SENDROM

 

SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
KASIM 2007

 

 

Doğumda yenidoğan bebeğin resüsitasyonu, 19(11):10-16, 2007
Prof. Dr. Nejat Narlı
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
       Doğumdan sonra bebeklerin yaklaşık %10'na resüsitasyon gereksinimi vardır. Doğum öncesinde bebek en kötü şekilde doğacakmış gibi tüm malzemelerin hazırlanması gerekir. Yenidoğan resüsitasyonu konusunda eğitilmiş personel her doğumda hazır bulunmalıdır. Doğumdan sonra yapılacak ilk değerlendirmeden sonra A, B, C ve D bloklarından oluşan akış şemalarına göre resüsitasyon işlemleri yapılır.
     Günümüzde perinatal bakımın gelişmesiyle birlikte çok küçük prematüre bebeklerin sayısı artmış olup bu bebeklerin resüsitasyonunda farklı bir yaklaşım gerekmektedir. Çok küçük prematüre bebeklerin resüsitasyonu in utero dönemde başlar. Özellikle barotravma ve valotravmayı azaltmak için neonatal T parçalı resüsitatör kullanılmalı ve sürfaktan uygulama zamanı iyi belirlenmelidir.

Doğum sonrası bakım, 19(11):17-19, 2007
Yrd. Doç. Dr. Hasan Çetin, Doç. Dr. Mehmet Yalaz *
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi ve * Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalları, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
         Doğum sonrası dolaşım ve solunumun adaptasyonu oldukça önemlidir. Son veriler Türkiye’de bebek ölüm hızı ‰29 iken yenidoğan ölüm hızının ‰17 olduğunu göstermektedir. Yenidoğan ölümlerinin azaltılması için doğum odası yönetimi oldukça önemlidir

Yenidoğanda termoregülasyon, 19(11):20-23, 2007
Prof. Dr. Mehmet Adnan Öztürk, Doç. Dr. Tamer Güneş
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Da
ÖZET
   Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) dünya çapında görülme sıklığı giderek artan yaygın ve yeterince tanı k    Termoregülasyon yenidoğan bakım ünitelerinde dikkat edilmesi gereken en önemli faktörlerden birisidir. Dikkat edilmezse, soğuk hasarı özellikle prematüre bebeklerde ciddi metabolik sorunlara yolaçabilmektedir. Yenidoğanları bu olumsuzluklardan korumak için gerekli önlemler alınmalıdır.

Yüksek riskli bebeklerin takibi, 19(11):24-30, 2007
Prof. Dr. Fahri Ovalı
Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi
ÖZET
      Yenidoğan yoğun bakım ünitelerinden taburcu edilen bebeklerin sonraki takiplerinin de, bir neonatalog, nörolog, gelişim uzmanı, hemşire ve psikologlardan oluşan, gerekirse başka uzmanların da katıldığı bir ekip tarafından yapılması gerekir. Öncelikle, bebeklerin taburculuk kriterlerinin bilinmesi ve taburculuktan önce yapılması gereken testler ve taramaların tamamlanması gerekir. Büyüme ve nörogelişimsel takipte dikkat edilmesi gereken en önemli nokta, düzeltilmiş yaşın kullanılmasıdır. Beslenme, normal bebek beslenmesinden farklılıklar gösterir ve gerek kalori, gereksi vitamin ve mineraller açısından farklı bileşenler kullanılmasını gerektirir. Reflü gibi beslenme sorunlarının dikkatli bir şekilde takip edilmesi önerilir. Aşılar ise, kronolojik yaşa uygun olarak yapılır. Özellikle prematüre ve kronik akciğer hastalığı bulunan bebeklerde influenza ve RSV’ye karşı profilaksinin yapılması gerekir. Göz ve işitme sorunları için de taramalar yapılmalıdır. Kronik akciğer hastalığı olanlarda özel bakımlar ve tedaviler gerektiği gibi, bu bebeklerin korunması da özel bir önem kazanır. Nörogelişimsel takipte de, düzeltilmiş yaşa göre gözlenmesi gereken yetenekler takip edilmeli, intraventriküler kanama, periventriküler lökomalazi ve konvülziyonları olan bebeklerde özel tedavi ve takipler yapılmalıdır. Tüm bu sorunlar içinde aile ihmal edilmemeli ve hem bebeğin gelişimi hem de aile içi ilişkiler açısından destekler unutulmamalıdır.




Sağlam çocuk izlemi, 19(11):31-36, 2007
Prof. Dr. Şükrü Küçüködük
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
       Bu yazıda 0-18 yaşta sağlam çocuk izlemini tanımı ve önemi, yaş gruplarına göre değişiklik gösteren sağlıklı çocuk izlem basamakları konularında ayrıntılı bir şekilde durulmuş ve aile ile sağlık çalışanları arasındaki iletişim kurallarının iyi uygulanmasının başarıyı sağlayacağı vurgulanmıştır.

Yenidoğanda taburculuk kriterleri ve erken taburculuğa bağlı sorunlar, 19(11):37-41, 2007
Prof. Dr. İpek Akman, Dr. Eda Balanlı
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
       Son yıllarda bebeklerin giderek daha erken dönemde taburcu edilmeleri söz konusu olmaktadır. Oysa bu uygulamanın başlıca beslenme problemleri, dehidratasyon, sarılık ve yenidoğan taramaları açısından sakıncaları bulunmaktadır. Erken dönemde taburcu edilen bebeklerde laktasyon ile ilgili sorunların fark edilemediği ve bu bebeklerin tartı kaybı ve hatta dehidratasyon ile tekrar hastanelere sıklıkla başvurdukları bilinmektedir. Emzirme ile ilgili sorunlara bağlı yetersiz kalori alımı ve/veya dehidratasyon hiperbilirübinemi gelişmesine de katkıda bulunur. Taburculuk öncesi tüm infantların total serum bilirübin ve/veya transkutanöz bilirubin düzeyinin belirlenmesi ve Bhutani nomogramlarına göre ağır hiperbilirübinemi gelişme riski açısından değerlendirilmesi gerekmektedir. Bebekler belirlenen risk zonlarına uygun zamanlarda takibe çağrılmalıdırlar. Yenidoğan bebeklerin erken taburcu edilmeleri fenilketonuri ve hipotiroidi tarama testleri için örneklemenin zamanlaması açısından sakıncalıdır. Prematüre bebeklerde taburculuk sonrasında tekrar hastaneye yatış term bebeklere göre daha sık görülmektedir. Oda sıcaklığında vücut ısısının koruyabilen, anne memesi veya biberon ile beslenebilir durumda olan, 1600 grama ulaşmış ve kilo alan, taburcu olmadan önceki bir hafta süresince apne ve bradikardinin görülmediği bebekler aile bebeğe bakabilecek bilgi ve beceriye sahipse taburcu edilebilirler. Anne yanında izlenen term bebekler ise 48. saati doldurduklarında iyi beslenebiliyorlarsa , bilirübin değerleri Bhutani eğrilerine göre yüksek risk zonunda değilse, tarama testleri yapıldıysa ve anne bebeğe bakabileceği konusunda kendinden eminse taburcu edilebilirler. Genel olarak bebeklerin 24-36 saatten daha erken dönemde taburcu edilmeleri neonatal morbidite ve mortaliteyi artırdığından önerilmemektedir. Erken dönemde taburculuk halinde ise yakın takip gerekmektedir, bu bebeklerin tekrar hastaneye yatma oranları yüksektir.

Yenidoğanın taşınması, 19(11):42-44, 2007
Prof. Dr. Mehmet Vural
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
       Bu yazıda, bir yenidoğan transportunun ideal şartlarda teçhizat ve personel açısından nasıl olması gerektiği, önem verilmesi gereken tıbbi durumlar tartışılmıştır. Henüz hiçbir neonatal transport sisteminin olmadığı ülkemizde, bu konuda yapılacak düzenlemeler neonatal mortalite hızını düşürmede çok etkili olacaktır

Doğum travmaları, 19(11):45-48, 2007
Prof. Dr. Rahmi Örs
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
     Yenidoğan bebeklerde doğum travmalarının klinik sunumu peteşiden yaşamı tehdit eden olaya kadar geniş bir klinik değişkenlik gösterir. Aynı zamanda yasal problemler

Emzirmenin değerlendirilmesi ve emzirme sorunları, 19(11):49-55, 2007
Prof. Dr. Neslihan Tekin
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı
ÖZET
    Emzirmenin değerlendirilmesi annenin yardıma gereksinimi olup olmadığını ve ona nasıl yardımcı olacağınıza karar vermenize yarar. Sorunun ne olduğunu anlayabşlmek için emzirme sırasında anne ve bebeğin gözlemlemesine yeterli süreyi ayırabilmek gerekir. Emzirme sırasında 12 noktaya dikkat etmeliyiz. Bunları soru şekline dönüştürdüğümüzde; ‘Anne de neler dikkatinizi çekiyor?’, ‘Anne bebeğini nasıl tutmaktadır?’, ‘Bebekte ne dikkatinizi çekiyor?, ‘Bebek nasıl yanıt vermektedir?’, ‘Anne bebeğini göğsüne nasıl yerleştirmektedir?’, ‘Emzirme boyunca anne göğsünü nasıl tutmaktadır?’, ‘Bebek memeyi iyi kavramış görünüyor mu?’, ‘Bebek etkin bir biçimde emebiliyor mu?’, ‘Emzirme nasıl sonlandırılıyor?’, ‘Bebek doygunluğa ulaşmış görünüyor mu?’, ‘Annenin göğüslerinin durumu nedir?’, ‘Emzirmek anneye nasıl duygular veriyor?’. Bu sorulara olan cevapların emzirme gözlem formu üzerinde işaretlenmesi emzirmenin nasıl gittiği konusunda bize değerli bilgi sağlayacaktır. Emzirme sorunlarının erken tanısı ve tedavisi sorunun başarılı bir şekilde çözümlenmesine olanak sağlar. Bazen problem annenin göğüsleri ve memebaşı ile ilgili bazen de genel sağlık durumu ile ilişkili olabilir. Diğer zamanlarda ise bebekle ilişkili olabilir. Bazı sorunlar bizim kontrolumuz dışında kalırken bazıları güven eksikliği, uygun olmayan emzirme tekniği, kötü tavsiyelere bağlıdır. Çoğu sorun ilk birkaç haftada emzirmenin sonlandırılmasına götürürken emzirmeyle ilgili yakınmalar laktasyon döneminin herhangi bir zamanında olabilir. Burada yetersiz süt, memeyi red, angorjman, meme başı çatlakları, tıkalı süt kanalları ve mastit, meme absesi, meme uçlarının çökük veya düz olması, bebeğin bir memeyi daha az alması, sütün fazla gelmesi, sütün kanlı olması, pamukçuk konularına değinilmiştir.

Anne sütü ile geçen ilaçlar ve kontrendikasyonlar, 19(11):56-62, 2007
Uz. Dr. Mehmet Mutlu, Prof. Dr. Yakup Aslan
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
     Anne sütü yenidoğanlar için en iyi besin kaynağıdır. Anne sütünün sağlıkla ilgili, besinsel, immünolojik, gelişimsel, psikolojik, sosyal, ekonomik ve çevresel birçok faydası mevcuttur. Emziren anneler çeşitli rahatsızlıkları nedeni ile bazı ilaçları kullanmak zorunda kalmaktadırlar. Birçok emziren anne, ilaç kullanırken ilacın bebeğini olumsuz etkileyip etkilemeyeceği konusunda endişe yaşamaktadır. Emziren annelerin aldığı ilaçların çoğu bebek için önemli bir risk oluşturmaz. Belirli ilaçlar ise, çoğu klinik gözlem ve bulgulara dayalı olmayan bazı kaygılardan dolayı, emziren anneler için kontrendike kabul edilmektedir. Biz bu yazıda, anne sütü ile geçen ilaçları ve ilaçlarla ilgili emzirme kontrendikasyonlarını tartışmaya çalıştık.

Dismorfik çocuğa yaklaşım, 19(11):63-69, 2007
Uzm. Dr. Gökmen Bilgili Prof. Dr. Hasan Özkan
Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
    Büyük epidemiyolojik çalışmalar genetik bozuklukların halk sağlığı üzerinde majör etkisi olduğunu göstermiştir. Son veriler çocuk hastanelerine başvuruların üçte ikisine genetik faktörlerin katkısının olduğunu göstermektedir. Belirli bir durumun genetik doğasının erken belirlenmesi bu bireylere daha iyi bakım olanakları sağlayabilir. Bu sebeple dismorfik veya malforme çocuğa sistematik yaklaşımda bulunmak önemlidir. Bu derlemede böyle bir yaklaşım sunulmuştur.

Bebekler neden ağlar?, 19(11):70-80, 2007
Bebekler neden ağlar?, 19(11):70-80, 2007
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, * Yenidoğan ve ** Çocuk Kardiyoloji Bilim Dalları
ÖZET
    Ağlama, sağlıklı bir bebekte sık görülen normal bir durumdur. Ağlama, bir bebeğin açlıktan hayatı tehdit eden bir hastalığa, sıkıntısını ifade etmede kullandığı tek yoldur. Aşırı ağlama veya kolik ilk 3 ay içinde en sık hekime başvuru nedeni olup annede anksiyete ve depresyona katkıda bulunur. Emzirmenin kesilmesinin de önemli bir nedenidir. Fiziki şiddet uygulanmasına bağlı olarak bebeğin ölümüne yol açabilir. Hekimin amacı ciddi hastalıkları ekarte etmektir. Organik nedenler aşırı ağlama nedeniyle başvuran bebeklerin %5’inden azından sorumludur. Kolik tedavisi sınırlıdır. Annebabalar, bebeklerinin sağlıklı olduğu ve kolikin kendini sınırlayan ve uzun dönemde olumsuz etkileri olmayan bir hastalık olduğu konusunda güvence verilmesine gereksinim duyarlar.

Yenidoğan sarılığına klinik yaklaşım, 19(11):81-86, 2007
Doç. Dr. S. Ümit Sarıcı, Dr. Ömer Erdeve
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
     Term yenidoğanların %25-65’inde ve preterm yenidoğanların ise %60-80’inde fizyolojik veya patolojik sarılık görülür. Günümüzde, daha önce postnatal yaşa (güne) göre belirlenen sınırlardan ziyade, total serum bilirubin düzeyinin yaşa (saate) göre belirlenen değerlerin %95’inin üzerinde olması halinde patolojik sarılıktan bahsedilir. Toplumumuzda yapılmış çalışmalarda neonatal hiperbilirubinemi sıklığı %10 ile %25.3 arasında değişmektedir Bilirubin düzeyinin aşırı yükselmesi durumunda akut bilirubin ensefalopatisi ve kronikleşince de kernikterus tablosu oluşur. Bu makalede fizyolojik hiperbilirubinemi nedenlerinden, patolojik hiperbilirubinemiye tanı ve tedavi yaklaşımından, hiperbilirubinemi gelişimini önleyici tedbirlerden, fototerapi ve kan değişimi için yaşa (saate) ve risk faktörlerine göre sınır bilirubin değerlerinden bahsedilmiştir.

Solunum güçlüğü olan yenidoğana yaklaşım, 19(11):87-98, 2007
Doç. Dr. Ercan Kırımi
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Yenidoğan Bilim Dalı
ÖZET
      Solunum sıkıntısı yenidoğan döneminde özellikle immatür akciğerlerden dolayı prematürlerde diğer çocukluk dönemlerinden daha sık görülür. Takipne, interkostal çekilmeler, siyanoz, ekspiratuvar inleme ve burun kanadı solunumu ile açığa çıkan solunum sıkıntısı ciddi bir hastalığa verilen nonspesifik yanıttır. Neonatal solunum sıkıntısına yolaçan problemlerin tümü yalnızca primer olarak akciğer hastalığı değildir. Solunum sıkıntısının ayırıcı tanısı, akciğerleri direk veya indirek etkileyen pulmoner, kardiyak, hematolojik, enefeksiyon, anatomik ve metabolik hastalıklarla yapılmalıdır. Sürfaktan eksikliği RDS’ye neden olur ve bu siyanoz ve takipneye yolaçar, enfeksiyon interstisyel veya lober infiltrasyonlarla gösterilen pnömoniye neden olur, mekonyum aspirasyonu hipoksi ve pulmoner hipertansiyonla birlikte pnömonitise neden olur, bronkopulmoner displazi veya yenidoğanın kronik akciğer hastalığı uzamış takipne, oksijen bağımlılığı ve göğüs grafisinde gösterilen fibrozise neden olur. Yenidoğanın geçici takipnesi veya ıslak akciğer yenidoğanda selim seyirli bir süreçtir. Yenidoğanda solunum sıkıntısının sık rastlanan sebeplerini gestasyon yaşına göre ayırımlamak da klinik olarak oldukça faydalıdır. Tüm bu hastalıklar en son literatürlerin ışığı altında gözden geçirildi.

Yenidoğan konvülsiyonları, 19(11):99-105, 2007
Doç. Dr. M. Mansur Tatlı
Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Pediatri Anabilim Dalı, Neonatoloji Bilim Dalı
ÖZET
      Konvülzyonlar yenidoğan döneminde ensefalopatinin en sık belirtisidir. Bu özellikleri ile önemli sinir sistemi hastalıklarının fark edilmesini sağlar. Nöbetler bir belirti olmaların yanında ventilatör ve beslenme gibi destek bakımını da engellediği, hipoventilasyon ve apneye dolayısıyla da kan dolaşımında bozulma, kan basıncında artmaya bağlı olarak prematürelerde intrakraniyal kanamalara yol açabildiği için kendileri de önemlidir. En sık görülen nedeni hipoksik-iskemi olmakla birlikte, çabuk düzeltilebilen akut metabolik nedenler sıklıkla etiyolojide yer alır. Bu makalede yenidoğan konvülzyonlarının kliniği ve tedavisin yanında nöbetle karıştırılan durumlar gözden geçirilmiştir.

Yenidoğan sepsisi, 19(11):106-115, 2007
Uz. Dr. Ş. Suna Oğuz, Prof. Dr. Uğur Dilmen
Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Yenidoğan Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği
 

Siyanotik yenidoğan, 19(11):116-122, 2007
Yrd. Doç. Dr. Haşim Olgun, Prof. Dr. Naci Ceviz
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Kardiyolojisi Bilim Dalı
 

Kuşkulu genitalyalı yenidoğana yaklaşım, 19(11):123-130, 2007
Uzm. Dr. Nihal Hatipoğlu, Prof. Dr. Selim Kurtoğlu
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Pediatrik Endokrinoloji Bilim Dalı
 

Yenidoğan bebekte immün yetersizliğin ipuçları, 19(11):131-138, 2007
Doç. Dr. İsmail Reisli
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk İmmünoloji ve Alerji Bilim Dalı
ÖZET
      Yenidoğan bebeklerde henüz immünolojik bellek tam oluşmadığından ve antikor sentezi yeterli olmadığından serumda özgül immünglobulinler normalden düşüktür. Bu bebeklerin enfeksiyonlara karşı direnci, temel olarak doğal immün sistemleri aracılığı ile meydana getirilir. Diğer immün sistem komponentlerinin de yetersiz fonksiyonları nedeniyle yenidoğan bebek, enfeksiyonlara yatkın hale gelmektedir. Bu nedenle fonksiyonel olarak yetersiz bir immün sisteme sahip yenidoğanda? primer immün yetmezlik düşünebilmek için bazı ipuçlarını kaçırmamak gerekir. Bunlar arasında ailede immün yetmezlik öyküsü? göbek kordonunun geç düşmesi? lenfopeni? moniliasis? periferik lenfoid dokunun yokluğu? organ abseleri ve hipokalsemik tetani sayılabilir. Bu ipuçlarının yakalanması yeterli bir öykü alma? iyi bir fizik muayene ve dikkatli hasta takibi yanında primer immün yetmezliklerin klinik özelliklerini bilmek ile mümkün olabilir.

Hipotonik yenidoğanın değerlendirilmesi, 19(11):139-142, 2007
Doç. Dr. Kürşad Aydın
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı
ÖZET
      Hipotoni, yenidoğan dönemindeki en önemli nörolojik muayene bulgularından birisidir. Bu durum, genellikle doğumda var olan veya hayatın erken döneminde tanımlanabilen istirahat veya hareket sırasında normal postürü sürdürmeyi engelleyen kas tonus azalmasıdır. Hipotoni, yenidoğan bebeğin ilk pediatrik muayenesinde sıklıkla ve kolayca tanımlanabilmesine rağmen tanısal girişimler sıklıkla karmaşık ve güçtür. Genetik ve nörolojik bilimlerdeki gelişmeler yeni tanı girişimlerinin kullanılmasına yol açarken spinal müsküler atrofi, doğumsal müsküler distrofi ve myopatiler gibi bazı durumların hızlı moleküler tanısı mümkün olmuştur. Hipotoni nedenleri, başlıca santral ve periferal olarak ayrılabilir. Hipoksik beyin hasarlanması, kromozom anormallikleri, beyin anormallikleri ve metabolik bozukluklar santral; spinal müsküler atrofi ve kas hastalıkları ise periferal nedenlerdir. Nörolojik muayene, beyin görüntülemesi, kromozom analizi ve moleküler genetik testler de en yararlı tanısal girişimlerdir.

 

SENDROM II

SOSYAL PEDİATRİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ




 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker