 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
MART 2006
|
BESLENME
Doğal bitki toksinleri, 18(3): 75-82, 2006 |
Yrd. Doç. Dr. Murat Baş *, Prof. Dr. Mine Yurttagül **
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi* ve Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknoloji Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi** |
|
|
Doğal bitki toksinleri, toksik ve/veya besin öğelerinin biyoyararlılığında negatif etkilere sahip, bitkilerde doğal olarak oluşan bileşiklerdir. Bu bileşikler yenilebilir bitki türleri tarafından üretilmektedir. Bazı bitki toksinleri kronik etki gösterirken, diğerleri akut etkilere veya her ikisine de sahiptir. Bitkiler tarafından üretilen bazı toksinler bakteri, virüs, mantarlar veya diğer tehlikelere karşı savunma sisteminde rol oynarlar. Besinlerde bulunan doğal bileşiklerin bazıları toksik etkilere neden olurlar. Genellikle, doğal toksinler hayvanlardaki birkaç vaka dışında akut olarak toksik değildir. |
AİLE HEKİMLİĞİ
Dünyada ve Türkiye'de akupunktur eğitimi, 18(3): 32-34, 2006 |
Uz. Dr. Yusuf Üstü, Uz. Dr. Gürcan Bebitoğlu, Uz. Dr. Reşat Doğusan, Dr. Türkan Oğuzhan *
S. B. Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Aile Hekimliği Daire Başkanlığı, * Aile Hekimliği Uzmanı |
|
|
Her geçen gün dünyada ve Türkiye'de alternatif tıp yöntemlerine ilgi artmakta, kanıta dayalı tıp alanında çalışan hekimlerin de konuya artan bir ilgi gösterdiği görülmektedir
Ülkemizdeki sertifikalı akupunktur uygulayan hekim sayısı son derece azdır.Tamamlayıcı tıbba ilgi arttıkça kamu güvenliği sağlamak ve etkin standartlara ulaştırmak için konu üzerinde daha fazla odaklanılmalıdır.
Ülkemizde uygulanan 480 saatlik eğitim süresi diğer ülkelere göre çok uzundur. Örneğin Almanya'da bu süre 200 saatle sınırlanmıştır. Ülkemizde 3 ay gibi uzun bir sürede verilen, kamuda çalışan hekimlerin kursiyer listesine girmeyi başarırlarsa ancak ücretsiz izin alarak gidebildikleri, yüksek ücretli 480 saatlik kursun dünya ülke örnekleri de dikkate alınarak 200 saate indirilmesi, eğitimin tek bir merkezde değil,bir çok merkezde verilmesinin sağlanması, konuyla ilgili eğitimi ve tecrübesi olan tek bir hekim tarafından eğitimin verilebilmesi, yurtdışında alınan eğitimlerin kabul edilerek 50 saatlik ek eğitim sonrasında sertifikalandırılması gibi kolaylıklar getirilmelidir. Böylece tedaviye ulaşılabilirlik artacaktır.
Bu sayının artırılması ve hastaların daha ulaşılabilir, rekabeti arttırıcı bir şekilde bu hizmetten yararlanabilmesi için en kısa sürede diğer ülkeler (özellikle Avrupa ülkelerin)deki standartlara uygun yeni bir yasal düzenleme gerekmektedir. |
TIP TARİHİ
Gerçek bir umut koşusu, 18(3): 8386, 2006 |
Dr. Çağatay Üstün
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıp Etiği ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı |
|
|
Terrance Stanley Fox 28 Temmuz 1958 tarihinde Winnipeg Kanada'da doğdu. Port Coquitlam Lisesini bitirdikten sonra kineziyoloji eğitim almak üzere Simon Fraser Üniversitesine devam etti. 1976 yılının sonlarına doğru Terry, sağ dizinde normal olmayan bir ağrı hissetmeye başladı. Yapılan testlerden sonra 5 Mart 1977 tarihinde kemiğin nadir bir kanseri olan ve osteojenik sarkom diye bilinen türü teşhis edildi. Yaşamını kurtarmak için bacağı ampute edildi. Terry Fox bacağını kanserden kaybettiğinde gençlik çağındaydı. Kanada'yı koşarak geçmeye ve yine Kanada'da kanser araştırmalarına maddi kaynak oluşturabilme fikrini gerçekleştirmeye karar verdi. 1980 yılının 12 Nisanında Fox, protez bacağını Atlantik Okyanusunda ıslatarak koşusuna başladı. Kendisi için tanıdığı limit günde 26 mil (42 km) şeklindeydi. Gerçek bacağı ve protez bacağı olduğu halde günde 25-30 mil koştu. 1981 yılının 28 Haziranında 23'üncü doğum gününden 1 ay kadar önce kanserin akciğerlerine yayılması sonucu öldü. Terry'nin hayali, kanser araştırmaları için her Kanadalının 1 dolar vermesini gerçekleştirmekti ve Umut Koşusu 24.17 milyon doların biriktirilmesine olanak tanımıştı. |
HEMŞİRELİK
Klinik hemşirelerinin karşılaştıkları şiddet içerikli davranışlar, 18(3): 100-103, 2006 |
Yard. Doç. Dr. Fügen Göz *, Hemşire Aysel Kızıl *
* Dicle Üniversitesi Diyarbakır Atatürk Sağlık Yüksek Okulu, ** Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Acil Sorumlusu |
|
|
Hemşireler sıklıkla hasta ve hasta yakınları, doktorlar ve diğer çalışanların şiddet içerikli davranışlarına maruz kalmaktadırlar. Şiddet hemşirelerin iş doyumlarını olumsuz etkilemektedir. Çalışmamızın amacı cerrahi ve dahiliye kliniklerinde çalışmakta olan hemşirelerin şiddete uğrama sıklıkları, bundan nasıl etkilendikleri, şiddetle baş etmek için neler önerdikleri ve uğradıkları şiddet karşısında yasal olarak ne yaptıklarını ve sonuçlarını belirlemektir.
Çalışma Aralık 2003 tarihinde gerçekleştirilmiştir. Hemşirelere kendilerinin cevaplayacakları 20 sorudan oluşan ve cevaplandırılması 3-5 dakika süren bir soru kağıdı verilmiş ve soru kağıtlarını başkalarının okumasına engel olunmuştur. Cerrahi ve dahiliye kliniklerinde çalışan 154 hemşireye ulaşılmıştır.
Hemşirelerin çoğu şiddete maruz kaldıklarını ifade etmişlerdir. Bunlardan 190'ı ( %95.4) sözel, 9'u (% 4.5 ) ise fizikseldir. Şiddet çoğunlukla hasta yakınları ( %56.8) ve hastalar (%17.1) tarafından uygulanmaktadır. Cerrahi kliniklerde ( %56.2) dahili birimlerden (%43.8) daha çok şiddet uygulanmaktadır. Genç ve tecrübesiz hemşireler daha çok şiddetle karşılaşmaktadırlar. Hemşirelerin hepsi şiddeti rapor etmelerine karşın % 66.9 'u sorunu çözemediklerini ifade etmektedirler. |
İÇ HASTALIKLARI
Helicobacter pylori'nin bakteriyolojik özellikleri ve klinik sonuçları, 18(3): 41-52, 2006 |
Uz. Dr. Evren Abut, Uz. Dr. Hakan Güveli, Doç. Dr. Oya Övünç Kurdaş
Haydarpaşa Numune Hastanesi Gastroenteroloji Kliniği |
|
|
Helicobacter pylori, mikroaerofilik, Gram-negatif, flagellalı ve spiral (helical) şeklinde bir bakteridir. Bu bakteri, gastrik mukozada kolonize olmasını kolaylaştıran çok sayıda kendine has virülans faktörlerine sahiptir. Bu kolonizasyon, akut ve kronik gastrit, gastrik ve duodenal ülser, gastrik adenokarsinom ve lenfoma gibi birçok gastroduodenal hastalığın gelişmesinde temel bir rol oynar. H. pylori, 1994'den beri Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından tip I (kesin) karsinojen olarak sınıflandırılmaktadır. Fakat ne yazıkki, halen birçok farklı antibiyotik tedavi rejimelerine karşı önemli bir direnç söz konusudur. |
GASTROENTEROLOJİ
Helicobacter pylori tanısında kullanılan testler, 18(3): 53-59, 2006 |
Uz. Dr. Evren Abut, Uz. Dr. Hakan Güveli, Doç. Dr. Oya Övünç Kurdaş
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gastroenterohepatoloji Kliniği |
|
|
Günümüzde Helicobacter pylori'nin teşhisine yönelik olarak kullanılan çok sayıda farklı invaziv ve non-invaziv testler bulunmaktadır. Bu testler arasında, en sensitiv ve spesifik test Helicobacter pylori'nin kültürüdür, ancak bu test yüksek derecede laboratuvar deneyimi ve pahalı tıbbi malzeme gerektirdiğinden rutin olarak kullanılmamaktadır. Bu amaçla, hızlı üreaz testler (invaziv veya non-invaziv), gaytada antijen testi veya gastrik biyopsi örneklerinin patolojik inecelenmesi daha sıklıkla kullanılmaktadır. Bu derlemede, bu testlerin farklı klinik durumlarda etkinlikleri ve güveninirliklerini özetlemeyi amaçladık. |
GASTROENTEROLOJİ
Helicobacter pylori'nin güncel tedavisi, 18(3): 60-67, 2006 |
Uz. Dr. Evren Abut, Uz. Dr. Hakan Güveli, Doç. Dr. Oya Övünç Kurdaş
Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Gastroenterohepatoloji Kliniği
|
|
|
Bu derlemede, son 10 yıldır Helicobacter pylori tedavisi konusunda yayınlanmış belli başlı yayınlardan bir özet verilmeye çalışılmıştır. Eradikasyon oranlarını arttırmak için basit tedavi rejimleri gereklidir, çünkü giderek artan Helicobacter pylori eradikasayonundaki yetersizliğin ön planda hasta uyumundaki yetersizlik ve artan antibiyotik direncine bağlı olduğu düşünülmektedir. Yeni antibiyotikler ve ajanlarla yapılan tedavi denemeleri farklı sonuçlar vermiştir. Geçen zamanla, gastroduodenal hastalıkların tedavisinde önemli değişiklikler olmuştur, şöyle ki Helicobacter pylori eradikasayonu amacıyla daha önce kullanılan aylarca süren tedavi Maastricht kılavuzuyla üçlü tedavi konsunda uluslarası bir konsensusa dönüşmüştür. Helicobacter pylori'nin eradikasayonunda bu önemli ilerlemeye rağmen, antibiyotiklere karşı direnç halen artmaktadır. Helicobacter pylori'ye yönelik tedavi rejimlerinde son yıllarda meydana gelen yeni tercihler standart üçlü tedavi rejimlerinde değişimlere neden olmuş ve muhtemel yeni ilaçların ortaya çıkmasına neden olmuştur. |
SPOR VE TIP
Sporcularda 4 haftalık magnezyum takviyesiyle birlikte yorgunluğa kadar yapılan egzersizin serum mineral düzeylerine etkisi, 18(3): 110-113, 2006 |
Dr. Vedat Çınar*, M. Nizamlıoğlu**
* Selçuk Üniversitesi Karaman Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, ** Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Tek. Anabilim Dalı,
|
|
| |
SPOR VE TIP
Fiziksel aktivite ve tip 2 diyabet, 18(3): 105-109, 2006 |
Krishna V. Bhaskarabhatla, MD, MSc; Richard Birrer, MD, MPH |
|
| |
PGM
Giderek artan KOAH tehdidine yönelim -YORUM- 18(3): 12-16, 2006 |
Thomas L. Perry, MD |
|
| |
PGM
Astım mı KOAH mı? 18(3): 17-24, 2006
Alınacak yanıt süreğen hava yolu tıkanıklığının uygun tedavisini belirler |
Fernando J. Martinez, MD, MS Connie Standiford, MD Steven E. Gay, MD, MS |
|
| |
PGM
KOAH'da yeni tedavi stratejileri 18(3): 25-31, 2006
Yeniyi, denenmiş ve gerçek olanla harmanlamak |
Claudia G. Cote, MD Bartolome R. Celli, MD |
|
| |
PGM
Erişkinlerde latent otoimmün diyabet, 18(3): 68-72, 2006
Tip 1 ve 2'yi ayırt eden benzersiz özellikler |
Fadi Nabhan, MD Mary Ann Emanuele, MD Nicholas Emanuele, MD |
|
| |
PGM
Posterior vitreus dekolmanı, 18(3): 93-97, 2006
Aniden ortaya çıkan uçuşan benekler ve ışık çarpmalarına nasıl yaklaşalım |
Curtis E. Margo, MD, MPH Lynn E.Harman, MD |
|
| |
PGM
Hızlı HIV testleri, 18(3): 35-40, 2006
Bekleme süresi günlerden dakikalara indi |
Patrick A. Keenan, MD Joseph M. Keenan, MD Bernard M. Branson, MD |
|
| |
PGM
Seboreik dermatit, 18(3): 98-99, 2006
Yüzdeki kızarıklıklarla nörolojik hastalık arasındaki bağlantı |
Farah Rukhsana Abdulla, MD Robert T. Brodell, MD |
|
| |
 |
SENDROM II
Birinci Basamakta Erişkin Majör Depresyonu |
 |
SENDROM III
Yenidoğan Terimleri Sözlüğü |
|
|