 |
GÖZTEPE TIP DERGİSİ ARALIK 2010
|
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):152-157, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.152
Koroner bypass cerrahisinde farklı beta blokerler kullanan hastalarda papaverinin arteryel greftlerdeki kan akımına etkisinin araştırılması
|
Cüneyt ŞELLİ (*), Abdussemet HAZAR (**), Mustafa GÖZ (**), Mehmet Salih AYDIN (*)
|
|
|
Amaç: Koroner arter bypass cerrahisinde farklı sistemik beta bloker kullanan hastalarda topikal papaverinin arteriyel greftlerde serbest kan akım hızlarına etkisinin karşılaştırılması amaçlandı.
Çalışma planı: Koroner bypass cerrahisi uygulanan 22 hasta 2 gruba ayrıldı Çalışmaya dahil edilen olguların ameliyat öncesi en az 3 gün ß-Bloker kullanıyor olmaları esas alındı. Bu hastalara rutin İMA preparasyonu yapılırken birden fazla koroner bypass grefti planlanan hastalardan 9’una radial arter preparasyonu yapıldı. Hazırlanan arteryel greftler serbest olarak 60 saniye kanatılarak ölçüm yapıldı. Bu ölçümden sonra 60 mg papaverin 10 ml normotermik ringer solüsyonu arteryel greftler üzerine topikal olarak uygulandı. İMA ve radial arter greftleri kalp akciğer makinasına girmeden önce 60 saniye serbest olarak tekrar kanatılarak ölçüm yapıldı. İki ölçüm arasında en az 20 dakika süre bırakıldı.
Bulgular: Nebivolol ile metoprolol grupları arasında, her iki ilacında, papaverin öncesi İMA ve radial arter kan akım hızları üzerine istatistiksel olarak anlamlı fark olmadığı, fakat papaverin verildikten sonra nebivolol grubunda İMA ve radial arter kan akım hızlarının istatistiksel olarak anlamlı derecede arttığı, metaprolol grubunda ise sadece İMA kan akım hızının istatiksel olarak anlamlı arttığı izlendi. Papaverin verildikten sonra iki grup arasındaki ölçümlerin farkına baktığımızda nebivolol grubu metoprolol grubuna göre İMA ve radiyal arterde kan akımını istatiksel olarak anlamlı arttırdığı tespit edildi.
Sonuç: İskemik kalp hastalığı nedeniyle koroner arter bypass cerrahisine alınan hastalarda sistemik nebivolol kullanımının metaprolola göre papaverinle daha fazla sinerjik etki göstererek arteryel greftlerdeki kan akım hızını arttırdığı düşüncesindeyiz.
Anahtar kelimeler: Arteryel Greft, Nebivolol, Metaprolol, Papaverin |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):158-163, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.158
Safra kesesi ameliyatı olan hastalarda metabolik sendrom görülme sıklığı |
Muhammet Kasım ARIK (*), Nesrin TÜRK (**), Ali SÜNER (***)
|
|
|
Bu çalışma Ağustos-Kasım 2009 tarihleri arasında Cerrahi kliniğinde safra kesesi ameliyatı yapılan 50 hastanın metabolik sendrom görülme sıklığı ve mortalite oranlarını araştırdık. Hastaların % 9'unda metabolik sendrom (MS) görülürken, MS olan hastalarımızın BKI'ye (Beden Kitle Indeksi) göre değerlendirilmesi yapıldığında % 90'ı obez, hastaların % 42'sinde ek hastalık mevcut olup, % 20'si hipertansif olduğu ve yaş ortalaması 45,40±1,4 olarak belirlenmiştir. Glukoz intoleransı, bel çevresi ve BKI'leri arasında anlamlı bir ilişki mevcuttu (p<0,05).
Metabolik sendrom; obezitenin eşlik ettiği ve tanı kriteri olarak sayıldığı önemli bir hastalıktır. Metabolik sendromlu kişilerde abdominal obezite, diyabet ve hipertansiyon sıklıkla bulunur ve laboratuar testlerinde hipertrigliseridemi, düşük HDL ile karekterize dislipidemi gözlenir morbidite ve mortalitenin artışına neden olan bu hastalığın dünyada görülme sıklığı hızlı bir şekilde artmaktadır.
Anahtar kelimeler: Metabolik sendrom, safra kesesi, obezite |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):164-168, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.164
Sirozlu hastalarımızda hepatik ensefalopati’yi tetikleyici faktörler |
Oğuzhan ÖZTÜRK (*), İlyas TUNCER (**), Levent DOĞANAY (*), Elif YORULMAZ (*), Yaşar ÇOLAK (*), Feruze YILMAZ ENÇ (***)
|
|
|
Amaç: Hepatik ensefalopati sirotik hastalarda sık görülebilen ve ölümcül olabilen bir komplikasyondur. Bu yüzden erken teşhiş ve etyolojiye yönelik tedavi hayati önem taşımaktadır.
Gereç ve Yöntem: İstanbul Göztepe Eğitim ve Araştırma Has-tanesi Gastroenteroloji Kliniği’nde 2005-2007 yılları arasında Hepatik Ensefalopati (HE) tanısıyla yatırılarak tedavi edilen 81 olguda, ensefalopatiyi presipite edici faktörleri retrospektif olarak araştırdık. Presipite edici neden olarak; enfeksiyonlar, konstipasyon, elektrolit imbalansı, gastrointestinal kanama, dehidratasyon, hepatocellüler karsinom (HCC), ilaç-alkol intoksikasyonu, HCC dışı malignite ve fazla protein alımı araştırıldı.
Bulgular: Hastalarımızda HE’yi tetikleyen nedenler sıklık sırasına göre % 33 enfeksiyonlar, % 25 konstipasyon ve % 12 elektrolit imbalansı olarak saptandı. Enfeksiyonlar içinde ise en sık neden spontan asit enfeksiyonu saptandı (36 %). Bulgu-larımız daha önce yapılan klinik çalışmalarla benzerlik gösteriyordu.
Tartışma: Sirozlu hastalarda HE gelişiminin önlenmesi ve tedavisi için, enfeksiyon ve konstipasyonla mücadele anahtar rol oynamaktadır.
Anahtar kelimeler: Hepatik ensefalopati, presipite edici nedenler, spontan asit enfeksiyonu, konstipasyon |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):169-176, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.169
Bazı değişkenler açısından 65 yaş üstü bireylerin depresyon düzeylerinin incelenmesi |
Gülay BİNGÖL (**), Ayşen DEMİR (*), Remziye KARABEK (*), Betül KEPENEK (*),
Nurdane YILDIRIM (*), Elif Gizem KAYTAZ (*)
|
|
|
Giriş: Tanımlayıcı nitelikteki araştırma 4 Kasım 2008-9 Ocak 2009 tarihleri arasında Amasya Şerefeddin Sabuncuoğlu Devlet Hastanesinde yatmakta olan 65 yaş üstü bireylerin depresyon risk durumlarını bazı değişkenler açısından incelemek amacıyla yapılmıştır.
Gereç ve Yöntem: Çalışmanın evrenini ilgili tarihlerde hastanede yatmakta olan 800 hasta, örneklemini ulaşılabilen 200 hasta oluşturmuştur. Veriler kişisel bilgi formu ve Geriatrik Depresyon Ölçeği (G.D.Ö.) ile toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik dağılımı, bağımsız t-testi ve varyans analizi kullanılmıştır.
Bulgular: Katılımcılardan % 54.5’i kadın, % 20’si geliri olmadığını, % 50.5’inin iki ve daha fazla kronik hastalığı olduğunu, % 86.5’i devamlı ilaç kullandığını, % 25’i kendini çok yaşlı hissettiğini ve % 22.5’i sağlığını kötü olarak algıladığını belirtmiştir. Yaşlıların G.D.Ö. puan ortalamaları 6.60±3.88 olarak saptanmıştır
Sonuç: Yaşlıların G.D.Ö. puanına göre % 52’si depresyon riski taşımaktadır. Cinsiyet, gelir durumu, kronik hastalığın bulunması, kendini yaş olarak algılaması, sağlığını algılaması ile depresyon ölçeği puanı arasındaki ilişki istatistiksel olarak anlamlı saptanmıştır (p<0.05). Yaşlılıkta depresyon risklerinin belirlenerek; rutin depresyon taramalarının gerçekleştirilmesi, orta yaş üzeri bireylere yaşlılığa hazırlık ve uyum içerikli eğitim hizmetleri verilmesi, yaşlılık etkinlik merkezlerinin kurulması, evde yaşlı bakım projelerinin geliştirilmesinin, depresyon düzeyini olumlu yönde etkileyeceği düşünülmektedir.
Anahtar kelimeler: Yaşlılık, yatan hasta, depresyon |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):177-181, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.177
Hemodiyaliz hastalarında anksiyete ve depresyona psikososyal bakış açısı |
Hüseyin DEMİRBİLEK (*) , Özlem CİĞERLİ (**), Ülkem YAKUPOĞLU (***), Fatih TURHAN (**), Metin ERMAN (****), Ali KÖSE (****), Fatma Nurhan ÖZDEMİR ACAR (*****)
|
|
|
Amaç: Son dönem böbrek yetmezliği (SDBY), hastalarda birçok psikososyal soruna neden olmakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu çalışmada, hemodiyaliz hastalarının anksiyete, depresyon ve sosyal destek durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Hemodiyaliz merkezimizde düzenli olarak tedavi gören hastalar arasından rastgele seçilen 85 kişiye hastane anksiyete-depresyon ölçeği (HAD) ve çok boyutlu sosyal destek ölçeği (ÇBSDÖ) uygulandı. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS 2007 paket programı ile yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodların yanı sıra, gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi, alt gruplarda ise Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanıldı.
Bulgular: Hastalar 53 erkek, 32 kadından oluşmaktaydı, yaş ortalamaları 56.5±15.2 yıldı (24-81 yıl). SDBY tanısı aldıklarında 60 yaş üstünde olan grubun HAD puan ortalaması 30 yaş altı gruptan anlamlı derecede yüksek bulundu (p=0.036).
Hastalık süresi ?10 yıl grubunun HAD puan ortalamaları <5 yıl grubundan anlamlı derecede yüksek saptandı (p=0.006). Hastalık süresi <5 yıl, 5–10 yıl, ? 10 yıl gruplarının, ÇBSDÖ aile desteği puan ortalamaları arasında anlamlı fark gözlendi. On yıl üstü grubunun ÇBSDÖ aile desteği puan ortalamaları <5 ve 5-10 yıl grubundan anlamlı derecede yüksek bulundu (sırasıyla p=0.001, p=0.003).
Sonuç: Hemodiyaliz hastalarının klinik bulgularının değerlendirilmesinin yanı sıra psikososyal yönden de incelenmelerinin önemli olduğu görüşündeyiz.
Çünkü bu şekilde, yaşam kalitesi yönünden kötüleşmeye neden olan anksiyete ve depresyon kolayca uygulanabilen ölçeklerle erken dönemde tanınabilir ve hastalara gerekli destek sağlanarak yaşam kalitelerinin arttırılması sağlanabilir.
Anahtar kelimeler: Diyaliz hastalarında Anksiyete, depresyon ve sosyal durum |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):182-184, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.182
Nadir bir akut karın olgusu: Situs inversus totalis ve akut apandisit |
Firdevs İkbal GÜÇER (*) Begümhan BAYSAL (**), Meltem ÇAĞLAR (***), Ahmet BAŞ (****), İhsan KURU (*****)
|
|
|
Abdominal ağrı acil servise başvurularda en sık görülen semptomlardan biridir.Abdominal ağrı ile başvuran hastalarda görülen en sık cerrahi gerektiren hastalık apandisittir.Sol alt kadran ağrısı ile başvuran apandisit olgularında yanlış negatif tanı oranı yüksektir.Sol alt kadran yerleşimli apandisit intestinal malrotasyon ve situs inversus ile birlikte görülebilir.Çalışmada sol taraf yerleşimli akut apandisit tanısı almış bir situs inversus totalis olgusu sunulacaktır.
Anahtar kelimeler: Akut apandisit, situs inversus totalis |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):185-187, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.185
Malignite nedeni ile mide rezeksiyonu sonrası dren yeri metastazı
|
Bülent GÜRBÜZ (*), Salih TOSUN (**), İ. Ali ÖZEMİR (*****), Özgür EKİNCİ (**), Haydar YALMAN (***), Rafet YİĞİTBAŞI (****)
|
|
|
Mide kanseri günümüzde insidans ve mortalite açısından önemini korumaktadır. Kanserlerin cilde metastaz yapmaları çok sık gözlenmez ve %5 den daha düşük bir oranda saptanırlar. 63 yaşındaki bayan hastaya mide ca nedeni ile Subtotal gastrektomi uygulandı ve hasta onkolojik tedaviye yönlendirildi. Hastada post op 9.ayda dren yerinde şişlik nedeni ile tarafımıza başvurdu ve kitle total olarak eksize edildi. Patoloji sonucu adenokarsinom metastazı olarak geldi. Cilt metastazları daha fazla, tümörün tam olarak çıkartılamadığı palyatif rezeksiyon uygulanan hastalarda görülmektedir. Rezeksiyon sırasında tümör hücresi ekimi olması hem cerrah hem hasta açısından istenmeyen bir komplikasyondur.
Anahtar kelimeler: Dren, metastaz, mide kanseri, tümör nüksü, kanser |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):188-190, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.188
İnferior omuz çıkığı (Luxatio eracta) |
Adem ŞAHİN (*), Abdulkadir DOST (*), Salih SÖYLEMEZ (*), Korhan ÖZKAN (*), Abdullah EREN (*)
|
|
|
İnferior omuz çıkığı bütün omuz çıkıkları arasında oldukça nadir görülür. Görülme sıklığı bütün omuz çıkıkları içinde %0,5 oranındadır ve litaratürdeki vakaların çoğu olgu sunumu şeklindedir(1). Yüksek enerji sonucu olan bu çıkıklar ile beraber kırıklar, damar- sinir problemleri ve vücudun diğer bölgelerinde de hasar olabileceğinden dikkatle incelenmesi gereken bir durumdur. Çalışmamızda tedavi ettiğimiz bir olguya dayanarak literatür değerlendirmesi yapmayı amaçladık.
Anahtar kelimeler: Glenoid, llüksasyo erekta, inferior omuz çıkığı
|
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):191-195, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.191
Posttravmatik subperiosteal falangial osteoid osteoma |
H. Yalçın YÜKSEL (*), Serdar YILMAZ (*), Volkan KILINÇOĞLU (**), Ertuğrul AKŞAHİN (*), Levent ÇELEBİ (*)
|
|
|
Elde falangeal Osteoid Osteoma, sıklıkla tipik olmayan klinik ve radyolojik özellikler göstermektedir. Bu farklı klinik ve radyolojik görünümleri, teşhis ve tedavisinde gecikmeye neden olabilir. Bu olgu da, yirmi bir yaşında erkek hastanın, özelliği olmayan travmadan bir yıl sonra ortaya çıkan ve sadece dört aylık ağrı hikâyesi bulunan sol el üçüncü parmak proksimal falangeal osteoid osteoması tedavi edildi.
Anahtar kelimeler: Osteoma, osteoid, travma, falanks |
|
Göztepe Tıp Dergisi 25(4):196-200, 2010
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2010.196
Kafa travması öyküsü olan çocuk hastada eozinofilik granülom |
Fatih Han BÖLÜKBAŞI (*), Mustafa KAKŞİ (*), Erdoğan AYAN (*), Ebru ZEMHERİ (**),Ajlan ÇERÇİ (*), İlhan ELMACI (*)
|
|
|
Eozinofilik granulom Langerhans hücreli histiositozisin alt tipi olup, kendini soliter kemik lezyonu ile gösteren sınırlı ve iyi huylu bir tümördür. Sebebi halen tam olarak bilinememekle beraber immün defisit veya inflamatuvar ya da enfeksiyoz hastalıklara sekonder reaksiyonla oluşabileceği düşünülmekte ve oluşumunda viral enfeksiyonlar sorumlu tutulmaktadır. Pediatrik yaş grubunda travma nedeniyle separe olmuş bir lineer fraktürü takiben, alttaki dura ve parenkimde de laserasyon varsa leptomeningeal kist oluşumu ile karşılaşılabilir. Burada 4 hafta önce meydana gelen minör kafa travması sonrası frontal bölgede ele gelen ve pulsasyon gösteren şişlik nedeniyle başvuran ve ayırıcı tanısında leptomeningeal kist de düşünülerek opere edilen 5 yaşındaki eozinofilik granulom olgusu sunulmaktadır.
Anahtar kelimeler: Eozinofilik granülom, Kafa travması, Langerhans hücreli histiositozis, Leptomeningeal kist |
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|