GÖZTEPE TIP DERGİSİ

 

 

SSK GÖZTEPE TIP DERGİSİ / EYLÜL 2007

 

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):81-82, 2007
Romatoid faktörü pozitif olgularda parvovirus B19 IgM seropozitifliği
Muhammet Güzel KURTOĞLU, Hamza OZKURT, Yasemin BAYRAM, Oğuz TUNCER, Mustafa BERKTAŞ
ÖZET
 
Çalışmada, PVB19 virusuna karşı IgM antikorlarının araştırılmasında, Romatoid Faktör (RF) varlığının sonucu etkileyip etkilemediğinin ortaya konulması amacıyla, çeşitli düzeylerde RF tespit edilen, ancak infeksiyon semptomları göstermeyen 100 hasta serumu alınarak, PVB19’a karşı ELISA yöntemiyle antikor araştırıldı.
RF’ü pozitif 0-71 yaşları arasındaki 100 hasta serumunda % 22 oranında Parvovirus B 19 IgM antikor pozitifliği saptandı ve bu çalışma ile Parvovirus B 19 IgM antikorlarının araştırılmasında RF’e bağlı pozitifliklerin önlenmesinin önemi vurgulandı.
Anahtar kelimeler: Parvovirus B19, romatoid faktör, RF

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):83-86, 2007
Cerrahi hastalarında renal risk değerlendirilmesi

Ali SÜNER, Nesrin TÜRK, Muhammet Kasım ARIK

ÖZET
 
    
     Major cerrahi operasyon geçiren hastalar postoperatif akut böbrek yetersizliği gelişme riski taşımaktadır. Postoperatif böbrek yetersizliği gelişimi için risk faktörleri iki grupta sınıflandırılabilir. Hasta ile ilgili risk ve preoperatif renal fonksiyon ile ilişkilidir.
Araştırmamızda, tüm hastaların glomerüler filtrasyon değerinin (GFR) azalmadığı hatta bir miktar arttığını gördük, bunun nedeni operasyon yapılacak hastalarımıza anestezistin ve cerrahın düzenlediği sıvı replasmanı olduğu görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Cerrahi, renal risk

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):87-91, 2007
Genel anestezi ile epidural-genel anestezi kombinasyonunun stres yanıt üzerine etkileri

Hayriye BABA, Melek ÇELİK, Aydemir YALMAN, E. Nursen KOLTKA, Zeynep AYDOĞAN

ÖZET
 
     Major batın ve üroloji operasyonu planlanan olgularda, tek başına genel anestezi ile genel anestezi ve epidural anestezi kombinasyonunun hemodinami ve kortizol, prolaktin ve kan şekeri düzeyleri saptanarak stres yanıt üzerine etkilerinin karşılaştırılması amaçlandı.
ASA I grubu, 22-70 yaş arası 48 olgu genel anestezi grubu (Grup GA) ve genel anestezi + epidural anestezi kombinasyonu grubu (Grup GA+EA) olacak şekilde rasgele iki gruba ayrıldı. Grup GA+EA olgularına % 0.5 bupivakain ile epidural anestezi uygulandı. Olguların indüksiyon öncesi OAB, KAH ve SpO2 değerleri kaydedildi. Kortizol, kan şekeri ve prolaktin seviyeleri için ilk kan örnekleri alındı. Anestezi indüksiyonu tiyopental ve vekuronyum bromid ile, anestezi idamesi O2 + N2O + sevofluran ile sağlandı. Cilt insizyonundan hemen sonra ve 30 dk. sonra kortizol, kan şekeri ve prolaktin seviyeleri için diğer kan örnekleri alındı. İnsizyondan hemen sonra, 30. dk., 60. dk., operasyonun sonunda, postoperatif 10. dk. ve 30. dk.’larda OAB, KAH ve SpO2 değerleri kaydedildi.
Gruplar arasında kortizol ve prolaktin düzeyleri açısından istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. Grup GA+EA’da insizyondan hemen sonra ve 30. dk kortizol düzeyleri başlangıç düzeyine göre yüksekti. Tüm olgularda insizyondan hemen sonra ve 30 dk. sonra prolaktin düzeyleri başlangıç düzeylerine göre yüksekti. İndüksiyondan hemen önce ve insizyondan hemen sonraki kan şekeri düzeyleri gruplar arasında ve grup benzerdi. İnsizyondan 30 dk. sonraki kan şekeri düzeyleri Grup GA'da, Grup GA+EA'dan istatistiksel olarak anlamlı derecede yüksekti ve her iki grupta da başlangıç kan şekeri düzeylerine göre anlamlı derecede yüksekti. İndüksiyon öncesi, insizyondan 30 dk. ve 60 dk. sonra, operasyon sonu, postoperatif 10. ve 30. dk.’lardaki OAB düzeyleri Grup GA'da, Grup GA+EA'dan yüksekti.
Kombine genel anestezi+epidural anestezinin hemodinamik stabiliteye minimal etkileri olduğu ve stres yanıtı baskılamakta yetersiz kaldığı kanısına varıldı.
Anahtar kelimeler: Stres yanıt, genel anestezi, epidural anestezi, kombine epidural-genel anestezi

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):92-94, 2007
Perforan göz yaralanmalarının epidemiyolojik değerlendirmesi

Ayşe SÖNMEZ, Cem MESCİ, Sevil ARI YAYLALI, Hasan HOROZ, Hasan H. ERBİL

ÖZET
 
    Amaç: Perforan yaralanmalarında risk faktörlerini ve travma nedenlerini araştırmak.
Materyal ve metod: Bu retrospektif çalışmaya perforan göz yaralanması bulunan 105 olgunun 105 gözü dahil edildi. Olguların yaş, cinsiyet, eğitim ve mesleklere göre dağılımı ile kaza yeri ve travma nedenleri analiz edildi.
Bulgular: Olguların 28’si kadın (% 26.7), 77’si erkekti (% 73.3). Yaşları 2-88 arasında olup, ortalama yaş 29.09±20.42 idi. Olguların 37’si çocuk (% 35.2), 68’i yetişkin (% 64.8) idi. Meslek grupları incelendiğinde, 26 olgu ile en fazla kaza işçi sınıfında görüldü (% 24.48). Yaş gruplarına göre kaza yerleri dağılımları arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık vardı (p<0.01).
Sonuç: Perforan göz yaralanmalarında epidemiyolojik faktörlerin bilinmesi koruyucu önlemlerin etkin olarak alınmasına olanak sağlayacaktır.
Anahtar kelimeler: Perforan göz yaralanması, epidemiyoloji

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):95-99, 2007
İnfertil hastalarda uterin faktörün değerlendirilmesinde transvaginal salin infüzyon sonografi

İrem ŞENYUVA, Cüneyt EFTAL TANER, Ayşe Gül KEBAPÇILAR

ÖZET
 
    Uterin kavite anormalliklerinin saptanmasında kullanılan histerosalpingografi (HSG), transvaginal salin infüzyon sonografi (TV-SİS) ve histeroskopi (H/S) yöntemleri karşılaştırılarak TV-SİS’nin tanı koymadaki değeri araştırıldı.
HSG’de tubal faktör bulunmayan ama kavitede yer kaplayan oluşum bulunan 112 birincil infertil olguya TV-SİS ve H/S yapıldı. Saptanan patolojiler karşılaştırıldı. Olguların TV-SİS sırasında duydukları ağrı verbal skala ile değerlendirildi.
Uterin kavite TV-SİS ile değerlendirildiğinde endometrial patolojileri saptamada duyarlılığı % 87.8, özgüllüğü % 100 olarak saptandı. TV-SİS sonrasında olguların ağrı ortalaması verbal skala ile 1,06 olarak saptandı.
Uterin kaviteyi değerlendirmede TV-SİS kolay uygulanabilen ve güvenilir bir yöntemdir.
Anahtar kelimeler: Hidrosonografi, infertilite, uterin faktör

Göztepe Tıp Dergisi 21(3):100-103, 2007
Klebsiella suşlarında ESBL varlığı ve antibiyotik duyarlılığının araştırılması

Kadriye KART YAŞAR, Gönül ŞENGÖZ, Filiz YILDIRIM, Özcan NAZLICAN

ÖZET
   Klebsiella cinsi bakteriler, hastane ortamlarında endemik ve epidemik infeksiyonlardan sorumlu patojenlerdir.
Bu çalışmada, hastanemiz Mikrobiyoloji laboratuvarına gönderilen çeşitli materyalden izole edilen 201 Klebsiella cinsi bakterinin antibiyotik duyarlılığı ve “Extended Spectrum Beta-Lactamases” (ESBL) varlığı araştırıldı. Çalışılan materyaller içinde sırasıyla en sık idrar, kan ve balgam örneklerinden Klebsiella cinsi bakteri üretildi (% 43.3, % 21.4, % 14.4). Bakteri tanımlaması konvansiyonel biyokimyasal yöntemler ve API ID 32E (BioMerieux, Fransa) ile, duyarlılık testleri ise disk difüzyon ve API ATB (BioMerieux, Fransa) ile yapıldı. Suşların % 78'i K. pneumoniae olarak tanımlandı. ESBL varlığı 201 suşta çift disk sinerji (ÇDS) yöntemi ile araştırıldı ve suşların 126'sının (% 62.7) ESBL ürettiği gösterildi. Karşılaştırmalı olarak çalışılan ve bu 201 suş içinden rastgele seçilen 80 suşta ise; ÇDS ile % 65 (52/80), API ATB BLSE (BioMerieux, Fransa) ile ise % 92.5 (74/80) oranında ESBL varlığı saptandı. ATB BLSE ile ÇDS yönteminden daha yüksek pozitiflik oranları saptanmasının, ÇDS yöntemi uygulamasının yeterince standart olmamasına bağlı olabileceği düşünüldü.
Klebsiella cinsi bakterilerin özellikle hastane kaynaklı suşlarında ESBL oranı oldukça yüksektir. Bu durum sefalosporinlerle tedavi başarısızlığına yol açmaktadır. Bu yüzden fırsatçı Klebsiella suşlarının antibiyotik duyarlılığı ve ESBL üretimi mikrobiyoloji laboratuvarlarında mutlaka araştırılmalıdır.
Anahtar kelimeler: Klebsiella, ESBL, fırsatçı infeksiyon

 

 

 

 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker