 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
AĞUSTOS 2004
|
TIBBİ GENETİK
Farmakogenetik, 16(8):42-54, 2004 |
Dr. Vildan Bozok-Çetintaş, Dr. Buket Kosova
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı |
|
|
Farmakogenetik alanındaki umut verici çalışmalar, kalıtım ve ilaç yanıtındaki bireysel farklılıklar arasında ilişki kurmak ve her hasta için doğru ilaç, doğru doz ve tedavi şeklini belirlemek amacı ile yapılmaktadır. Terapötik ajanlara yanıt ve ilaç toksisitesindeki bireysel farklılıklar klinikte çok sık görülür. Örneğin; şizofreni tedavisi gören hastaların %30' unun antipsikotik ilaç tedavisine ve beta (ß)-blokör kullanan kalp hastaların ise %35' inin ilaca yanıt vermediği görülmüştür. Diğer yandan multiplie skleroz'lu hastaların ancak üçte biri interferon tedavisine yanıt vermektedir [1]. Yaşam tarzı, beslenme, çevresel faktörler gibi birçok etken ilaç yanıtını etkilese de anahtar faktör bireyler arası genetik farklılıklar, yani genetik polimorfizmlerdir. İlaç metabolizmasındaki enzimler, taşıyıcılar, reseptörler ve diğer ilaç hedeflerini kodlayan genlerdeki polimorfizmler, tedavi amacı ile kullanılan birçok ilacın etkinliği ve toksisitesindeki bireysel farklılıklar ile ilişkili bulunmuştur [2,3]. Bunlardan dolayı, bireyler arasındaki genetik farklılıkların belirlenmesiyle, ilaç etkinliğini en üst düzeye çıkartırken, yan etkilerini en aza indirgemek farmakogenetiğin en temel amacıdır. |
|
İÇ HASTALIKLARI
Hemofilik artropati, 16(8):55-57, 2004 |
Dr. M. Nergis Yanmaz-Alnıgeniş*, Dr. Serap Yücel**
Okmeydanı SSK Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği, Romatoloji * ve Hematoloji ** Bölümleri
|
|
|
Hemofili hastalığının en sık manifestasyonlarından biri eklem içi kanamadır (hemartroz). Hastalık süresince tekrarlayan eklem içi kanamaları kronik deformasyonla giden bir artritin gelişimine yol açarlar. Hematroz ataklarının tedavi maliyetleri yüksektir ve kronik hemofilik artropati gelişimi maliyetleri daha da arttırmaktadır. Erken yaşta alınan koruyucu önlemlerle sakatlık gelişimi engellenebilir. |
PEDİATRİ
Fasiyal paralizi, 16(8):58-62, 2004 |
Dr. Hasan Önal, Uz. Dr. Zerrin Önal, As. Dr. Sadettin Sezer, As. Dr. Osman Hacıhasanoğlu, Uz. Dr. M. Bedir Akyol, Dr. Erdal Adal
SSK Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi |
|
|
İdiyopatik fasiyal sinir paralizisinin patofizyolojisi belli değildir. Sıklıkla viral infeksiyonu izleyen 2.-3. haftada oluşur. Sinirin viral invazyonu veya immun demyelinizasyonu nöropatiden sorumlu olabilir.
Çoğu olguda etyolojik etken tanımlanamadan kendiliğinden düzelir. Az sayıda olguda sorumlu patolojilere göre anlamlı mortalite ve morbidite vardır.
Fasiyal paralizi yenidoğanda yaygın değildir, yaşayan doğumların % 0.23-1.8'inde görülür. Konjenital fasiyal paralizide doğumsal ve travmatik nedenlerin tedavisi ve prognozu farklı olduğundan dolayı sebebin saptanması önemlidir. |
CERRAHİ
Kronik mezenterik iskemi (intestinal angina), 16(8):63-66, 2004 |
Op. Dr. Haldun Kar *, Op. Dr. Cüneyt Narin **
*İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi 4. Cerrahi Kliniği, ** Ege Sağlık Hastanesi Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği |
|
|
Kronik mezenterik iskemi kilo kaybı ve/veya ağrıyla seyreden görece seyrek klinik bir antitedir. Tıkayıcı hastalığın nedeni çoğunlukla aterosklerozdur. Mezenterik sirkülasyondaki zengin kollateral damar ağı visseral arterlerin birindeki stenoz veya izole tıkanıklıkları kompanse edebilir. Semptomlar üç arterden ikisinde tıkanıklık oluşmadıkça ortaya çıkmaz. Güvenilir tanı, semptomlar ve tıkayıcı hastalık arasındaki kanıtlanmış neden ilişkisine dayanır, konması çok zor olabilir. Daha güvenilir tanı koymadaki önemli gelişmeler mezenterik sirkülasyonun duplex ultrason ve manyetik rezonans ile incelenmesiyle sağlanmıştır. Tonometri ümit verici diğer bir fonksiyonel testdir. Anjiografi tanıda halen altın standart olarak kabul edilir. Kronik mezenterik iskeminin doğal seyri akut mezenterik iskemi ile sonuçlanabilir. Stenotik damarların akut trombozu ve fatal intestinal infarktüsün önlenmesinde erken tanı ve tedavi gerekliliği açıktır. Çölyak ve/veya superior mezenterik arterin cerrahi rekonstrüksiyonu, çok iyi olan kısa ve uzun dönem sonuçları ile standart tedavi yöntemidir. Stentli veya stentsiz anjioplastinin erken sonuçları memnuniyet vericidir, yüksek cerrahi riski olan seçilmiş hastalarda semptomları ortadan kaldırabilir. |
AİLE HEKİMLİĞİ
Çocuklarda ağız ve diş sağlığının korunması, 16(8):67-76, 2004 |
Dr. Yasemin Zeybek *, Dt. Ülkem Cilasun **
Başkent Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Kliniği * ve Başkent Üniversitesi Hastanesi Diş Hekimliği Fakültesi ** |
|
|
Çocuklara birincil sağlık hizmeti sunanlar , diş hekimleri tarafından muayene edilenden çok daha fazla çocuk görmektedir ve bu nedenle çocukların diş çürüklerine erken dönemde müdahale ederek korunmalarında esas rol oynayabilirler. Yapmaları gereken sadece tüm bebek muayenelerine dudağı kaldırarak ön maksiller insisörlerin çürük işaretleri açısından muayenelerini eklemektir. Daha büyük çocuklarda ön ve arka dişlerin gözle kısa bir incelemesi bütün rutin fizik incelemelerin bir parçası olmalıdır.
Pek çok çocukta diş çürüğü vardır ve diş macunu ve sistemik ve topikal florürlerin uygun kullanımı bu çocukların çoğunda çürükleri önleyecektir. Bütün çocukların rutin diş bakımı için yönlendirilmesi hafif diş çürüklerinde yıkımı sınırlandıracaktır. Hekimler florun yetersiz olduğu bölgelerde flor desteği ile diş çürüğü önlenmesinde önemli rol oynayabilirler. Aynı zamanda yüksek riskli beslenme uygulamalarını fark ederek diş çürüğünü azaltacak uygun beslenme danışmanlığı verebilirler. Ailede belirgin diş çürüğü hikayesi ve düşük sosyoekonomik düzey diş çürüğü için risk göstergeleridir ve dikkatli bir incelemeyi gerektirir. Çocukların diş çıkarma döneminde diş muayenesi için erken yönlendirilmesi diş çürüğü riskinin azaltılmasında olasılıkla en etkili önlemdir |
ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON
Hipotermi/donma ve tedavi yaklaşımları, 16(8):77-83, 2004 |
Uz. Dr. Kerem Erkalp *, Uz. Dr. Nuran Kalekoğlu Erkalp **, Uz. Dr. Zehra Yangın *
* SSK Vakıf Gureba Eğitim Hastanesi 1. Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği, ** Özel Doğan Hastanesi KBB Hastalıkları ve Baş Boyun Cerrahisi Kliniği |
|
|
Hipotermi (insan merkezi vücut ısısının 35°C ın altına düşmesi), insan hayatını tehdit eden, yüksek mortalitesi olan tıbbi bir acildir. Sıklıkla istenmeden olmasına rağmen, sosyal, mesleki, tıbbi ve adli nedenlerle de oluşabilir. Prognoz; donmanın şiddeti, altta yatan hastalık, ileri ve çok küçük yaş, tedavi öncesi durum, hemodinamik bozukluğun derecesi ve aktif eksternal veya internal yeniden ısıtma yöntemlerine bağlıdır. Tedavi çabalarına hasta normal vücut sıcaklığına ulaşana kadar devam edilmeli, ısıtılmadan kimse ölü kabul edilmemelidir. Bu yazıda, hipoterminin olası komplikasyonları, tedavisine yönelik son yıllardaki tartışmalar ve resusitasyon çabaları tekrar gözden geçirildi. |
HEMŞİRELİK
Cinsellik ve kalp, 16(8):87-91, 2004 |
MSc. Hicran Yıldız, Doç. Dr. Rukiye Pınar
Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu, İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı |
|
|
Cinsel disfonksiyon prevalansı kardiyovasküler hastalıklı hem kadın hem de erkeklerde oldukça yüksektir. Hipertansiyon, hiperlipidemi, obesite ve sigara vb. gibi faktörler hem kardiyovasküler hastalık hem de cinsel disfonksiyon için risk oluşturur. Ancak cinsel aktivitenin tek başına akut kardiyak olaya neden olduğunu gösteren kesin kanıtlar yoktur. Yapılan çalışmalar MI sonrası hastaların yeni bir MI geçirme korkusu, anjina varlığı gibi nedenlerle cinsel ilişkiye girmediklerini göstermektedir. Bu nedenle MI geçiren hastaların taburculuk öncesi cinsel aktivite konusunda eğitilmesi son derece önemlidir. |
ACİL YARDIM
Tirotoksik periyodik paralizi, 16(8):92-95, 2004 |
Yrd. Doç. Dr. Cahfer Güloğlu*, Yard. Doç. Dr. Muzaffer Aldemir**, As. Dr. Özgür Söğüt*, As. Dr. Behçet Al*
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi İlk ve Acil Yardım * ve Genel Cerrahi** Anabilim Dalları |
|
|
Tirotoksik periyodik paralizi (TPP), kas güçsüzlüğü veya paralizi, kanda düşük potasyum seviyesi ve tiroid hormon yüksekliği ile karakterize yaygın olmayan bir hastalıktır. TPP çoğunlukla düşük plazma potasyum seviyeleri ile beraberdir ve sıklıkla fizik aktiviteler veya karbonhidrat alımı sonucu bu düşüşü hızlandırır. Flask quadriparalizi epizodu ile acil servise başvuran hipertiroidili iki olgu ve bu konudaki literatür bilgilerini irdeledik. Her iki olgumuzun fizik muayene ve laboratuvar sonuçları değerlendirildi; düşük potasyum seviyeleri, sinüs taşikardisi ve ST segment depresyonları, diffüz guatr, flask quadriparalizi görüldü. Potassium chloride parenteral ve oral yolla verildi. Buarada antitiroid tedavi (propylthiouracil and propranolol) verildi. İlk olgumuzda yüksek doz diclophenac sodium alımı tanımlandı, olası presipitan faktördü. Her iki olgumuzda paralizi 30/dak içinde iyileşme başladı ve hastaneye başvurduktan sonra yaklaşık 8-10 saat içinde şikayetleri iyileşti. TPP özellikle genç hastalarda akut motor paralizi epizotların tümünde ayırıcı tanıda göz önüne alınmalıdır. TPP' li hastalarda potasyum replasmanı dikkatli bir şekilde tedavi edilmeli ve ötiroidi durum sağlanmalıdır. Erken tanı presipite faktörlerden kaçınmak, paralizi epizotlarından hastanın korunması ve antitiroid tedavinin planlanması için önemlidir. |
PGM
Akciğer kanserini tanıma stratejileri, 16(8):16-19, 2004
Yüksek riskli hastalarda erken tanının sağlanması |
Joel J. Bechtel, MD Thomas L. Petty, MD
Dr. Bechtel is a pulmonologist, St. Mary's Hospital and Medical Center, Grand Junction, Colorado. Dr. Petty is professor of medicine, division of pulmonary sciences and critical care medicine, University of Colorado School of Medicine, and cochair, National Lung Health Education Program, Denver. |
|
| |
PGM
Akciğerlerdeki soliter nodüllerin sınıflandırması, 16(8):21-25, 2004
İyi ve kötü huylu lezyonların ayrımında yeni görüntüleme yöntemleri |
Kathyrn Sullivan Hanley, MD Jeffrey B. Rubins, MD
Dr. Hanley is a clinical instructor, Yale Primary Care Residency Program, St Mary's Hospital, Waterbury, Connecticut. Dr. Rubins is a staff physician, pulmoary division, Veterans Affairs Medical Center, and associate professor of medicine, University of Minnesota Medical School-Twin Cities, Minneapolis. |
|
| |
PGM
Sigarayı bırakma süreci, 16(8):27-35, 2004
Kanıtlara dayalı, pratik bir yaklaşım |
John C. Grable, MD Sharon Ternullo, PharmD
Dr. Grable is assistant professor of medicine, general medicine unit, University of Rochester School of Medicine and Dentistry, Rochester, New York. Dr. Ternullo is coordinator of drug information, Finger Lakes Regional Poison and Drug Information Center, Rochester, New York |
|
| |
PGM
SSRI yoksunluk sendromu, 16(8):36-41, 2004
Korunmaya yönelik bir yaklaşım olarak bilinçlenme |
Kara E. Ditto, MD, MPH
Dr. Ditto is a resident in psychiatry, Massachussetts Mental Health Center, Boston. |
|
| |
PGM
Tedaviye yanıt vermeyen "siğil", 16(8):84-86, 2004
Bistüriyle tıraşlamak farklı bir lezyonu ortaya çıkartabilir. |
James San Filippo, MD Robert T. Brodell, MD
Dr. San Filippo is a resident, Autman Hospital, Canton, Ohio. Dr. Brodell, who is also coordinator of this series, is professor of internal medicine, clinical professor of dermatopathology in pathology, and head of dermatology, Notheastern Ohio Universities College of Medicine, Rootstown, and associate clinical professor of dermatology, Case Western Reserve University School of Medicine, Cleveland. |
|
| |
 |
SENDROM II
BİRİNCİ BASAMAKTA ERİŞKİN MAJÖR DEPRESYONU |
 |
SENDROM III
BİYOİSTATİSTİK TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ |
 |
SENDROM IV
SPOR VE TIP DERGİSİ |
|
|