 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
ŞUBAT 2006
|
ACİL TIP
Acil serviste diabetik ketoasidoz hastasına yaklaşım, 18(2): 39-45, 2006 |
Uz. Dr. Ersin Aksay, Uz. Dr. Sedat Yanturalı
Buca Tıp Merkezi, Acil Servis |
|
|
Diabetik ketoasidoz (DKA), acil servis pratiğinde en sık karşılaşılan endokrin acillerinden biridir. DKA insülin yetmezliği ve karşı-düzenleyici hormonların fazlalığı sonucunda hiperglisemi, dehidratasyon, artmış anyon açıklı metabolik asidoz, ketonemi ve ketonüri ile seyreden metabolik bir tablodur. Semptomlar dehidratasyon, hiperosmolarite, elektrolit kayıpları, keton oluşumu ve asidoza bağlıdır. DKA ayırıcı tanıları içerisinde artmış anyon açıklı metabolik asidoz sebepleri, bilinç durum değişikliğine neden olan diğer hastalıklar, sepsis, akut batın sebepleri yer alır. Güncel DKA tedavi hedefleri dehidratasyon, asidoz ve ketoneminin düzeltilmesi, glukoz seviyesinin ve osmolaritenin normale indirilmesi, elektrolit replasmanı, DKA'u presipite eden nedenin bulunması ve ortadan kaldırılması ve iyatrojenik komplikasyonlardan kaçınılmasıdır. Kontrollü sıvı resüsitasyonu, intraveöz regüler insülin infüzyonu, erken potasyum replamanı tedavinin ana basamaklarıdır. DKA tedavisinin iyatrojenik komplikasyonlarından kaçınmak için metabolik dengenin yavaş ve kontrollü şekilde düzeltilmesine dikkat edilmelidir |
|
BESLENME
Kronik böbrek yetersizliği olan ve hemodiyaliz tedavisi alan yaşlı hastalarda tıbbi beslenme, 18(2): 46-53, 2006 |
Doç. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu
Hacettepe Üniversitesi STYO Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi
|
|
|
Bu derleme yazıda; kronik böbrek yetmezliği (KBY) olan ve diyalize giren yaşlı hastalarda malnütrisyona neden olan etmenler ile sağlıklı beslenmenin sürdürülme yolları özetlenmiştir. Hastalarda yaşlanmaya bağlı olarak tat ve koku alma duyusunda azalma, diş kayıpları, konstipasyon, fiziksel durumun yetersizliği ve psikolojik sorunlara (ekonomik durumun bozukluğu, sosyal izolasyon, depresyon vb) rastlanılmaktadır. Tüm bu değişiklikler KBY olan yaşlı hastaların beslenme düzeyini olumsuz yönde etkilemektedir. Yetersiz besin alımı sonucunda, vitamin ve mikrobesin ögelerinin yetersizlik riski de arttırmaktadır. Bu nedenle yaşlı hastalarda diyet öyküsünün alınması ve diyet eğitiminin yapılması gereklidir. Yaşlı hastalarda malnütrisyon oluşumundan sakınılmalı ve sağlıklı yaşamın sürdürülmesinde beslenme durumunun değerlendirilmesine ve malnütrisyonun belirtilerinin erken dönemde saptanmasına dikkat edilmelidir. Diyaliz öncesi KBY olan yaşlı hastalarda protein sınırlaması (0.6-0.8 g/kg/gün) ve yüksek enerji alımı (? 35 kkal/kg/gün) önerilmektedir. Hemodiyalize giren yaşlılarda ise günlük 1.2 g/kg/gün protein alımı, 35 kkal/kg enerji alımı ile desteklenerek negatif azot dengesinin oluşumu önlenmelidir. Bu yazıda KBY olan ve hemodiyalize giren yaşlı hastalarda beslenme durumunun değerlendirmesinin yanı sıra besin ögesi gereksinmeleri de özetlenmiştir. |
HALK SAĞLIĞI
Sağlık ocağı hekimlerinin sürekli tıp eğitimini değerlendirmeleri:
Antalya örneği, 18(2): 54-60, 2006 |
Uz. Dr. Mehtap Türkay *, Öğr. Gör. Dr. Umur Gürsoy **
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi * ve Halk Sağlığı ** Anabilim Dalları |
|
|
Bu yazının amacı, hekimlerin sürekli tıp eğitimi konusundaki değerlendirmelerini saptamaktır.
Antalya Merkez İlçesinde 33 sağlık ocağı bulunmaktadır. Bunlar arasından kurayla belirlenen 18 sağlık ocağında çalışan 94 hekimden önceden belirlenmiş olan soru formlarını doldurmaları istenmiş, 92 (%97.9) hekim çalışmaya katılmayı kabul ederek soruları yanıtlamışlardır.
Çalışma grubunun 46'sı kadın, 46'sı erkektir. Hekimlerin mezuniyetten sonra geçen süreleri sorgulanmış ve sonuçta, hekimlerin %22.8'inin tıp fakültelerinden 10 yıl önce, %52.2'sinin 10-14 yıl önce, %16.3'ünün 15-19 yıl önce ve %8.7'sinin ise 20 yıl ve daha fazla süre önce mezun oldukları saptanmıştır. Çalışmaya katılan hekimlerin 91'i ( %98.9) sürekli eğitime ihtiyaç duyduklarını belirtmişlerdir. Hekimlerin %83.7 'si en çok Tabip Odası tarafından düzenlenen eğitim programlarından haberdar olduklarını belirtirken, %80.4'ü İl Sağlık Müdürlüğü ve %75'i de ilaç firmaları tarafından düzenlenen programlardan haberdar olduklarını belirtmişlerdir. Eğitim programlarından haberdar olup da gidememe nedeni olarak ise %73.0 oranında zaman yetersizliği, %55.4 oranında ekonomik nedenler, %20.7 oranında isteksizlik, %6.5 oranında da eğitim programının yararlılığına inanmama olarak belirtilmiştir.
Sonuç olarak STE, halk ve insan sağlığına yönelik yüksek hedeflere ulaşmak ve hasta haklarını korumak için, hekimlerin isteklerine bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu nedenle STE Programları Türkiye'de merkezi düzeyde Sağlık Bakanlığı ve TTB ortaklığında planlanmalı, bunun için üniversitelerden destek sağlanmalıdır. Bu programlar düzenli, küçük gruplar şeklinde, günün koşullarına uygun eğitim konularıyla, gerekirse hasta başında, uygulamalı, motivasyon sağlayıcı ve mezuniyet öncesi - mezuniyet sonrası eğitimle dinamik, bütüncü bir ilişki içinde olmalıdır. |
PEDİATRİ
RSV'nin yaptığı hastalıklar; tanı ve tedavisi, 18(2): 61-68, 2006 |
Dr. Kenan Özcan, Dr. Deniz Pekmezci, Dr. Ferda Özlü, Dr. Nazlı A. Özcan, Dr. Erdal Taşkın
Çukurova Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı |
|
|
RSV'na bağlı ASY hastalıklarından en sık görüleni pnömoni olup bunu ikinci sıklıkla bronşiolit izler RSV enfeksiyonuna en duyarlı yaş grubunu 1 yaşın altındaki çocuklar oluşturur. Üç haftalıktan küçük bebeklerde klinik tablo atipik olup tabloya üst solunum yolu enfeksiyonu (ÜSYE) belirtileri, letarji, irritabilite ve beslenme güçlüğü hakimdir. Duyarlı birey virusla karşılaştıktan sonra 2-8 günlük bir kuluçka döneminin ardından ÜSYE belirtileri ortaya çıkar. Birçok virus tarafından oluşturulabilen benzer klinik belirtilere bakılarak RSV enfeksiyonunun tanısının konulması imkansızdır.
Hasta bebeklerde en çok önem taşıyan konu destek tedavisidir. |
AİLE HEKİMLİĞİ
Eskişehir'de bir grup insanın AIDS/HIV'li bireylere karşı tutumları ve AIDS/HIV'e karşı çözüm önerileri, 18(2): 69-74, 2006 |
Uzm. Dr. Ünal Ayrancı
Osmangazi Üniversitesi Aile Hekimi, Mediko-Sosyal Merkezi |
|
|
Bu çalışma, Eskişehirli bir grup insanın AIDS/HIV ve AIDS/HIV'li bireylere karşı duygularını, düşüncelerini ve çözüm önerilerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Çalışma hazırlanan soru formu yolu ile Eylül-Kasım 2004 tarihleri arasında Eskişehir'de rastgele örneklem yöntemi ile belirlenen 1048 bireyle yüz yüze görüşerek yapılmıştır. Toplanan veriler, yüzde oranlar, Ki kare ve t testleri kullanılarak değerlendirildi.
Bireylerin çoğu AIDS/HIV'li insanlara karşı acıma-merhamet duyduğunu belirtti (%59.4). Çoğu birey (%62.3) kendisini AIDS/HIV yönünden riskte görmediğini (%62.3) ve ücretsiz HIV testi imkanı sağlansa yaptıracağını (%59.9) ifade etti. Çoğunluğu (%68.0) son şüpheli birliktelikte kondom kullanmadığını ve bunun nedeni olarak da kondomun zevki azaltmasını belirttiler (%90.2).
Bireylerin eğitim düzeyi arttıkça olumsuz tutumların anlamlı şekilde azaldığı bulundu. Her görüş için bireylerin çoğunluğu AIDS ile etkin mücadele yöntemlerine katıldıklarını belirttiler.
Çalışma sonuçlarına göre, AIDS/HIV'li insanlara karşı positiv tutumların oldukça yüksek olduğu anlaşılmakla birlikte, çalışmaya katılan bireylerin teorik bilgi seviyelerinin yetersiz olduğu görülmektedir. Halkın genelini aydınlatma açısından medya organlarının etkin kullanımı ile AIDS/HIV konusunda insanların positiv tutumlarının artacağını ve AIDS/HIV üzerinde daha iyi kontrolün sağlanabilineceği söylenebilir. |
KONUK YAZAR
Mikrobiyal diş plağına bağlı gelişen dişeti hastalıkları, 18(2): 75-81, 2006 |
Araş. Gör. Dt. M. Cankat Kara
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı |
|
|
Gingival hastalıklar gingiva içerisinde bulunup birçok etiolojilerin sonucu oluşan kompleks ve farklı patolojik etkenlerin oluşturduğu hastalıklardır. Gingival hastalıklara özgü birçok klinik özellikler vardır ve bu özellikler inflamasyonun klinik işaretleri, gingivaya ait semptomlar, etiolojinin uzaklaştırılmasıyla hastalığın düzelmesi, hastalığı başlatan veya şiddetini artıran bakteriyel plağın varlığı ve de diş çevresindeki ataçman kaybındaki muhtemel rolünü içermektedir. Gingival hastalıkların tanımlanması ve sınıflandırılması kolay değildir. Dental plağa bağlı olarak gelişen gingival hastalıklar; dental plak tarafından indüklenen ve lokal faktörlerin etkili olduğu ve dental plak tarafından indüklenen ve lokal faktörlerle birlikte spesifik sistemik faktörlerin etkili olduğu gingival hastalıklar olmak üzere sınıflandırılarak ikiye ayrılmaktadır. Plağın sebep olduğu gingival hastalıkların sistemik faktörlerle değiştirilmesi prensipte endokrin, sistemik, hematolojik hastalıklar, ilaçlar ve yetersiz beslenme yolu ile gerçekleşir. Bu makalede plağa bağlı gingival hastalıkların sınıflandırılmasıyla ilgili bilgilere yer verilmiştir. |
ACİL TIP
Suda boğulmaya bağlı gelişen akut solunum yetersizliği, 18(2): 82-84, 2006 |
Uzm. Dr. Behçet Al, Doç. Dr. Cahfer Güloğlu, Araş. Gör. Dr. Ayhan Özhasenekler, Araş. Gör. Dr. M. Nezir Güllü
Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi İlk Yardım ve Acil Anabilim Dalı |
|
|
Su altında kalma çocuk ve erişkinlerde ciddi morbidite ve mortaliteye neden olmaktadır. Boğulma, sıvı altında kaldıktan sonraki 24 saat içinde, laringospazma ve/veya akciğerlere sıvı aspirasyonuna bağlı hava yolu obstrüksiyonun oluşturduğu asfiksi ve bunun sonucunda gelişen ölüm olayıdır. Yarı boğulma ise sıvı altında kaldıktan sonraki 24 saati aşan bir dönemde, ölüm, kısmi veya tam iyileşmedir. Az miktarda sıvı aspire edilmiş olsa bile, hastada hipoksi ve anoksiye bağlı olarak akciğerlerde hasar ve akut solunum yetmezliği (ARDS) meydana gelir.
Burada yüksekten düşmeye bağlı bilinci kapalı bir şekilde suda kalan ve 8-10 saat sonra ARDS gelişmiş bir vakayı literatür ışığında tartışmayı amaçladık.
Suda yarı boğulma ile bir ilçe devlet hastanesine getirilen olgu, nefes darlığı bulunmasına rağmen kendi isteği ile taburcu edilmiştir. Evinde genel durumu giderek kötüleşen ve kustuklarını aspire eden hasta ARDS tablosuyla hastanemiz acil servisine getirilmiştir. Ancak yapılan tüm müdahalelere karşın hasta kaybedilmiştir. |
HEMŞİRELİK
Yoğun bakım ünitelerinde uyaran yoksunluğunun hastalar üzerindeki etkileri, 18(2): 85-87, 2006 |
Öğr. Gör. Dr. Neriman Akansel
Uludağ Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü
|
|
|
Yoğun Bakım Ünitelerinde (YBÜ) bulunmak hastalarda stres yaratan bir durumdur. Uyku düzensizlikleri, hastaların yer ve zaman oryantasyonunu sağlayacak girişimlerin azlığının hastaları olumsuz yönde etkilediği bilinmektedir.
Uyaran girişi, yoğunluğu, kalitesi ve çeşitliliğinde azalma olarak tanımlanan uyaran yoksunluğu, YBÜ'lerinin ilk kurulduğu yıllardan beri var olan bir kavramdır. Yapılan çalışmalarda uyaran yoksunluğunda hastalarda iç sıkıntısı, bilinçte bulanıklık, mantıklı düşünememe, anksiyete, korku gibi belirtiler gözlendiği belirtilmektedir.
Hemşireler, sağlık ekibi içinde 24 saat boyunca hasta ile iletişim içinde bulunan ve bu nedenle de hastalardaki değişiklikleri en iyi fark edebilecek durumda olan kişilerdir. Bu nedenle uyaran yoksunluğu yaratacak durumları belirleyip ve bunları gidermek için uygun girişimleri planlayabilirler. |
SPOR VE TIP
Menopozdaki kadınlarda kemik mineral yoğunluğu, 18(2): 89-95, 2006
Egzersiz herhangi bir farklılık yaratır mı? |
Larry E. Miller, PhD; Sharon M. Nickols-Richardson, PhD, RD; Warren K. Ramp, PhD; Frank C. Gwazdauskas, PhD; Lawrence H. Cross, PhD; William G. Herbert, PhD
|
|
| |
SPOR VE TIP
Türk halk oyunlarında bölgelerine göre meydana gelen sakatlıklar ve oluş nedenleri, 18(2): 96-101, 2006 |
Öğr. Gör. Ö. Tarkan Tuzcuoğulları
Gaziantep Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu |
|
| |
PGM
Gastroözofageal reflü hastalığının kulak, burun ve boğaz belirtileri, 18(2): 16-22, 2006
Yakınmalar sahte olabilir |
Larry K. Burton Jr, MD; Joseph A. Murray, MD; Dana M. Thompson, MD |
|
| |
PGM
Bipolar bozukluk ölümcül olabilen bir hastalıktır, 18(2): 23-25, 2006 |
Leslie Citrome, MD, MPH; Joseph F. Goldberg, MD |
|
| |
PGM
Bipolar bozukluğun birçok yönü, 18(2): 26-31, 2006
Nasıl ayırt edelim? |
Leslie Citrome, MD, MPH; Joseph F. Goldberg, MD |
|
| |
PGM
Bipolar bozuklukta en son tedaviler, 18(2): 32-38, 2006
Lityumun ötesine bakış |
Joseph F. Goldberg, MD; Leslie Citrome, MD, MPH |
|
| |
 |
SENDROM II
Orta Kulak Yangısı, 18(2): 2-11, 2006
Astımın Tanı ve Tedavisi, 18(2): 12-20, 2006 |
 |
SENDROM III
Parazitoloji Terimleri Sözlüğü |
|
|