SENDROM

 

SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
ARALIK 2005

 

 

Tonsillektomi endikasyonları, 17(12): 22-32, 2005
Yrd. Doç. Dr. Timur Akçam, Doç. Dr. Sertaç Yetişer
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kulak Burun Boğaz Anabilim Dalı
ÖZET
      Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri'nde her yıl çeyrek milyon hastaya uygulanmakta olan tonsillektomi, özellikle 15 yaş altında en sık uygulanan ameliyatların başında gelmeye devam etmektir. Buna rağmen tonsillektomi endikasyonlarının belirlenmesinde gerek KBB hastalıkları uzmanları arasında, gerekse KBB hastalıkları uzmanları, çocuk hastalıkları uzmanları ve aile hekimleri arasında zaman zaman farklılıklar görülmektedir. Bu farklılıklar hastaların veya hasta yakınlarının hekimlere karşı güvenlerinin zayıflamasına veya hasta sağlığı açısından olumsuz sonuçların oluşmasına sebep olmaktadır. Tonsillektomi teknik olarak zor bir ameliyat olmamakla birlikte, yanlış hasta seçimi ve uygun olmayan cerrahi teknik uygulandığı taktirde kötü sonuçlar oluşturabilen bir operasyondur. Arzulanmayan bu durumun oluşmaması için, hastanın değerlendirilmesinde tüm hekimler tarafından aynı kriterlerin kullanılması ve tonsillektomi endikasyonlarının iyi bilinmesi büyük önem göstermektedir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde yeni bir prognostik ve öngörü faktörü
Plazma dönüştürücü büyüme faktörü b1 (TGF-b), 17(12): 33-35, 2005

Doç. Dr. Cüneyt Ulutin, Uz. Dr. Okan Kuzhan*, Doç. Dr. Bekir Öztürk*
GATA Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı ve Tıbbi Onkoloji* Bilim Dalı

ÖZET
      Küçük hücreli dışı akciğer kanserinde yeni belirteçlerin bulunması klinisyenlerin prognozu ve kemoterapi ve radyoterapiye yanıtını öngörmede yardımcı olacaktır. Dönüştürücü büyüme faktörü- 1'in yeni bir prognostik ve öngörü faktörü olduğu anlaşılmaktadır. Bu faktör habis dönüşüm, tümör ilerleme ve metastazı gibi süreçlerde rol oynamaktadır. Başlangıçta yüksek TGF-?1 düzeyleri kötü bir prognozla ilişkilidir. Sürekli yüksek düzeyler stabil veya ilerleyici tümörü veya kemoterapi ve radyoterapiye bağlı akciğer hasarını gösterebilir. Gelecekte yeni bilgiler tümör prognozunu tahmin ve tedaviye yanıtı öngörüde bu belirtecin değerinin açıklığa kavuşmasına yardımcı olacaktır.

Çocukluk çağı epilepsilerinin etiyoloji, tanı, tedavi ve prognozu, 17(12): 45-49, 2005
Dr. Kenan Özcan, Dr. Fatih Erbey, Dr. Tugay Tepe
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı
ÖZET
      Epilepsiler yönetiminde etyolojinin saptanması önemlidir. Günümüze kadar epileptik aktivitenin oluşmasını önleyecek ilaçların geliştirilememiş olmasına rağmen nöronların uyarılma gücünü azaltan veya epileptik aktivitenin yayılımını etkileyen antikonvülzanlardan (AED) yararlanılmaktadır.
     Epilepsili hastalarda epileptik odağın tespiti için nöroradyolojik tetkikler ve EEG kullanılmaktadır.
     Çocuklarda epilepsi prognozu konusunda yapılan çalışmalarda, nöbet tipi, nöbet sıklığı, nörolojik yada mental defisit varlığı yada yokluğu ve EEG'deki anormallikler gibi faktörlerin prognozda belirleyici olduğu gözlenmiştir

Yönlendirilmiş sağlık hizmeti ve etik, 17(12): 56-61, 2005
Dr. Sarper Tanlı
Director of Clinical Planning- Harvard Medical International
ÖZET
         Her ne kadar halen tam Türkçe karşılığı sağlık yönetim otoriteleri arasında ortaklaşa belirlenip kullanılmıyor olsa da Yönlendirilmiş Sağlık Hizmeti "Managed Care" sağlık maliyetlerini kontrol altına almak üzere oluşturulan bir sigorta modeli. Sigortalılarını önceden belirlenen bir doktora yönlendirmesi ve üzerindeki sağlık harcama risklerini anlaşma yaptığı sağlık kuruluşlarına aktarması ile diğer sigorta modellerinden ayrılmakta. Kişibaşı Ödeme Yöntemi (capitation) denen bu ödeme modeli ile sağlık hizmeti sunan kuruluşlar ya da kişiler de (hekimler) riski üzerlerine almışlardır. Hekimlerin hastaları daha az sayıda tetkik veya daha az sayıda 2. basamak hizmetlere yönlendirmesi söz konusudur. Bir diğer deyişle üye başına yıl içinde en ekonomik hizmeti seçen hekim, diğerlerine göre performansı daha yüksek olarak değerlendirilmektedir. Bu durum hekimi hastalarına karşı görevlerini yerine getirmesinde zorlayabilir. Teşhise ilişkin işlemlerde gerekli olanları yapmamak ve gerektiğinde acil tedbirlere baş vurmamak "Yönlendirilmiş Sağlık Hizmeti" modelinde hekimin en fazla karşı karşıya kalabileceği bir durumdur. Hekim böyle bir ortamda kaliteli sağlık hizmetini hastalarına sunabilmek için bazı etik ideallerine de bağlı kalmayı sürdürmelidir. Geleneksel etik prensipleri olan ilgi, bilgi ve güvenin yanısıra hekimin yeni görevleri arasında, ekonominin gereklerini anlatma ve savunma ve işbirliği içinde bulunduğu kurumları yakın gözlem altında tutma sayabiliriz. Populist tıp uygulamaları; prim ayarlaması; hekim gruplarının yönetilmesi; pratik, verimli ve etkin bir hasta bakım süreci; sonuç yönetimi ve raporlama yöntemi uygulamaları hekim hasta ilişkisini, karşılıklı öğrenme ve bilgi paylaşımı ve uzmanlık üzerine kurulu bir şekilde yeniden düzenlenmesine de olanak tanıyacaktır. En iyi şekilde optimize edilmiş sağlık hizmeti, gelişmeyi etkileyecek altta yatan sosyal, etik ve politik değerleri ve yargıları dikkate almalıdır. "Yönlendirilmiş Sağlık Hizmeti" modelinin en doğru şekilde yerleştirilmesi iç n etik konusunda bir araya gelmek ve tartışmak, hatta bu konuyu moda haline getirmek bir formül olabilir. Sistemsel dengeler, görevler ve prensipler konusunda hekim kendisini eğitimelidir. Bu tür sigorta modellerinin yaygınlaşacağı yakın gelecekte hekimler daha sıkı öz kontrol yapmalı, kuralları belirleyici olmalı, herkes tarafından uygulanabilecek rehberler oluşturmalı ve yeni bir sorumluluk seviyesi belirlemelidir.

Kök hücre tedavileri ve insan kök hücre araştırmalarında etik konular, 17(12): 62-63, 2005
Dr. F. G. Bebitoğlu *, Dr. T. Oğuzhan **
* S. B. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, IVF Embriyoloğu, ** S. B. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü
ÖZET
      Kök hücreler (stem cells) hayvanlarda bulunan temel ve sihirli hücrelerdir. Erken dönem embriyoda bulunan kök hücreler en temel ve sıra dışı olanlarıdır. Bu hücreler vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilirler. Embriyonik germ hücreleri ve embriyonik kök hücreleri bu sihirli özellikleri ile gerek erken evre embriyo, gerekse fetal kadavra dokularından elde etme yoluyla, alışılmadık düzeyde bilimsel ve terapötik umutlar vaat etmektedir. Bu hücrelerin kullanımıyla ilgili tartışmalar halen tüm dünyada devam etmektedir. Bir yanda tedavi amacıyla programlı gebelik ve takiben abortusla sonlandırılan bir fetusun etik tartışmaları diğer taraftan ölümcül hastalıklarla mücadele eden kişilerin yaşam ve tedavi hakları arasında sıkışıp, kalan tıp dünyası henüz bir konsensusa ulaşmış değildir. Klonlama yoluyla oluşturulan fetustan elde edilecek EG hücresi ile diğer dokuların terapotik transplantasyonuyla elde edilebilecek %100'lük doku uyumu Alzheimer hastalığından Diyabete, Kalp yetmezliğinden AIDS'e kadar bir çok alanda mucizevi sonuçlar verebilecektir. Ancak böyle bir seçeneğin daha da ileri götürülerek -sadece fetal evredeki yasal abortuslarla değil- gelecekte organ nakli ihtiyacı olabileceği göz önüne alınarak bazı kişi veya gruplara canlı yedek parça sağlanabilmesi için erişkin klon insanların (!) dünyaya getirilebileceği göz ardı edilmemelidir.

Yeni iskemik sendromlar, 17(12): 64-70, 2005
Yrd. Doç. Dr. Turgay Çelik, Dr. Sait Demirkol, Dr. U. Çağdaş Yüksel
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Kardiyoloji Anabilim Dalı
ÖZET
   Reperfüzyon injürisi, iskemik miyokardiyumda kanlanmanın yeniden sağlanmasını takiben oluşan durumları içeren bir sendromdur. Örneğin, trombolitik ile kanlanmanın yeniden sağlanması aritmilere, stunninge ve no-reflow fenomenine neden olabilir. Yeniden kanlanmanın hücre ölümünü hızlandırıp hızlandırmadığı hala tartışmalıdır. Yeniden kanlanma sonucu oluşan hasardan sitozolik kalsiyum yüklenmesi ve serbest radikal oluşumu sorumludur. Diğer önemli olaylar ise endotel disfonksiyonu, iskemik alana nötrofillerin göç etmesi ve mikrovasküler hasardır. Yeni iskemik sendromlar, anjina pektoris, unstable anjina ve infaktüs gibi klasik durumların tersine, stunning, hibernation ve preconditioning gibi yeni iskemi terimlerini içerir. Stunning, yeniden kanlanma sonrası mekanik fonksiyonların gecikmiş iyleşmesini ifade eder. Bu süre dakikalardan, günlere hatta aylara kadar değişebilir ve deneysel olarak bu süreç serbest radikal temizleyicileri dışında, Na+/Ca+ değişim inhibitörleri ve kalsiyum kanal blokerleri ile önlenebilir. Hibernation, ciddi koroner arter hastalığı varlığında ventrikül zayıf olarak kasıldığı zaman oluşur. Fakat koroner arter cerrahisi ile revaskülarizasyon sonrası fonksiyonlar geri döner. Myokardiyal enerji gereksiniminin azaltılması ve tekrarlayan stunning hibernationdan sorumlu iki güncel hipotezdir. Preconditioning, bir veya daha fazla kısa iskemi epizodunu takiben oluşan, iskemik reperfüzyonun şiddetini azaltan koruyucu bir durumdur. Klinikte, iskemi, stunning, hibernation, nekrozis ve normal miyokard birlikte bulunabilir.

Solid organ transplantasyonu öncesi donör ve alıcının infeksiyon yönünden araştırılması 17(12):71-78, 2005
Yrd. Doç. Dr. Can Murat Beker, Dr. M. İsmet Zeren
GATA İnfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Anabilim Dalı
ÖZET
    Bu görüşler ışığında, anti HIV1-2, anti CMV IgG, anti toxoplasma IgG, anti EBV nükleer antijen IgG, HBs antijen, anti HCV , anti HBs, anti HBc ve hemodializ hastalarında HCV RNA PCR testleri ile tarama yapılması önerilir. Önerilen bu taramaların sonuçları tablo 2 ve Donör Taraması bölümünde gösterilmiştir.
     Alıcı ve donörün infeksiyona bağlı olarak kabul edilmesi ve reddedilmesi kriterleri genel bir görüş birliği toplantısında hazırlanmış ve tablo 3'de özetlenmiştir. Organ transplantasyonu için anahatları gösteren bu tablo, antibiyoterapi ile kolayca tedavi edilebilecek meningokok ve penisilin duyarlı pnömokok menenjiti1 gibi bakteriyel veya transplantasyonu imkansız kılabilecek MRSA, VRE ve Burkholderia cepacia gibi çoğul dirençli bakterilerle oluşan infeksiyonları kapsamamaktadır. İnvaziv fungal enfeksiyonu olan hastalardan transplantasyon yapıldığında da aynı sorunlar söz konusu olabilir.

Behçet sendromu olan bir hastada abdominal aort anevrizması ve vena kava superior trombozu, 17(12): 81-83, 2005
Dr. Emine Çakçak, Dr. İsmail Erden, Dr. Nurten Sayar
Dr. Siyami Ersek Kalp-Damar Cerrahi Merkezi, Kardiyoloji Kliniği
ÖZET
 Bu yazıda; behçet hastalığında aortik anevrizma ve trombotik oklüzyona bağlı superior vena cava sendromu ile komplike olmuş 45 yaşında erkek bir olguyu sunuyoruz. Behçet hastalığında arteryal anevrizmalar nadir görülürler ancak rüptür riski nedeniyle kötü prognoz belirtisidirler. Behçet hastalığında superfisyal trombofilebit sık görülen bir bulgu iken, trombotik oklüzyona bağlı yaşamı tehdit eden superior vena cava sendromu nadir bir manifestasyondur ve genellikle tanı konduktan yıllar sonra ortaya çıkar. Bu yazıda; behçet hastalığında vasküler tutuluma bağlı olarak; vena cava superior sendromlu 45 yaşında erkek bir olguyu sunuyoruz.

Sağlığın geliştirilmesi ve korunmasında hemşirelik stratejileri, 17(12): 84-89, 2005
Araş. Gör. Meltem Kürtüncü, Doç. Dr. Sema Kuğuoğlu
Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı
ÖZET
    Sağlığın geliştirilmesi ve korunması kavramları; sağlıklı bir yaşamın hazırlanması, sağlıklı yaşam koşullarının korunması ve yaşam kalitesinin arttırılması gibi alanların etkin olmasını gerektirir. Tüm bu alanların etkin olmasında sadece sağlık sektörünün değil, hem intersektörel işbirliği hem de uygun sağlık politikalarının desteği gerekmektedir.
     Sağlık ekibinin bir üyesi olan hemşireler; birey, aile ve toplum grupları ile çeşitli çalışma alanlarında ilişki içindedir. Bu nedenle sağlıklı ve risk altındaki bireylere sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kazandırılması ve geliştirilmesinde stratejik bir konuma sahiptirler.
     Bu makalede sağlık ve hastalık kavramı, sağlığın geliştirilmesi, korunması ve sağlığı yönlendiren davranış örnekleri ele alınmıştır.


PGM
Birinci basamak tedavide Sjögren sendromuna yaklaşım, 17(12): 14-21, 2005
Hastaların sikatif semptomlar, ekstraglandüler belirtilerle başa çıkmasına yardımcı olmak
Chris T. Derk, MD, Frederick B. Vivino, MD
ÖZET
     Sjögren sendromu sinsi doğası ve çok çeşitli belirtileri nedeniyle tanısı zor, ancak sık görülen bir kadın sağlığı sorunudur. Sikatif semptomların önemine karşı artan bir bilinçlenme ve yeni sınıflandırma ölçütlerinin birinci basamak tedavi ortamında Sjögren sendromunun tanınmasını kolaylaştırması gerekir. Erken tanı ve salgıları uyarıcılar, bağışıklık sistemini baskılayan ajanlar ve başka önlemlerle daha etkili tedavi hastanın rahatsızlığını giderecek, ciddi medikal ve dental komplikasyonları önleyecektir.

PGM
Hepatorenal sendroma yeni bir bakış, 17(12): 50-55, 2005
Havlu atalım mı? O kadar da çabuk değil!
MAJ Wendy Tong, USAF, MC MAJ Sean Hurley, USAF, MC Paul H, Hayashi, MD
ÖZET
       Yeni tedaviler, tip 1 hepatorenal sendromlu hastaların kısa dönem beklentisini anlamlı şekilde iyileştirmiştir. Kısa dönem sağkalım oranlarındaki bu düzelme kesin tedavi fırsatlarını (ör., karaciğer transplantasyonu) artırabilir. Hepatorenal sendrom yıllarca tıbbi tedaviye dirençli olduğundan, birçok hekim tarafından halen tedavi edilemez oldukları düşünülmektedir. Bu makalede sunulan olgu bildirisi, oral uygulama, kolayca bulunabilirlik ve iyi tolere edilebilme avantajına sahip alfa-adrenerjik ajan midodrinle alınan dramatik yanıtı ayrıntılarıyla sunmuştur.
     Vazopressin ve analoglarının kullanımını destekleyen veriler olmasına rağmen, Birleşik Devletler'de daha az risk taşıyan analogları mevcut değildir. Vazopressin dikkatle kullanılmalıdır. Damar hastalıkları olduğu bilinen veya kuşkulanılan kişilerde kullanılmaları sakıncalıdır. Tip 1 hepatorenal sendromu olan bazı hastalar vazoaktif tedavi adayı olmayabilirler. Gerçekten, Child-Tucotte-Pugh skorları yüksek (?11-13) olan hastaların bu tedavilere yanıt veremeyebileceğini destekleyen veriler vardır6,13.
     Özellikle transplantasyon adaylıkları söz konusu olan hastalar için, bir gastroenterolog veya hepatoloğa danışılarak albumin ile vazoaktif ajanların kullanılması tartışılmalıdır. Böyle durumlarda en yakın transplantasyon merkezindeki uzmanlara telefon ile danışılması da usule uygundur.

PGM
Kına dövmesine bağlı dermatit, 17(12): 79-80, 2005
Kalıcı dövmelere "güvenli" seçenek risk taşımaktadır
Chris T. Derk, MD; Frederick B. Vivino, MD
ÖZET
      İki hafta önce New Jersey'de tatildeyken yapılmış geçici kınalı dövme çevresinde 5 günden beri şiddetli kaşıntı, eritemli reaksiyondan yakınan 32 yaşında kadın hasta. Hasta bir bir kozmetik uzmanı değildi. Daha önce saçına kına sürmemişti. Gerçekte hasta hiç saçını boyamamıştı. Alerjik kontakt dermatit, atopi ve astım anamnezi vermiyordu.
     Fizik muayenede; hastanın sağ ayak bileği içyanında kına sürülmüş alanda ışınsal yayılımlı geometrik, eritemli, ödemli, kabuklu bir lezyon vardı (?ekil 1). Alerjik kontakt dermatit tanısı kondu. Günde 60 mg prednizonla tedavi edildi. ‹laç 2 haftada azaltılarak kesildi. Kaşıntı için gerektiğinde lezyona günde iki kez topikal triamsinolon asetonit krem uygulandı. Hastaya geçici kına içeren dövmeler yaptırmaması ve saç boyaları kullanmaması önerildi.
     Yama testi p-fenilendiamine (PPD) 2+ reaksiyon verdi. Daha sonra yapılan testler negatif sonuç verdi. Hastaya kalıcı saç boyalarını kullanmaması önerildi.
     Hasta yaklaşık 1 ay sonra geldiğinde dermatit geçmiş, yerinde kınalı dövmenin şeklini gösteren hafif bir aşırı pigmentasyonlu iz kalmıştı.

 

SENDROM II

Sezaryenden sonra vajinal yolla doğum (SSVD) - R init


SENDROM III

Adli Tıp terimleri sözlüğü



SENDROM IV

SPOR VE TIP DERGİSİ



 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker