SENDROM

 

SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
TEMMUZ 2007

 

 

PSİKİYATRİ
Psikotrop ilaçlar ve kilo alımı, 19(7):20-33, 2007
İlaçların vücut ağırlığı ve beslenmenin nörohormonal regülasyonu üzerine
Dr. Diyetisyen Aliye Özenoğlu
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı, Geropsikiyatri Bilim Dalı
ÖZET
       Psikiyatrik tedavi süresince sıklıkla vücut ağırlığında artış meydana gelir ve buna sıklıkla iştah artışı veya besin açlığı eşlik eder. Oluşumunu ve zamanını tahmin etmenin güç olduğu bu yan etki, sonunda sıklıkla obeziteye yol açar ve hastaların bir kısmında, etkili olmasına rağmen tedavinin kesilmesine neden olur. Bu makalede, antidepressant, duygu durum düzenleyici ve antipsikotik tedavi ile ilişkili kilo alımının sıklığı ve boyutuna ilişkin mevcut epidemiyolojik veriler gözden geçirilmiştir. Ayrıca, leptin ve tümör nekrozis faktör sistemi gibi iştahının santral kontrolünde rolü olan etkenler ile olası altta yatan patolojik mekanizmalar ve metabolik değişiklikler incelenmiştir.
     Kilo alımı, bazı ikinci generasyon antipsikotik ilaçlar ve bazı duygu durum düzenleyicileriyle tedavi edilen hastalarda en belirgin görülmektedir. Geleneksel (konvansiyonel) antipsikotikler ise tipik olarak hafif- orta derecede bir tartı artışı yaparlar. Belirgin tartı artışı, sıklıkla bir çok trisiklik antidepressant ile tedavi süresince de meydana gelir. Seratonin geri alım inhibitörleri, tedavinin ilk birkaç haftası süresince kilo kaybına yol açabilirler, fakat bazıları uzun dönem tedavi süresince kilo alımını uyarırlar. Bununla birlikte, bir çok antidepressant ve antipsikotik ilacın kilo artışına neden olmadığı, hatta kiloyu azalttığı tespit edilmiştir.

ANATOMİ
Kafa iskeletinde fossa navicularis’in anatomik özellikleri ve klinik önemi, 19(7):34-36, 2007
Prof. Dr. Z. Aslı Aktan-İkiz, Uz. Dr. Hülya Üçerler, Dr. Mustafa Orhan
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı
ÖZET
       Os occipitale’nin pars basilaris’i, kemiğin foramen magnum’un önünde kalan parçasıdır. Pars basilaris’in alt yüzünde, foramen magnum’un yaklaşık olarak 1 cm önünde raphe pharyngeus’un yapıştığı ve tuberculum pharyngeum denilen küçük bir çıkıntı bulunur. Fossa navicularis basis cranii’de görülen nadir bir varyasyondur ve tuberculum pharyngeum’un önünde lokalizedir.
     Bu çalışmanın amacı fossa navicularis’in insidansını ve morfometrik özelliklerini saptamaktı. Çalışma 95 örnek üzerinde gerçekleştirildi. Örneklerin % 6.3’ünde fossa navicularis gözlendi. Fossa navicularis derinliği 1.58±0.84 mm, transvers çapı 4.66±1.43 mm, sagittal çapı 6.50±1.73 mm idi. Tuberculum pharyngeum’un en ön noktası(4.36±2.14 mm) ve vomer(6.53±3.77 mm) gibi bazı belirgin anatomik noktalar ile fossa navicularis arası uzaklıklar da ölçüldü.
     Bu varyasyonun varlığının bilinmesi, özellikle kafa tabanına cerrahi yaklaşımlar sırasında faydalı olacaktır. Radyolojik görüntülerin değerlendirilmesinde de klinisyenleri yanlış tanıya yönelmekten koruyacaktır.

TIBBİ BİYOLOJİ VE GENETİK
Kronik miyeloid löseminin sitogenetik ve moleküler mekanizması, 19(7):37-48, 2007
Dr. Ülkü Özbey, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Yüce
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı
ÖZET
        Kronik myeloid lösemi (KML) olgularının %95’inde oluşan 9 numaralı kromozom ile 22 numaralı kromozom arasındaki resiprokal translokasyon t(9;22)(q34;q11.2) sonucunda görülen Philadelphia (Ph) kromozomu ile karekterize edilmektedir. Bu translokasyon Ph kromozomu üzerinde yer alan BCR/ABL kimerik geninin oluşmasına neden olmaktadır. KML, CP’la gelişim gösterip BP’la sonlanan tipik bir özelliğe sahiptir. Hastalığın ilerlemesine neden olan etkenlerin mekanizması hala tam olarak anlaşılamamıştır. Hastalığın ilerlemesiyle ilişkisi olduğu bilinen sekonder kromozomal anormalliklere; +8 (%34), +Ph (%30), i(17q) (%20), +19 (%13), -Y (%8), +21 (%7), +17 (%5), and monozomi 7 (%5) örnek olarak verilebilir. Hastalığın ilerlemesi ve blast kriz (BC) KML, tesadüfü olmayan sitogenetik ve moleküler olaylarla ilişkilidir. Bu özelliklerin onkojenik aktivasyonun artması ve tümör baskılayıcı aktivasyonların kaybıyla arttığı görülmektedir. Hastalığın BC’e ilerlemesi ve transformasyona neyin sebep olduğu anlaşılamamıştır. Hastalığın ilerlemesine BCR-ABL ve diğer genlerin katkısının ne olduğunun tam olarak anlaşılması için in vitro ve in vivo araştırmalara ihtiyaç vardır. Sitogenetik ve moleküler araştırmalara rağmen, Ph(+) KML’nin patogenezi ve Ph oluşumu altında yatan mekanizmalar tam olarak bilinmemektedir ama halen araştırma konusudur.

AİLE HEKİMLİĞİ
Birinci basamakta bağ dokusu hastalıklarına yaklaşım, 19(7):49-53, 2007
Dr. Tülay Akgün, Yrd. Doç. Dr. Serap Çifçili, Dr. Sabah Tüzün, Dr. Bülent Kurt, Yrd. Doç. Dr. Arzu Uzuner
Marmara Üniversitesi Hastanesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı
ÖZET
    Birinci basamakta en sık rastlanan otoimmün romatolojik hastalıklar olan; romatoid artrit (RA) (%1-3), Sistemik Lupus Eritematosus (SLE) (%0,54) ve Behçet hastalığı (BH) (%0,08-0,37) tedavi ve izlemi farklı olan dolayısıyla ayırıcı tanısı yapılması gereken durumlardır. Romatolojik yakınmalar, semptomlar ve klinik tabloların son derece değişken ve çeşitli olması, şüphelenilen hastalığa özgü otoantikorların ancak ikinci basamak eğitim ve araştırma hastanelerinde uygulanabilir olması bu hastalıkların tanınmasında güçlük yaratmaktadır. Öte yandan tanı ve ayırıcı tanı aşamasında benzer bir gidiş yolunun olması ve uygun algoritmaların kullanılması sayesinde birinci basamak hekimi romatolojik hastayı kolaylıkla tanıyarak uygun şekilde konsülte edebilir duruma gelecektir. Aşağıdaki derleme, birinci basamakta çalışan hekimlere sık karşılaştığımız, tanı koymakta ve tedavi seçiminde güçlük yaşadığımız otoimmün romatolojik hastalıkları (konnektif doku hastalıklar); tanı kriterleri ve klinik özellikleri, birinci basamakta kullanılabilecek laboratuar testlerinin seçimi ve yorumu ile akılda tutulması gereken acil durumları açısından gözden geçirmek ve poliklinik uygulamalarında kullanılabilecek bilgileri sunmak amacıyla hazırlanmıştır.

BESLENME
Yara iyileşmesi ve beslenme, 19(7):54-61, 2007
Yrd. Doç. Dr. Habibe Şahin, Dr. Neriman İnanç, Dr. Betül Çiçek
Erciyes Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü
ÖZET
     Yara iyileşmesi, yaralanma sonucu organizmada gelişen son derece kompleks biyokimyasal olaylar zinciridir. Kabaca hemostaz ve inflamasyon, proliferasyon ve maturasyon olarak adlandırılan ayrı ancak birbiriyle iç içe olan üç aşamadan oluşur. Bu aşamalardan herhangi birindeki bozukluk yara iyileşmesini olumsuz yönde etkiler. Yara iyileşmesi süresince hücre proliferasyonu, fagositoz, matriks oluşumu, konnektif, endotel ve epitel dokuların oluşumu için enerji ve besin öğelerine gereksinim vardır. Bu süreç boyunca karbonhidrat, protein, yağlar kadar vitamin ve mineraller de önemlidir. Yara iyileşmesinde askorbik asit, A vitamini, çinko gibi bazı spesifik besin öğelerinin önemli olduğu bilinmekte iken, son zamanlarda yapılan araştırmalarla tek başına verilen glutamin, arjinin gibi bazı besin öğelerinin hem yara iyileşmesini hem de immunolojik fonksiyonları etkilediği gösterilmiştir. Bu derlemede enerji ve besin öğelerinin yara iyileşmesindeki etkileri ve bu konuda yapılmış çalışmalar özetlenmeye çalışılmıştır.

HEMŞİRELİK
Beden imajını etkileyen faktörler ve beden imajı doyumu, 19(7):62-65, 2007
Öğr. Gör. Münire Temel
Namık Kemal Üniversitesi Tekirdağ Sağlık Yüksekokulu
ÖZET
      Beden imajı, kişilerin kendi fiziksel özelliklerine bakışlarını gösteren çok boyutlu, subjektif ve dinamik bir kavramdır. Kendilik algısında ve benlik saygısında önemli bir yere sahip olup, erken yaşlardan itibaren yaşamımızı yönlendirir. Beden imajının gelişmesinde bedenle ilgili tüm tutum, duygu, algı ve yorumlar önemlidir. Sosyokültürel değerler ve başkalarının bakış açıları beden imajını etkiler. Güzellik ve ideal beden standartlarına önem veren günümüz toplumlarında, özellikle kitle iletişim araçlarının etkisiyle beden imajı doyumsuzluğunun arttığı görülmektedir. Bu durum, çocuk ve gençleri fiziksel ve psikolojik pek çok problemle karşı karşıya bırakmaktadır. Aileler, eğitimciler, sağlık profesyonelleri ve medya konuya gereken özeni göstermelidir.

AFP
Romatizmal polimiyalji ve dev hücreli arterit, 19(7):7-9, 2007
Bir oftalmik acil
Shane R. Durkin, Paul A. Athanasiov, John L. Crompton
ÖZET
 ARKA PLAN: Dev hücreli arteritin (DHA) romatizmal polimiyalji (RPM) ortamında oluşması olağandışı bir durumdur. RPM tedavisinde düşük dozda kortiko-steroitler hastayı DHA’nin körlüğe yol açan sekellerinden koruyamayacağı için DHA’nın belirti ve bulgularının tanınması önem taşır.
     AMAÇ: Bu makalede, DHA nedeniyle ani ve geridönüşlü körlük gelişen RPM’li bir kadın hastayı sunulmaktadır.
     TARTIŞMA: Kalıcı görme bozuklukları gelişmeden önce RPM hastalarında DHA’yı tanımak önemlidir. Bu hastalarda yükselen eritrosit sedimantasyon hızı DHA’-nın habercisi olabilir. DHA’nın diğer risk faktörleri 50 yaş üstü, dişi cinsiyet, iskemi semptomları ve muayenede temporal arterit anormallikleridir. Son ikisi, özellikle acil oftalmik veya romatolojik incelemeleri gerektirir.

AFP
‘Maskelenmiş’dev hücreli arterit, 19(7):10-13, 2007
Peter Pak Moon Cheung, Griffith Richards
ÖZET
      ARKA PLAN: Dev hücreli arterit (DHA) Batı dünyasında en çok görülen vaskülit tipi olup, sıklıkla pratisyen doktorlar için tanısal bir sorun olmaktadır. Potansiyel geridönüşsüz komplikasyonları önlemek için acil tanı ve tedavi önemlidir.
     AMAÇ: Bu makalede, hafif anemi, kilo kaybı ve yüksek sedimantasyon hızı ile tanımlanan bir DHA olgusu tartışılmaktadır.
     TARTIŞMA: Yaşlı nüfusta anemi ve inflamatuvar belirteçlerde yükselme sıklıkla görülen anormal kan testi sonuçlarıdır. DHA’nın birincil belirtisinin anemi olduğu geçmişte iyice belgelenmiş olmasına rağmen, bu olgumuz DHA’nın toplumda ayırıcı tanı olarak düşünülmesinin önemini vurgulamaktadır. ‘Maskelenmiş’ DHA denilen hastalığın daha iyi tanımayı mümkün kılan değerlendirme yöntemleri de tartışılmaktadır.



CFP
Antipsikotiklerin etkinliği, 19(7):14-16, 2007
CATIE çalışması bir tsunamiye neden olur mu?
Emmanuel Stip, MD, MSC, CSPQ; Karyne Anselmo
 


CFP
Emzirme sırasında kodeinin güvenirliği, 19(7):17-19, 2007
Kodein reçetelendirilmiş bir annenin emzirdiği yenidoğanda ölümcül morfin zehirlenmesi
Parvaz Madadi; Gideon Koren, MD, FRCPC; James Cairns, MD; David Chitayat, MD; Andrea Gaedigk, PHD; J. Steven Leeder, PHARMD, PHD; Ronni Teitelbaum, MSC; Tatyana Karaskov, MD; Katarina Aleksa, PHD
 


 

 

SENDROM II

BİYOKİMYA TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ (YENİ)




 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker