 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
MART 2004
|
FİZYOLOJİ
Parkinson Hastalığında Oksijen Radikali Toksisitesinin Yeri, 16(3):84-87, 2004 |
Doç. Dr. Serdar Yardımcı*, Uz. Dr. Selçuk Çomoğlu**
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Fizyoloji Anabilim Dalı* ve Ankara Numune Hastanesi,
Nöroloji Kliniği** |
|
|
Yaşlanma ile nörodejeneratif hastalıklar içinde yer alan Parkinson hastalığının görülme sıklığında önemli bir artış olmaktadır. Kalıcı nöronal fonksiyon kaybına yol açan ve ilerleyici bir seyir izleyen Parkinson hastalığında, klasik tedavinin yanısıra bu hastalıktan korunma günümüzde giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Parkinson hastalığının etyopatogenezinde rol alan faktörler bir çok çalışmaya konu edilmiştir. Bu faktörler içinde oksijen radikali toksisitesinin varlığı oldukça geniş bir araştırmacı grubu tarafından kabul görmektedir. Bu derlemede Parkinson hastalığında nöronal yapının oksidatif zedelenmesine aracılık eden mekanizmaların ayrıntılı bir biçimde değerlendirilmesi amaçlanmıştır. |
|
ANATOMİ
Atrium Bantları ve Klinik Önemi, 16(3):66-70, 2004 |
Uz. Dr. Davut Özbağ, Doç. Dr. Yakup Gümüşalan**, Uz. Dr. Piraye Kervancıoğlu*, Yrd. Doç. Dr. Mehmet Kervancıoğlu***
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi* ve Çocuk Sağlığı Hastalıkları***, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi** Anabilim Dalları
|
|
|
Hem sağ hem de sol ventrikülde anormal fibromusküler bantlar olarak tanımlanan ventrikül yalancı bantları son yıllarda ekokardiografide yada otopside tanımlanmaktadır. Sonuç olarak bakıldığında kardiak müzikal murmurlar ve ventriküler aritmiler bu yapılara atfedilmektedir.
Son yıllarda benzer şekilde atrium bantları da hem sağ hem de sol atrium içerisinde tanımlandı. Atrium bandına sahip olan hastalarda chiari ağı ve patent foramen ovaleye, bant görünmeyenlere göre daha sık rastlanmaktadır. Bu durum bantların embriyolojik olarak chiari ağı ve patent foramen ovale ile beraber geliştiğini göstermektedir.
Otopside %2 olan sol atrium bantlarının insidansı, sağ atrium bantlarının dörtte biri civarındadır (%8-10). Sol anormal atrium bandına sahip sağlıklı bireylerin bazılarında da bu yapıların prevelansı gösterilebildiğinden atrium bantlarının insidansı asla göz ardı edilmemelidir. |
DERMATOLOJİ
Bacakta Ağrılı Eritemli Nodüller, 16(3):62-64, 2004 |
As. Dr. F. Menteş**, As. Dr. Buket Eskiçırak*, Klin. Şefi Doç. Dr. Mukaddes Kavala
SSK Göztepe Eğitim Hastanesi Dermatoloji Kliniği |
|
|
Eritema Nodozum primer olarak alt ekstremitelerin ekstansör yüzlerinde bilateral yerleşen, inflamatuar, eritematöz, ağrılı, spontan regrese olabilen kutane bir reaksiyondur.
Çeşitli hastalıklarla birlikte olabilen erüpsiyonda etyolojik faktörlerin araştırılması gerekir. Sürekli yeni hastalıklarla assosiasyonu bildirilmesine karşın henüz etyolojisi aydınlatılamayan olgular bulunmaktadır. En sık rastlanan nedenler arasında streptokoksik enfeksiyonlar, ilaç reaksiyonları, tüberküloz ve sarkoidoz sayılmaktadır.
Tirotoksikoz tedavisinde kullanılan PTU'in az da olsa duyarlılık reaksiyonu ve agranülositoz yaptığı bilinmektedir. Burada propylthiouracil (PTU) kullanırken eritema nodosum gelişen 61 yaşında bir kadın hasta sunulmaktadır ve bilgilerimize göre bu literatürde bildirilen ikinci olgudur. . |
HEMŞİRELİK
Hemşirelikte Aydınlatılmış Onam, 16(3):71-76, 2004 |
Dr. Nefise Bahçecik, Dr. Havva Öztürk, Dr. Eylem Paslı Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu |
|
|
Aydınlatılmış onam, özerklik, kötü davranmama ve yararlılık etik ilkelerine ve hastanın karar verme esasına dayanan, hekim, hemşire, hasta ilişkisinin temelini oluşturan, bilginin açıklanmasını ve anlaşılır olmasını zorunlu kılan, insan onurunu ve bütünlüğünü korumayı hedefleyen bir öğretidir.
Araştırma, hastaların bilgilendirilerek onamının alınması hakkında hemşirelerin rolünü belirlemek amacı ile tanımlayıcı olarak planlanmıştır. İstanbul'daki bir devlet hastanesinde çalışan 218 hemşireden, araştırmaya katılmayı kabul eden 179 hemşireye, Mayıs-Haziran 2003 tarihleri arasında çalışma ile ilgili 19 sorudan oluşan anket uygulanmış ve veriler yüzdelik, ki-kare testi ile değerlendirilmiştir.
Hemşirelerin % 46.4'ü 19,24 yaş arasında, % 58.7'si 1-7 yıllık deneyime sahip, % 48'i sağlık meslek lisesi mezunu, % 40.2'si yoğun bakım ünitesinde çalışmaktadır. Hemşirelere göre hastaların % 64.2'si ikna edilerek onam vermektedir. Hastadan onam alırken hemşirelerin % 76.5'i hastaya verilen bilgilerin açık ve anlaşılır olmasına, % 70.4'ü hastanın anlama kapasitesi ve algılama yeteneğine dikkat etmektedir. Hastadan onam almak için bilgilendirme yaparken, hemşirelerin % 72.1'i yapılacak uygulamaların yararlarını, % 65.9'u amaçlarını, % 62'si nasıl yapılacak girişimlerde söz sahibi olmasını, % 49.7'si istenmeyen girişimlerden korunmasını sağladığını belirtmiştir.
Hemşirelik girişimlerinde hastayı bilgilendiren hemşirelerin, tanıya yardımcı girişimlerd (% 76.5) (P=0.000), tedavi uygulamalarında (% 65.9) (P=0.000), hasta bakımı (% 58.7) (P=0.002), hasta kabulünde (% 22.1) (P=0.024) hastadan onam alması anlamlı bulunmuştur.
Sonuç olarak, hemşirelerin çoğunluğu hastaları bilgilendirilerek onarımını almakta, genellikle hastalara tanıya yardımcı girişimlerde, tedavi, bakım, hasta kabulü sırasında bilgilendirme yapmaktadır. Hemşirelerin hastaları bilgilendirerek onam alması, hastaların bedenerine yapılacak girişimlerde söz sahibi olmalarını ve istenmeyen girişimlerden korunmalarını sağlamaktadır. |
PGM
Akut ve Kronik Kalp Yetersizliği Tedavisine İlişkin Güncel Bilgiler, 16(3):20-27, 2004
Gelişmelerin ayaktan tedaviye uygulanması |
Francis Q. Almeda, MD; Steven M. Hollenberg, MD Dr. Almeda is an interventional cardiology fellow, Rush-Presbyterian-St Luke's Medical Center and Rush Heart Institute, Chicago. Dr. Hollenberg is professor of medicine, Robert Wood Johnson Medical School, Cooper Hospital/University Medical Center, Camden, New Jersey. |
|
|
Kalp yetersizliği olan hastaların tedavisi sıklıkla zordur ve varolan farmakolojik, girişimsel ve mekanik seçenekler arasından uygun olanının seçimini gerektirir. Bu makalede Dr. Almeda ve Hollenberg, sol ventriküler sistolik işlev bozukluğu olan hastalarda akut ve kronik kalp yetersizliğinin tedavisine ilişkin en son yaklaşım ve yönergeleri tartışmakta ve doktorların en iyi tıbbi tedavi konusunda karar vermeden önce göz önüne almaları gereken yararlar, riskler ve çeşitli düşünceleri gözden geçirmektedirler. |
PGM
Diyastolik Kalp Yetersizliğinde Prognozu İyileştirmek, 16(3):28-34, 2004
Altta yatan nedenleri değerlendirme ve tedaviyi hedefleme teknikleri |
Mikhail Torosoff, MD, PhD; Edward F. Philbin, MD
Dr. Torosoff is assistant professor of medicine and Dr Philbin is George E. Pataki Chair in Cardiology, division of cardiology, department of medicine, Albany Medical College, Albany, New York |
|
|
Anormal diyastolik işlev, klinik kalp yetersizliğinin özellikle yaşlı hastalarda sık görülen bir nedenidir. Diyastolik işlev bozukluğunun erken tanısı ve titizlikle tedavisi sayesinde, bu hastalar işlevsel kapasitelerinde iyileşme ve bazı olgular da uzun dönemde olumlu bir sonlanım bekleyebilirler. Dr. Torosoff ve Dr. Philbin, somut testlerle diyastolik kalp yetersizliği tanısının doğrulanma yöntemini tartışmaktadır. Damariçi hacmin azaltılması, kalp hızının kontrolü ve ağırlaştırıcı etmenlerin elenmesini içeren güncel yaklaşımlar da sunulmuştur. |
PGM
Kalp Yetersizliğinde Beta-Blokerlerin Titrasyonu 16(3):35-40, 2004
Yan etkileri en aza indirirken maksimal yarar sağlamanın yolları |
Jan N. Basile, MD
Dr. Basile is associate professor of medicine, Ralph H. Johnson VA Medical Center, Medical University of South Carolina, Charleston |
|
|
Kronik kalp yetersizliğinde beta blokerlerin kullanımını destekleyen yaygın verilere rağmen, uygun hastaların üçte birinden azı bu ajanları almaktadır. Ayrıca, beta-bloker tedavisi alan hastaların bir bölümüne optimal olmayan düşük dozlar verilmiştir. Bu makalede Dr. Basile, kronik kalp yetersizliğini başarıyla tedavi etmek ve yan etkileri en alt düzeye indirmek amacıyla tedavinin başlangıç evresinde beta-bloker dozunun dikkatle düzenlenme sürecini tartışmaktadır. |
PGM
WHI Sonrası Postmenopozal Hormon Tedavisi, 16(3):14-19, 2004
Hastaların bilmesi gerekenler |
Michele G. Cry, MD
Dr. Cry is associate professor of medicine and director, division of general internal medicine. Brown Medical School, Providence, Rhode Island. |
|
|
Postmenopozal hormon tedavisi (HT) risklerinin kronik rahatsızlıklarda yararlarından daha fazla olduğunu ileri süren Women's Health Initiative (WHI) çalışmasının Temmuz 2002'de yayınlanan sonuçları tıp aleminin HT'ne ilişkin inanışlarını kökten sarsmıştır1. |
PGM
Aspirasyon Pnömonisi, 16(3):54-61, 2004
Büyüme potansiyeli gösteren bir hastalığın tanı ve tedavisi |
John L. Johnson, MD; Christina S. Hirsch, MD, PhD
Dr. Johnson is associate professor of medicine and international health, and Dr. Hirsch is assistant professor of medicine, division of infectious diseases, Case Western Reserve University School of Medicine, Cleveland |
|
|
ABD nüfusu yaşlandıkça birinci basamak doktorları hem toplumdan kazanılmış hem de hastane infeksiyonu şeklinde giderek artan sayıda aspirasyon pnömonisi olgularıyla karşılaşabilirler. Tanısı genellikle klinik bulgulara dayandığı ve başlangıç tedavisi esas olarak deneysel bazlı olduğu için bu hastalığın tanınması önem taşımaktadır. Bu makalede Dr. Johnson ve Dr. Hirsch, zemin hazırlayıcı faktörleri ve aspirasyon pnömonisinin mikrobik etkenlerini tartışmakta, korunma ve tedavisine ilişkin güncel önerileri gözden geçirmektedir. |
PGM
Tonsilitte Maliyet-Etkinlik Araştırmaları, 16(3):42-45, 2004
Testler, tedaviler ve olası komplikasyonları |
John L. Johnson, MD; Christina S. Hirsch, MD, PhD
Dr. Johnson is a resident, department of otolaryngology, University of Illinois at Chicago Medical Center. Dr. Alvi is director of head and neck surgery, division of otolaryngology, Mount Sinai Hospital Medical Center, Chicago. |
|
|
Kesin cerrahi kriterlere rağmen tonsilektomi Birleşik Devletler'de en sık uygulanan ayaktan cerrahi işlemlerden biri olmayı sürdürmektedir. Birinci basamak doktoru tonsilektominin asıl endikasyonu olan tonsilitin tanı ve tedavisinde tamamlayıcı bir rol oynamaktadır. Bu makale, tonsilitin tanı ve tedavisine ilişkin yönergeleri sunmakta ve olası komplikasyonları gözden geçirmektedir. |
 |
SENDROM II
STABİL KORONER ARTER HASTALIĞI |
 |
SENDROM III
DERMATOLOJİ SÖZLÜĞÜ |
|
|