 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
HAZİRAN 2005
|
ACİL TIP
Türkiye'de acil tıp asistanlık programları
Dünü, bugünü ve yarını |
Uz. Dr. Serkan Şener *, Uz. Dr. Ersin Aksay **, Uz. Dr. Murat Özsaraç ***, Uz. Dr. Niyazi D. Özüçelik ****
Gülhane Askeri Tıp Akademisi, ** Dokuz Eylül Üniversitesi, *** Bayındır Hastanesi, **** Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalları |
|
|
Acil tıp beklenmeyen yaralanma ve hastalıkların değerlendirilmesi, tedavi edilmesi, yönlendirilmesi ve oluşmasının önlenmesini amaçlayan bir uzmanlık dalıdır. Türkiye'de acil tıp anabilim dalı sayısının son yıllarda giderek artması, dinamik ve zevkli bir branş olması acil tıbbın popüler klinik uzmanlık dallarından biri haline getirmiştir. Dünyadaki acil bakım modelleri Anglo-Amerikan ve Franko-German olmak üzere iki ana gruba ayrılmakta ve Türkiye'de özellikle acil tıp anabilim dallarında Anglo-Amerikan modeli uygulanmaktadır. Eylül 2004 itibariyle toplam 26 acil tıp anabilim dalında 134 acil tıp uzmanı ve 225 acil tıp asistanı görev yapmaktadır. Türkiye'de acil tıp asistanlık programlarının standart çekirdek eğitim ve rotasyon programları bulunmamaktadır. Acil tıp uzmanlığını seçmek isteyen her tıp fakültesi öğrencisi veya hekim acil tıbbın kendisi için uygun olup olmadığını mutlaka geçici bir süre de olsa acil tıbbı bizzat içinde yaşayarak karar vermelidir. Bu makale acil tıp uzmanlık dalını seçmek isteyen tıp fakültesi öğrenci ve mezunlarının daha kolay değerlendirme yapabilmeleri ve acil tıbbı daha yakından tanımalarını amaçlamaktadır |
|
İÇ HASTALIKLARI
Fonksiyonel dispepsi |
Dr. Süleyman Uraz, Doç. Dr. Ömer Şentürk
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı
|
|
|
Dispepsi terimi karnın üst kısmından kaynaklanan geniş bir semptom kompleksini içerir. Karnın üst kısmında lokalize persistan veya rekürren ağrı veya rahatsızlık hissi temel semptomu oluşturur. Dispeptik hastaların çoğu fonksiyonel dispepsiye sahiptir, ki bu durum semptomları açıklayabilecek yapısal veya biyokimyasal anormalliğin olmaması ile tanınır. Kırkbeş yaşın üzerinde veya alarm semptomu (kanama, kilo kaybı, yutma güçlüğü, iştahsızlık, kusma) olan hastalar üst gastrointestinal endoskopi ile araştırılmalıdır. Mide asid sekresyonunu azaltan ilaçlar fonksiyonel dispepside sıklıkla kullanılır, fakat bu tedavinin fonksiyonel dispepsideki gerçek etkisi çelişkilidir. Çünkü hastaların yaklaşık yarısı plasebo (%20-60) tedavisi ile düzelir. Birçok klinik çalışma H.pilori eradikasyonunun fonksiyonel dispepsili hastalarda kısmi bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. |
BESLENME
Obezitede yeni bir hormon: Girelin |
Doç. Dr. Neriman İnanç*, Öğr. Gör. Dr. Betül Çiçek*, Öğr. Gör. Dr. Habibe Şahin*, Dr. Mendane Saka**
Erciyes Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü*, GATA Gastroentoroloji Anabilim Dalı Başkanlığı** |
|
|
Obezite büyük ölçüde kalıtsal bir hastalık olduğundan toplumsal, kültürel, bilişsel, biyolojik ve çevresel faktörler gelişimini etkilemektedir. Obezitenin güncel tedavisi bu faktörlerin düzeltilmesini temel almaktadır.Ancak obezitenin kalıtsal ve biyolojik mekanizmaları tamamen anlaşılamamıştır. Son yıllarda yeme davranışları, yeme fizyolojisi ve termogenez üzerine çalışmalar yeni veriler sağlamıştır. Girelinin 1999'da keşfi enerji dengesi ve besin alımı kontrolüne yeni bir bakış açısı getirmiştir. Plazma girelin konsantrasyonlarının beden yağında, insülin direncinde ve besin alımında bir takım değişikliklerle ilişkili olduğu bildirilmiştir. Bu derlemede girelin ve girelin- obezite ilişkilerini inceleyen çalışmalar özetlenmiştir. |
PEDİATRİ
Yenidoğan menenjiti |
Uz. Dr. Emel Kayrak-Altuncu, As. Dr. Aysun Şengül, Uz. Dr. Esin Aldemir
SSK Bakırköy Doğumevi Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim Hastanesi |
|
|
Neonatal menenjit yüksek mortalite ve morbiditeye sahip bir hastalıktır. Menenjit özellikle genç yaşların hastalığı olup, en sık yaşamın ilk ayında görülür. Termlerde 1/2000, pretermlerde 1-3/1000 bebekte görülür. Erken başlangıçlı menenjit, erken postpartum dönemde (hayatın ilk 7 gününde, genellikle postnatal ilk gün) ortaya çıkan ve çoğunlukla yüksek riskli bebeklerde görülen, vertikal geçişli menenjit tipidir ve mortalitesi yüksektir. Geç başlangıçlı menenjit, postnatal 8.günden 6 haftaya kadar olan dönemi kapsar. İntrapartum komplikasyonlar yoktur, bulaş postnatal çevre yolu iledir ve mortalite düşüktür. Geç geç başlangıçlı menenjit, postnatal 3. aydan sonra başlar. Postnatal çevre yoluyla bulaşır. Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde izlenen, özellikle doğum ağırlığı çok düşük olan pretermleri etkiler ve mortalitesi düşüktür. Yenidoğan menenjitinden sorumlu mikroorganizmalar sepsis ile aynıdır ve Grup B Streptekok ve E.Coli majör patojenlerdir. Menenjitin erken bulguları, özgün olmayan genel bulgular şeklinde olur ve sepsisten ayrımı yapılamaz. Menenjit klinik olarak sepsisten şüphelenildiği zaman akılda tutulmalıdır.
Ampirik tedavide önerilen ampisilin-sefotaksim kombinasyonudur. Tedavinin 48-72. saatinde kontrol lumbar ponksiyon yapılır ve tüm paramatreler gözden geçirilir. Eğer mikroorganizma varlığını sürdürüyorsa, ya antibiyotik değiştirilir, ya da doz arttırılır. Hastaların %30-50'sinde komplikasyon görülür ve bunların %30'u ciddidir. Menenjitin en ciddi ve en sık görülen akut komplikasyonlardan biri hidrosefalidir.
Menenjitin önlenmesinde, anne adaylarının bakteri kolonizasyonu yönünden taranması, el yıkamasına dikkat edilmesi ve eğitim çok önemlidir. |
AİLE HEKİMLİĞİ
Hipertansiyonda tarama ve farmakolojik tedavi |
Uz. Dr. Ergün Öksüz
Başkent Üniversitesi Medikososyal Sağlık Merkezi, Aile Hekimliği |
|
|
Sistolik kan basıncı (SKB) 120-139 mmHg arası veya diyastolik kan basıncı (DKB) 80-89 mmHg arası kan basıncı (KB); "prehipertansiyon" olarak kabul edilmektedir. Yüksek kan basıncı teşhisinde; kan basıncı değerlerinin, iki veya daha fazla ölçümle doğrulanmış olması gereklidir. Kardiyovasküler risk ile yüksek kan basıncı arasında diğer risk faktörlerinden bağımsız olarak sürekli ve kademeli bir ilişki vardır.
Hipertansiyon için tarama yapılması için indirekt bilimsel kanıtlar mevcut olup Amerika Birleşik Devletleri Koruyucu Hizmetler İşbirliği Grubu, hipertansiyon için 18 yaş ve üzeri erişkinlerde tarama yapılmasını tavsiye etmektedir. Standart olarak bir sfigmomanometre ve manşon ile koldan kan basıncı ölçümüyle yapılacak hipertansiyon taraması kardiyovasküler hastalıklardan korunmada ve hipertansiyon tespitinde güvenilir bir yöntemdir. Erişkin hipertansiflerde ilaçlı veya ilaç dışı tedavi yöntemleri ile miyokard infarktüsü, kalp yetmezliği ve felç gibi kardiyovasküler olaylar azaltılabilmektedir. Riskin azaltılabilmesi; kan basıncı yüksekliğinin seviyesi ve süresine, diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin varlığına ve seçilen antihipertansif tedaviye bağlıdır.
Antihipertansif tedavide en önemli toplum sağlığı hedefi; kardiyovasküler ve renal morbidite ve mortalitenin azaltılmasıdır. Yapılan çalışmalar, anjiotensin-converting enzim inhibitörleri, anjiyotensin reseptör blokerleri, beta-blokerler, kalsiyum kanal blokerleri ve diüretikler gibi pek çok ajan sınıfının yüksek kan basıncının kontrolünde etkili olduğunu göstermiştir. |
ANESTEZİYOLOJİ
Adrenal bez ve anestezi yaklaşımı |
Prof. Dr. Elif Başgül*, Prof. Dr. Varol Çeliker*, Öğr. Görev. Dr. Fatma Sarıcaoğlu**
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Adrenal bezler yaşamsal önem taşıyan karmaşık ve çok işlevli hormonlar salgılar. Bezin yetmezliği karbonhidrat metabolizması ve sıvı-elektrolit dengesinde bozukluğa yol açar. İki farklı bölümden oluşur; bunlardan içteki medulla katakolaminlerin, dıştaki korteks ise glukokortikoidler, mineralokortikoidler ve seks hormonlarının salınımından sorumludur. Katekolamin salınımı, hipotalamusun kontrol ettiği sempatik aktiviteyle uyarılır. Feokromositoma medullanın katekolamin salgılayan bir tümörü olup tipik belirti ve bulguları hipertansiyon, hiperglisemi, baş ağrısı, çarpıntı hissi, terleme, solukluk ve kusma olabilir.
Glukokortikoidler karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmasının kontroluyla katekolaminlerin vazokonstrüktör etkilerini kuvvetlendirmede yaşamsal rol oynar. Cushing sendromu korikosteroidlein aşırı salınımı sonucu oluşur, en sık nedeni uzun süreli kortizol tedavisidir. Conn sendromu ise aşırı aldosteron salınımına bağlı olarak ortaya çıkar. Aldosteron temel mineralokortikoid olup sıvı-elektrolit dengesinden sorumludur.
Akut adrenal yetmezlik travma, sepsis ve adrenal bezlerin çıkartılmasına bağlı gelişebilir. Kronik yetmezlik (Addison hastalığı) ise otoimmün hastalıklar, enfeksiyon ve tümör nedeniyle bezin harabiyetine bağlıdır.
Anestezi doktoru, perioperatif hemodinamik ve metabolik değişimleri tedavi edebilmek için adrenal bezin temel fizyolojisine ilişkin bilgilere sahip olmalıdır. |
İÇ HASTALIKLARI
Yaygın tüberoz ksantomlar ile seyreden ailesel hiperkolesterolemi |
Dr. Hanife Usta, Dr. Füsun Erdenen, Dr. Gökçen Gökcan, Dr. Ali Eser, Dr. Çiğdem Usul
SSK İstanbul Eğitim Hastanesi 4. Dahiliye Kliniği |
|
|
Familyal hiperkolesterolemi otozomal dominant geçen LDL reseptör geninde mutasyonla oluşan herediter bir hastalıktır. LDL Kolesterol yüksekliği ile seyreder. Çoğu kez HDL Kolesterol ve trigliserit düzeyleri normaldir. Hastalığın iki formu olup homozigot formunda hastalar hayatın ilk dekatında yoğun ateroskleroza bağlı myokard enfarktüsünden kaybedilirler. Heterozigot formunda ise 4. ve 5. dekatlarda kardiyovasküler olaylar görülür. Total kolesterol düzeyi 275-500 mg/dl arasında değişmektedir. Klinik olarak kardiyovasküler hastalıkların yanı sıra ksentelazma, arcus kornea, en fazla aşil tendonu olmak üzere tüm tendonlarda görülen tendom ksantom ve daha çok ellerde ve ayaklarda görülen tüberoz ksantomlar eşlik eder. Burada yaygın tüberoz ksantomları olan ve myokard enfarktüsü tanısıyla takip ettiğimiz hasta sunulmuştur. |
HEMŞİRELİK
Ida Jean Orlando ya da hemşire-hasta ilişkisinin dinamiği
Bir model çözümleme denemesi |
Araş. Gör. Dr. Beyhan Bağ
Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu Psikiyatri Hemşireliği Bölümü |
|
|
KFND, Xp22 üzerinde 13cM bölgesinde haritalanmış X?e bağlı kalıtım gösteren nadir bir bozukluktur. Kraniosinostosiz, brakisefali, fasial asimetri, frontal çıkıntı, hipertelorizm, geniş burun kökü ve bifid nasal uç içerdiği fenatipik özelliklerdir. Olgu, dismorfik yüz bulguları nedeniyle genetik ünitesine gönderilen 6 yaşındaki kız çocuğuydu. Fizik muayenesinde; gelişme geriliği, hipertelorizm, frontal çıkıntı, fasial asimetri, sol gözde ptozis, geniş burun kökü, yarık damak ve umblikal herni mevcuttu. Ekokardiografik muayenesinde patoloji bulunmadı. Kraniyal tomografisinde sağ coronal kraniosinositozis bulundu. Olgunun periferik kan hücrelerinde yapılan sitogenetik analizde normal bir kariyotip (46,XX) tespit edildi. Bu tip vakalar tıp literatüründe nadir olduğundan yayınlatmak istiyoruz. |
HEMŞİRELİK
Ida Jean Orlando ya da hemşire-hasta ilişkisinin dinamiği
Bir model çözümleme denemesi |
Araş. Gör. Dr. Beyhan Bağ
Ege Üniversitesi Atatürk Sağlık Yüksekokulu
|
|
|
Ida Jean Orlando hemşirelik mesleğindeki bilginin gelişimine önemli katkı sağlayanlardan birisidir. Bir hemşireyle bir hasta arasında geçen özel bir zamanda oluşan etkileşim temelinde hemşirelik sürecini tanımlar. Bu çalışmada Ida Jean Orlando'nun hemşireliği iletişimsel bir davranış olarak gören Hemşire- Hasta İlişkisinin Dinamiği adlı modeli, hemşirelik araştırmacısı Meleis'ın hemşirelik model çözümleme ölçütlerinden (köken, mantıksal tutarlık, kullanabilirlilik, genelleştirilebilirlilik ve kontrol edilebilirlilik gibi) hareketle irdelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: Ida Jean Orlando, modeller, bakım, hasta-hemşire ilişkisi |
PGM
Yaşlılarda depresyon
Tıbbi tedavinin özel gereksinimlere göre düzenlenmesi |
Ashok Raj, MD |
|
|
Eşlik eden hastalıkların, bilişsel değişikliklerin, birlikte kullanılan ilaçların ve hastanın destekleyici sisteminin göz önüne alınmasını gerektirdiğinden, yaşlılarda depresyon çok etmenli olup tedavi karmaşıktır. Ortaklaşa, işbirliği içindeki hasta bakım sistemini içeren bir tedavi yaklaşımıyla optimal sonuçlar elde edilmektedir. |
PGM
Demansta davranış sorunları
Farmakolojik olan ve olmayan tedavi stratejileri |
Amanda G. Smith, MD |
|
|
Demans hastalarında davranış bozuklukları hasta bakımını üstlenenler için sıkıntı verici ve doktorlar için düş kırıcı olabilir. Bu sorunların gelişmesine sıklıkla karmaşık etmenler yol açmakta olup, genellikle çok yönlü bir tedavi yaklaşımı gereklidir. Demansın seyri sırasında çok çeşitli semptomlar ortaya çıkabilir ve tedaviye rağmen sebat edebilir. Doktor ve diğer sağlık çalışanları, bu sorunlara ortaya çıktıkları anda gecikmeden yönelmelidir.
İlk basamak, ilaçların davranış bozukluklarının sıklığı ve şiddet derecesini sıklıkla azaltabilmesine rağmen her zaman bunları ortadan kaldırmaya yeterli olmadığı akılda tutularak özgün davranış sorunlarına yönelik uygun farmakolojik stratejileri bilmekten geçer. Bazı ilaçların etkili olduğu klinik çalışmalarda kanıtlanmıştır. Bazı ilaçlara ilişkin rapor edilen kanıtlar sağlam ise de, veriler kesin değildir. Bu nedenle, doktorlar olumlu sonuçlar almayı sürdüremediklerinde ilaçları değiştirme veya kesmeye hazır olmalıdır. Ayrıca, doktorlar sıklıkla ilaçlardan daha etkili olan farmakolojik olmayan girişimleri başarıyla uygulamaları için hasta bakımını üstlenenleri desteklemeli ve eğitmelidir. |
PGM
Doktorlar niçin yaşlılardaki depresyonu dikkate almazlar?
Yaşla ilişkili önyargılar, atipik semptomlar ve etkisiz tarama yöntemleri rol oynayabilir. |
Jonathan T. Stewart, MD |
|
|
Beyin Onyılı geldi, geçti ve psikiyatrik hastalıkları tedavi etme yetimizde daha önceleri düşlenemeyen gelişmelere yol açtı. İnsanın düşünmediği hastalığı tedavi edemeyeceğini belirten eski bir özdeyiş, geriyatrik depresyonda ne yazık ki hâlâ çok doğru bir saptamadır. Biz yalnızca bu onyıl içinde depresyonun tanı ve tedavisine ilişkin olumsuz istatistiklerde bir iyileşmeye tanık olmayı umut edebiliriz. |
PGM
Stres testi yöntemlerinin karşılaştırılması
Var olan teknikler ve koroner arter hastalığının değerlendirmesinde kullanımları |
Tahir Tak, MD, PhD; Ricardo Gutierrez, MD |
|
|
Egzersiz stres testi KAH'da işlevsel kapasiteyi değerlendirme ve KAH tanısını doğrulama için en yaygın kullanılan tekniklerden biridir. Özgüllük ve duyarlılığı sırasıyla yaklaşık % 63 ve % 74 düzeyindedir. Test, kontrendikasyonlarını ve testi sonlandırma nedenlerini bilen eğitimli, nitelikli personel tarafından uygulandığında güvenli bir tekniktir.
Yakın zamanda ekokardiyografi egzersiz stres testiyle kombine edilmektedir. KAH'nın invaziv olmayan değerlendirmesinde iyi tolere edilen değerli bir girişimdir. Stres ekokardiyografisinin duyarlılık ve özgüllüğü egzersiz stres testinden daha yüksek olup, nüklear perfüzyon görüntülemeye denk düzeydedir.
Dijital görüntülerin analizi, maliyet ve kontrast maddelerin bulunabilirliğine ilişkin süregelen iyileştirmeler, invaziv olmayan stres testinin gelecek yıllarda çok daha yararlı hale geleceği umudunu vermektedir. Yeni kontrast maddeler ve testte kullanılan perfüzyon ajanları keşfedilmek üzere olup, gelecekte ekokardiyografi lâboratuvarlarında bu ajanların kullanımı gerçekleşebilecektir. |
PGM
Egzersizin tetiklediği bronkospazmı tanımlama
Tedavisi kronik astımdan ayırt edilmesi koşuluna bağlıdır |
Christian L. Hermansen, MD; Jeffrey T. Kirchner, DO |
|
|
Egzersize bağlı solunumsal yakınmaların terminolojisi, nedenleri ve tedavisi konusunda çelişkiler süregelmektedir. Bu çelişkilere rağmen, EİB birinci basamak doktorları tarafından kolayca tanınıp tedavi edilebilen seyrek görülen bir hastalıktır. Hasta eğitimi tedavi rejiminin kritik bir öğesidir.
İlerde EİB alevlenmelerinin gelişme olasılığını etkilememesine rağmen, sporcu olma-yanlara egzersizin özendirilmesi gerekir. EİB'li Olimpiyat yarışmacılarının aldıkları başarılı sonuçlarla kanıtlandığı gibi, durumları doğru biçimde tanınıp tedavi edilen amatör veya seçkin atletler egzersizlere tam olarak katılabilir. |
 |
SENDROM II
Erişkinler ve Olgun Ergenlerde Tütün Ürünleri Kullanımının Engellenmesi ve Bıraktırılması |
 |
SENDROM III
Radyoloji Terimleri Sözlüğü |
 |
SENDROM IV
SPOR VE TIP DERGİSİ |
|
|