 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
AĞUSTOS 2005
|
PEDİATRİ
Çocukluk çağında miyastenik sendromlar, 17(8): 39-45, 2005 |
Uz. Dr. İhsan Kafadar*, OA. Dr. Med. Andreas Hahn**
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ABD, Pediatrik Nöroloji Bilim Dalı*, Justus Liebig Üniversitesi Pediatrik Nöroloji Bilim Dalı** |
|
|
Kas güçsüzlüğü çocukluk çağında da karşımıza çıkan önemli bir semptomdur. Bu şikayetle karşıma gelen çocukta semptomların önemsiz olduğuna karar vermeden önce çocukluk çağında en sık karşılaşılan kas güçsüzlüğü nedeni olan miyastenik hastalıklar düşünülmeli ve gerek görüldüğünde çocuk bu yönde tetkik edilmelidir. Bu yazımızda çocukluk çağı miyastenik sendromlarının klinik özelliklerini incelemeyi amaçladık. |
|
İÇ HASTALIKLARI
Gebelik ve gastroözofageal reflü hastalığı, 17(8): 46-52, 2005 |
Dr. Süleyman Uraz, Doç. Dr. Ömer Şentürk
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Gastroenteroloji Bilim Dalı
|
|
|
Gastroözofageal reflü semptomları gebelikte yaygın olup, tüm gebelerin yaklaşık üçte ikisinde görülür. Gebelik esnasında büyüyen uterus ve hormonal değişiklikler (özellikle de progesteron) sıklıkla gastroözofageal reflü ve konstipasyona yol açar. Gebelikteki semptomatik gastroözofageal reflü hastalığı yaşam tarzı modifikasyonu ve diyete ait değişikliklerle başlamak üzere basamak tedavisi yaklaşımına göre tedavi edilmelidir. Antasidler veya sukralfat birinci basamak tıbbi tedavide düşünülürler. Semptomlar devam ederse H-2 reseptör antagonistleri düşünülmelidir. Proton pompa inhibitörleri ancak inatçı semptomları olan veya komplikasyon gelişen kadınlar için kullanılır. |
KONUK YAZAR
Periodontal hastalıkların tanısında mikrobiyal yaklaşım, 17(8): 53-57, 2005 |
Araş. Gör. Dt. M. Cankat Kara
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı |
|
|
Kronik seyirli bir hastalık olan periodontitis, bakteriler ve konağın savunma cevabı arasındaki dengenin konak aleyhinde bozulması ile ortaya çıkan dişeti dokusunun lokal enfeksiyonel bir hastalığıdır. Kronik inflamatuar periodontal hastalıkta doku yıkımının başlamasına ve ilerlemesine yol açan esas etyolojik faktör, plak mikroorganizmalarının kolonizasyonu ve diş kökü boyunca proliferasyonlarıdır.
Periodontal hastalıklarda en önemli nedeninin bakteriler olduğu bilinmesine rağmen, periodontal hastalıklarda etken olan bakteriyel patojenlerin ayırt edilmesi, çok farklı faktörlerin etkilerinden dolayı oldukça zor olmaktadır. Ancak periodontal hastalıklara doğru teşhis ve tanı konulabilmesi için mikro-organizmaların önemi göz ardı edilmemelidir. |
AİLE HEKİMLİĞİ
Bir sağlık gösterge aracı olarak yaşam kalitesine ayarlanmış yaşam yılları (QALYs) tekniği, 17(8): 58-70, 2005 |
Uz. Dr. Ergün Öksüz*, Dr. Simten Malhan**
Başkent Üniversitesi Medikososyal Sağlık Merkezi, Aile Hekimliği* ve Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü** |
|
|
Sağlık kaynakları üzerinde artan baskı sonucunda sağlık programlarının değerlerini belirleme ihtiyacı ve uygulanan tedavilerin etkilerini ayrıntılı değerlendirebilme isteği ile sağlıkta yaşam kalitesi ölçümlerinin geliştirilmesi desteklenmektedir.
Sağlık fayda ölçümleri, sadece hastanın yaşam kalitesini değerlendirmez, bunun yanısıra, hastanın yaşam kalitesine olan tavrını ve yaşam kalitesini değiştirmek için hastanın risk almaya ne kadar istekli olduğunu da ölçerek belirler. Faydanın değeri, hastaya, yaptığı her seçimle değişen bir alternatif senaryo dizisi sunarak değerlendirilir. Hasta, alternatiflerin eşit olarak kabul edilebileceği bir noktaya gelince, algoritm, bu farklılık noktasını esas alarak 0 ile 1 arasında bir değer hesaplar. Bunlar, hasta değerlendirmelerini, hastanın seçimine uyumlu sağlık durumunu basit rakamsal bir ölçü ile verebilir.
Fayda ölçümlerinin değeri, diğer değerlere kolayca çevrilebilen, maliyet-etki ve maliyet fayda analizlerinde kullanılan ve Kaliteye göre Ayarlanmış Kazanılmış Yaşam Yılları (QALY) olarak bilinen, sürekli, aralıklı ölçek verisi oluşturabilmesidir. Bir yıllık mükemmel sağlık, QALY’de 1.0’dır. Bu tür hesaplamalar, sağlık durumlarının matematiksel olarak karşılaştırılabilmesine olanak sağlar. Fayda ölçümleri maliyet verileriyle birleştirildiğinde, QALY başına maliyet birimi karşılaştırması ortaya çıkar. Rakamsal basitliğine karşın, fayda ölçümleri, seçim değerlendirmesinde kullanılan araştırma metoduna olduğu kadar davranışlar, rakamsal beceriler, duygular ve hasta ön yargılarına karşı da hassastır.
Bu yazıda, literatür incelenmekte ve maliyet etkililik ve maliyet fayda analizlerinde kullanılan QALY ile ilgili temel konular ele alınmaktadır. |
BESLENME
Diyetle alınan nitrat-nitrit ve N-nitrozaminlerin sağlık üzerine etkileri, 17(8): 71-78, 2005 |
Dr. Aylin Ayaz-Topçu, Prof. Dr. Mine Yurttagül
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü |
|
|
Nitrat ve nitrit birbiriyle kimyasal ve toksikolojik olarak bağlantılı olan bileşiklerdir. Nitratın toksisitesi, besinlerde veya yenidoğan bebeklerin mide-barsak sistemlerinde nitrite dönüşmesinden kaynaklanmaktadır. Anne sütüyle beslenen bebeklerde, nitrat açısından risk yoktur. Anne sütüyle beslenen bebeklerin bağırsak florasında Bifidobacterium, Lactobacillus, Streptococcus ve Enterococcus bakterileri bulunur. Bu flora aerobik çevresel mikroorganizmaların büyümesini engeller. Nitrat ve nitrit yiyeceklerle birlikte önemli miktarlarda vücuda alınmaktadır. N-nitrozo bileşikler insanlarda ve hayvanlarda çeşitli biyolojik süreçler sonucunda hem nitrit hem de nitrattan oluşabildiği gibi besinlerin kürlenmesi aşamasında da oluşmaktadır. Sebzelerde bulunan nitratların tüketimi, N-nitrozo bileşiklerin oluşması için bir substrat olsa da endojen yolla aminlerden nitroz oluşumunda bilinen bir inhibitör olan C vitamini gibi diğer bileşiklerin alımı da artan riski azaltmaktadır. Nitrat ve nitrit düşük dozlarda bünyeye alındıklarında insan organizması üzerinde olumsuz etkileri olmamaktadır. Fakat çeşitli yollarla fazla miktarlarda nitrat ve nitrit vücuda alınırsa insan sağlığı için zararlı olabilir . |
ANESTEZİYOLOJİ VE REANİMASYON
Çocuk hastalarda beyin ölümü tanısında apne testi, 17(8): 85-89, 2005 |
Uz. Dr. Seda Banu Akıncı, Prof. Dr. Ülkü Aypar
Hacettepe Üniversitesi Tıp fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı |
|
|
Apne testi beyin ölümü tanısında en son klinik muayenedir. Bu derlemede çocuk hastalarda beyin ölümü tanı kriterleri ve özellikle apne testi üzerinde durulup, değişik apne testi yöntemleri anlatıldı.
Sonuç olarak çocuklarda beyin ölümü konsepti genelde oturmuştur ve uygulanmaktadır. Fakat özellikle uç örneklerde tıbbi, etik, hukuki, ahlaki sorunlar bulunduğu için özellikle küçük çocuklarda daha çok veriye ihtiyaç vardır. Apne testinde uygulanacak optimum yöntemin belirlenmesi, standardize edilmesi gereklidir. Ülkemizde, apne testini kimlerin yaptığı, yapanların eğitimi, gözlem süreleri, ek tetkikler ve dökümantasyonun nasıl yapıldığı konusunda çalışmalara ihtiyaç vardır. |
KONUK YAZAR
Dişeti büyümeleri ve genetik, 17(8): 90-92, 2005 |
Yrd. Doç. Dr. Alparslan Dilsiz, Prof. Dr. Recep Orbak, Araş. Gör. Dt. Ebubekir Eltaş
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı |
|
|
Dişeti büyümeleri en yaygın görünen dişeti hastalıklarındandır. Dişeti büyümelerinin etiyolojik faktörler ve patolojik etkenlere göre farklı tipleri vardır. Gingival hiperplaziler genetik orjinli olabilir ki Hereditary Gingival Fibromatozis (HGF) onlardan biridir. Hereditary Gingival Fibromatozis (HGF) diş yüzeyinin tamamını veya bir kısmını kaplayan diffüz dişeti büyümesi ile karakterize nadir bir durumdur. Genellikle etkilenmiş ve büyümüş dişetinin rengi normal, kıvamı sıkı, nodüler görünümünde ve yapışık dişetinde stiplingler boldur. Çok şiddetli lezyonlar diş kronunu tamamen kaplayarak estetik ve fonksiyonel sorunlar ortaya çıkarır.
Tedavisi, gingival konturları eski haline getirmek için hiperplastik dokuların cerrahi olarak çıkarılmasını kapsar. Büyük miktardaki gingival dokuların kaldırılmasında en etkin metod tersine eğimli gingivektomidir. |
PEDİATRİ
Seckel sendromu, 17(8): 99-100, 2005 |
Dr. Kenan Özcan, Yard. Doç. Dr. Hacer Y. Yıldızdaş, Uzm. Dr. Ferda Özlü, Prof. Dr. Mehmet Satar, Doç. Dr. Nejat Narlı
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı |
|
|
Seckel sendromu normalden küçük baş, cücelik-düşük doğum ağırlığı, hipertelorizm, gaga burun, dar yüz, mandibulanın geride olması, ileri derecede mental retardasyon, kromozomal insitabilite, pansitopeni ile karekterize otozomal resesif geçişli bir sendromdur. Görülme sıklığı 1/10.000’dir. Burada nadir görülmesi nedeniyle Seckel sendromlu bir olgu sunulmuştur. |
ACİL TIP
Sualtındaki dostlarımız ve ilkyardım, 17(8): 101-102, 2005 |
Uzm. Dr. Ülkümen Rodoplu
Avrupa Acil Tıp Birliği Başkan Vekili
|
|
| |
DERMATOLOJİ
Gövdede yaygın gri lekeler, 17(8): 103-105, 2005 |
Dr. Melek Kesir Koç, Dr. İlkin Zindancı, Dr. Emek Kocatürk, Dr. Burçe Can
SSK Göztepe Eğitim Hastanesi, Dermatoloji Kliniği |
|
|
Eritema diskromikum perstans veya ashy dermatozu; nedeni bilinmeyen, gri veya kül rengi maküller ile seyreden nadir görülen bir edinsel pigmentasyon bozukluğudur. Her iki cinsiyeti eşit sıklıkta etkileyen dermatoz, çoğunlukla birinci veya ikinci dekadda olmak üzere her yaşta görülebilir. Koyu tenli kişilerde daha sıktır. Subjektif belirti vermeyen lezyonlar özellikle gövde, boyun ve üst ekstremitelerde yerleşir. Benign seyirli dermatoz olan eritema diskromikum perstans, uzun sürede kendiliğinden iyileşmeye eğilimlidir. Son yıllarda klofazimin ve dapson tedavisi ile başarılı sonuçlar bildirilmiştir.
Burada nadir görülmesi nedeniyle, klinik ve histopatolojik bulguları ile eritema diskromikum perstans tanısı alan, 33 yaşında bir erkek olgu sunulmaktadır. |
PGM
ACE inhibitörleri ve hedef organ korunması, 17(8): 12-24, 2005
Bu antihipertansif ajanlar daha kapsamlı bir rol oynayabilir mi? |
Robert D. Toto, MD; Steven Rinner, MD; C. Venkata S. Ram, MD |
|
|
Halen kalp-damar olayları riski taşıyan çok sayıda hasta optimal tedavi görmemektedir. Kalp-damar hastalığı riskinin düşürülmesi, bireysel risk faktörlerinin tedavisinden daha fazlasını kapsamakta, ramipril, kaptopril, lisinopril ve perindopril gibi ACE inhibitörleri ile gözlendiği üzere, var olan risk azaltımı stratejilerinin yararlarını artıran kapsamlı bir yaklaşımı gerektirmektedir.
Morbidite ve ölüm oranlarını azaltmak için kalp-damar olayları riski erken dönemde değerlendirilmelidir. Kalp-damar olayları morbidite ve mortalitesi riski yüksek hastaların ACE inhibitörleri ve statinlerden yarar görmesi mümkündür. İlaç bileşimlerinin ek veya sinerjistik yararlı etkilere sahip olup olmadığını belirlemek amacıyla bu ajanların birlikte kullanımının ek sonuçları gelecekte önem taşıyabilir. En yüksek riski taşıyan hastalardan diyabetikler, bu kalp-damar sistemini koruyucu ilaçların erken dönemde kullanımından olasılıkla en çok yararlanacak kişilerdir. |
PGM
ARB’ler ve hedef organ korunması, 17(8): 25-34, 2005
Kan basıncını düşürücü etkileri dışındaki yaraları araştırmak |
Russell L. Silverstein, MD; Andrew Z. Fenves, MD; C. Venkata S. Ram, MD |
|
|
ARB’lerin hipertansif hastalarda kan basıncını düşürücü yetisi bellidir. ARB’lerle yapılan birçok geniş çaplı, ileriye dönük, kontrollü çalışma AT1 reseptöründe anjiyotensin II’nin etkilerini bloke etmenin yüksek bir kalp-damar olayları riski altında olan çok geniş bir hasta grubunda prognozu kan basıncını düşürücü etkileri ötesinde iyileştirdiğine ilişkin kanıtlar sağlamıştır. Bu çalışmaların bir bölümü ARB’lerin endikasyonlarını genişletmiştir.
Örneğin, losartan halen hipertansiyonu ve sol ventrikül hipertrofisi olan hastalarda inme riskini düşürme endikasyonu taşımaktadır (LIFE). Irbesartan ve losartan tip 2 diyabet ve hipertansiyon hastalarında diyabetik nefropati tedavisi için gereklidir (IDNT ve RENAAL). ACE inhibitörlerine katlanamayan hastalardaki (NYHA sınıf II-IV) kalp yetersizliğinin tedavisinde valsartan endikedir. RAAS’ın inhibisyonu diyabet karşıtı etkiler göstermekte olduğundan, halen süregelen NAVIGATOR (Bozulmuş Glikoz Toleransında Nateglinit ve Valsartan Sonuçları) gibi ileriye dönük çalışmalar bu gözlemin gerçekliğini araştırmaktadır28.
Birlikte ele alındığında, bu klinik bulgular ARB’ler tarafından RAAS blokajının kan basıncı yeterince kontrol altında olmak koşuluyla damar koruyucu yaygın etkileri olduğunu düşündürmektedir. Bu önermeye dayanarak, gelecek yıllarda ARB’lerin endikasyonlarının genişlemesi olasıdır. |
PGM
Kalp-damar hastalığının ilerleyişini durdurma, 17(8): 35-38, 2005
Erken tedavi yüksek riski engelleyebilir |
C. Venkata S. Ram, MD; Pedro Vergne-Marini, MD |
|
|
Kalp-damar hastalıkları Birleşik Devletler’de halen birinci ölüm nedeni olup, 1918 yılı dışında 1900’den beri bu konumunu korumuştur1. Şimdilerde Birleşik Devletler’de, 64 milyon kişide KDH vardır1. KDH’nın kamu sağlığına getirdiği yük ülkeyi maliyet, yaşam beklentisi ve hastanede bakım açısından etkilemeyi sürdürmektedir. |
PGM
Isırık yaralarının tedavisi, 17(8): 79-84, 2005
Tedavi ve profilaksi için günümüzde önerilen antibiyotikler |
Randy A. Taplitz, MD |
|
|
Birleşik Devletler’de hayvan ve insan ısırığı yaraları sık görülmektedir. Kanıtlara dayalı uygulama yönergeleri geliştirilmemiş olsa bile, ısırık yaraları komplikasyonlardan korunabilmek amacıyla planlı, standartlaştırılmış bir tedavi yaklaşımını gerektirir. Böyle bir yaklaşım ısırılma olayının koşullarını ve hastanın tıbbi özgeçmişinin öğrenilmesi ile başlar. Daha sonra yaranın temizlenme ve yıkanmasını içeren yara bakımı gelir. Isırık yarasının bakteriyolojik özelliklerinin ve antibiyotiklerin gerekli olabildiği koşulların anlaşılması önemlidir. Son olarak, kuduz ve tetanoz profilaksisi düşünülmeli ve uygun hasta takibi güvence altına alınmalıdır. |
 |
SENDROM II
Meme hastalığının tanısı |
 |
SENDROM III
İmmünoloji terimleri sözlüğü |
 |
SENDROM IV
SPOR VE TIP DERGİSİ |
|
|