 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
ŞUBAT 2005
|
AİLE HEKİMLİĞİ 17(2):33-45, 2005
Tıpta dönüm noktası tarihi makale: "The care of the patient" |
Dr. Ergün Öksüz
Başkent Üniversitesi Medikososyal Sağlık Merkezi, Aile Hekimliği |
|
|
Dr.Francis Weld Peabody, tam bir hekim, bir bilim adamı, öğretmen, eleştirmen, danışman, bir sırdaş ve hastalarının aynı zamanda yakın arkadaşıydı. Peabody'nin yaklaşımı; tedavi sürecinin bireyselleştirilmesinin önemi, insani etkinin göz önünde tutulması ve organik olmayan hastalıkların -fonksiyonel bozukluklar- tedavisi olarak üç ana başlıkta toplanabilir. Peabody'de "eğitim hastanesi" kavramının çok kuvvetli ve bir o kadar da olumlu etkisi görülür. "Bir hastanede profesyonel iş standardını arttırıcı bir etken olarak tıbbi eğitim kadar etkilisi çok az bulunur". 1923'te yazdığı bu yazı şöyle devam eder; "Bu o kadar doğrudur ki, eğitim hastanesi kavramı neredeyse iyi hastane kavramıyla eş anlamlı hale gelmiştir". Laboratuarın tıptaki yeri ile ilgili belki de en net açıklama yine Peabody tarafından 1922 yılında Boston Tıp ve Cerrahi Dergisi'nde (Boston Medical and Surgical Journal şimdiki "New England Journal of Medicine") yayınlanan yazısı ile yapılmıştır. Peabody, Boston Şehir Hastanesi'nde kurulan Thorndike Memorial Laboratuarı'nın atmosferinin oluşturulmasında oynadığı rol ile de ayrı bir övgüyü hak etmektedir ki bu laboratuar; tıbbi uygulama, eğitim ve araştırmalarda laboratuarların uygun kullanımına dair ilk örneklerden birini oluşturmuştur. Peabody'nin meşhur makalesi, "Hasta Bakımı", insancıl bir yöntem arayan tüm öğrenci ve hekimler için bugün bile klasik bir metin halindedir. Ölümsüzleşen şu sözü, bugün pek çok hastanenin girişinde yer almaktadır; "Hasta bakımının sırrı, onun için endişe etmektir". |
|
KARDİYOLOJİ 17(2):46-49, 2005
İskemik önkoşullanma |
Yrd. Doç. Dr. Rifat Eralp Ulusoy, Yrd. Doç. Dr. Ata Kırılmaz, Doç. Dr. Bekir Sıtkı Cebeci
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Kardiyoloji Kliniği
|
|
|
Kısa miyokardiyal iskemik periyodlar daha uzun surecek bir iskemik periyodun neden olacagi nekrotik hasarı belirgin olarak azaltır, buna İskemik Önkoşullanma denilir.
Zamana gore iki tipi vardır:
1-Erken Önkoşullanma: Klasik tip önkoşullanma olarak bilinir ve yaklaşık olarak iki saat sürer. İkinci faza göre daha güçlüdür.
2-Gecikmis Önkoşullanma: Birinci fazdan 24 saat sonra ortaya çıkar ve 72 saat sürer, buna "korunmanın ikinci penceresi " denir. Strese karşı gen transkripsiyonu ile sentezlenen proteinlerin burada gorev yapmakta oldukları (hücre içi antioksidanlar, ısı-şok proteinleri, superoksit dismutaz, nitrik oksit sentaz, K-ATP kanallari) öne sürülmekle beraber henüz kesin değildir.
Ayrica Adenozin A1 reseptorleri, protein kinaz C aracılığı ile, ATP'e hassas potasyum kanalları ve endojen miyokardiyal koruyucu maddelerin de (bradikinin, nitrik oksit, prostasiklin, opiatlar, noradrenalin, asetilkolin, endotelin, anjiotensin II ve oksijen turevleri) iskemik önkoşullanma cevabının oluşmasında rolleri olduğu gösterilmiştir.
İskemik önkoşullanmayı pozitif (kromakalim, bimakalim, pinasidil) veya negatif olarak (glibenklamid, 5-hidroksidekanoat) tetikleyen farmakolojik ajanlar, hücre içine kalsiyum girişini ve hücrenin ATP kullanımını ve hucre kontraktilitesini azaltarak ve hucre aksiyon potansiyelinin süresini kısaltarak, hücre enerjisinin korunmasını sağlamaktadır.
Miyokardiyal iskemi sonucunda oluşan göğüs ağrısı interstisyel adenozin ve bradikinin birikimine neden olarak A1, A3, B2 reseptorleri aracığı ile önkoşullanmanın erken ve geç fazını başlatırlar.
Koroner anjioplasti, ısınma (Warm-up) anjinasi, preinfarkt anjina, koroner arter köprüleme cerrahisi esnasında da bu olay gerçekleşmektedir.
İskemik önkoşullanma ile son derece güçlü bir iskemiden korunma sağlandığından , buradaki mekanizmaların anlaşılmasının büyük önemi vardır
Anahtar Kelime: Önkoşullanma |
PEDİATRİ 17(2):55-63, 2005
Nekrotizan enterokolit
Patogenezi, klinik bulguları, tedavisi ve önlenmesi |
Yrd. Doç. Dr. Hacer Yapıcıoğlu, Uz. Dr. Ferda Özlü
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı |
|
|
Nekrotizan enterokolit, etyolojisinde birçok faktörün rol aldığı ve patogenezinin tam olarak aydınlatılamadığı bir hastalıktır. Etyopatogenezinde prematürite, hipoksi, enteral beslenme ve gastrointestinal bakteri kolonizasyonu rol oynar. Nekrotizan enterokolit salgınlar halinde olabildiği için enfeksiyöz nedenler de suçlanmaktadır. Vazokonstiktör metabolitlere bağlı olan intestinal iskemi tüm nekrotizan enterokolitlerdeki ortak yoldur. En belirgin lezyon koagülasyon ve iskemi nekrozudur. Klinik bulguları sepsise benzer.
Bu derlemede, yenidoğan yoğun bakım ünitelerindeki önemli mortalite ve morbidite nedeni olan nekrotizan enterokolit gözden geçirilmiştir. |
BESLENME 17(2):76-81, 2005
Türkiye'de üretilen bazı bisküvi ve bisküvi benzeri tahıl ürünlerinin besin değerleri
Protein, yağ, rutubet, kül, karbonhidrat ve enerji miktarları |
Prof. Dr. Cahide Yağmur*, Ayman Mazahreh **, Emir. Ayşe Özer *
Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü *, Al-Balga Applied University, Nutrition Food Technology ** |
|
|
Araştırma 3 firmaya ait toplam 38 ürün üzerinde (3 tekerrürlü olarak) yapılmıştır. Ürünlerin protein, yağ, rutubet ve kül değerleri analizle, karbonhidrat ve enerji değerleri ise hesaplanarak bulunmuştur.
Firmaların benzer ürünleri incelenmiş, firmalar arası ve ürünler arası fark belirlenmiştir. Ürünlerin rutubet, enerji, protein, yağ miktarlarının, firmalar arasında önemli ölçüde farklı; enerji ve tüm besin ögelerinin ürünler arasında farklı olduğu saptanmıştır. Kekler (%16 - 17) dışında tüm ürünlerin rutubet miktarlarının %6'dan düşük olduğu belirlenmiştir. Çikolatalı gofretin en yüksek yağ (%32,3) ve enerji (547 kkal) değerine, tuzsuz etimeğin en yüksek protein (%11,5) değerine, kızarmış etimeğin en yüksek karbonhidrat (%81,3) değerine, şekersiz kepekli ürünün en yüksek kül (%2,6) değerine sahip olduğu bulunmuştur.
Bebe bisküvilerinin protein oranının düşük (%6,3) olduğu saptanmıştır. Bu ürünlerde enerjinin proteinden gelen oranının düşük (%4,99), yağdan gelen oranının (%37,9) yüksek olduğu belirlenmiştir. Ürünlerin yağ/enerji, protein/karbonhidrat değerleri arasında pozitif korelasyon bulunmuştur. |
BİYOKİMYA 17(2):82-87, 2005
Düşük dansiteli lipoprotein ve subfraksiyonları |
Dr. Muammer Yücel
Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı |
|
|
Sonuç olarak, bütün LDL partikülleri aynı büyüklükte ve aynı dansitede değildir. LDL partikülleri büyüklük, dansite ve bileşimleri bakımından heterojen olan sferik partiküllerdir ve çeşitli mekanizmalarla daha aterojeniktir. Bir hastanın LDL kolesterol düzeyindeki yükseklik ateroskleroz açısından önemli olmakla birlikte LDL subfraksiyonlarının dağılımını kestirebilmek oldukça önemlidir. Bir kişinin LDL fenotipini kesin olarak belirleyebilmek oldukça zordur. Bunun için oldukça pahalı bir cihaz olan ultrasantrifüje ve subfraksiyonlama işlemini yapacak tecrübeli personele ihtiyaç vardır. Ultrasantrifugasyon işlemi zaman alıcı ve sabır gerektiren bir süreçtir. Lipid profilini değerlendirirken LDL kolesterolün yanında imkan varsa apo B-100 ölçümü gereken bilgiyi yaklaşık olarak verecektir. LDL kolesterol düzeyine paralel olmayan apo B-100 seviyesi LDL partikülünün büyüklüğü hakkında yorum yapmamızı sağlayabilir. Örneğin apo B-100 konsantrasyonu yüksek olan bir kişinin LDL kolesterol düzeyi normal ya da apo B-100' e göre daha hafif yükselmiş ise LDL partiküllerinin küçük ve yoğun olduğunu söyleyebiliriz. |
JİNEKOLOJİ 17(2):88-91, 2005
Hidrosalpinks |
Dr. Cüneyt Eftal Taner, Dr. Afet Ege, Dr. Gülizar Yeşilkaya-Ersoy
SSK Ege Doğumevi ve Kadın Hastalıkları Eğitim Hastanesi |
|
|
Hidrosalpinks tubal hasara yol açabilen etyolojilerin oluşturduğu iki su dolu fallop tüpüdür.Histerosalpingografi , laparoskopi, magnetik rezonans ve ultrasonografi ile tanı konabilen hidrosalpinks infertilite prognozunu kötü etkilemektedirİçerdiği sıvının endometriuma geçmesi embriotoksik etki göstermektedir.Gebelik oranları düşmekte, abortus oranları artmaktadır.
Hidrosalpinks cerrahi ile uzaklaştırılması ile spontan gebelik oranları artmakta ve IVFET başarısı yükselmektedir.Hidrosalpinksli olgularda endosalpinksin bozulmadığı olgularda salpingostomi, bozulduğu olgularda ise salpenjektomi yapılmalıdır. |
ANESTEZİ 17(2):92-98, 2005
Transüretral prostat rezeksiyonu ve anestezi |
Yrd. Doç. Dr. Ebru Kelsaka, Prof. Dr. Binnur Sarıhasan
Ondokuzmayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji Anabilim Dalı |
|
|
Benign prostat hipertrofisi 60 yaşın üzerindeki erkeklerde mesane çıkışı obstrüksiyonu semptomlarına yol açar. Tansüretral prostat rezeksiyonu (TURP) olacak hastalara kardiyak ve pulmoner hastalıklar sıklıkla eşlik edebileceğinden dikkatli değerlendirilmelidir. T10 düzeyinde spinal veya epidural anestezi yeterli olur. Genel anestezi ile karşılaştırıldığında, rejyonel anestezi postoperative venöz tromboz insidansını azaltır, mesane perforasyonu ve TURP sendromu bulgularının daha kolay tanınmasına neden olur. TURP hastalarında rapor edilen major komplikasyonlar; pulmoner ödem, su intoksikasyonu, glisin ve amonyak toksisitesi, hiponatremi, görme bozuklukları, hemoliz, koagülopatiler, sepsis ve toksemi, mesane perforasyonu ve rüptürdür. Büyük miktarda irrigasyon sıvısının dolaşıma katılması sonucu TURP sendromu oluşur. TURP sendromu rezeksiyon başladıktan sonar 15 dakika içinde başlayabileceği gibi postoperative 24 saate kadar da görülebilir. Sistolik ve diyastolik kan basıncı artar, kalp atım hızı düşer. TURP'ta kullanılan irrigasyon solüsyonları izotonik veya izotoniğe yakın, nontoksik, iletken olmayan, nonhemolitik sıvılardır. Hipoterminin önlenmesi için verilen sıvıların vücut ısısında olması tercih edilir. İrrigasyon sıvısının absorbsiyonunu sıvının basıncı ve rezeksiyon süresi etkiler. TURP sendromunun tedavisinde erken tanı önemlidir ve semptomların ciddiyeti temel alınmalıdır |
PSİKİYATRİ 17(2):99-102, 2005
İkili intihar girişimi |
Yrd. Doç. Dr. Çiçek Hocaoğlu Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı |
|
|
Günümüzde, intihar girişimlerinin önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiği kabul edilebilir. İntihar girişimleri bazı ruhsal hastalıklar ve sosyodemografik özellikler ile nedensel ilişki içindedir. İntihar girişimleri, intihar sonucu ölüm açısından önemli bir risk etkeni olduğu için intihar girişimleri ile ilişkili klinik ve sosyodemografik özellikler, intihar girişimi türleri ve sonuçlarının çok iyi bilinmesi gerekmektedir.İkili intiharlar oldukça seyrektir ve genellikle yaşlı evli çiftlerde görülür.Bu çalışmada hastanede yatarak tedavi gören ikili intihar girişimi olguları sunulmuştur. |
HEMŞİRELİK 17(2):103-106, 2005
Uyku sorunları ve hemşirelik yaklaşımı |
Doç. Dr. Hatice Fesci, Araş. Gör. Ülkü Görgülü
Gazi Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
|
|
|
Temel bir fizyolojik ihtiyaç olan ve günlük yaşamımızın ayrılmaz bir ritmi olan uyku mental ve fiziksel fonksiyonların en iyi hale gelmesini, bireyin kendini iyi hissetmesini sağlamaktadır. Uyku sorunları tedavi edilmediğinde bireyde fiziksel, emosyenel ve davranışsal bozukluklara neden olabilmektedir. Uyku sorunlarının dikkate alınması ve etkili girişimlerin sağlanması sağlık komplikasyonlarının gelişme riskini azaltacaktır
Bu nedenle sağlık personeli tarafından hastaların ve ailelerinin uyku sorununa yönelik gereksinimlerinin belirlenmesi ve uygun girişimlerin planlanması önemlidir. |
PGM
Kardiyak risk sınıflandırmasında invaziv olmayan yöntemler 17(2):19-25, 2005
Hangileri en yüksek prognostik değere sahiptir? |
Robert L. Litchfield, DO |
|
|
Sonuçlar
KAH hastalarında risk sınıflandırması, düşük risk altında ve dolayısıyla tıbbi tedaviyle iyileşebilenleri belirlemede ihtiyatlı bir yaklaşımdır. Revaskülarizasyon dahil invaziv işlemler, gelecekte kardiyak olaylar açısından yüksek risk altında olan hastalara saklanmalıdır.
Stres veya farmakolojik ekokardiyografi (gerektiğinde kontrast ajanın kullanımıyla) risk sınıflandırması için iyi bir seçenektir. Duyarlılık ve özgüllüğünün SPECT MPİ kadar olduğu gösterilememiştir. Ancak, stres ekokardiyografisi ABD'de daha ekonomik ve MPİ'e göre daha yaygın kullanılan bir testtir. Güncel çalışma verilerine göre, stres veya farmakolojik test eşliğinde SPECT görüntüleme, çok geniş hasta popülasyonunda en yüksek prognostik değere sahip bir testtir. Fizik muayene, stres EKG, stres ekokardiyografisi hatta kalp kateterizasyonuyla karşılaştırıldığında, MPİ'nin sağladığı ek prognostik değer önemlidir. KAH için yalnızca PET, arteriyografiden daha yüksek bir duyarlılığa sahiptir. Ancak, PET yaygın kullanımda olmayıp yapılan harcamalar sıklıkla geri ödenmemektedir.
KAH hastalarında riski değerlendiren mevcut invaziv olmayan seçenekler içinde halen en yaygın kullanılan ve ilişkin harcamalrı geri ödenen SPECT görüntüleme en değerli tetkik olup, bu hasta popülasyonunda risk sınıflandırması için en doğru tanı koydurucu yöntem olduğu da görünmektedir. |
PGM
Kronik iskemik kalp hastalığının tıbbi tedavisi 17(2):26-32, 2005
Özgün ilaç tedavilerini seçme, risk faktörlerini değiştirme |
Amy C. Bales, MD |
|
|
Sonuç
Nüfusumuz yaşlandıkça kronik iskemik hastalık sağlık sistemimizin karşı karşıya geldiği en önemli sorunlardan biri olmayı sürdürecektir. Bu sorun, aynı zamanda birinci basamak doktorlarının günlük pratiklerinde en sık karşılaştıkları sorunlardan biridir. Bu hastaları tedavi ederken, her hastaya kapsamlı bir yaklaşım uygulamak bir zorunluluktur. Bu yaklaşım; yakınmaları giderme, KAH gelişme ve ilerlemesine ilişkin risk faktörlerini, morbidite ve mortaliteyi azaltmayı içerir. Ancak o zaman, bu ölümcül hastalığın görülme sıklığı ve sonuçlarını etkileyebileceğiz. |
PGM
Lipid düşürücü tedavi 17(2):50-54, 2005
Yeni ve kanıtlanmış ilaçlar kardiyovasküler olayların riskini azaltmaktadır. |
C. Richard Smith Jr, DO |
|
|
Sonuç
Aterosklerozda ilaç tedavisi ve hastalığın ilerlemesine ilişkin anlayışımız hızla gelişmektedir. Son 20 yılda bu alanda büyük adımlar atılmış, hem temel bilimler alanında hem de klinik araştırmalar hızlanmış ve hiperlipidemik hastalara klinik yaklaşımı etkilemiştir. |
PGM
Aterosklerozun kateterizasyonla tedavisi 17(2):64-75, 2005
Etkin perkütan girişim seçenekleri çok çeşitlidir. |
A. Arif Khalil, MD, FACC |
|
|
Aterosklerotik hastalığın perkütan yolla tedavisi son 40 yılda görkemli ilerlemelere neden olmuştur. Halen bu teknik güvenli ve etkili olup, ABD'de yaygındır. Yeni ortaya çıkan zorlukların çözümlenmesi ve bu girişimlerin yaygınlaştırılması süreci devam etmektedir. |
 |
SENDROM II
Hastanede Yatan Hastada Kalp Yetersizliği Tedavisi |
 |
SENDROM III
FARMAKOLOJİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ |
 |
SENDROM IV
SPOR VE TIP DERGİSİ |
|
|