 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
MAYIS 2006
|
İÇ HASTALIKLARI, 18(5):31-35, 2006
Eritrosit sedimentasyon hızı |
Dr. Şeref Vardı, Yrd. Doç. Dr. Oğuz Karabay
Abant İzzet Baysal Üniversitesi İzzet Baysal Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Kliniği |
|
|
ESH; pahalı olmayan ve uzun zamandır yaygın olarak kullanılan bir testtir. Test romatoid artrit, temporal arterit, polimiyaljiya romatika ve myelomada öneme sahiptir. Otitis media, osteomyelit, orak hücreli anemi, HIV, pelvik inflamatuar hastalık, intravenöz ilaç kullanıcılarında, prostat kanseri ve inmenin takibinde rolü olabilmektedir. Ancak ESH sadece bir kılavuz olarak kullanılmalıdır. Klinisyen, ESH tetkiki istediğinde bu testin sadece bazı inflamatuar durumların tanı ve takibinde önemli bir parametre olabileceğinin ve prostat kanseri, inme gibi bazı inflamatuar olmayan durumlarda önemli bir prognostik role sahip olabileceğinin farkında olmalıdır. Bu yüzden, hala kullanılan bu eski ve önemli test hakkında bugün bile öğrenmeye devam etmekteyiz. Bu makale derlemesinde ESH'nin klinik yararlığı ile ilgili bir özet sunmaktayız. |
PEDİATRİ, 18(5):42-50, 2006
Çocukluk çağında bakteriyel menenjitler |
Dr. Erdal Taşkın, Dr. Kenan Özcan, Dr. Ferda Özlü
Çukurova Üniversitesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi Bilim Dalı |
|
|
Beyin omurilik sıvısnda menenjite yol açan bakteriyel bir etkenin varlığı söz konusu ise hastalık bakteriyel menenjit olarak tanımlanır.
Bakteriyel menenjitte prognoz; hastanın yaşı, antibiyotik tedavisine başlamadan önce geçen hastalık süresi, etken mikroorganizma, tanı sırasında BOS'da bulunan bakteri sayısı ya da bakteri ürünlerinin yoğunluğu, konağın inflamasyona verdiği yanıt ve BOS kültürlerinin sterilizasyonu için geçen süre gibi bir çok etkene bağımlıdır.
Çocuklarda ateş, baş ağrısı, kusma irritabilite, konvülziyon, şuur bozukluğu, ense sertliği, süt çocuklarında fontanel kabarıklığı ile belirlenen bir enfeksiyon olarak ortaya çıkabilir. |
BESLENME, 18(5):67-76, 2006
Kanser hastalarının beslenme ve fiziksel aktivitelerine yeni bakış açısı
Yaygın semptomlarla ilgili sorular ve cevapları |
Prof. Dr. Gülgün Ersoy*, Stj. Dyt. Emine Küçükyorgancı**
*Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi ve **Stj Diyetisyen |
|
|
Bu yazıda kanser hastalarının kaliteli yaşam sürdürmeleri için beslenme ve fiziksel aktivite ile ilgili yeni yaklaşımlar doğrultusunda bilgiler ve yaygın semptomlara ilişkin soru ve cevaplar yer almaktadır. |
KONUK YAZAR, 18(5):77-81, 2006
Diabetes mellituslu hastalarda periodontal yaklaşım |
Yard. Doç. Dr. Alparslan Dilsiz, Araş. Gör. Dt. Ufuk Sezer, Araş. Gör. Dt. Tuba Şahin
Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Periodontoloji Anabilim Dalı |
|
|
Diabetes mellitus, karbonhidrat metabolizmasının primer bir bozukluğu olup, hiperglisemi ile birlikte çeşitli komplikasyonların görüldüğü metabolik bir hastalıktır. Diabetin komplikasyonları arasında; hiperglisemi, retinopati, nefropati, nöropati, ortostatik hipotansiyon, hipoglisemi, yara iyileşmesinde gecikme, makrovasküler hastalıklar (kalp-damar hastalıkları, serebro-vasküler hastalıkları, hipertansiyon), gastroparezis (bulantı, kusma) diare, nörojenik mesane ve enfeksiyonlara yatkınlık sayılabilir. Diabetin diş hekimliği açısından önemi fazladır. Diş hekimleri, Diabetes Mellitus hakkında yeterince bilgi sahibi olmalı, olası komplikasyonlara hazırlıklı bulunmalı ve gerekli periodontal tedavileri mutlaka yapmalıdırlar. Bu derlemede, diabetin genel ve oral bulguları yanında periodontal bulgularından ve periodontal sağlığın sürdürülmesi için gerekli tedavi ve öneriler sunulmuştur. |
AİLE HEKİMLİĞİ, 18(5):82-89, 2006
Nokturnal enürezis |
Uzm. Dr. Aydın Toktamış, Yrd. Doç. Dr. Yeltekin Demirel, Yrd. Doç. Dr. K. Uğur Özkan *
Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekiliği ve * Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalları |
|
|
Nokturnal Enürezis (NE) uyku esnasında tam veya tama yakın idrar yapma olarak tanımlanır. Patofizyolojisi tam olarak anlaşılmış değildir. Fakat elde edilen bilgilerle bir patofizyolojik model kurgulanmıştır. Çocukların bir çoğu gündüz sadece birkaç saat idrarlarını tutmakta zorlanırken, uyku esnasında 8-9 saat kuru kalabilmektedir. Dolayısıyla gece kuru kalmak için gündüz zamanlarında mevcut olmayan bazı mekanizmaların çalışıyor olduğunu düşünmek gerekir. NE'in temel patofizyolojisini bu mekanizmaların işlememesi sonucu mesanenin uyku esnasında dolması ve boşaltmaya ihtiyaç duyulması ama çocuğun uyanmaması oluşturur. Eğer uyanırsa tuvalete gider ve sosyal olarak kabul edilebilir olan noktüri gerçekleşir. Eğer uyanmaz ise NE problemi ortaya çıkar. Enüretik çocuk değerlendirmesinde en önemli adım anamnez ve fizik muayene (FM) sonucu monosemptomatik olup olmadığını ayırt etmektir. Bu başarıldığında ve çocuk monosemptomatik olarak tanımlandığında tanı için çok az girişime ihtiyaç kalır. Çocu?un monosemptomatik olup olmadığına karar verirken kesinlikle ayırt edilmesi gereken en önemli sorun gündüz alt ıslatma olup olmadığıdır. Eğer herhangi bir şekilde ve herhangi bir miktarda gündüz alt ıslatma söz konusu ise tablo kesinlikle monosemptomatik değildir. Laboratuar değerlendirmesinde, monosemptomatik bir tablo olduğuna karar verilmiş ise tam idrar tetkiki (TİT) tek başına yeterlidir. Eğer üriner enfeksiyon hikayesi varsa idrar kültürü yapmak gerekir. NE'e tedavi yaklaşımında 4 temel prensip söz konusudur: (1). Çocuğu tedaviye motive etmek. (2). Günlük alışkanlıkların değerlendirilmesi, düzenli sıvı alımı, yatmadan önce tuvalete gitme ve yatmadan önce gevşeme egzersizleri. (3). Enürezis alarmı. (4). Antidiüretik ilaç. |
HEMŞİRELİK, 18(5):90-92, 2006
Hemşireliğin felsefesi |
Öğr. Gör. Nedime Köşgeroğlu
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu |
|
|
Felsefe yaşamda var olan gerçekliği bir bütünlük içinde sistematik olarak sorgulayan, düşünsel bir süreçtir. Hemşirelik ise; en yalın tanımı ile bilim ve sanattan oluşan bir disiplindir. Disiplinin tanımına baktığımızda; kendi içinde bilimsel olarak ; yapı, genelleme ve kesinlik öğelerini içeren bir sistemdir. Felsefede insanın varoluş gerçeği; bir başkasıyla ilgilenme sonucu gerçekleşmektedir. Bu bağlamda hemşireliğin felsefi boyutta fonksiyonu; insana yardım etme ve bakım vermedir. Burada temel nokta; insanı tanımak, onu biyo-psiko-sosyal bir bütün olarak ele almak ve bireyselliğini fark etmektir. Hemşirelikte de sorumluluklar yerine getirilirken; bilgi, bilgiyi doğuran düşünce sistemi yani felsefeden yararlanmalıdır. |
PGM
Astımda doğru kortikosteroit inhalasyon dozunun saptanması, 18(5):14-17, 2006
-YORUM-
|
|
|
|
Kortikosteroit inhalasyon tedavisine ilişkin kilit düşünceler:
o İnatçı astımda kortikosteroit inhalasyonları tercih edilir
o Hastaların çoğunda kortikosteroit inhalasyonundan sağlanan yararların büyük bir bölümü, güvenli olan düşük dozlarla elde edilebilir.
o Astımları iyice kontrol altına alınmış hastalarda kortikosteroit inhalasyon dozu aşamalı olarak azaltılmalıdır.
İnatçı astımlı hastaların çoğu için verilecek mesaj, tedaviye erken dönemde kortikosteroit inhalasyonlarıyla başlamak, etkin ve güvenli düşük dozların kullanılması şeklinde olmalıdır. Genellikle inatçı astımı olan hastalar için günde yaklaşık 100 µg'a varan dozlarda flutikazon veya eşdeğeri kortiko-steroit inhalasyonlarıyla birlikte, gerektiğinde kısa etkili bir b2 agonist kullanılmalıdır. Bu tedaviyi gören, ancak astımın kontrol altına alınmasıyla sorunlar yaşayan hastalar kortikosteroit inhalasyon dozunun giderek artırılmasından ziyade tedaviye uzun etkili b2 agonistinin eklenmesinden daha çok yarar sağlayabilmektedir.
Bir sonraki aşamada, uzun etkili bir b2 agonistinin tedaviye eklenmesine ilaveten kortikosteroit inhalasyon dozunu günde 500 µg flutikazon veya eşdeğeri doza yükseltmek makul bir davranıştır. Ayrıca, düzenli doktor ziyaretleri ve spirometri kortikosteroit inhalasyonunu aşamalı azaltma kararının verilmesini sağlar. Birinci basamak sağlık hizmetlerinde görülen hastaların hemen hemen tümü için bu yaklaşımın yeterli olması gerekir. |
PGM
Ürtiker ve anjiyödem, 18(5):18-24, 2006
Akut atakları kontrol altına almak, kronik olgularla başa çıkmak |
|
|
|
Akut ürtikerin nedeni ayrıntılı hasta öyküsüyle tanımlanmışsa, tetikleyici etkenden kaçınılması iyileşmeyi sağlayabilir. Olguların çoğu idiyopatik olduğundan, kronik ürtiker her zaman sorun yaratır. Altta yatan tıbbi rahatsızlığın değerlendirilmesi araştırmaların bir bölümünü oluşturmalıdır. Hasta zamanla kendiliğinden iyileşene kadar, uygun antistaminik kullanımıyla hastalık mükemmelen kontrol altına alınabilir. Lezyonun nedenini tanımlamak, kuşkulanılan nedensel etkeni doğrulamak için veya lezyonlar kronikleştiği veya standart tedaviye direnç gösterdiği zaman deri testi gerektiğinde bir alerji uzmanına danışmak uygun olur.
Kronik ürtikerde prognoz değişkendir. Ortalama süresi 3-5 yıl olmasına rağmen, hastaların % 20'sinde 20 yıl sonra bile hastalık sebat edebilir2. Hastalar, hastalıklarının zaman içinde şiddetlenip hafifleyebileceği ve çeşitli tetikleyici etkenlere maruz kaldıktan sonra sıklıkla alevlenebileceğinden haberdar olmalıdır. Ayrıca, hastalığın kontrol altına alınma derecesiyle uyum içinde ilaçların ayarlanması gerektiği konusunda bilgilendirilmelidirler. |
PGM
İlaç alerjisini tanımak, 18(5):25-30, 2006
Gerçek alerjiyi diğer olumsuz ilaç reaksiyonlarından nasıl ayırt edebiliriz? |
|
|
|
Sıklıkla karmaşık ve zor bir süreç olmasına rağmen, olumsuz ilaç reaksiyonlarına doğru tanı koymak hem doktor hem de hasta açısından önemlidir. Sıklıkla bir ilacı yeniden kullanmanın güvenli olup olmadığı sorusu önemli bir karar verme sürecini gerektirmektedir. Alternatif ilaçlar daha az etkili, daha toksik, daha pahalı (veya tümü birden) olabilir.
Alerjik ilaç reaksiyonlarına ilişkin tanısal doğruluğu, alerjiye neden olan ilaçların immünolojik biyokimyasının ayrıntılı kavranmasını, in vitro testlerin yinelenebilirliğini ve duyarlılığının iyileştirilmesi ve olumsuz ilaç reaksiyonlarının bilgisayar yardımlı değerlendirilmesini gerektirir. Bu tanısal testlerin pozitif ve negatif öngörüsel değerlerinin mümkünse daha iyi tanımlanması gerek-mektedir. Şimdilerde immünolojik ilaç reaksiyonlarının doğru biçimde değerlendirilmesine ilişkin birincil tanısal aracı zeki, bilgili ve motive olmuş bir doktor tarafından alınan dikkatli ve ayrıntılı bir hasta öyküsü oluşturmaktadır. |
PGM
Alzheimer hastalığı mı yoksa başka bir rahatsızlık mı?, 18(5):36-41, 2006
Bellek ve bilişsel durumu bozukluğu belirtileri verebilen 10 rahatsızlık |
|
|
|
Ne yazık ki, bu makalenin kapsamı bilişsel semptomlara, özellikle dikkat bozuklukları ve deliryumla ilişkili semptomlara neden olan her bir hastalığın kapsamlı tartışılmasına olanak tanımamaktadır. Bu makalede ilaca bağlı deliryum (ör., benzodiyazepinler veya antikolinerjiklerin kullanımına bağlı), uyku bozuklukları (dikkat eksikliği ve amneziye neden olan) ve diğer seyrek görülen hastalıklar tartışılmamıştır. Ancak, Alzheimer hastalığı dışında birçok hastalığın da ilerleyici bellek kaybı ve fonksiyonel özürlülük haline neden olabileceği açıkça bilinmelidir.
Burada tartışılan tedavi edilebilir rahatsızlıkları olan hastaların çoğu uygun tedaviye başladıktan sonra rahatsızlık öncesi bilişsel yetilerine tümüyle kavuşmamaktadır. Ancak, semptomları uzun süre stabilize olabilir ve rahatsızlıklarının diğer önemli sonuçlarından korunabilirler.
Kritik testler arasında beyin görüntülemeleri (özellikle belirgin motor veya izole bellek bozuklukları olan hastalar için manyetik rezonans görüntüleme), B12 vitamini tayini, tiroit fonksiyon testleri (tirotropin, serbest ve total tiroksin), RPR veya FTA-ABS testi ve refleks anormallikleri, parezi veya yürüyüş bozukluklarını, bilişsel becerilerin kaybına bağlı olarak orantısız frontal-subkortikal bozuklukları saptamak için nörolojik klinik muayene sayılabilir. Test sonuçları, bu hastalar ve ailelerini ilgilendiren doğru tanı, tedavi ve hasta bakımı kararlarını yönlendirmeye yardımcı olacaktır. |
PGM
Anjinaya benzer göğüs ağrıları ve normal koroner arterler, 18(5):51-56, 2006
KAH'nı taklit eden kardiyak sendromların açıklığa kavuşturulması |
|
|
|
Aterosklerotik KAH Batı ülkelerinde kardiyak göğüs ağrısının en sık görülen nedenidir. Başka kardiyak sendromlar da göğüs ağrısına neden olabilir. Bu nedenleri aterosklerotik KAH'dan ayırt etmek zorlaşabilir. Bu rahatsızlıkların tedavi ve prognozları tamamen farklı olduğundan, bu ayrımı yapmak esastır. Ayrıntılı bir hasta öyküsü ve bazı olgularda özel tanısal testler tanı koymaya yardımcı olabilir. Anjinaya benzer göğüs ağrısı olan koroner arterleri normal hastaları değerlendirirken, doktorların bu hastalık gruplarını da dikkate alması, testleri ve tanıyı bireyselleştirmeleri gerekir. |
PGM
Sedef hastalığının kısır döngüsünü kırmak, 18(5):60-66, 2006
Alevlenmeler ve düş kırıklıklarını en alt düzeye indiren tedaviler |
LCDR Donald W. Shenenberger, MC, USN
|
|
|
Sedef hastalığı kişiyi yalnız fiziksel değil aynı zamanda psikolojik yönden de etkilemektedir. Sık sık alevlenmeler ve remisyonlar gösterebilir. Hastada birkaç lezyon bulunmasına rağmen, kişinin özsaygısını önemli ölçüde etkileyebilir.
Tedavi düş kırıklığı yaratabilir. Sıklıkla aynı veya farklı gruptan ilaçla kombinasyon veya belli aralıklarla ilaç değişimini gerektirmektedir. Sedef hastalığının tipi ve şiddet derecesiyle bağımlı olarak topikal veya sistemik tedaviler veya her ikisi birden uygun olabilir. İlerde hücresel etkinleştirme yolaklarındaki kilit noktalar aydınlatıldığında bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar yarar sağlayabilecektir. |
SPOR VE TIP
Erişkinde tibia kemik çıkıntısı kırığı, 18(5):94-98, 2006
Dönme hareketleri sırasında oluşabilir |
Jeffrey R. Bytomski, DO; Richard T. Ferro, MD
|
|
| |
SPOR VE TIP
Milli Takım düzeyindeki boksörlerin beslenme bilgi ve alışkanlıklarının belirlenmesi, 18(5):99-102, 2006 |
Dr. Vedat Çınar, Dr. Oktay Çakmakçı, Dr. Süleyman Patlar, Dr. Mürsel Biçer |
|
| |
 |
SENDROM II
Farmasötik Teknoloji Terimleri Sözlüğü |
|
|