 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
EKİM 2004
|
ÜROLOJİ, 16(10):40-45, 2004
Çocukluk çağı üriner sistem taş hastalıkları
Tanı ve tedavide güncel yaklaşımlar |
Uz. Dr. Selçuk Yücel *, Uz. Dr. İ. Orkunt Ayaz **, Prof. Dr. Mehmet Baykara *
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı *, Özel Batı Bahat Hastanesi Üroloji Kliniği ** |
|
|
Üriner sistem taş hastalığı genellikle erişkin yaş grubu hastalığı olarak düşünülse de üriner sistem taşı saptanan çocuk sayısı giderek artmaktadır. Çocuklarda taş hastalığının semptom ve belirtileri erişkinlerden oldukça farklı olarak kendini göstermektedir. Üriner sistem taşlarının insidansı lokalizasyonu ve içeriği yaşanılan ükenin coğrafi konuma olduğu kadar ekonomik duruma da bağlıdır. Bilinen ürolojik sistem anatomik anormallikleri diğer bir risk faktörünü oluşturur. Prematürite kendi başına taş hastalığının riskini arttırmasa da bu dönemde sıklıkla kullanılan furosemid diuretiklerin hiper kalsuri ile taş hastalığına yol açtığı gösterilmiştir. Üriner sistem taş hastalığının ailevi olması da çocuklarda erken yaşlarda taş saptanmasında etkili olduğu bildirilmiştir. Ülkemiz koşullarında direkt üriner sistem grafisi ve ultrasonografi taş hastalığı taranmasında ideal radyolojik tetkikler olarak kendini göstermektedir. Çocuklarda taş hastalığının yaklaşık 3/4 ünde yatan herhangi bir nedenin olması ve olguların %65 inin taş hastalığı tekrarlaması yüzünden ilk taş hastalığı tam bir araştırma yapılması için yeterli sayılmaktadır. Çocukluk çağında en sık izlenen metabolik bulgu hiperkalsiuridir. Metabolik taşların yaklaşık %20' si hiperokzaluri nedenlidir, %8'ini ürik asit %2-32 ünü sistin taşları oluşturur. Çocukluk çağı taş olgularının yaklaşık %3'ünü infeksiyon sonucu oluşan struvit taşları oluşturur. Taş hastalığının etkili tedavisinde cerrahi metodların kombinasyonlar şeklinde uygulanması ve uygun profilaktik tedavi altında takibin yapılması anahtar rol oynar. Bu koşulların sağlanabilmesi için ESWL, endoürolojik teknikler ve açık cerrahinin genellikle kombinasyonlar şeklinde kullanılması gereklidir.
Anahtar Kelimeler: Çocukluk çağı, üriner sistem,taş hastalığı |
|
TIP EĞİTİMİ, 16(10):46-51, 2004
Tıp Fakültesi öğrencilerinde gelecek endişesi |
Uz. Dr. Erol Gürpınar, Uz. Dr. Yeşim Şenol, Uz. Dr. M. Kemal Alimoğlu, Prof. Dr. Mehmet Aktekin
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi Anabilim Dalı
|
|
|
Tıp Fakültesi Öğrencilerinin gelecek endişelerini saptamayı amaçlayan bu çalışmada, öğrencilerin yıllar içerisinde gelecek endişe skorlarının giderek yükseldiği bulunmuştur. Gelecek Endişesini etkileyen olası nedenler arasında ekonomik sorun ve TUS sınavının önemli bir yer tuttuğu belirlenmiştir. Bu sorunları gidermeye yönelik; maddi sorunları olan öğrencilere ekonomik destek sağlanması ve özellikle burs, kredi gibi olanakların arttırılmasını öneriyoruz. TUS ile ilgili kaygıların azaltılması için de birinci basamak hekimliğinin çalışma şartları ve ekonomik durumunun iyileştirilmesi ve böylece daha cazip hale getirilmesinin uygun olacağına inanıyoruz. |
PEDİATRİ, 16(10):52-56, 2004
Landau-Kleffner sendromu ve tedavi yaklaşımları |
Yrd. Doç. Dr. Faruk İncecik *, Yard. Doç. Dr. Özlem Hergüner **, Yard. Doç. Dr. Mürüvet Elkay **, Prof. Dr. Şakir Altunbaşak **
Mustafa Kemal Üniversitesi * ve Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi ** Pediatri Klinikleri |
|
|
Landau-Kleffner sendromu veya akkiz epileptik afazi, normal dil ve motor gelişimi gösteren çocuklarda ortaya çıkan, akut veya progresif olarak, elektroensefalografide paroksizmal değişikliklerle birlikte lisan yeteneğinin reseptif ve ekspresif olarak kaybı ile karakterize bir hastalıktır. Landau-Kleffner sendromlu hastalarda şimdiye kadar muhtelif tedavi modaliteleri uygulanmasına rağmen henüz standardizasyon saptanamamış ve tedaviye cevabı predikte edecek faktörleri belirlemek mümkün olmamıştır. Bu nedenle literatürdeki tüm vakaları toparlayıp bir meta-analiz çalışmasına gereksinim olduğunu düşünmekteyiz.
Anahtar kelimeler: Landau-Kleffner sendromu, meta analiz. |
İÇ HASTALIKLARI, 16(10):57-61, 2004
Langerhans hücreli histiyositoz |
Uz. Dr. Aydın Mazlum *, Uz. Dr. Bahadır Ceylan **, Uz. Dr. Kağan Güngör ***, Dr. Şule Ceylan ****
* Safa Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği, ** SSK İstanbul Eğitim Hastanesi İnfeksiyon Hastalıkları Kliniği, *** Selçuk Üniversitesi Endokrinoloji Anabilim Dalı, **** Marmara Üniversitesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı |
|
|
Langerhans hücreli histiositoz (LCH) derideki Langerhans hücrelerine benzer hücreleri içeren lezyonlarla karakterize seyrek bir hastalıktır. Bu hastalık ilk olarak 1983' de Alfred Hand tarafından tanımlanmıştır. Hastalığın ortaya çıkış yaşı ortalama 60 olup kadınlarda erkeklere göre hafif oranda daha fazla görülür (kadın/erkek: 1,1-2,1).
Erişkin LCH en sık cilt, akciğer ve kemikleri etkilerken karaciğer, dalak, lenf gangliyonu ve kemik iliği tutulumu daha seyrek görülür. Hastaların ¾' ünde cilt ; ¼' ünde ise akciğer tutulumu olur. Hastalar semptomsuz olabileceği gibi kemikler üzerinde ağrı, cilt lezyonları, kuru öksürük, aşırı susama, poliüri ve merkezi sinir sistemi kaynaklı semptomlar görülebilir. Fizik bakıda hepatosplenomegali, lenfadenomegali, pnömotoraks, egzoftalmos, seboreik dermatit benzeri cilt lezyonları ve merkezi sinir sistemi tutulumuna ilişkin bulgular (serebellar sendrom, yer kaplayıcı merkezi sinir sistemi lezyonu, hipotalamohipofizer tutulum) görülebilir.
LCH'nin temel lezyonu patolojik Langerhans hücrelerinin (PLC) biraraya gelmesiyle oluşur. Bu hücrelerde elektron mikroskopuyla Birbeck granüllerinin ve hücre yüzeyinde CD1a antijeni varlığının gösterilmesi tanı için gereklidir. Bu hücrelerdeki S-100 antijeninin varlığı tanıyı destekler.
Radyolojik inceleme hastalığın tanı ve takbinde önemlidir. Düz radyografide görülen litik lezyonlar tipiktir. Yüksek çözünürlüklü bilgisayarlı tomografi ile interstisyel akciğer hastalığı bulguları elde edilebilir. NMR merkezi sinir sistemi tulumlarında yararlıdır.
Sınırlı tutulum gösteren hastalar sistemik kemoterapiye gerek olmaksızın iyi prognoz gösterir. Organ fonksiyonunu tehdit eden tek lezyonlu hastalar radyoterapi ile tedavi edilirler. Birden fazla odakta tutulum gösteren ve sistemik tutulumlu hastalarda vinblastin, prednison, vincristin, etoposid, 6-merkaptopürin ve metotreksatı içeren kemoterapi şemaları uygulanabilir. Diğer tedavilere dirençli hastalar 2-klorodeoksiadenin ile tedavi edilebilir.
İlk 6 haftalık tedaviye önemli yanıt vermeyen hastalar kötü prognozlu olup bunlarda 5 yıllık mortalite % 40' tan azdır. |
ANATOMİ, 16(10):62-68, 2004
Kinezyolojideki insanın postürü ve yürüme hareketi |
Uz. Dr. Yelda Atamaz-Pınar
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı |
|
|
Ağrı, paralizi veya doku hasarı olduğunda anormal yürüme ortaya çıkar. Hekim patolojik bir yürümeyle karşılaştığında normal yürümenin karakteristik özelliklerini bilmelidir ki tanı koyabilsin ve normal yürümeden olan sapmaları saptayabilsin.
Yürümede iki temel özellik vardır. İlki dengedir. Ayakta dik durma ve dengenin devamlılığı sağlanmalıdır. İkincisi harekettir, yürümeyi başlatır ve ritmik adım atmanın devamlılığını sağlar. Normal yürüme kas-iskelet sistemi ve sinir sisteminin uygun fonksiyonlarını gerektirir. Sinir sistemi motor ve sensorial uyarılardan sorumludur. Yürüme periyodunun temel fazları duruş ve salınımdır. Duruş fazı, ayağın ilk yere temasından salınım öncesi başparmağın yerden ayrılmasına kadar geçen süredir. Salınım fazı, başparmağın yerden ayrılmasından topuğun yere temasına kadar geçen süredir. Yürüme periyodu daha ayrıntılı olarak sekiz grup altında incelenebilir: İlk temas, yüklenme, duruş, terminal duruş, salınım öncesi, başlangıç salınımı, salınım ortası, terminal salınım, bacak basma fazı ve salınım fazından geçer. Tek bacak için bazma fazı topuk vuruşu ile başlar, bu sırada iki ayakda yerdedir, alt ekstremite çift destek fazındadır.ayğın tamamı yere düz bastığında karşı ayak salınım fazına geçer, alt ekstremite tek destek fazındadır. İlk temas: topuğun yere ilk değdiği andır. Kalça fleksiyonda, diz ekstansiyonda, ayak bileği dorsifleksiyondan nötral pozisyona geçiştedir. Sol ayak duruş fazının sonundadır.
Yüklenme, duruş, terminal duruş, salınım öncesi, başlangıç salınımı, salınım ortası, Terminal salınım: sağ bacağın vertikal olmasıyla başlar, topuğun yere temasıyla biter. Bacağın il |
NÖROLOJİ, 16(10):73-75, 2004
Palmomental işaretinin klinik önemi |
Yrd. Doç. Dr. Erkan Tamer Karagöz
Düzce Abant İzzet Baysal Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı |
|
|
Tenar eminensin uyarılması sonrası çene mentalis kasının kasılması olarak ifade edilebilecek palmomental refleks kolayca test edilebilir. Varlığı klinisyenleri bir serebral patoloji konusunda uyarsa da , normal insanlarda da görülebilir ve hastalık durumlarında olmayabilir. Güçlü, devamlı, ve kolayca tekrar alınabilen refleks serebral patolojiyi daha çok düşündürür.
Anahtar kelimeler: Palmomental, klinik |
JİNEKOLOJİ, 16(10):76-78, 2004
Wharton yöntemiyle neovajen yapılması |
Op. Dr. Fatma Horasan-Altıntaşoğlu, Dr. Aytaç İmren, Dr. Gülizar Yeşilkaya, Dr. Tolga Mızrak
SSK Tepecik Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesi |
|
|
S.Y. 28 yaşında, Sinop doğumlu, ilkokul mezunu 1 yıllık evli bir kadın, evlendikten sonra koit olmayışı ve adet görememe yakınması ile Ocak 2000 de SSK Soma-Manisa hastanesi kadın hastalıkları ve doğum polikliniğine başvurdu.
Jinekolojik muayenede vagen yerine 1-1.5 cm. lik kör bir introitus vardı. Fenotipi normal bir kadın görünümündeydi. (labialar, meme gelişmesi, pubik ve axiller kıllanma)IVP de böbrek ve üreterler normaldi. Hormon profili normaldi. Diagnostik laporoskopisinde uterus bant şeklinde, her iki over normalden küçüktü. Wharton'un 1938 de tanımladığı yöntemde (1.5), vaginal aralığın yeterli diseksiyonu ve bu aralığın prezervatif kaplı protez kalıpla kontinü dilatasyonu yapılmıştır. Bu şekilde operasyon anında yaklaşık 10 cm. lik bir vaginal boşluk elde edilmiştir. Yeni oluşturulan vaginal aralıktan kalıbın çıkmaması için kalıp dört kadranda sütüre edilmiştir. Bu kalıp sürekli olarak serum fizyolojik ve antibiyotikli pomadlarla ıslatılarak postoperatif dilatasyon yapılmıştır.
Anahtar kelimeler : Wharton operasyonu, Neovajen |
HEMŞİRELİK, 16(10):82-86, 2004
Osteoporozdan korunmada sağlık inanç modeli |
Araş. Gör. Dr. Dilek Kılıç
Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Halk Sağlığı Anabilim Dalı |
|
|
Osteoporoz geniş bir populasyonu etkileyen önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu durum, ağırlık kazandırıcı egzersiz ve kalsiyum alınmasıyla değiştirilerek geciktirilebilir veya önlenebilir. Osteoporozdan koruyucu davranışları oluşturmak için bireyleri etkileyebilen faktörleri bilmek gerekir. Sağlık inanç modeli, hastalığı önleyici davranışları oluşturmada veya sağlığı korumada faydalıdır. Bu model, hastalığı önleyebilen davranışları, osteoporoza ilişkin sağlık inançlarını ve osteoporoz bilgisini değiştirmek ve değerlendirmek için bir temel sağlamaktadır. Bu makalenin amacı, Sağlık İnanç Modeline dayalı osteoporozu önleyici eğitim programlarına temel oluşturmaktır. Primer bakım veren sağlık personeli, osteoporozdan korunmada tüm yaş gruplarının danışmanlığı için önemli rol oynar. Bu makalenin aynı zamanda osteoporozu önleyici programlarda sağlık görevlileri için bir rehber olacağı düşünülmektedir.
Anahtar sözcükler: Osteoporoz, koruyucu davranışlar, sağlık inanç modeli |
PGM
Erektil işlev bozukluğu ve damar hastalığı, 16(10):20-26, 2004
Nasıl bir ilişki söz konusudur? |
Luciano Kolodny, MD
Dr. Kolodny is an endocrinologist with HealthPartners, St Paul. He recenty completed a fellowship in endocrinology, diabetes, and metabolism at the University of Wisconsin Medical School, Madison |
|
|
Erkek hastalarınızın pekçoğu cinsel işlevleriyle ilgili sorunları konuşmak istemezler. Önceden saptanmamış bir damar hastalığının belirtisi olabildiğinden 40 yaşında genç bir hastanıza cinsel işlev bozukluğu hakkında sorular sorarken sıradan, ancak duyarlı olmanız önemlidir. Bu yazıda Dr. Kolodny, damar hastalığıyla ilişkiyi araştırmakta ve birinci basamak doktorlarının hastalara hem sertleşme sorunları hem de altta yatan olası rahatsızlıkların riskini azaltmada yardımcı olacak yöntemler önermektedir. |
PGM
Prostat kanserine müdahale, 16(10):27-32, 2004
Erken tanı ve tedavi sürecine hastanın katılımı |
Timothy J. Wilt, MD, MPH; Melissa R. Partin, PhD
Dr. Wilt is professor of medicine, section of general medicine, University of Minnesota School of Medicine-Twin Cites, Minneapolis, and a staff physician and core investigator, Minneapolis VA Center for Chronic Disease Outcomes Research. Dr. Partin is assistant adjunct professor, division of epidemiology, University of Minnesota School of Public Health, Minneapolis VA Center for Chronic Disease Outcomes Research. |
|
|
Prostat kanseri erkeklerde en sık tanı konan kanser tipidir. Prostata özgül antijen (PSA) testi Birleşik Devletler'de yaygın biçimde kullanılmakta olup, tedavi önerileri sıklıkla erken tedaviyi teşvik etmektedir. Böyle bir agresif davranışın erkeğin yaşam kalitesini iyileştirdiği ve süresini uzattığını gösteren kanıtların yokluğu nedeniyle hastanın tedavisine ilişkin tartışmalar süregelmektedir. Dr. Wilt ve Dr. Partin, prostat kanserinin epidemiyolojik etmenlerini gözden geçirmekte ve araştırma bulguları, önerileri, tarama ve tedavinin lehinde ve karşıtı düşünceleri tartışmaktadır. Ayrıca, rutin olarak erkeklerin tümü için bir PSA testi istemekten çok doktorların hastalarını tarama ve tedavinın olası zararları ve belirsiz yararları konusunda bilgilendirmeleri ve daha sonra hastanın tercihlerini karar verme mekanizmasına katmalarını ileri sürmektedirler. |
PGM
Testosteron yetersizliği sorunları, 16(10):33-39, 2004
Sorunu ortaya çıkartma, tedavinin rolünü değerlendirme |
John H. Macindoe, MD
Dr. MacIndoe is director, department of endocrinology, HealthPartners Medical Group and Clinics, and adjunct professor of medicine, University of Minnesota Medical school-Twin Cities, Minneapolis |
|
|
Oldukça seyrek görülen doğumsal nedenlere ek olarak farklı klinik durumlarda da erkeklerde testosteron yetersizliği oluşmaktadır. Sağlıklı erkeklerin bile 30 yaşından sonra testosteron salgılamasında ilerleyici, ancak küçük çaplı düşüşler yaşadıkları bilinmektedir. Testosteron destek tedavisi erkeklerin tümünde semptomlaırn hepsini geçirmediğinden tanı koymak zorlaşabilir. Bununla beraber, erkeklerin bir bölümü uzun etkili intramusküler testosteron esterleri, transdermal testosteron bantları veya jellerinden yarar sağlayabilmektedir. |
 |
SENDROM II
İskemik İnme Tanı ve İlk Tedavisi |
 |
SENDROM III
Ortopedi Terimleri Sözlüğü |
 |
SENDROM IV
SPOR VE TIP DERGİSİ |
|
|