 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
AĞUSTOS 2006
|
BESLENME, 18(8):31-35, 2006
Plastik ambalajlar ve sağlığımız |
Öğr. Gör. Dr. Aylin Ayaz-Topçu
Hacettepe Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü |
|
|
Plastik ambalaj malzeme kullanımında son yıllarda önemli bir artış olduğu gözlenmiştir. Bu artışta plastiklerin özellikleri büyük bir rol oynamaktadır. Bu özelliklerden bazıları; düşük enerji içermesi, dayanıklı ve hafif olması, kolay dağıtılabilir olması ve çok değişik şekillere girebilmesidir. Gıda maddeleriyle temasta bulunacak plastik malzemeler gıda maddelerini emmemeli, gıdayı sızdırmamalı, tat, koku ve rengini değiştirmemeli, taşıma ve depolama şartlarının gerektirdiği fiziksel ve mekanik özelliklere sahip olmalıdır. Gıda ile temas eden her türlü materyalin değerlendirilmesinde yumuşatıcı (plastifiyan) miktarı büyük önem taşımaktadır. Eğer yumuşatıcının gıdaya geçme tehlikesi varsa, plastiklere ilavesi istenmez. Fitalat ve adipat gibi yumuşatıcılar; plastifiyanların en önemli sınıfıdır ve çevresel kirleticiler olarak tanımlanır. Fitalatların büyük bir çoğunluğunu DEHP (Di-2-etilhekzilfitalat) oluşturur. DEHP’e maruz kalma açısından en duyarlı grup bebeklerdir. DEHP; ağız ve deri yoluyla, solunan hava, bebek besinleri, bebek mamaları ve anne sütü ile alınmaktadır . Özellikle ağıza alınan; emzik, diş çıngırakları, biberon emzikleri gibi plastik malzemelerde DEHP’nin kullanımı, 3 yaş altındaki çocuklarda yasaklanmıştır. Plastifiyanların, deney hayvanları üzerindeki toksik etkileri deneysel olarak kanıtlanmış olsa da insanlar üzerinde bu konuda çalışmalar devam etmektedir. Sonuç olarak; besinlerin paketlenmesinde kullanılacak olan plastik ambalaj malzemelerinin plastifiyan içermesi kaçınılmazdır.Ancak plastik materyalden besinlere geçişi ve insanlara vereceği olası zararları engellemek için, bu konu ile ilgili çalışmalar artırılarak, bu kapların üretiminde iyileştirme çalışmaları yapılmalıdır. Bunlar; ısıl stabilitesinin ve dayanıklılığın artırılması ve geliştirilmiş plastik malzeme formülleriyle geçişin azaltılmasıdır. |
PEDİATRİ, 18(8):44-53, 2006
Çocukluk çağında diabetes mellitus tip 1 |
Dr. Sebahattin Ertuğrul *, Dr. Erdal Yılmaz *, Dr. Mustafa Aydın *, Dr. Erdal Taşkın **, Dr. Kenan Özcan **
Fırat Üniversitesi ve ** Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalları |
|
|
Diabetes Mellitus (DM) uzun dönemde ciddi komplikasyonlara yol açan, insülin sekresyonunda veya etkisindeki yetersizlik sonucunda ortaya çıkan, belirgin biyokimyasal özelliği hiperglisemi olan, kronik seyirli endokrin ve metabolik bir hastalıktır. İnsülin pankreasın ‚ hücrelerinde sentezlenen ve enerji homeostazisini kontrol eden önemli bir hormondur. İnsülinin mutlak veya rölatif eksikliği karbonhidrat, yağ ve protein metabolizmalarının bozulmasına yol açar.
Amerikan Diabet Birliği’nin sınıflamasındaki diabet türlerinin hepsi (gestasyonel diabet hariç) çocukluk döneminde de görülmekle birlikte bu dönemdeki diabet vakalarının %95’inden fazlasını mutlak insülin yetersizliği ile karakterize tip 1 diabet oluşturmaktadır |
AİLE HEKİMLİĞİ, 18(8):54-58, 2006
Yaşlılar düşerse düşkünleşir |
Dr. Banu Ulusel
Dokuz Eylül Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı, İzmir |
|
|
Yaşlılardaki düşmeler engelliliğe ve ölümlere neden olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Her yıl toplumda yaşayan yaşlıların üçte biri düşmektedir. Düşmelerin önlenmesi için yapılacak değerlendirme ve girişimler yaşlı sağlığının koruyucu hizmetlerine dahildir. Düşmeler için risk etmenlerinin bilinmesi, saptanması ve mümkün olanların ortadan kaldırılması düşmelerin önlenmesindeki temel prensiplerdir. Çok disiplinli ve çok etmene yönelik yaklaşım gerektiren bu konuda aile hekimi/genel pratisyenler kilit noktadadır. |
ADLİ TIP, 18(8):59-66, 2006
Kadına yönelik şiddet ve sorunun çözümünde sağlık personelinin rolü |
Yrd. Doç. Dr. Ahmet Turla
Ondokuz Mayıs Üniersitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı |
|
|
Şiddet, sözlük anlamıyla bir kişiye, güç ve baskı uygulayarak isteği dışında bir şey yapmak ve yaptırmaktır. Tarihçesi insanlığın var oluşu kadar eskilere dayanan şiddet, her alanda görülen, çok boyutlu bir kavramdır.
Kadına yönelik şiddetin temel dayanaklarının sınıfsal, ulusal ve cinsel farklılıklar olduğu birçok uluslararası belgenin ortaya çıkardığı bir gerçektir. Kadına yönelik şiddet, dünyada ve ülkemizde sıklığı ve yaygınlığı nedeniyle "halk sağlığı sorunu", iş yerlerinde işten atılma ve dışlanma gibi gerekçelerle anlatılamayan "işçi sağlığı sorunu", aile içinde kocası, babası tarafından sözlü, fiziksel ve cinsel şiddete maruz kalan kadınlarımız için "ailenin özel sorunu"dur.
Kadına yönelik şiddetin tam anlamıyla önlenebilmesi için, yasal düzenlemelerin yapılması ve önlemlerin hukuk alanıyla sınırlı kalması yeterli değildir. Aile içi şiddet kurbanlarının belirlenmeleri ve uygun biçimde yönlendirilmeleri için mutlak bir ekip çalışmasına gereksinim vardır. Bu alanda hizmet veren tüm kişiler konunun boyutları hakkında bilgilendirilmeli ve daha sonra yapılacak periyodik eğitimlerle bilgileri yenilenmelidir. Yapılacak hizmet içi eğitimlerle hekimlerin, evrensel etik kurallar çerçevesinde muayene, teşhis ve tedavi, delil elde etme, sır saklama, suçu bildirme, rapor tanzimi gibi konularda gerekli özeni göstermeleri sağlanmalıdır. |
DERMATOLOJİ, 18(8):69-71, 2006
Bacaklarda persistan asemptomatik nodüller |
Uzm. Dr. Burçe Can*, Uzm. Dr. Zafer Türkoğlu*, Uzm. Dr. Berrin Güçlüer**, Uzm. Dr. İlkin Zindancı*, As. Dr. Özlem Albayrak*, Doç. Dr. Mukaddes Kavala
S.B. Göztepe E. A. Hastanesi Dermatoloji Kliniği*, S.B. Göztepe E. A. Hastanesi Patoloji Bölümü** |
|
|
Pretibial miksödem otoimmün hipertiroidinin en önemli nedeni olan Graves hastalığında görülür. Bilinmeyen bir antikorun derideki bir antijen ile etkileşerek hiyalüronik asit yapımında artışa yol açtığı düşünülmektedir.En sık pretibial bölgede yerleşmekle birlikte ayak sırtı, baldır ve preradial bölgede de lezyon olabilir. Genellikle bilateral,ancak tam simetri göstermeyen, deriden kabarık, geniş plaklar ile karakterizedir. Hafif eritemli, folliküler orifisleri belirgin, sert ve gode bırakmayacak şekilde ödemli lezyonlar portakal kabuğu görünümüne yol açar. Tedavide ilk aşamada intralezyonel kortikosteroid, dirençli olgularda ise plazmaferez uygulanabilir. Burada klinik ve histopatolojik özellikleri ile pretibial miksödem tanısı konulan ve intralezyonel steroid tedavisi ile tamamen düzelme sağlanan 52 yaşında bir kadın olgu sunulmaktadır. |
HEMŞİRELİK, 18(8):72-76, 2006
Böbrek nakli ve hasta eğitimi |
Yrd. Doç. Dr. Neziha Karabulut, Mehtap Kavurmacı, Ayşegül Koç
Atatürk Üniversitesi Hemşirelik Yüksek Okulu |
|
|
Çeşitli nedenlerle artık tıbbi tedavisi yada geri dönüşümü bulunmayan hastalıklarda kullanılan yöntemlerden birisi organ nakli yani transplantasyondur. İmmünoloji ve immünosüpresyon konularındaki bilgi birikimi çağdaş anlamda organ nakillerini gündeme getirmiştir. Hastalar normal bir yaşam sürdürebilmek ve diyalize girmemek için böbrek transplantasyonu olmayı istemektedirler. Kronik böbrek yetmezliği olan hastalara transplantasyon için böbrekler canlı vericiler ve kadavra olmak üzere iki gruptan temin edilebilir. Başarılı böbrek transplantasyonları’ndan sonra diyaliz tedavisinin olumsuz yanları ortadan kalkar, böbrek fonksiyonlarının tümü yerine getirilir, hasta bağımsız hale gelir. Sağlıklı bir böbreğin tüm fonksiyonları yerine getirildiğinden dolayı yaşam kalitesi artar ve diyalize göre çok daha uzun bir yaşam süresi sağlandığı için fiziksel ve psikolojik olarak da birey kendini daha iyi hisseder ve kişinin topluma olan katkısı artar. 1,2
Hemşirelik bakımının amacı ise hastayı bir bütün olarak ele almayı ve hastalığı nedeni ile yerine getiremediği günlük yaşam aktivitelerini sürdürmeyi bir an önce kendi kendine yeterli duruma getirerek eski sağlıklı, mutlu ve üretken yaşamına döndürmektir.3 Hastaneden eve dönüşle birlikte, transplantasyon hastalarında yeni bir yaşam tarzı başlayacaktır. Transplantasyon sonrası hastanın sosyal hayata dönmesi, normal bir aile ve ev hayatı sürdürmesi ve daha önceden yaptığı işi yapması mümkündür. Ancak nakil sonrası ilk aylarda enfeksiyon hastalıklarından korunmak için hasta kısıtlı bir hayat sürdürmek zorundadır; bu sebeple uyulması gereken kurallar hemşireler tarafından verilecek eğitim ile sorunsuz ve sıkıntısız bir şekilde geçirilebilir. Hemşireler hastalara verecekleri eğitimin içeriğinde beslenme ve diyet, enfeksiyondan korunma önlemleri, egzersiz ve spor, cinsel hayat, hamilelik ve sosyal yaşam konularına değinmelidir. |
SPOR VE TIP, 18(8):78-83, 2006
Kronik yorgunluk sendromu
Egzersizi semptom değişkenliklerine göre düzenlemek
|
|
|
|
Kronik yorgunluk sendromunun başlıca belirtisi aşırı yorgunluk ve egzersiz sonrası yorgunluğun artmasıdır. Birçok hasta bu derece yorgunluktan ve sonuçta giderek daha fazla güçsüzleşmek ve kondisyonunu kaybetmekten kaçınmak için fiziksel aktivitelerinin dozunu azaltırlar. Egzersiz testleri semptomları ağırlaştırmaz. Günden güne semptomlar belirgin derecede değişiklik göstermesine rağmen düşük-orta derecede egzersiz terapisinin işlevsel kapasiteyi iyileştirdiği, yorgunluk ve diğer semptomları azalttığı saptanmıştır. |
PGM
Menopoz tedavisinde yöntem ne olmalıdır? -YORUM-, 18(8):12-17, 2006
WHI (Women's Health Initiative) çalışması, yanıtladığından daha fazla sorunun sorulmasına neden olmuştur. |
|
|
|
Tıbbın diğer alanlarında olduğu gibi sağlıklı kadının kanıtlara dayalı tedavisi hızla evrimleşmektedir. Kadın sağlığını konu alan bu sempozyumun diğer makalelerinde, bu evrimleşmenin örnekleri bulunmaktadır. Özellikle menopoz tedavisi her zaman doktorlara sorunlar yaratmıştır. Ancak tedavileri son 3 yıl içinde sıklıkla hangi aşamaların verilerle desteklendiği konusunda doktorlar ve hastaların kafalarını şaşırtan kökten bir yeniden değerlendirmeden geçmiştir. |
PGM
Meme kanseri taraması, 18(8):18-23, 2006
Yararlar, riskler ve güncel tartışmalar |
|
|
|
Meme kanseri taramasında mamografi var olan en iyi araçtır. Klinik meme muayenesini destekleyen veriler o kadar güçlü olmamasına rağmen, Birleşik Devletlerde fizik muayene yaygın biçimde kullanılmaktadır. Sonuçların doğruluk derecesini en üst düzeye getirmek için menopoz öncesi tarama testlerinden geçen kadınlar, adet dönemlerinin foliküler evresinde mamografi randevusu almalıdır. Tüm kadınlar taramanın yarar ve zararları ve ileri testler için yeniden çağrılabilecekleri konusunda eğitilmelidir. |
PGM
PAP testleri ve HPV infeksiyonu, 18(8):24-38, 2006
Tarama ve yorumlamadaki gelişmeler |
Elisabeth J. Buechler, MD
|
|
|
Son onyıl sıvı bazlı Pap testlerinin yaygın kullanımı ve HPV testinin de rutin klinik uygulamaya katılımına şahit olmuştur. Bethesda Sisteminin 2001 revizyonunda Pap testlerinin yorumlanması ve bildirimindeki değişiklikler serviks sitolojisi sonuçları normal olmayan kadınların izlem yöntemine yeni önerilerin getirilmesine yol açmıştır. Yeni araştırmalar HPV infeksiyonunun geçici olabildiğini ve anormal sonuçların agresif değerlendirmelere alınmasından önce genç kadınların kendiliklerinden iyileşebileceklerini göstermiştir.
Bu değişikliklerin tümü doktorların HPV infeksiyonlu veya Pap testi sonuçları normal olmayan hastaya yaklaşımını değiştirebilir. Hatta gelecek birkaç yılda halen umut verici klinik çalışmaları25 devam eden HPV 16 ve 18 aşısının, uygulamaları daha fazla değiştirmesi beklenebilir. |
PGM
Erüptif ksantomalar, 18(8):67-68, 2006
Papüller altta yatan lipit bozukluğunu gösterebilir. |
Benjamin B. Haves, MD, PhD Alan S. Boyd, MD
|
|
| |
|
|