları restore edildi.
Anahtar kelimeler: Radial palsi, humerus kırığı, nörolojik iyileşme oranı ve zamanı |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):13-17, 2007
İntermitant kros klemp ve ventriküler fibrilasyon ile koroner bypass cerrahisi uygulanan olgularda EGB 761'in miyokardiyal reperfüzyon hasarını düzeltici etkisi |
Mustafa GÖZ, Remzi TOSUN, Rafet GÜNAY, Hakan GERÇEKOĞLU |
|
|
Koroner bypass operasyonu uygulanacak hastalardaki mevcut miyokardiyal stunning'in preoperatif değerlendirmesi cerrahi stratejiyi belirlemede önemli bir faktördür. İskemi sonrası reperfüzyonda ortaya çıkan miyokardiyal fizyopatolojik değişiklikleri de göz önüne alırsak, miyokardiyal korumanın önemi daha belirgin hale gelmektedir. Bu çalışmamızda, reperfüzyon döneminde miyokartta ortaya çıkan patolojik değişikliklere EGb 761 ekstraktının etkisini araştırdık.
Bu çalışma, randomize, çift kör, plasebo kontrollü olarak, elektif koroner bypass operasyonu uygulanacak, sol ventrikül fonksiyonları bozulmamış 18 hasta ile gerçekleştirildi. Hastaların 9'una operasyon öncesi 5 gün, operasyon sonrası 2 gün süre ile 3x80 mg EGb 761 ekstraktı oral verildi. Guruplar arasındaki operasyon öncesi, operasyon ve operasyon sonrası; hemodinamik ve biyokimyasal farklılıklar istatistiksel olarak değerlendirildi.
Gruplar arasında ortalama yaş, vücut yüzey alanları, ejeksiyon fraksiyonları, fonksiyonel kapasiteleri, kros klemp zamanları, CPB zamanları ve anastomoz sayısı arasında anlamlı bir fark yoktu. Grup A' da üç hastada aritmi, bir hastada medikal destek ve bir hastada solunum yetersizliği gelişmesine rağmen, EGB 761 verilen grup B'de herhangi bir problemle karşılaşılmadı.
Sonuç olarak, koroner bypass cerrahisi uygulanan hastaların bir kısmında semptomatik ya da asemptomatik miyokardiyal stunning mevcuttur. Bu nedenle, günümüzde rutin olarak kullanılan miyokardiyal koruma yöntemleri ile birlikte EGB 761 ekstraktının kullanımının miyokardın korunmasında yardımcı olabileceği düşüncesindeyiz.
Anahtar kelimeler: Reperfüzyon hasarı, miyokard koruma, EGB 761 |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):18-19, 2007
ST yükselmeli miyokard infarktüsünde zirve CK-MB düzeyi ile kompleman aktivasyonunun ilişkisi |
Fatma ALİBAZ ÖNER, Habip GEDİK, Nesrin ÜNALAN, Mehmet Emin PİŞKİNPAŞA, Mecdi ERGÜNEY |
|
|
Ateroskleroz, inflamatuvar bir hastalıktır. Akut miyokard infarktüsünde oluşan inflamatuvar yanıtta, kompleman sisteminin önemli rolü, birçok çalışmayla ispatlanmıştır. Ayrıca, kompleman aktivasyonunun infarkt alanı ve prognozla ile ilişkisi de açıkça saptanmııştır.
Çalışmamızda; ST elevasyonlu miyokard infarktüsü (STMİ)'n-de zirve kreatin-fosfokinaz MB (CK-MB) düzeyi ile kompleman aktivasyonunun ilişkisi araştırıldı. Hem C3 ve zirve CK-MB düzeyi hem de C4 ve zirve CK-MB düzeyi arasında istatistiksel olarak ileri derecede anlamlı ilişki saptandı. Bu bilgi, kompleman aktivasyonuyla infarkt alanının ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, akut miyokard infarktüsündeki kompleman aktivasyonunun, infarkt alanının büyüklüğünü göstermede ve doğrudan tedavi hedeflerini araştırmada, CK-MB düzeyi gibi yararlı bir yöntem olabileceği sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: ST elevasyonlu miyokard infarktüsü, kompleman, CK-MB |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):20-22, 2007
Katarakt ameliyatı öncesi ve ameliyattan bir ay sonra bireylerin uyku özellikleri |
Havva TEL, Hatice TEL, Ayşe TEL-KAPLAN |
|
|
Uyku örüntüsü yaşlanma ile birlikte değişikliğe uğramaktadır. Yaşlılıkta yaygın olarak görülen uyku sorunlarının nedenlerinden birisi katarakttır. Katarakt nedeni ile görmedeki azalmasının uyku değişikliklerine neden olduğu, bu durumun da bireyin uyku kalitesini ve yaşam kalitesini olumsuz etkilediği belirtilmektedir.
Bu çalışmada, katarakt tanısı ile hastanede yatan hastaların ameliyat öncesi ve ameliyattan bir ay sonraki uyku özellikleri değerlendirildi. Çalışma, 1 Mart-31 Mayıs 2004 tarihleri arasında, Sivas Sultan I. İzzettin Keykavus Devlet Hastanesi göz servisinde katarakt ameliyatı olan, çalışmaya katılmayı kabul eden 106 yetişkin birey ile yapıldı. Araştırma verileri soru formu ve Pittsburg Uyku Kalitesi Ölçeği (PUKÖ) ile toplandı.
Çalışmaya katılan bireylerin yaş ortalamalarının 68.55±8.32 olduğu, hastaların % 67.9'unun 66 yaş ve üzeri yaş grubunda, % 57.5'inin erkek, % 69.8'inin evli, % 42.5'inin okuma-yazma bilmediği, % 38.7'sinin ev hanımı, % 57.5'inin çekirdek ailede yaşadığı, % 84.0'ünün en az bir kronik hastalık olduğu, % 88.7'sinin uyku sorunu yaşadığı belirlendi.
Çalışmada ameliyat sonrası hastaların uyku kalitesinin arttığı ve iyi düzeyde olduğu, ancak kadın ve kronik hastalığı olan hastaların uyku kalitelerinin kötü düzeyde devam ettiği saptandı.
Anahtar kelimeler: Katarakt, uyku, uyku bozuklukları
|
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):23-26, 2007
Şehir merkezi ve kırsal alandaki okullarda yapılan tüberküloz taraması sonuçlarının karşılaştırılması |
Abdurrahman ABAKAY, Özlem ABAKAY, A. Çetin TANRIKULU |
|
|
Çocuk yaş grubunda tüberküloz (TB)’un ağır formları daha sık görülebilmektedir. Bu nedenle, çocuklarda TB'dan korunma ve erken tanıya yönelik faaliyetler önemlidir. Verem Savaş Dairesi II. Grup Başkanlığı tarafından Diyarbakır il merkezinde 3, merkeze bağlı köylerde 4 olmak üzere toplam 7 ilk öğretim okulunda 2005 yılı kasım ayında ilkokul birinci sınıf öğrencilerine TB taraması yapıldı.
Çalışmaya şehir merkezinden 681, köylerden 500 olmak üzere 1181 çocuk alındı. ?ehir merkezindeki çocukların 334'ü (% 49.1) erkek, 347'si (% 50.9) kız idi ve yaş ortalamaları 6.99±0.97 (6-13), köy okullarındaki çocukların 277'i (% 55.4) erkek, 223'ü (% 44.6) kız idi ve yaş ortalamaları 7.94±1.65 (5-13) olarak saptandı. Bacillus Calmette-Guerin (BCG) aşı skarı olmayanların sayısı şehir merkezinde 360 (% 52.9), köylerde 121 (% 24.2) olarak saptandı.
BCG yapılmayan grubun ortalama tüberkülin cilt testi (TCT) çapı 1.35±1.8 mm, tek skarlı grupta ortalama çap 3.5±4.15 mm ve iki skarlı grupta ortalama çap 10.33±2.96 mm olarak saptandı.
Şehirdeki tüm çocuklarda ortalama TCT çapı 2.6±3.5 mm, köylerdeki tüm çocuklarda ortalama TCT 2.8±3.7 mm olarak saptandı. ?ehir ve köy arasında BCG skarı olmayan grupta, çift skarı olan grupta ve tüm çocuklardaki ortalama TCT çapları farkı istatistiksel olarak anlamlı bulunmazken (p>0.05), tek skarı olan grupta aradaki fark anlamlı saptandı (p<0.05). Tüm çocuklar arasında toplam 14 adet TCT pozitif sonuç (12'si BCG skarı olmayanlarda, 2'si tek skarı olan grupta) saptandı.
Çalışmamızda, ilginç olarak şehir merkezinde aşılanma oranının belirgin derecede düşük olduğu saptandı. TCT çapları arasında tek skar olan grup dışında şehir ve köy arasındaki fark anlamlı saptanmadı. BCG skar sayısı arttıkça ortalama TCT çapı anlamlı olarak artığı saptandığından tüm merkezlerde daha yüksek aşılama oranını için çalışılmaların artırılmasının gerektiği düşünüldü.
Anahtar kelimeler: Tüberküloz, çocukluk çağı, tüberkülin cilt testi |
Göztepe Tıp Dergisi 21(1):27-29, 2007
Venöz kanülasyon ve rokuronyumun enjeksiyon ağrısını önlemede transdermal nitrogliserin ve EMLA kremin karşılaştırılması |
Gülşen BOSNA, Mustafa Şevki EKİM, Deniz ORAL, Hakan PAMUK, Sedef TAVUKÇU ÖZKAN, Neşe AYDIN |
|
|
Rokuronyum uyanık hastada uygulandığında yüksek oranda orta veya şiddetli ağrı yapan non-depolarizan bir nöromüskü-ler blokerdir. Çalışmamızda, elektif cerrahi planlanan hastalarda topikal lokal anestezik karışımı olan EMLA krem ile, vazodilatatör etkili transdermal nitrogliserinin (TNG) ağrıyı önleyici etkisini plasebo ile karşılaştırmayı amaçladık. 18-75 yaş, ASA I-III 45 hasta rasgele 3 gruba ayrıldı. Genel anes-tezi indüksiyonundan 1 saat önce Grup I’de 50 mg TNG (24 saatte 10 mg nitrogliserin salınımlı), Grup II’de 1 gr EMLA krem, Grup III’de 1 gr dekspantenol krem (plasebo) uygulandı. Venöz kanülasyon (VK) ve priming doz rokuronyum (PDR) sırasındaki ağrı ve yanma ile rokuronyumun entübas-yon dozu (RED)’ndan sonraki el hareketleri değerlendirildi. VK ve PDR sonrası ağrı ve yanmanın Grup II’de Grup I ve Grup III’e göre anlamlı olarak az olduğu görüldü. RED’dan sonra gruplar arasında fark görülmedi. VK ve PDR’dan önce EMLA krem kullanımının uygun olduğu, TNG’nin ise iyi bir seçenek olmadığı sonucuna varıldı.
Anahtar kelimeler: Rokuronyum, EMLA krem, transdermal nitrogliserin |
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|