 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
KASIM 2004
|
JİNEKOLOJİ, 16(11): 52-59
Hormon replasman tedavisinin kardiyovasküler sistem üzerine etkileri |
Uz. Dr. Hakan Yiğit *, Uz. Dr. Enize Arzu-Yiğit **
Dr. Arzu Bilge-Köklü, Yrd. Doç. Dr. Sebiha Özkan, Doç. Dr. Birol Vural |
|
|
Kardiyovasküler hastalıklar kadın populasyonunda önemli ölçüde morbiditeye yol açar ve mortalitenin önde gelen nedenleri olarak gözlenmektedir. Vasküler sistem üzerinde multipl koruyucu etkilere sahip östrojenin postmenopozal dönemdeki kaybı kardiyovasküler hastalık riskinde anlamlı bir artışa neden olur. Öte yandan hormon replasman tedavisinin (HRT) kardiyovasküler hastalıkla (KVH) ilişkisi önemli bir tartışma konusudur. Çoğu araştırmacının HRT'nin özellikle KVH'dan primer korunmada önemli bir rolü olduğuna dair görüşlerinin devam etmesine rağmen prospektif çalışmaların sonuçları aynı olumlu etkinin sekonder korunmada en azından kısa- orta vadede gözlenemediğini ortaya koymaktadır. Bu derlemenin amacı HRT'nin kardiyovasküler sistem (KVS) üzerine olan potansiyel olumlu ve olumsuz etkileri konusundaki güncel verileri incelemek ve HRT'nin KVS hastalığına karşı primer ve sekonder korunmada kullanımına ilişkin en son klinik önerileri ortaya koymaktır. |
|
PEDİATRİ, 16(11): 60-67
Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu tanı ve tedavisi |
Uz. Dr. Hakan Yiğit *, Uz. Dr. Enize Arzu-Yiğit **
Kırıkkale Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Çocuk Hastalıkları Kliniği *, Yüksek İhtisas Hastanesi Psikiyatri Kliniği **
|
|
|
Dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu(DEHB) okul çağı çocuklarındaki en yaygın psikiyatrik bozukluk olduğu gibi, çocuk ve adölesanlar için psikiyatri kliniklerine en sık sevk nedenidir. DEHB, DSM-IV sınıflamasına göre çocukluk çağı başlangıçlı, dikkatsizlik ve impulsiflik/hiperaktivite semptomlarıyla karakterize bir davranış bozukluğu olarak tanımlanmıştır. Etiyolojisi henüz tam olarak bilinmemekle birlikte çeşitli sebepler öne sürülmüştür. Stimulan ilaç tedavisi ile klinik düzelme sağlanması katekolamin nörotransmisyon bozukluğunu düşündürmektedir. Pozitron emisyon tomografi çalışmaları ile bazal gangliyonda azalmış glukoz metabolizması saptanırken, elektroensefalogramda aşırı kortikal yavaşlama olduğu görülmüştür. Beyin görüntüleme çalışmalarında ise frontal korteks ve subkortikal yapılarda küçük anormallikler tanımlanmıştır. İkiz çalışmaları ailesel ve genetik etkiyi göstermektedir. DEHB olan hastaların tedavisinde ilk basamak, hasta ve ailesinin eğitimidir. Farmakoterapi primer tedavilerden biridir. Stimulan ilaçlar her yaş grubunda tedavide asıl seçenektir ancak farklı ilaç seçenekleri de vardır. İlaç tedavisine ek olarak farmakolojik olmayan tedavilerde önerilmektedir. |
ADLİ TIP, 16(11): 68-72
Hukukta ve etikte "Hak" kavramı ile yaptırım sorunu |
Dr. Erhan Büken *, Dr. Nükhet Örnek-Büken **
Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı *, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Etiği Anabilim Dalı ** |
|
|
"Hasta Hakları", "denek hakları", "deney hayvanının hakları", "tıp etiği", "hukuksal yaptırımlar" konuları tıbbi pratiğimizde ve tıp literatüründe sıklıkla gündeme gelmeye başladı. Kullandığımız bu kavramların içlerini nasıl doldurduğumuz, bizim için ya da genel olarak ne ifade ettiği ise gittikçe önem kazanmaya başladı. 'Hak' kavramının tanımlanmasında ülkeler arası ya da disiplinler arası farklılıklar olabilmektedir. Bu kavramın hukuk ve etik alanında kullanımında da kimi zaman benzerlikler kimi zaman da farklılıklar olduğunu görmekteyiz. Bu makale ile bu iki farklı disiplinin aynı kavrama nasıl baktığı ve bunun pratik uygulamada nasıl göründüğü irdelenecektir. "Yanlışın eleştirisi dilin eleştirisi ile başlar", bu nedenle gerek sosyal hayatımızda gerekse akademik hayatta çok sık kullandığımız bu kavramlar üzerine konuşmak ve varolan tartışmaları buraya taşımak amacıyla bu yazı kaleme alınmıştır. Makalede hukuk, deontoloji, etik ve tıp etiğinin de konumuz bağlamında kavramsal tartışması yapılacaktır. Adli tıp ve Tıp etiği disiplinlerinin bu kavramları en sık kullanan disiplinler olması nedeniyle de tartışma bu alanlardan başlatılmıştır. |
İÇ HASTALIKLARI, 16(11): 73-82
Artritli hastaya yaklaşım |
Dr. Volkan İnal *, Dr. Satılmış İnal *, Yrd. Doç. Dr. Levent Yamanel **
GATA İç Hastalıkları * ve Acil ** Anabilim Dalları |
|
|
Artritli hastaya yaklaşım, her hastaya olduğu gibi dikkatli bir inspeksiyon sonrası, iyi bir hikaye alma ile başlamalı, sistem ve lokomotor muayeneleri sonrasında oluşturulacak ön tanılara yönelik laboratu-var ve görüntüleme tetkikleri ile sürdürülmelidir. Tetkik sonuçlarının ispat değil, tanıya destek sağladığı unutulmamalıdır. |
FİZİK TEDAVİ VE REHABİLİTASYON, 16(11): 86-91
Romatizmal hastalıklarda fizik tedavi ve rehabilitasyon
Ne zaman başlanmalı ve nasıl uygulanmalı? |
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Zeki Kıralp, Prof. Dr. Hasan Dursun
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Kliniği |
|
|
Fiziksel-Tıbbi önlemler romatizmal hastalıkların tedavisinin önemli bir bölümünü oluşturur. Özellikle enflamasyonla seyreden romatizmal hastalıklarda hastalık seyri sırasında ağrı, hareket kısıtlılığı ve çeşitli şekil bozuklukları ile ileri düzeyde bağımlılığa yol açmaktadır. Bağımlı hale gelmiş bir hastada fiziatrist (fizik tedavi uzmanı) ancak var olan şekil bozuklukları ve kas güçleri ile hastaya nasıl yaşaması gerektiğinin öğretebilir. Önemli olan hasta bu duruma gelmeden hastanın multi-disipliner bir yaklaşım ile her yönü ile ele alınarak tedaviye başlanmasıdır. Multi-disipliner yaklaşımın amacı normal yaşam için hastaların maksimum güce ulaşmasını sağlamaktır. Fiziatrist yetersizlik ve sakatlığı belirler. Egzersizleri, günlük yaşam aktivitelerini ve eklemlerin uygun kullanma biçimlerini öğretir, ilaç tedavisine ilaveten gerekli fizik tedavi programını düzenler ve gerekli hallerde hastanın cihazlanmasında yardımcı olur. Romatizmal hastalıkların rehabilitasyonunda multi-disipliner yaklaşım fonksiyon bozukluğunu önlemeye, bozulmuş fonksiyonu düzeltmeye ve kalan fonksiyonu sürdürmeye çalışır. Burada amaç hastanın daha iyi bir fonksiyonel düzeye ulaşmasına yardım etmektir. Tüm bu nedenler fiziatristin en başından itibaren hastanın tedavisinde yer alması gerektiğini göstermektedir. |
HALK SAĞLIĞI, 16(11): 97-100
Deri kanserlerinden korunmada beslenme |
Dty. Nilgün İstek *, Yrd. Doç. Dr. Nuray Yeşildal **, Doç. Dr. Ayşe Kavak ***
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Halk Sağlığı Yüksek Lisans Programı Öğrencisi, Düzce Tıp Fakülesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, **Halk Sağlığı ve *** Dermatoloji Anabilim Dalları |
|
|
Son yıllarda hastalık ve diet ilişkisi üzerinde yoğun olarak çalışılmakta ve böylece bu alandaki bilgiler her geçen gün artmaktadır. Tedavisinde halen birçok sorunun yaşandığı kanserler ise bu anlamda daha yoğun bir ilgiye sahiptir. Bu yazıda, dietin deri kanserlerinin etiopatogenezindeki rolü üzerinde durulmuştur. |
PEDİATRİ, 16(11): 83-84
Lineer yayılımlı veziküler döküntüleri olan bir yenidoğan |
As. Dr. Fatma Dursun*, Uz. Dr. Fazilet Metin*, As. Dr. Memduh Dursun**, Uz. Dr. Müferret Ergüven*
SSK Göztepe Eğitim Hastanesi Çocuk Kliniği*, İ. Ü. İstanbul Tıp Fakültesi Radyoloji Anabilim Dalı ** |
|
|
Yenidoğan döneminde enfeksiyonlar, konjenital hastalıklar, infiltratif hastalıklar veziküler döküntülerin nedeni olabilir.Böyle hastalara en uygun yaklaşım hastalağın nedenine dayanır,bu imkansızsa döküntünün patogenezi incelenir.Döküntülü hastalığın tanısında; aile hikayesi,yenidoğanın ve annenin hikayesi,enfeksiyon ajanlarını ekarte etmek için laboratuar çalışmaları, bebeğin genel durumunun değerlendirilmesi, döküntünün morfolojik özellikleri, ve sıklıkla cilt biopsisi gereklidir. |
HEMŞİRELİK, 16(11): 101-105
Hemodiyaliz ünitesi hemşirelerinin hepatit C hakkındaki bilgi düzeyleri |
Öğr. Gör. Havva Sert *, Yrd. Doç. Dr. Sezgi Çınar **
Pamukkale Üniversitesi Çivril Kadir Kameroğlu Sağlık Yüksekokulu *, Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu |
|
|
Hemodiyaliz hemşirelerinin Hepatit C virüsünün bulaşma ve korunma yolları hakkındaki bilgi düzeylerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.
Araştırma İstanbul il sınırları içerisinde bulunan, araştırmayı kabul eden 13 hemodiyaliz ünitesinde, 119 hemodiyaliz hemşiresiyle yapılmış tanımlayıcı analitik bir araştırmadır. Veriler 30 sorudan oluşan sorgu formuyla toplanmıştır. İstatistiksel analizlerde ki-kare, student t testi, tek yönlü varyans analizi, fishers kesin ki-kare testi kullanılmıştır.
Hemşirelerin %46.2'sinin 28-37 yaş grubunda, %50.4'ünün evli, %52.1'inin ön lisans mezunu, %30.3'ünün 5-8 yıl çalıştığı; %42.9'unun Hepatit C virüsü enfeksiyonu ile ilgili toplam bilgi puanının "iyi", %39.5'inin "çok iyi" olduğu hiçbir hemodiyaliz hemşiresinin "zayıf" puan almadığı saptanmıştır. Hemşirelerin Hepatit C virüsü enfeksiyonu bilgi düzeyleri açısından yaş gruplarıyla, hemşire olarak çalışma yılı arasında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Hepatit C virüsü pozitif olan hasta iğnesi batma durumuna göre yaş gruplarıyla hemşire olarak çalışma yılı arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.05). Hepatit C virüsü pozitif olan hasta iğnesi batması açısından viral hepatit geçirme, tanı tetkiki yaptırmaları açısından anlamlı fark bulunmazken (p>0.05), iğne batması sonrası yapılan işlemlerde iğne batan ve batmayan grup arasında anlamlı fark bulunmuştur (p<0.01).
Hemodiyaliz hemşirelerinin Hepatit C virüsünün bulaşma ve korunma yolları hakkındaki bilgi düzeyleri yeterli bulunmuştur. |
PGM
Osteoartrit, 16(11): 16-23
Pek çok nedene bağlı bu hastalık için hangi tedaviler uygulanmaktadır? |
Kerstin Morehead, MD; Kenneth E. Sack, MD
Dr. Morehead is a clinical fellow and Dr. Sack is professor of clinical medicine, department of medicine, University of California, San Francisco, School of Medicine. Dr. Sack is also director, clinical programs in rheumatology. UCSF Medical Center |
|
|
Osteoartrit, dünyada en çok görülen eklem hastalığıdır. Ağrı ve sakatlığın bu önemli nedeni, genellikle parmakların küçük eklemleri, bacağın yük binen eklemleri ve omurganın hareketli kısımlarında gelişmektedir. Ancak, sıklıkla hastanın semptomları klinik özelliklere birebir uyum göstermez. Burada Dr. Morehead ve Dr. Sack, osteoartritin patogenez ve tanısını özetlemekte ve bazı tedavilerin tartışmalı doğasının bilincinde olarak, bugün varolan tedavileri araştırmaktadır. |
PGM
Romatoid artrit, 16(11): 24-33
Hedefe yönelik girişimler eklem yıkımını en alt düzeye indirebilir |
Eleanor Anderson Williams, MD; Kenneth H. Fye, MD, FACP, FACR
Dr. Williams was a fellow in rheumatology, University of California, San Francisco, when she coauthored this article. Dr. Fye is clinical professor of medicine, division of rheumatology, University of California, San Francisco. |
|
|
Romatoit artrit eklemde aşınma, şekil bozukluğu, ağrı, sertlik, işlevlerin ve hareket eriminin kısıtlanmasına neden olabilir. Kalıcı eklem yıkımını önlemek için erken tanı kritik önem taşımaktadır. Bu yazıda Dr. Williams ve Dr. Fye, romatoit artritin eklem ve eklemdışı belirtilerini ve bu karmaşık hastalıkta gelişen tedavi yaklaşımlarını tartışmaktadır. |
PGM
Sistemik lupus eritematozus, 16(11): 34-40
Nasıl tedavi edelim, ne zaman sevk edelim? |
Maria Dall'Era, MD; John C. Davis, MD, MPH
Dr. Dall'Era is a senior postdoctoral fellow, and Dr. Davis is assistant prfessor of medicine, division of rheumatology, and associate director, department of medicine, clinical trials center, University of California, San Francisco, School of Medicine |
|
|
Sistemik lupus eritematozus (SLE) daha çok 20-40 yaşları arasındaki kadınlarda görülen bir otoimmün hastalıktır. Hastalığın şiddeti değişebildiği ve önemli organ sistemlerini etkileyebildiği için, hastalar organ yıkımı ve ilaç toksisitesi açısından dikkatle izlenmelidir. Bu makalede Dr. Dall'Era ve Dr. Davis, SLE tanısını, epidemiyolojik faktörleri ve klinik özellikleri gözden geçirmektedir. Tedavi bölümü, SLE hastalarına bakan birinci basamak doktorlarına pratik bir kaynak oluşturmaktadır. |
PGM
Erişkinlerde bakteriyel menenjitte yeni sorunlar, 16(11): 41-51
Antibiyotik direnci tedaviyi zorlaştırmaktad |
David H. Spach, MD
Dr. Spach is professor of medicine, division of infectious diseases, University of Washington School of Medicine, Seattle. |
|
|
Acilen ele alınması gereken ciddi bir hastalık olan bakteriyel menenjitte epidemiyolojik etmenler son 25 yılda büyük bir evrim geçirmiştir. Hem erişkinler hem de çocuklar arasında klinik bir sorun olarak pek çok ilaca dirençli Streptococcus pneumoniae ortaya çıkmış ve bu hastalığın ampirik tedavisini büyük ölçüde zorlaştırmıştır. Bu makalede yazar, erişkinlerde bakteriyel menenjitinin epidemiyolojik etmenleri, tanı, tedavi ve profilaksisine ilişkin yeni sorunlar üzerine odaklanmaktadır. |
 |
SENDROM II
Erişkinlerde Dejeneratif Diz Eklemi Hastalığının Tanı ve Tedavisi |
 |
SENDROM III
Tıp Etiği Terimleri Sözlüğü |
|
|