 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
HAZİRAN 2006
|
PEDIATRİ, 18(6):34-37, 2006
Dr. Erdal Taşkın, Dr. Kenan Özcan, Dr. Ferda Özlü |
Dr. Şeref Vardı, Yrd. Doç. Dr. Oğuz Karabay
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı |
|
|
Son zamanlarda enfeksiyona sistemik inflamatuvar yanıtta olası bir belirleyici gibi görünen serum Prokalsitonin (PCT) düzeylerindeki değişiklikler üzerine yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Prokalsitonin ölçümlerinin infant çocuklardaki şiddetli bakteriyel enfeksiyonun tanısında yararlı olabileceğini belirten yayınlar olmasına karşın (11), sadece şiddetli enfeksiyon değil, ayrıca ciddi yaralanma gibi sistemik enflamasyonda da PCT düzeyinde yükselme olduğunu gösteren çalı?malar da vardır (12). Çocuklarda ve erişkinlerde bakteriyel ve viral enfeksiyonlar arasında ayrımda PCT’nin en iyi marker olduğunu öne süren yayınlar çoğunluktadır (13, 14). |
ACIL TIP, 18(6):42-46, 2006
Acil saglik hizmetlerinde kişisel ve çevresel güvenlik |
Uz. Dr. A. Sadık Girişgin, Uz. Dr. Sedat Koçak, Yard. Doç. Dr. Başar Cander, Yard. Doç. Dr. Mehmet Gül, Op. Dr. Fahrettin Acar
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı |
|
|
Kişisel ve çevresel güvenlik, acil sağlık hizmetlerinin öneminin gittikçe daha çok hissedildiği günümüzde, verilen hizmetin başarısını ve kalitesini doğrudan etkileyen önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. İçinde bulunulan ortama uygun acil kurtarma ve sağlık hizmetini verebilme konusunda, yeterli bilgi ve tecrübeye sahip olmak, acil sağlık hizmeti verenlerin birinci önceliği olmalıdır. Acil sağlık hizmetlerinin yürütülmesi esnasında, hizmeti alan ve verenlerin ortamın özelliklerine göre değişen derecelerde risk altında kalmaları kaçınılmazdır. Bu risk, bedensel ve ruhsal hafif etkilenmeden, hayatı tehdit edici boyutlara kadar değişen derecelerde olabilir. Bir kaza ya da felaket anında acil sağlık ya da kurtarma hizmetine muhtaç durumdaki insanlardan, doğal olarak mantıklı ve bilinçli davranışlar beklenemez. Öte yandan çevredeki insanların hem güvenliğini sağlamak hem de bilinçsizce olaya müdahalelerinin önüne geçmek durumu da söz konusudur. Bu noktada tüm görev ve sorumluluk kurtarıcı ya da sağlık hizmeti veren kişilere düşmektedir. Acil sağlık hizmeti verenlerin hem kendilerinin hem de kurbanların sağlıklarını ve güvenliklerini sağlama konusunda eğitimli, bilgili ve bilinçli olmaları başarılı bir müdahalenin ön şartıdır. Yeterli bilgi ve tecrübeden yoksun, uygun alet ve ekipmanlarla desteklenmemiş bir ekiple yapılan acil kurtarma ya da sağlık hizmeti, yeni kurbanların ve felaketlerin kaynağı olabilir. |
DEONTOLOJİ, 18(6):47-51, 2006
Askeri ortamda hekimlik*, triyaj ve etik ikilemler |
Dr. Engin Kurt, Prof. Dr. Şefik Görkey
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı |
|
|
Triyaj, “Rahatsızlığın ve yaralanmanın tipine ve ciddiyetine göre hastaların sınıflandırılması”, “Hastaların ilk tedavilerinin yapılarak yaralarının şiddetine göre sınıflandırılması ve en yakın sağlık kuruluşunda ve en kısa zamanda tedavisini amaçlayan faaliyetler”, “Çok sayıda hasta ve yaralı bulunduğu durumlarda, bu hasta ve yaralıların, öncelikli olarak tedavileri ve nakillerinin gerçekleştirilmesi amacıyla, olay yerinde ve hastaların ulaştırıldığı her sağlık kuruluşunda yapılan hızlı seçme ve kodlama işlemi” olarak tanımlanmaktadır. Bu bakış açısı ile tıbbi kaynakların düzenli ve verimli kullanılması amaçlanır. Ancak askeri ortamda hekimlik uygulamalarında, triyaj ve etik ikilemler farklılık gösterebilir. Örnekleyecek olursak; Sınırlı tibbi kaynakların, tıbbi aciliyet temeline dayalı olarak değil, askeri öncelikler temel alınarak oluşturulduğu fikrinden hareketle tartışılabilir veya hekimin bir hasta özelinde tıbbi ve etik açıdan doğru karar vermesini de engelleyebilir. Hekim; hastayı travmadan, zarardan korumak düşüncesi veya isteği ile ordunun gereksinimlerine hizmet etme ödevi arasında bir çelişki yaşayabilir. Savaş alanındaki triyaj uygulamalarındaki bir başka etik ikilem de askeri ortamda hekimlik uygulayan hekimin, hasta için en iyi kararı vermekte hangi dereceye kadar başarılı olabileceği sorusudur. Savaş alanındaki triyajda hekimden beklenen asker için olabilecek en iyiyi gerçekleştirmektir. Savaş alanındaki tıbbi uygulamalarda çeşitli tıbbi etik çelişkiler arasında, şunlardan da söz edilir; 1.Hekimler ve diğer sağlık personelinin, bağlı bulundukları askeri gücün personeline sağlık hizmeti sunmak ile karşı taraftaki askeri gücün personeli ile sivil halktan sağlık hizmeti ihtiyacı olanlara, hizmet etmek yükümlülüğü arasındaki çelişki. 2.Kendi ordu gücünün savaş gücünü korumak gibi bir yükümlülüğüne mi öncelik tanıyacak, yoksa kendi sorumluluğu altındaki personelin, bireysel hakları ve özel gereksinimlerine cevap verme önceliğine mi (böyle bir talebe cevap ordunun savaşma gücünü azaltsa bile) öncelik verecek? |
ANESTEZİYOLOJİ, 18(6):52-58, 2006
Hipoalbuminemi ve kritik hastalarda albumin kullanımı |
Uz. Dr. Mehlika Pınar Besler, Uz. Dr. E. Nursen Koltka
S. B. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği |
|
|
1950’li yillarin basinda hipoproteineminin cerrahi hastalarin postoperatif seyrini olumsuz etkiledigi fark edilmis, 1980’lerin sonlarina dogru beslenmenin degerlendirilmesinde serum albümin düzeylerinin mükemmel bir belirleyici faktör oldugu gösterilmistir. O yillardan günümüze kadar albümin kullaniminin gerekliliginin tartisildigi pek çok klinik çalisma yapilmi?tir.
Saglikli bireylerde albuminin, kolloid osmotik basincin ve asit-baz dengesinin düzenlenmesinden, antioksidan fonksiyon, metabolik fonksiyon, antikoagülan etki veya ilaç metabolizmasina kadar uzanan çok genis bir etki alani oldugu bilinmektedir. Albumin; ilaçlar, hormonlar, bilirübin ve metal iyonlarina geri dönüsümlü olarak baslandigindan hipoalbuminemik kritik hastalarda bunlarin metabolizmasi da etkilenir. Albuminin ayrica strese bagli olusmus kapiller geçirgenlik artigi sirasinda kapiller yataktan sizintiyi sinirlama olasiligi da vardir.
Kritik hastalarda çesitli faktörler sonucunda hipoalbuminemi gelisebilir. Teorik olarak serum albumin konsantrasyonlarinin sürdürülmesi kazançli olacak gibi görünüyorsa da pratikte, dogumsal analbuminemi disinda albumin katkisinin faydasini destekleyen kanit bulunmamaktadir. Düsük albumin konsantrasyonlari ise, altta yatan hastaligin bir nedeni degil, isareti olarak kabul edilmelidir. Hipoalbumineminin düzeyi hastalik siddetinin göstergesidir. Hipoalbuminemiyi düzeltmek amaciyla albumin replasmani uygulanmis yogun bakim hastalarinda hastanede ve yogun bakim ünitesinde kalis süreleri, ventilatör bagimliligi veya enteral beslenme toleransi bakimindan anlamli yarar saglanmadigi ve ayrica yüksek maliyeti nedeniyle eksogen albumin uygulanmamasinin daha uygun olacagi belirtilmistir.
Sonuç olarak hipoalbümineminin tedavisinde amaç albümin eksikligine yol açan nedenlere yönelik tedavinin planlanmasidir. Nutrisyon desteginin önemi oldukça büyüktür. Albümin kullaniminin neden olabilecegi yan etkiler unutulmamalidir. |
HALK SAĞLIĞI, 18(6):59-65, 2006
GAP bölgesinde konutlardaki içme sularının kalitesi |
Dr. Ali Ceylan *, Dr. Günay Saka *, Dr. Ersen İlçin *, Dr. Hamit Acemoğlu *, Dr. Yılmaz Palanci *, Dr. Ali İhsan Bozkurt **, Dr. Saime Şahinöz **, Dr. Servet Özgür **, Dr. Birgül Özçırpıcı *, Dr. Feridun Akkafa ***, Dr. Turgut Şahinöz ****
*** Harran Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı, **** Gaziantep Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Laboratuvarı |
|
|
Bu çalışma GAP bölgesindeki yerleşim yerleri ve konutlarda bulunan içme sularının durumunu saptamak amacıyla yapılmıştır.
Çalışma 2001 yılında GAP bölgesinde (dokuz ilde) kesitsel bir çalışma olarak dizayn edilmiştir. Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) tarafından büyüklüğe orantılı örnekleme yöntemi kullanılarak, GAP bölgesini kırsal ve kentsel olarak temsil edebilen 230 küme ve bu kümelerden seçilen 1150 konut çalışmaya alınmıştır.
Öncelikle bir anket ile konut ve konutta kullanılan su ile ilgili bilgiler toplanmıştır. Konutlardan alınan su örneklerinde serbest klor miktarı ölçülmüş, bakteriyolojik ve kimyasal analiz için içme suyu örnekleri alınmıştır.
GAP bölgesinde kırsalda %59,0, kentselde %93,3 olmak üzere konutların %79,9’unun içme suyunu şebekeden aldığı saptanmıştır. Su örneklerinin %75’inde serbest klor olmadığı, %45.9’unun bakteriyolojik olarak, %28,4’ünün ise kimyasal olarak GMT 'ne uygun olmadığı saptanmıştır.
İçme sularındaki bu yetersizlikler bölgede gastrointestinal ve diğer enfeksiyonlara bağlı salgın hastalık riskini arttırmaktadır. |
AİLE HEKİMLİĞİ, 18(6):66-76, 2006
Acil kontrasepsiyon |
Uz. Dr. Ünal Ayrancı
Osmangazi Üniversitesi Mediko-Sosyal Merkezi |
|
|
Tek bir korunmasız ilişkide bile, ilişkinin ovulasyon dönemine yakınlığına bağlı olmak üzere % 25'lere varan yüksek gebelik riski vardır. Bunun neticesinde güvenli olmayan düşükler ve ölümler dahil kadın sağlığına birçok zararlar veren istenmeyen gebelikler oluşmaktadır. Tüm bu olumsuzluklar Acil Kontrasepsiyon (AK) yöntemleri ile büyük oranda engellenebilmektedir. Dünyanın bir çok yerinde ve ülkemizde kadınların, AK haplarına reçetesiz ulaşmaları mümkün olmakla birlikte toplumsal baskılar, dini inanışlar, ailesel çekinceler, sağlık çalışanlarının bilgi eksikliği, toplumun düşük eğitim seviyesi ve yanlış inanışların etkileriyle AK metodlarına ulaşım konusunda bazı sıkıntılar mevcuttur.
Ülkemizde henüz yeni yeni filizlenmeye başlayan cinsellik ve cinsel eğitim konularının mümkünse her seviyedeki okulların müfredat programlarına konularak toplum bir bütün olarak bu konuda bilinçlendirilmelidir. Çünkü her an tecavüz, preservatif yırtılması, kondom kayması ya da unutkanlık gibi birçok nedenle her ailenin ya da kadının istese de istemese de AK metoduna ihtiyacı olabilecektir. Bu sebeple kadınların ya da kızların, sosyal yaşamlarını ve bünyesel özelliklerini olumsuz yönde etkileyen istenmeyen gebeliklerin ya da düşüklerin olumsuz etkilerini önlemek açısından tek yöntem olan AK’a daha fazla önem verilmelidir ve mümkünse tüm eğitim faaliyetlerinin ve kampanyalarının yürütüleceği ve yönetileceği özel birimler oluşturulmalıdır. |
BESLENME, 18(6):77-84, 2006
Beslenmenin migren üzerine etkisi
|
Yard. Doç. Dr. Efsun Karabudak, Dyt. Gizem Adıgüzel
Başkent Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü, * Beslenme ve Diyet Merkezi Diyetisyeni
|
|
|
Diyet, migrenli bireylerdeki baş ağrısının oluşmasında önemli bir rol oynar. Migreni tetikleyen besinlerin, içeceklerin ve katkı maddelerinin listesinde; çikolata, peynir, turunçgiller, sosis (hot-dogs), monosodyum glutamat, aspartam, yağlı besinler, dondurma, alkollü içecekler ve kafeinin azaltılması vardır. Diyetsel tetikleyiciler, vasokonstiksiyon veya vasodilatasyona veya trigeminal ganglia, beyin-sistemi ve kortikal nöronal yolun doğrudan stimulasyonuyla serotonin ve norepinefrinin ayrılmasını etkileyerek migrenin gelişmesinde etkilidir. Tedavi, günlük diyette tetiklediği sanılan bazı besinlerden kaçınmayla başlar. Tüm besin tetikleyicilerinin ortamdan uzaklaştırılmasıyla oluşan bir migren diyeti pratikte genellikle önerilmemektedir. Bireyler dengeli bir diyete teşvik edilmeli, aç kalma veya öğün atlamadan kaçınmalıdır. |
HEMŞİRELİK, 18(6):85-89, 2006
Psikiyatri hemşireliğinde kanıta dayalı uygulama |
Yard. Doç. Dr. Meral Kelleci
Cumhuriyet Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu
|
|
|
Kanıta dayalı uygulama (KDU), hasta, müşteri ya da danışana ulaşmanın bir yoludur. KDU, kanıt hiyerarjisinden seçilen en iyi kanıtları uygulamada kullanmaktır. Bu makalenin amacı mental sağlık/psikiyatri hemşireliği alanı için KDU’yı çeşitli boyutları ile incelemektir. |
SPOR VE TIP
Kol içyan ağrısının olağandışı bir nedeni, 18(6):91-93, 2006 |
James R. Clugston, MD, MS; Sherly H. Heinicka, MSN, BC; Joan M. Street, RT(R)(QM)
|
|
| |
SPOR VE TIP
Yarışma dönemi 16 haftalık antrenmanların Türk elit bayan cimnastikçilerin fiziksel ve fizyolojik parametrelerine etkisi, 18(6):94-98, 2006 |
Yrd. Doç. Dr. Hakkı Çoknaz*, Mergül Güler**, Şenol Türkdoğan**
* Abant İzzet Baysal Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu, ** Artistik Cimnastik Milli Takım Antrenörü
|
|
|
Bu çalışmanın amacı; Türk bayan cimnastikçilerin yarışma dönemindeki 16 haftalık antrenmanlarının onların fiziksel ve fizyolojik parametrelerine etkisini ortaya koymaktır. Çalışmaya yaş ortalaması 11.38±1.92 yıl olan ve 5.75±2.25 yıldır artistik cimnastik sporu yapan 8 elit bayan cimnastikçi İstanbul’da katılmıştır.
Cimnastikçilerin 16 haftalık çalışma öncesi ve sonrası yapılan testler sonucunda cimnastikçilerin kilolarında ve VKİ’lerinde artış yönünden istatistiksel bir farka rastlanmıştır(p<0.05). Kan basınçlarında ve kalp atım sayılarında, esneklik, kuvvet, reaksiyon testlerinde ve vücut yağ ölçümlerinde istatistiksel bir farka rastlanmamıştır (p>0.05).
Bu sonuçlara dayanarak; cimnastikçilerdeki kilo ve VKİ’lerindeki artmanın, vücut yağ ölçümleri dikkate alındığında, beslenme alışkanlıklarından; diğer parametrelerde artışın olmaması yapılan antrenmanların yetersizliğinden kaynaklandığı söylenebilir. |
PGM
Basitleştirilmiş bir dispepsi tedavisi stratejisine doğru, 18(6):12-14, 2006
-YORUM- |
|
|
|
Karnın üst bölümünde ağrı veya rahatsızlık hissi (ör., dispepsi) nedeniyle önemli sayıda hasta aile hekimlerine başvurmaktadır. Birleşik Devletlerde dispeptik semptomların yaygınlığı, tipik gastroözo-fageal reflü hastalığı semptomlarını gösteren hastalar dışlandığında, yaklaşık % 25 oranında olmasına rağmen, dispeptik hastaların tümü doktora başvurmamaktadır. |
PGM
Peptik ülser ve Helicobacter pylori, 18(6):15-20, 2006
Güncel testler ve tedavi |
Dino Vaira, MD Luigi Gatta, MD Chiara Ricci, MD Andrea Tampieri, MD, Maurizio Cavina, MD Veronica Bernabucci, MD Mario Miglioli, MD
|
|
|
H pylori biyolojisinin anlaşılması gelecekte giderek daha fazla önem kazanacaktır. Bilgilerimiz arttıkça, araştırmacılar yeni akılcıl tanısal testler, tedaviler ve sonuçta bu bakteriyle insan ilişkisinin karmaşık doğasını kavramak açısından hastalıkların patogenezini daha iyi belirleyecektir |
PGM
NSAİİ tedavisine bağlı gastrointestinal yaralanma, 18(6):21-26, 2006
Komplikasyonların riskini azaltma yöntemi |
|
|
|
NSAİİ’lar ve aspirin dünya çapında yaygın biçimde kullanılmakta olup, her ikisi de üst ve alt GI komplikasyonlara neden olmaktadır. GI risk faktörleri olan hastaların korunma stratejilerine alınması düşünülmelidir. Misoprostolle ortak tedavi etkili olmasına rağmen NSAİİ’lar veya düşük dozda aspirin alan yüksek riskli hastalarda halen en yaygın kullanılan strateji PPI kombinasyon tedavisidir. Bu durum NSAİİ ile ilişkili dispepsinin tedavi ve profilaksisinde PPI’nin mükemmel bir tolerans ve etkinliğe sahip olmasına bağlı olabilir.
GI komplikasyonların görülme sıklığını azaltmanın başka bir yolu da, COX-2 inhibitörlerinin kullanılmasıdır. GI yol için seçici olmayan NSAİİ’lara göre COX-2 inhibitörlerinin kanıtlanmış yararları, GI risk faktörlerine sahip hastalarda daha güvenli bir yaklaşım olduklarını düşündürmektedir. Ancak, ülser kanaması geçirmiş COX-2 inhibitörleri ve düşük doz aspirin alan hastalara bir PPI ile ek tedavi gerekebilir. COX-2 inhibitörleriyle gözlemlenen protrombotik etki bu ilaçların yeniden değerlendirilmesine yol açmış olup, ilerde kullanımlarını kısıtlayabilir. NSAİİ’lar, aspirin ve COX-2 inhibitörleri alanlarda H pylori eradikasyonu ek bir tedavi yöntemidir. |
PGM
Hipertansiyonda retinal damar hastalığı, 18(6):27-33, 2006
Risk faktörlerinin değiştirilmesi görmeyi iyileştirir |
|
|
|
Hipertansiyon, önemli görme kaybına neden olabilen retinal damar hastalığına yatkınlaştırıcı bir etmendir. Hipertansif hastalarda, özellikle hiperlipidemi, diyabet ve tütün ürünleri kullanımı gibi başka risk faktörlerinin varlığında santral retinal ven veya retinal ven dallarının tıkanıklığı ve retinal arter makroanevrizması oluşabilir. İdeal olarak, bu hastalıklar risk faktörlerinin değiştirilmesiyle engellenir. Lokal tedavi seçenekleri mevcut olup, başka alternatifler de geliştiril-mektedir.
Güçlü damarsal risk faktörleri kuşkusu ve retina muayenesinde gözbebeğinin genişlemesi, retinal damar hastalıklarının saptanmasına yardımcı olur. Hipertansiyon gibi damarsal risk faktörlerinin tedavisi, kesin tanı ve lokal tedavi için acil sevkler, görmeye ilişkin sonuçları optimal düzeye getirir ve yaşam kalitesini korur. |
 |
SENDROM II
Fitoterapi terimleri sözlüğü |
|
|