GÖZTEPE TIP DERGİSİ

 

 

GÖZTEPE TIP DERGİSİ EYLÜL 2008

 

 

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):76-80, 2008
Premenstrual Sendrom

Necdet SÜER (*)
ÖZET

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):81-84, 2008
Tüberküloz ve parapnömonik efüzyonlarda plevra sıvı biyokimyasal analizlerinin karşılaştırılması

Tanseli GÖNLÜGÜR (*), Uğur GÖNLÜGÜR (**)

ÖZET

Amaç: Tüberküloz plörezi ve parapnömonik efüzyon Türkiye’de en sık görülen plevral efüzyon nedenleridirler. Bu çalışmanın amacı enfeksiyöz sıvıların ayrıcı tanısında biyokimyasal karakteristiklerini değerlendirmektir.

Materyal ve Metod: Bir üniversite hastanesinde torasentez yapılmış 62 konjestif kalp yetmezlikli, 44 parapnömonik efüzyonlu ve 26 tüberküloz plörezili hastanın serum ve plevra sıvısı biyokimyasal özellikleri retrospektif olarak incelendi. ‹statistiksel analiz SPSS programının 10.0 versiyonu kullanılarak yapıldı.

Bulgular: Hastaların ortalama yaşları tüberküloz plörezi için 37, parapnömonik efüzyon için 40 ve konjestif kalp yetmezliği için 64 idi. Diğer gruplarla kıyaslandığında tüberküloz plörezi olgularında kilo kaybı anlamlı derecede daha sıktı. Sıvıda total lökosit sayısı transuda grubunda 556/mm3, tüberküloz için 11424/mm3, parapnömonik efüzyon için 8260/mm3 idi. Tüberküloz plörezi ve parapnömonik efüzyon grupları arasında plevra sıvısı LDH düzeyi, plevra sıvısı LDH’inin serum LDH’ye oranı, plevra sıvısı total protein ve albümin düzeyi ve plevra sıvısı total proteininin serum total proteinine oranı açısından anlamlı bir farklılık yoktu.

Sonuç: Plevra sıvısı veya seruma dayalı biyokimyasal ölçütlerin tüberküloz plörezi ile parapnömonik efüzyonun ayrıcı tanısında faydalı olmadığını düşünmekteyiz.

Anahtar kelimeler: Tüberküloz, plevral, plevral efüzyon, plörezi

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):85-89, 2008
Klonidin’in sevofluran anestezisi altında, orta serebral arter akım hızı ve serebrovasküler CO2 yanıtı üzerine etkileri

Levent ŞAHİN (*), Mehrican ŞAHİN (**), Sibel OBA (***), Tayfun AYDIN (*), Yunus AYDIN (****)

ÖZET

Amaç: Çalışmamızda a2 adrenerjik agonisti olan ve premedikan ajan olarak kullanılan oral klonidinin, sevofluran anestezisi altında orta serebral arter akım hızı (Vmca) ve serebrovasküler CO2 cevabı üzerine olan etkilerini transkranial doppler ultrasonografi kullanarak incelemeyi amaçladık.

Materyal ve Metod: Hastalar üç gruba ayrıldı. Grup C (n:12)’de olgulara premedikasyon olarak klonidin tablet (Cateprasan) 75 µg verildi ve sevofluran anestezisi uygulandı. Grup S (n:12)’de olgulara preoperatif plasebo tablet verildi ve sevofluran anestezisi uygulandı. Grup A (n:12)’de premedikasyon ve anestezi uygulanmaksızın kontrol grubu olarak çalışıldı. Tüm olguların sırasıyla normokapni, hipokapni ve hiperkapni sırasında transcranial doppler tekniği ile orta serebral arter akım hızı ölçüldü, eş zamanlı olarak arter kan gazı alındı.

Sonuçlar: Grup C ve S’deki Vmca değerleri, PaCO2’nin her aşamasında grup A ya göre anlamlı olarak düşük bulundu. Anestezi alan iki grup karşılaştırıldığında yalnızca hiperkapnide klonidin alan grupta Vmca anlamlı düşük bulundu. CO2 yanıt eğrisi Grup C de A ve S grubuna göre anlamlı olarak daha düşük bulundu.

Sonuç: Bu sonuçlar oral premedikan ajan olan klonidinin sevofluran anestezisi altında hiperkapni sırasında Vmca’ı düşürmesi ve serebrovasküler CO2 yanıtı düşürmesi, bu ajanın cranial cerrahilerde kullanılabilecek faydalı ve uygun bir ajan olduğunu göstermiştir.

Anahtar kelimeler: Klonidin, orta serebral arter kan akım hızı, serobrovasküler CO2 cevabı

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):90-92, 2008
Sjögren sendromu primer biliyer siroz birlikteliği

Hüseyin ÇAT (*), Fatih BULUT (**), Nurhan ŞAHİN ERDOĞAN (***) Erhan ÜZÜLMEZ

ÖZET

Sjögren sendromu (SS) ekzokrin bezlerin tutulumuyla seyreden kronik otoimmün inflamatuvar bir hastalıktır. Karaciğer tutulumu yaklaşık % 5 olguda görülmekte ve uzun sürede sirozla sonuçlanmaktadır. Olgu olarak SS ve primer biliyer siroz tanısı aynı zamanda konulan 35 yaşındaki bayan hastayı sunuyoruz.

Anahtar kelimeler: Sjögren, primer biliyer siroz


Göztepe Tıp Dergisi 23(3):93-94, 2008
Benign simetrik lipomatozisli bir olgu sunumu

Burçe CAN (*), İlkin ZİNDANCI (*), Sibel SÜDOĞAN (*), Melek KOÇ (*), Zafer TÜRKOĞLU (*), Mukaddes KAVALA (**)

ÖZET

Benign simetrik lipomatozis veya Launois-Bensaude sendromu sıklıkla boyun ve omuzlarda çok sayıda, yoğun yağ birikimi karakterizedir. Asemptomatik seyredebilir, bazı olgularda ise estetik ve psikolojik problemlere yol açabilen kaba şekil bozuklukları görülebilir. Burada kol ve bacaklarındaki subkutan kitllelere benign simetrik lipomatozis tanısı konan 76 yaşında bir olgu sunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: Benign simetrik lipomatozis, lipom, madelung hastalığı, launois-bensaude syndrome

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):95-99, 2008
Hepatobilier yetmezlikli-transplantasyon adayı neonatal olgular ve anestezi

Tülin ÖZTÜRK (*), Selçuk BULUT (*), Verda TOPRAK (*), Gönül TEZCAN KELEŞ (*)

ÖZET

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):100-102, 2008
Humerusun primer kronik sklerozan osteomiyeliti

Bilgehan TOSUN (*), Ümit GÖK (**), Alptekin TOSUN (***), Levent BULUÇ (*)

ÖZET

24 yaşında bayan hastada, humerus primer kronik sklerozan osteomiyeliti bildirilmiştir. Hastanın kolunda fistül ağzı bulunması ve buradan drenaj olması hastalığı Garre’nin tanımından uzaklaştırmaktadır. Hastalık sklerotik lezyonun eksize edilmesi ve kalınlaşmış olan korteksin inceltilmesi ile başarıyla tedavi edilmiştir. Hastanın 6 aylık takibinde rekürrens gözlenmemiştir.

Anahtar kelimeler: Primer kronik sklerozun osteomyelit humery


Göztepe Tıp Dergisi 23(3):103-105, 2008
Uyluk adduktör bölgesinde MRG ile lipom olarak tanımlanan birincil kist hidatik olgusu ve tedavisi

Serdar TOKER (*),Volkan KILINÇOĞLU (**), Melih GÜVEN, Korhan ÖZKAN (***), Cem ALGIN (****)

ÖZET

Genellikle Echinokokkus granulosus parazitinin sebep olduğu hidatik hastalığı sıklıkla yavaş büyüyen kistik bir kitle olarak bulgu verir. Karaciğer ve akciğer en sık etkilenen organlar olmakla beraber beyin, kalp, dalak, periton boşluğu ve nadiren kemikler gibi vücudun diğer bölgeleri de hastalıktan etkilenebilir. Kas-iskelet sisteminin kist hidatik hastalığı oldukça nadirdir. Klinik muayene sırasında, kas içi hidatik kisti bir yumuşak doku tümörü gibi bulgu verdiğinden, ameliyat kararı vermeden önce, kitlenin tam olarak tanımlanması için ameliyat öncesi yapılacak radyolojik tetkikler çok önem taşımaktadır.

Bu çalışmamızda, 32 yaşında bir erkek hastanın uyluk proksimali addüktör bölgesinde, nadir bir primer hidatizosis vakasını, klinik, radyolojik ve histolojik bulgularıyla beraber sunuyoruz. Bildiğimiz kadarı ile, literatürdeki nadir primer kas içi hidatizosis vakaları içinde bizim vakamız uyluk proksimali adduktör bölgesi tutulumu gösteren ilk vakadır. Sonuç olarak vurgulamak istediğimiz, özellikle hidatizosis için endemik olan bölgelerde, vücudun herhangi bir bölgesindeki kitlenin aksi ispatlanana kadar kist hidatik olabileceği akılda tutulmalıdır.

Anahtar kelimeler: Kist hidatik, Proksimal uyluk, Lipoma

Göztepe Tıp Dergisi 23(3):106-108, 2008
Down sendromu’na eşlik eden akciğer hipoplazisi ve göğüs duvar deformitesi: Nadir bir olgu sunumu

Alper AVCI (*), Menduh ORUÇ (*), Halit AKBAŞ (**), Şevval EREN (*)

ÖZET

Down sendromu ( DS ), Trisomi 21 genetik materyal bozukluğu ile seyreden ve artan anne yaşı ile doğru orantılı olarak görülme sıklığı artış gösteren genetik bir bozukluktur. DS’a birçok anatomik, fizyolojik ve biyokimyasal bozukluk eşlik edebilir. DS’da, pulmoner hipoplazi ve göğüs duvarı pektus karinatum deformitesinin aynı anda görülmesi çok nadir bir klinik durumdur. Pulmoner hipoplaziler klinikleri ve eşlik eden diğer genetik bozukluklardan dolayı doğum sonrası erken dönemde tanı alırlar. Geç ve tesadüfi tanı alan vakamızı; DS, sol akciğer hipoplazisi ve pektus karinatum birlikteliği açısından sunmaktayız.

Anahtar kelimeler: Down Sendromu, akciğer hipoplazisi, göğüs duvarı deformitesi

 

 

 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker