SENDROM

 

SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
HAZİRAN 2007

 

 

CFP
Diyabet tedavisini iyileştirme, 19(6):16-20, 2007
Daren Lin; Shirley Hale, RN (EC); Erle Kirby, MD, MSC, FCFP
ÖZET
     Kanada’da diyabet tedavilerinin çoğu, doktorların kılavuzlara uyumunun sıklıkla yetersiz olduğu birinci basamak sağlık bakım hizmetlerinde gerçekleşmektedir7. Çok sayıda kanıt, diyabet tedavisinde doktorların kılavuzlara uyumunu ve hasta sonuçlarını iyileştiren kalite-iyileştirme girişimlerini desteklemektedir24. Programımız, Kanada birinci basamak uygulamalarının çoğunda kolayca kullanılabilen 3 girişimi içermektedir: 30 dakikalık randevular, anımsatıcı telefon çağrıları ve izlem çizelgelerinin kullanılması. Üç yıllık dönem sırasında bu girişimlerin hastaların fizyolojik parametrelerinin bir bölümünü ve birinci basamakta hasta bakımını üstlenenlerin kılavuzlara uyumunu iyileştirdiği görünmektedir. Diyabet hastalarının bakım kalitesini iyileştirmek için ilgilenen doktorlar ve eğitim hemşireleri girişimlerimizden ve literatürde aktarılan diğer girişimlerden yararlanan benzer bir yaklaşımı kullanılabilir.

AFP
İnsülin ve tip 2 diyabet, 19(6):22-27, 2007
“Tıkınmaları” önleyen basit bir kılavuz
Patrick J Phillips MBBS, MA(Oxon), FRACP, MRACMA
 

AFP
Yeni geliştirilmiş insülinler, 19(6):28-34, 2007
Analogların yeri neresi?
Liza K Phillips MBBS(Hons)
ÖZET
        ARKA PLAN: Klasik bolus insülinlerle karşılaşılan sorunlar arasında etkilerinin geç başlayıp geç sona ermesi, bazal insülinlerle gece pik yapması ve her zaman aynı etkiyi göstermemeleri sayılabilir. Fizyolojik insülin salımını daha iyi taklit etmek ve hipoglisemiyi ağırlaştırmaksızın daha iyi bir kan şekeri kontrolü sağlamak için analog insülinler tasarlanmıştır.
     AMAÇ: Bu makale, analog insülinleri tartışmakta ve güncel diyabet tedavisinde rollerini özetlemektedir.
     TARTIŞMA: Analog insülinler klasik insülinlere göre gerçekten bazı avantajlar sunmaktadır. Bolus ve bazal insülinler esneklik sağlamakta ve bazal analoglar noktürnal hipoglisemiyi azaltmaktadır. Ancak, analog insülinlerle kan şekeri kontrolünün iyileştiğini destekleyen kısıtlı sayıda kanıt mevcuttur. Hiçbir çalışma, uzun dönemdeki sonuçları ve zorlu sonnoktaları incelememiştir. Hızlı etkili analoglar genellikle tip 1 diyabette yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bazal analoglardan glargin ve detemir klasik bazal insülinlere göre anlamlı derecede daha pahalı olmalarına karşın, 1 Ekim 2006’da Yararlı ‹laçlar Listesine (Pharmaceutical Benefits Scheme) dahil edilmişlerdir. Glargin, tip 1 ve insüline bağımlı tip 2 diyabette kullanılmaktadır. Detemir ise, yalnızca tip 1 diyabet hastaları için önerilmiştir. Özellikle hipoglisemik olduklarının farkında olmayan tip 1 diyabet hastalarının yeni bazal analoglardan en büyük yararı sağlamaları beklenebilir.

ENDOKRİNOLOJİ’LER
Akromegali, 19(6):35-40, 2007
Doç. Dr. Betül Uğur Altun
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
ÖZET
     GH normal boylamasına büyüme için gereklidir. Aşırı büyüme hormonu sekresyonu prepubertal çocuklarda jigantizme, erişkinde akromegaliye yol açmaktadır. Akromegaliye büyüme hormonu salgılayan pitüiter adenomlar neden olurlar. Aşırı büyüme hormonu sekresyonu sendromları ve akromegali %95 somatrop pitüiter adenomlardan oluşur. Çok az vaka genellikle akciğer ve pankreastan kaynaklı ektopik GHRH üreten tümörlerde tanımlanmıştır. Akromegali sık görülmez. Yıllık insidensi milyonda 3-4 vakadır. Akromegali sıklıkla geç tanı alan ciddi bir hastalıktır. İlişkili olduğu kardiyovasküler, cerebrovasküler, respiratuvar hastalıklar ve malignensilerden dolayı morbidite ve mortalite oranı yüksektir

Hiperprolaktinemiler, 19(6):41-45, 2007
Doç. Dr. Canan Ersoy
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı
ÖZET
   Prolaktin ön hipofiz bezinden salgılanan protein yapısında bir hormon olup bir hipotalamik prolaktin inhibitör faktörü olan dopaminin baskılayıcı etkisi altındadır. Prolaktin düzeylerinin erişkinde 20 ng/ml’nin üzerinde saptandığı hiperprolaktinemi fizyolojik, farmakolojik veya patolojik nedenlere bağlı olabilir. Semptomatik hiperprolaktineminin en sık patolojik nedeni prolaktinomadır. Hipogonadizm kliniğinin semptom ve bulguları ile başvuran hiperprolaktinemili olgularda etiyolojik nedenlerin ayırıcı tanısının yapılması hastanın tedavisi ve takibi yönünden önemlidir.
     Anahtar kelimeler: Hiperprolaktinemi, etiyoloji, prolaktinoma, tedavi

Birincil hiperparatiroidizm, 19(6):53-55, 2007
Doç. Dr. Ender Arıkan
Acıbadem Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Kliniği
 
        Primer Hiperparatiroidizm parathormon sekresyonunun otonom olarak artmasına bağlı olarak kalsiyum, fosfor metabolizması bozuklukları ile seyreden ve kemikler ve böbrekler başta olmak üzere pek çok sistemi etkileyen bir hastalıktır. Vakaların büyük kısmının asemptomatik olmasından dolayı sıklıkla tanı konmasında güçlükler yaşanan klinik bir durum olarak karşımıza çıkar. Erken tanı konmaz ve tedavi edilmez ise nefrolitiyazis, böbrek yetersizliği ve osteoporoz gibi komplikasyonlar ile hayat kalitesini azaltır. Bu derlemede primer hiperparatiroidinin klinik bulguları tanı testleri ve tedavi seçenekleri hakkında önemli noktaları vurgulanması amaçlanmıştır

Cushing sendromu, 19(6):56-62, 2007
Doç Dr. Zeynep Cantürk
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji ve Metabolizma Bilim Dalı
ÖZET
 Cushing sendromu (CS), glukokortikoidlere aşırı maruziyet sonucu gelişmektedir. Etiyolojisi kabaca ACTH’ ya bağımlı ve ACTH’ dan bağımsız olarak iki grupta incelenmektedir.ACTH’ ya bağımlı formlardan hipofizer Cushing Sendromu (Cushing hastalığı) en sık görülen formdur ve olguların %70’ ini oluşturur. Ektopik ACTH ise pek çok tümörden kaynaklanabilmektedir. Aşırı otonom kortizol sekresyonu adrenal adenom veya karsinomdan kaynaklanabilmektedir. Kilo alımı, trunkal obezite, stria, hipertansiyon ve glukoz intoleransı sık görülen klinik bulgularıdır. CS şüphesi olan hastaların değerlendirilmesi, tanı için sık kullanılan testlerin kullanımının ve limitasyonlarının bilinmesini gerektirmektedir. CS için en iyi tarama testleri düşük doz deksametazon supresyon testi, sirkadien ritm değerlendirmesi ve 24 saatlik idrarda serbest kortizol ölçümüdür. Kesin tanı için ACTH ölçümü, yüksek doz deksametazon supresyon testi, CRH (kortikotropin releasing hormon) stimülasyon testi ve inferior petrozal sinüs örneklemesi gerekebilmektedir. CS’ nun tüm tipleri için optimal tedavi tümörün cerrahi rezeksiyonudur; inoperabl veya rekürren olgularda bilateral adrenalektomi, medikal tedavi veya radyoterapi uygulanabilir. Prognoz, Cushing hastalığında ve benign adrenal adenomlarda daha iyi olup, adrenokortikal kanser ve malign ACTH üreten tümörlerde kötüdür.

Birincil aldosteronizm, 19(6):63-68, 2007
Yrd. Doç. Dr. M. Nur Kebapçı
Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Bilim Dalı
ÖZET
     Aldosteronizm mineralokortikoid hormon aldosteronun aşırı salgısıyla ortaya çıkan bir sendromdur. Aşırı aldosteron üretimine yol açan patoloji adrenal glandda yer alıyorsa “Primer Aldosteronizm”, adrenal gland haricinde bir uyarı nedeniyle ortaya çıkarsa “Sekonder Aldosteronizm” adını alır. Bu yazıda primer aldosteronizmin etyolojisi, klinik semptomları, laboratuar bulguları, tanı kriterleri, ayırıcı tanısı ve tedavisi gözden geçirilmiştir.



Doğuştan adrenal hiperplazi, 19(6):69-73, 2007
Dr. Bengür Taşkıran
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
ÖZET
  Konjenital adrenal hiperplazi, otozomal resesif kalıtımla geçen ve adrenal bezin korteks tabakasında glukokortikoid, mineralokortikoid ve androjenleri sentezinde rol alan enzimlerin eksikliğiyle karakterize bir hastalık gurubudur. Enzimin oluşumunu sağladığı maddeler üretilemezken blokaj öncesindeki maddelerde artış ve diğer yolaklara kayma olur. Altı tipi bulunur. En sık görülen tipi 21-hidroksilaz eksikliğidir. Tipler arasında farklılık göstermekle birlikte mineralokortikoid eksikliğine bağlı ciddi tuz kaybı, dişi fetüslerde virilizasyon, ambiguous genitalia, puberte prekoks, boy kısalığı, jinekomasti gibi geniş bir klinik yelpazede karşımıza çıkar. Blokaj öncesinde biriken maddelerin plazma düzeylerinin ve idrardaki metabolitlerinin artması tanıyı koydurur. Şüphede kalınan vakalarda ACTH uyarısına olan yanıt değerlendirilir. Moleküler genetik inceleme mutasyonları gösterir. Hatta prenatal tanı konması hormonal değerlendirmeden daha önce moleküler değerlendirmeyle mümkün olur. Glukokortikoid ve şudrokortizon tedavisiyle semptom ve bulgularda çoğunlukla anlamlı gerileme sağlanır. Tanı konan vakalar için prenatal tedavi seçeneği bulunur. Plastik cerrahi, antiandrojenler, östrojen ve büyüme hormonu diğer yardımcı tedavi seçeneklerini oluşturur.



Feokromositoma, 19(6):74-77, 2007
Uz. Dr. Eşref Mesut Özer
Fatih Sultan Mehmet Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği, Endokrinoloji Ünitesi
ÖZET
    Feokromositoma, adrenal medullada veya adrenal dışı sempatik sinir sisteminde bulunan kromaffin hücrelerden köken alan katekolamin salgılayan nöroendokrin tümörlerdir. Seyrek görülmesine rağmen, tedavi edilmez ise ölümle sonuçlanabilir. Doğru teşhis edildiğinde tedavi edilebilir bir hastalıktır. Adrenal dışı sempatik zincirden kaynaklanan tümörlere paraganglioma denir.



Polikistik over sendromu, 19(6):84-87, 2007
Dr. Bengür Taşkıran
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı
ÖZET
  Polikistik over sendromu (PCOS) premenapozal kadınlarda görülen ensık endokrin hastalık olup, hiperandrojenizm ve kronik anovulasyon ile karakterizedir. PCOS’un patogenezi hala tartışmalıdır. İnsülin direnci sonucunda gelişen hiperinsülineminin PKOS patogenezinde rol oynadığı, ovariyan testosteron üretimini uyardığı, seks hormon bağlayıcı protein konsantrasyonunu azalttığı ve ovulasyonu bozduğu bildirilmektedir. Bu olgularda insülin direnci ile ilişkili olan diabetes mellitus, hipertansiyon ve dislipidemi gibi çeşitli komplikasyonların gelişiminde rol oynayan risk faktörlerinin de arttığını çalışmalar göstermektedir. Bu komplikasyonlar PCOS’u kadınların genel sağlık sorunu haline getirmektedir. Diyet, egzersiz, oral kontraseptif ve insülin duyarlılığını arttıran ajanların kullanımı gibi uygun önleyici ve tedavi edici yaklaşımlar toplum sağlığı açısından önemlidir.



Tip 2 diabetes mellitus, 19(6):88-93, 2007
Prof. Dr. Armağan Tuğrul
Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji Bilim Dalı
ÖZET
 Tip 2 diyabetes mellitus sık rastlanan metabolik hastalıklar grubunda yer alır. Hiperglisemi, insülin sekresyon azalması, glukoz kullanımının azalması ve glukoz yapımının artması ile olur. Tip 2 diyabetteki metabolik bozukluklar birçok organda sekonder patofizyolojik değişikliklere neden olur. Glisemi kontrolü diyabet komplikasyonlarının riskini azaltır.




 

 

SENDROM II

GENEL CERRAHİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ




 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker