SENDROM

 

SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
MART 2007

 

 

İÇ HASTALIKLARI
Tiazid tipi diüretiklerin etki mekanizmasının gözden geçirilmesi, 19(3):57-60, 2007
As. Dr. Mustafa Kaplan, Yrd. Doç. Dr. Emrullah Solmazgül, Doç. Dr. Selim Nalbant
GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi İç Hastalıkları Servisi
ÖZET
     Tiazid tip diüretikler (TTD) hipertansiyon tedavisinde başarılı olarak kullanılmaktadırlar. Bu ilaçlar standard tedavi olarak birçok klinisyen tarafından kullanılmakla beraber kullanımları ile ilgili hala birçok çözümlenmemiş noktası mevcuttur. Bunlar; etki mekanizmaları, loop diüretikler ile etkilerinin karşılaştırılması, sınıf etkisi ve diüretik olmayan antihipertansif diğer sınıflarla kullanımı durumunda additif etki yapabilme ile ilgili konulardır. Bu ilaçların daha etkin kullanılabilmesi için bu konuların anlaşılması çok önemlidir.

RADYASYON ONKOLOJİSİ
Yumuşak doku sarkomlarının tedavisinde radyoterapinin rolü, 19(3):61-66, 2007
Yard. Doç. Dr. Görkem Aksu *, Doç. Dr. H. Cüneyt Ulutin **
* Kocaeli Tıp Fakültesi ve ** GATA Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalları
ÖZET
         Yumuşak doku sarkomları tüm neoplaziler içinde oldukça nadir görülen tümörlerdir. Sıklıkla ekstremitelerde, daha nadiren gövde, baş-boyun bölgelerinde izlenirler. Tam cerrahi çıkarım tedavideki önemli noktalardandır. Radyoterapi preoperatif, intraoperatif, postoperatif ya da primer olarak uygulanabilir. Kemoterapinin rolü konusunda tartışmalar henüz bir konsensusa varmamıştır.

DEONTOLOJİ
Edmund Husserl ve fenomenoloji, 19(3):67-69, 2007
Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün *, Özge Özgürler **
* Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı, ** Koç Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü
ÖZET
         Fenomenoloji yalınlık ve akılcılık arasındaki karşıtlıkları çözümleme amacıyla filozofik ve bilimsel sistemleri kullanıp, teorilerin saf kaynağına ulaşmaya çalışan bir felsefe dalıdır. Kurucusu, Edmund Husserl (1859-1938), olup uzun yıllar boyunca (1876-1936 arası) fenomenoloji’yi geliştirmeye çalışmıştır. Fenomenoloji aklın içe dönük olmayıp, aksine çevre ve toplumla ilişkili olan açık bir yetenek olduğunu ortaya koymaktadır. Yenilik ve değişimlere açık olan bir sosyal uzay kavramı geliştirmiştir. Bu nedenlerle, Fenomenoloji henüz yeni sayılabilecek, ve yeterince tanınamamış olan bir bilim dalı olarak karşımızdadır. Bu bilim dalının ortaya koyduğu kavramları anlayabilmenin güçlüğü nedeniyle, meslektaşları tarafından Edmund Husserl’in ders verme lisansı iptal edilmiştir (1936), ve Paris’te yapılan 9. Uluslararası Felsefe Kongresine (1937) katılımı engellenmiştir. Son yıllarda ise bazı yeni kitaplar fenomenoloji’yi tekrar ele alıp kavramların daha geniş bilim gruplarına aktarılmasını sağlamaya çalışmaktadır.

ANESTEZİYOLOJİ
Postdural ponksiyon baş ağrısı, 19(3):70-74, 2007
Oluşumu, önlenmesi ve tedavisi
Doç. Dr. Sıtkı Göksu, Dr. İbrahim Tuncel
*Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı
ÖZET
    Spinal anestezinin gelişimi 1800’lü yıllardan itibaren Corning ve diğer araştırıcılar tarafından yapılan çalışmalarla başlamıştır. Alman cerrah August Bier 1898’de spinal anesteziyi ilk kez uygulamıştır. Post dural ponksiyon baş ağrısı (PDPB) oluşumunda dural delinme önemli rol oynar. PDPB oluşumunu engellemede daha küçük gauge’li iğnelerin kullanılması önemlidir. İğnenin boyutunun yanı sıra, iğnenin şekli ve yönü de PDPB gelişiminde önemli faktörlerdir. PDPB en sık doğurganlık çağında ki kadınlarda görülür. PDPB’ de baş ağrısı predominanttır. Dik pozisyonla ağrı artarken yatar pozisyonla ağrının azalması tipiktir. PDPB tedavisinde en önemli adım yatak istirahatıdır. Destekleyici tedavi olarak rehidrasyon, asetaminofen, nonsteroid anti inflamatuar ilaçlar, opioid ve antiemetik semptomları kontrol altına alabilir. Ayrıca tedaviye rağmen devam eden baş ağrılarında epidural kan yaması ile ilk 24 saatte %70- 98 oranında başarılı sonuç alınabilir.

TIBBİ BİYOLOJİ
Frajil X sendromunun moleküler tanısı ve genetik danışmanlık, 19(3):75-82, 2007
Dr. Ülkü Özbey, Yrd. Doç. Dr. Hasan Yüce
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı
ÖZET
   Kalıtsal mental retardasyonun en yaygın sebebi Frajil X sendromu’dur (FRXS). Xq27.3’deki Frajil (X mental retardasyon 1) FMR-1 geninin promotor bölgesinde yer alan (CGG)n üçlü nükleotid tekrar sayısının artmasıyla bu bozukluk oluşmaktadır. FMRI geninin klonlanması ve FRXS’nun moleküler temelinin anlaşılması; mutasyonun nadir tipinin anlaşılmasında ve tanı konmasında oldukça önemlidir. Stabil normal (CGG)n allellerinin taşıyıcı duruma ve premutasyondan tam mutasyona dönüşmesine neden olan mekanizma tam olarak anlaşılamamıştır. Frajil X mental retardasyon (FXMR) klinik tanısı dismorfolojik özelliklerle konulamaz. Southern Blot tekniği ile moleküler tanı, taşıyıcılık durumunu tespit eder. Ailelerde ve taşıyıcı akrabalarda FXMR tekrarlama riski yüksek olduğundan frajil X pozitif çocukların tanımlanması, taşıyıcılık durumunun taranması ve ailelere prenatal tanı önerilmesi çok önemlidir. Frajil X fenotipiyle ilişkili olan tipik davranış ve fiziksel özellikler veya herhangi bir mental retardasyon hikayesi olmasa bile mental olarak geri kalmış çocuklar ve yetişkinleri taramak mümkündür. Bu derlemede FRXS’lu ailelere, tanı teknikleri ve genetik danışmanlık sürecini de kapsayan uygun sosyo-psikolojik yaklaşımda izlenecek yollar, klinik takip ve tanı süreci literatüre dayalı olarak tartışılmıştır. Taşıyıcı dişilerdeki değişkenliğin ciddiyeti ve premutasyondan dolayı oluşan karışıklıklar frajil X’li ailelere danışmanlık verilirken çözümlenmesi gerekir.

HEMŞİRELİK
Serebrovasküler olgularda depresyonun yaşam kalitesi üzerine etkisi, 19(3):83-88, 2007
Yard. Doç. Dr. Demet Ünalan, Yard. Doç. Dr. Ferhan Soyuer, Uzm. Dr. Ahmet Öztürk *
Erciyes Üniversitesi Halil Bayraktar Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu, * Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Biyoistatistik Anabilim Dalı
ÖZET
     Bu çalışma, serebrovasküler hastalık geçiren olgularda depresyonun yaşam kalitesini üzerine etkisini değerlendirmek amacıyla planlanmıştır. Olguların beck depresyon puanı ortalaması 16.56±11.32 olup, %14.3’ünde şiddetli düzeyde beck depresyon skorlarının olduğu tespit edilmiştir. Çalışmamızda, yaşam kalitesinin fizik fonksiyonellik dışındaki bütün alanlarında erkek hastaların puanlarının kadın hastalara göre daha yüksek olduğu, yaşam kalitesinin fiziksel rol sınırlamaları ve genel sağlık algılamaları dışındaki bütün alanlarındaki puanların ise evlilerde dul/boşanmış olan hastalara göre yüksek olduğu tespit edilmiştir. Hastaların, beck depresyon skor gruplarına göre yaşam kalitesi puanları arasındaki fark incelendiğinde; depresyonun şiddeti arttıkça yaşam kalitesinin fiziksel rol sınırlama dışındaki bütün alanlarındaki puanların düştüğü tespit edilmiştir. Hastanın yaşı arttıkça fizik fonksiyonellik puanlarında anlamlı düzeyde azalma olduğu tespit edilmiştir. Yaşam kalitesinin fizik fonksiyonellik dışındaki bütün alanlarında en yüksek puana memur, çiftçi, serbest meslek sahibi kişilerin, en düşük puana ise ev hanımlarının sahip olduğu tespit edilmiştir. Hastalarda sigara kullanım süresi ile yaşam kalitesinin fiziksel ve duygusal rol sınırlamaları dışındaki bütün alanlarında, günlük içilen sigara miktarı ile yaşam kalitesinin fiziksel ve duygusal rol sınırlamaları ile sosyal fonksiyonellik alanlarında, alkol kullanma süresi ile yaşam kalitesinin ağrı ve genel sağlık algısı ve ruh sağlığı dışındaki bütün alanları arasında negatif korelasyon tespit edilmiştir.

HEMŞİRELİK
Kseroderma pigmentosum ve hemşirelik bakımı, 19(3):89-90, 2007
Yrd. Doç. Dr. Fügen Göz *, Öğr. Gör. Medine Erkan **, Hemş. Berna Saldus ***
* Kocaeli Üniversitesi ve ** Dicle Üniversitesi Sağlık Yüksek Okulları, *** Dicle Üniversitesi Hastanesi
ÖZET
 Xeroderma pigmentosum (XP) nadir görülen herediter bir hastalıktır. Hastalık ultraviyoleden kaynaklanan DNA hasarınınonarımında enzimatik bir defekt, deride güneş ışığına karşı hipersensitivite, fotosensitivite, tekrarlayıcı eritem ve hiperpigmentasyonla karakterizedir. Ultraviyole radyasyonu nedeni ile oluşan derideki hasar deride malignensiye neden olur. 4 yaşındaki hastada hastalık 1 yaşında iken ortaya çıkmıştır. Hastanın klinik bulguları ve prognozu literatür ile uyumludur. Bu vakanın hemşirelik girişimleri açıklanmıştır.

CFP
Tanınız ne?, 19(3):13-14, 2007
Irina Turchin, MD; Benjamin Barankin, MD
 

CFP
Diz eklemi enjeksiyonları ve aspirasyonları, 19(3):10-12, 2007
Üçgen tekniği
Leonard E. Lockman, MB CHB (SA), MFAMMED (SA), MD, CCFP
ÖZET
     Üçgen tekniğiyle deneyimim ödüllendirici olmuştur. Doğruluk derecem yaklaşık % 90 olup, başka teknikler kullanan bazı yazarların bildirdiği % 93'lük doğruluk oranıyla uyum içindedir.



PGM
Sülfa alerjisi olan hastalarda tedavi yaklaşımı, 19(3):15-18, 2007
Antibakteriyel olan ve olmayan sülfonamitlerin kullanılması
David Ponka, MD, CCFP(EM)
ÖZET
 Sülfa alerjisi olan hastalarda sülfamit bazlı (sülfa) ilaçların kullanımına ilişkin bir yaklaşım sunmak ve alerjileri olduğu halde bu ilaçlara gerek duyan hastalarda sülfa ilaçlarının kontrendike olup olmadığını araştırmak.
     Güncel farmakoloji ders kitapları ve “sulfonamide (sülfonamit)” ve “drug sensitivity (ilaç duyarlılığı)” gibi MeSH anahtar sözcüklerini kullanarak MEDLINE'ın 1966'dan şimdiye kadar taranması sonucu saptanan derleme makaleleri, olgu raporları, bir gözlem çalışması (düzey II kanıtları) ve uzlaşı düşüncesi raporları (düzey III kanıtlar).
     Antibakteriyel olan ve olmayan sülfa bileşikleri arasında çapraz reaksiyon nadiren görülmekle birlikte, sülfa alerjisi olan hastaların farmakolojik ve klinik tedavisini etkileyebilmektedir.
     Sülfa alerjisi olan hastalarda sülfa grubu ilaçların kullanılmasına doktorun yaklaşımı, ilk alerji olayın kesinliği ve şiddet derecesine, başka seçeneklerin mevcut olup olmamasına, kullanılması düşünülen ilacın ilk zararlı ajan olarak (antibakteriyel olan ve olmayan) sülfa ilaçlarıyla aynı kategoriye ait olup olmadığına bağlıdır.


PGM
HIV tedavisi hakkında konuşma zamanı, 19(3):19-21, 2007
Kanada aile hekimliği 2006 AIDS konferansından alınacak dersler
Claire E. Kendall, MD, CCFP; Dale Guenter, MD, MPH, FCFP
 


PGM
Ergen tedavisi I, 19(3):22-27, 2007
Aile doktorları ergenlerin akıl sağlığıyla ilgileniyor mu?
Andrée Gilbert, MD, MSC; Brigitte Maheux, MD, MPH, PHD; Jean-Yves Frappier, MD, FRCPC; Nancy Haley, MD, FRCPC
ÖZET
   Aile doktorları akıl sağlığı sorunları olan ergen hastaları ne sıklıkla görmekte ve bu sorunların nasıl üstesinden gelmektedir.
     Ad vermeden ve posta yoluyla tamamlanmış anket çalışması.
     Quebec Eyaleti.
     Birincil olarak yerel akıl sağlığı merkezlerinde (centre local de services communautaires CLSC'ler [yerel toplum sağlığı merkezleri, YTSM'ler) çalışan tümü Fransızca konuşan 358 aile doktoru, YTSM ergen kliniklerinde ve özel çalışanlar arasında rastgele seçilen 749 Fransızca konuşan pratisyen
     Doktorların son bir yılda veya mesleklerini uygulamaya başladıktan sonra depresyon, intihar düşünceleri, davranış bozuklukları, madde kötüye kullanımı, intihar girişimi veya intihar gibi akıl sağlığı sorunları olan ergen hastaları görme sıklığı
     Yanıt oranları % 70 idi. Doktorların çoğu son bir yıl içinde akıl sağlığı olan ergenleri gördüklerini rapor etmişlerdir. Ergen kliniklerinde çalışmayan pratisyenlerin yaklaşık % 10'u en azından haftada bir akıl sağlığı sorunları olan ergen hastaları gördüklerini bildirmişlerdir. En sık görülen sorun anksiyete idi. Ergen kliniklerinde çalışan doktorların daha büyük bir bölümü, bu çalışmada incelenen tüm akıl sağlığı sorunları olan ergen hastalarla sık sık karşılaştıklarını bildirmiştir. Ergen kliniklerinde çalışmayan genel pratisyenlerin % 8-33'ü depresyon, davranış bozuklukları veya madde kötüye kullanım sorunları olan herhangi bir ergen hastayı görmediklerini söylemiştir. Doktorların % 80'den fazlası intihar girişiminde bulunan ve yaklaşık % 30'u intihar etmiş ergen hasta görmüştür.
     Aile doktorları ergenlerin akıl sağlığı tedavisinde rol oynamaktadır. Ergen kliniklerine başvuran ergenler arasında akıl sağlığı sorunlarının daha yüksek oranda görüldüğü anlaşılmaktadır. Ergen çağda bu sorunların çok yaygın olduğu bilindiğine göre, sonuçlarımıza dayanarak birinci basamak sağlık kuruluşlarında bu rahatsızlıkları tarama yöntemlerinin iyileştirilmesini önermekteyiz.


PGM
Premenopozal dönemde osteoporoz, 19(3):34-38, 2007
Chris T. Derk MD
ÖZET
   Premenopozal kadınlarda osteoporozun toplum temelli taranması halihazırda desteklenmediğinden, taramalar postmenopozal kadınlarla sınırlandırılmalıdır. Premenopozal kadınlarda KMY’lerin göreceli değeri ve kırık riskiyle korelasyonları iyice belirlenmemiş olmasına rağmen, yüksek osteoporoz riski altında olanlar taranmalıdır. Premenopozal kadınlarda osteopeni ve osteoporoz tanısına ilişkin KMY kriterlerine kesinlikle ihtiyaç vardır. Glikokortikoit kullanımına bağlı osteoporozda farmakolojik tedavi yararlı olabilmektedir. Diğer taraftan, uzun dönemli etkileri bilinmediğinden, premenopozal kadınlarda farmakolojik tedavi nadiren gerekli olmaktadır.


PGM
Kemik dansitometrisi, 19(3):39-43, 2007
Monica Agarwal, MD; Pauline Camacho, MD
ÖZET
  Birinci basamak doktorları, osteoporoz profilaksi ve tedavisinin esas uygulayıcısıdır ve öyle olmaları gerekir. Osteoporozun erken tanımı ve tedavisi bu hastalıkla ilişkili morbidite, mortalite ve sağlık bakım maliyetlerini anlamlı derecede azaltabilir. DXA taramaları osteoporozun tanımlanmasını kolaylaştırmayı ve osteoporoz tedavisini etkilemeyi sürdürmektedir. Doktorların bu teknolojinin yorumlanması ve tuzak noktaları hakkında bilgi sahibi olması önem taşımaktadır.


PGM
D vitamini eksikliğinin üstesinden gelmek, 19(3):44-48, 2007
Heidi S. Powell, MD; Deborah Greenberg, MD
ÖZET
    D vitamini eksikliği Birleşik Devletler’de sık görülen bir klinik sorundur. Hafif derecede eksikliği olan hastaların çoğu asemptomatik olduğu için eksiklik riskinin en yüksek düzeyde olduğu topluluklarda doktorlar çok kuşkucu olmak zorundadır. Optimal kemik gelişimi ve kas gücü için D vitamini eksikliği olan hastaların tanımı ve tedavisi önem taşımaktadır.


PGM
Kalça kırığı, 19(3):51-56, 2007
T. S. Dharmarajan, MD; Prabir Banik, MD
 

 

SENDROM II

YENİDOĞAN TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ




 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker