 |
SENDROM AYLIK AKTÜEL TIP DERGİSİ
EYLÜL 2007
|
CFP
Etik konsültasyon, 19(9):9-11, 2007 |
Michael Malus, MD CCFP |
|
|
Sunulan olguda konsültasyon sürecinin durumu hasta sağlığı, sosyal adalet ve hasta bakım kalitesini iyileştirmeye adanmışlığı yansıtmaktadır. Bu sorunlar aile hekimlerini zorlamaya, hastaları ve uzman meslektaşlarıyla ilişkilerini etkilemeye devam edecektir. Etik ilkelerin uygulanması ve çözüm arayışında ortak davranış, engebeli etik arazide yolumuzu bulmamıza yardımcı olabilir |
CFP
Aile hekimliği bir uzmanlık dalı mıdır? 19(9):12-15, 2007 |
Tom Bailey, MD, CCFP, FCFP; Brian Hennen, MD, MA, CCFP, FCFP |
|
| |
CFP
Bu hastalığı tanımlayabilir misiniz? 19(9):18-19, 2007 |
Anatoli Freiman, MD, CM |
|
| |
CFP
Gebelik sırasında sibutramin kullanımı 19(9):20-21, 2007 |
Michael Malus, MD CCFP |
|
| |
İÇ HASTALIKLARI, 19(9):22-26, 2007
Antihipertansif tedavide ilaç seçim kılavuzu güncellemesi |
Dr. Yavuz Eryılmaz
S.B. Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği |
|
| |
KARDİYOLOJİ, 19(9):27-30, 2007
Akut göğüs ağrısı ve tanı koydurucu olmayan EKG bulguları olan hastaların değerlendirilmesinde rolü |
Uz. Dr. Hurşit Soyer, Prof. Dr. İlhami Uslu *
Hayrünnisa Hastanesi Kardiyoloji Kliniği, * İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı |
|
|
Hastanelerin acil servislerine göğüs ağrısı ile başvurular oldukça sıktır. Bu hasta grubunun oluşturduğu klinik spektrumunun bir ucunda, tanının hızla konulup uygun tedavinin başlanılmasının gerekli olduğu akut koroner sendromlar (AKS), diğer ucunda ise hastaneye yatırılması gerekmeyen ve ayaktan takip edilebilecek durumlar vardır. Tanı koydurucu EKG (elektrokardiyografi) bulgularının eşlik ettiği akut göğüs ağrılı hastalarda, tanı ve tedavi planında sorun yaşanmamakla birlikte, göğüs ağrısı ile birlikte EKG bulgularının tanı koydurucu olmadığı veya normal olduğu durumlarda, acil servis hekimi ve kardiyoloji konsültanı, tanı ve karar aşamasında oldukca zorlanmaktadır. Bu tür hastaların gereksiz olarak hastaneye yatırılması neredeyse %80' ler dolaylarında olduğu, ilk tetkiklerin ardından evine gönderilen hastalarda ise yaklaşık %5 oranında AKS olduğu bildirilmektedir (4). Bu tablo acil servislere göğüs ağrısı ile başvuran ve tanı koydurucu EKG bulguları olmayan hastaların değerlendirilmesinde zorlukla karşılaşıldığını açıkca ortaya koymaktadır. EKG bulgularının tanısal olmadığı akut göğüs ağrılı hastaların değerlendirilmesimde troponin tetkiki ve duvar hareket bozukluğunun araştırılması için acil ekokardiyografi uygulamaları her ne kadar yararlı olsada, her iki uygulamanında önemli kısıtlılıkları mevcuttur. EKG bulgularının tanı koydurucu olmadığı ve troponin düzeyinde yükselmenin henüz beklenmediği göğüs ağrısının erken saatlerindeki hastaların değerlendirilmesinde, gerek AKS' ları erken teşhis etmek için, gereksede iskemisi olmayan hastaların gereksiz olarak hastaneye yatırılmasının önüne geçmek amacıyla son yıllarda akut rest-miyokard perfüzyon sintigrafisi (AR-MPS) önerilmektedir. Acil serviste uygulanan akut rest-miyokard perfüzyon sintigrafisi (AR-MPS) yönteminin, oldukca güvenilir ve düşünüldüğünün aksine maliyet artışı oluşturmanın ötesinde, önemli miktarda maliyet kazancı da sağlayarak, oldukça yaralı bir yöntem olduğu ifade edilmektedir. |
AFP
Multidisipliner hasta bakım planları tip 2 diyabet hastalarının daha iyi tedavi edilmesine yol açar mı? 19(9):31-37, 2007
|
Nicholas A. Zwar, Oshana Hermiz, Elizabeth J. Comino, Timothy Shortus, Joan Burns, Mark Harris
|
|
|
ARKA PLAN: Genişletilmiş Birinci Basamak Hasta Bakım paketinin tanıtımından beri tedavi planları Avustralya genel tababet uygulamalarının bir parçası haline gelmiştir. Önceki araştırmalar hasta bakım planlarından yararlanmada karşılaşılan engellere odaklanmıştı. Bu çalışma, multidisipliner hasta bakım planlarının tip 2 diyabet hastalarının tedaviden yararlanmaları ve sonuçları üzerine etkilerini incelemiştir.
YÖNTEMLER: Geriye dönük yöntemle tedavi öncesi ve sonrası tıbbi kayıtların incelendiği bir tasarım tercih edilmiştir. Çalışma denekleri Güneybatı Sydney’de (New South Wales) çalışan pratisyen doktorlardan ve tedavi planları önerdikleri diyabet hastalarını içermekteydi. Sonuç ölçümleri glikozile hemoglobin, kan basıncı, ayak muayenesi, serum lipitleri, beden ağırlığı ve mikroalbümin kontrollerinin sıklığı ve sonuçlarını kapsamaktaydı.
BULGULAR: 230 hastanın tıbbi kayıtları kontrol edilmiştir. Tedavi planı uygulandıktan sonra diyabet kılavuzlarına uyum oranları artmıştır. Multidisipliner bakımın uygulandığı hastalarda metabolik kontrol ve kalp-damar sistemine ilişkin risk faktörleri iyileşmiştir.
TARTIŞMA: Burada gösterilen diyabet tedavisindeki düzelmenin, iyi bir ekip çalışmasına mı yoksa hasta bakımında işbirliğine mi bağlı olduğunu belirlemek için ileri araştırmalar gerekmektedir |
KARDİYOVASKÜLER CERRAHİ, 19(9):38-43, 2007
Fallot tetralojisi ve tam düzeltim cerrahisi: Erken ve Geç Dönem Sonuçları |
Prof. Dr. Hasan Tahsin Keçeligil, Yrd. Doç. Dr. M. Kemal Demirağ, Dr. S. Murat Yücel, Prof. Dr. Ferşat Kolbakır
Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahisi Anabilim Dalı
|
|
|
Amaç: Fallot Tetralojisi’nde tam düzeltim (total korreksiyon) ameliyatının hangi yaşta ve hangi cerrahi yöntem ile yapılması konusunda henüz tam bir fikir birliği mevcut değildir. Bu çalışmada, tam düzeltim ameliyatının nispeten erken yaşta ve klasik transventriküler yaklaşım ile yapıldığı hastalarda sonuçlarının değerlendirilmesi amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Kalp ve Damar Cerrahisi Kliniği’nde, Fallot Tetralojisi tanısı ile Ocak 1984-Haziran 1994 tarihleri arasında 54 hastaya, Temmuz 1994-Eylül 2003 tarihleri arasında ise 59 hastaya tam düzeltim ameliyatı yapıldı. Toplam 113 hasta geriye dönük (retrospektif) olarak incelenerek; cerrahi yaklaşım, yaş dağılımı ve ameliyat sonrası klinik durumları açısından değerlendirildi.
Sonuçlar: Tam düzeltim ameliyatı yapılan toplam 113 hastada hastane mortalitesi 10’dur (%8,84). Ameliyat sonrası geç dönem takiplerinde (3-12 yıl), 103 hastanın 81’i (%78,64) NYHA Class I, 16’sı (%15,53) NYHA Class II, 6’sı (%5,83) ise NYHA Class III fonksiyonel kapasiteye sahip idi. Bu olgulardan kaybedilenler nedeniyle geç dönem mortalite ise 3’dür (%2.91).
Tartışma: Son yıllarda, Fallot Tetraloji’li hastalarda tam düzeltim yaşı giderek aşağıya çekilmektedir. Artık birçok merkezde erken çocukluk döneminde, daha önceleri tercih edilmekte olan belirti azaltıcı (palyatif) şant ameliyatlarından ziyade, organizmanın süreğen hipoksiye maruziyetini erken dönemde ortadan kaldırmak gayesi ile tam düzeltim ameliyatları yapılmaktadır. Bu gaye ile, tercih edilebilecek farklı cerrahi girişim yöntemleri (transventriküler/transatrial) mevcuttur. Bu çalışmada vurguladığımız gibi, rutin olarak uyguladığımız transventriküler yaklaşım ve gerektiğinde transannular yama (TAY) kullanımı sonrası hastalar normale yakın yaşam beklentisine sahip olabilmektedirler. |
ÜROLOJİ, 19(9):44-48, 2007
Pediatrik yaş grubunda birincil monosemptomatik enürezise güncel yaklaşım |
Baş As. Dr. M. Cenk Gürbüz, As. Dr. Selamettin Demir
SB Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi 2. Üroloji Kliniği
|
|
| |
KONUK YAZAR, 19(9):49-55, 2007
Ülkemizde sağlık ekonomisi ve farmakoekonominin güncel durumu, gelecekteki beklentileri |
Dr. Ozan Batıgün
Farmakoekonomi Müdürü
|
|
| |
AFP
Yüksek riskli yassı epitel hücreli karsinom, 19(9):56-57, 2007 |
|
|
| |
AFP
Diyabette böbrek fonksiyonlarının takibi
Sıkça sorulan sorular, 19(9):58-60, 2007 |
Patrick J Phillips, George Phillipov
|
|
| |
AFP
Böbrek fonksiyonlarının değerlendirilmesi
CARI kılavuzları, 19(9):61-62, 2007 |
|
|
| |
DEONTOLOJİ
Hayvan deneyleri ve etik, 19(9):63-66, 2007 |
Dr. İnci Hot
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı
|
|
|
Biyomedikal bilimlerin gelişmesinde hayvan deneylerinin katkısı büyüktür. Dünyada kullanılan deney hayvanı sayısı bilinmemekle birlikte temel araştırmalarda, ilaç araştırmalarında, gen tekniği, kozmetik alanında, eğitim, öğretim ayrıca aşı ve serum yapımında hayvanlardan yararlanılmaktadır. Hayvan deneylerinde hayvanların acı çekmesini önlemek için dünyada ve ülkemizde birçok düzenlemeler yapılmıştır. Hayvanların deneylerde acı çekmelerinin önlenmesi ve uygun koşullarda hayatlarının sonlandırılması etik açıdan önemlidir. Dünyada hayvan deneylerinin etiğe uygunluğu tartışılmaktadır. Ancak birçok hastalığın tedavisinde ve yeni yöntemin gelişiminde hayvan deneylerinin kaçınılmazlığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle etik ilkelere dikkat ederek hayvan deneyleri yapılmalıdır |
AFP
Risk yönetimi nedir? 19(9):67-68, 2007 |
|
|
| |
TIBBİ BİYOLOJİ, 19(9):69-78, 2007
Genetik ve klinik açıdan Down sendromu |
Dr. Ülkü Özbey, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Yüce
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı
|
|
|
Trizomiler gametogenez sırasında oluşan "mayotik nondisjunction" sonucu meydana gelir. İnsanlarda en sık görülen ve en iyi bilinen trizomi grubu, trizomi 21 veya Down sendromudur (DS). Trizomi 21, insanlardaki mental retardasyon (MR) ve karakteristik fiziksel bulgulara eşlik eden en yaygın kromozom anormalliklerinden biridir. DS, orta düzeyde MR ve multipl organ sistemlerinin değişik anomalileri ile karakterize genetik bir bozukluktur. Trizomi 21, 750 canlı doğumda bir meydana gelmektedir. Kromozom 21’in önemli bir kısmının veya tamamından 3 kopyasının oluşması bu sendroma neden olmaktadır. DS’lu bireyler spesifik majör konjenital malformasyonlara sahiptir. Lösemi (ALL ve AML) ve lösemik reaksiyonların oranı DS’lu bireylerde artış göstermektedir. Trizomi 21’in etiyolojisi, nondisjunctionun temel mekanizması tam olarak anlaşılamamıştır. DS’lu bireylerin fonksiyonlarını azaltan medikal problemlerin tanımlanması ve tedavisi morbiditeyi azaltacaktır. Bu derlemede, oogenesiz ve spermatogenezde meydana gelen bu tip kromozom hatalarıyla ilişkili risk faktörleri literatüre dayalı olarak tartışıldı. Ebeveyn karyotipleri, aile hikayesi ve ebeveyn yaşları, bir sonraki doğum için risk faktörlerinin tahmin edilmesinde, prenatal tanı ve ve genetik danışmanlığın önerilmesinde bize büyük ölçüde yardımcı olacaktır. |
HEMŞİRELİK, 19(9):79-81, 2007
Kronik kalp yetersizliğinin yönetimi |
Öğr. Gör. Dr. Sıdıka Oğuz
Marmara Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu İç Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı
|
|
|
Kalp yetersizliği, mortalite ve morbitesi önemli olan 65 yaş üstünde daha sık görülen kompleks ve kronik bir sendromdur. Kalp yetersizliği yönetimi, farmakolojik ve nonfarmakolojik yönleriyle multidisipliner ekip çalışmasını gerektirmektedir. Genellikle kalp yetersizliği yönetim programlarında, bir hekim ve onunla işbirliği içinde olan hemşire, diğer ekip üyeleri arasında iletişimi sağlar. Multidisipliner ekibin yanı sıra hemşire; hasta bakımı, eğitim ve öz bakım uygulamalarını da sürdürür. daha sonra hastanın eğitim gereksinimlerine karar verilir.
Eğitime kalbin yapısı ve fonksiyonu ile başlanır, hastalığın süreci ve nedenleri ile sürdürülür. Daha sonra sırasıyla kalp yetersizliğinin yönetimi (ilaçların kullanımı, istirahat, az tuzlu diyet, aktivite, dinlenme, ödem ve kilo kontrolü, vb), gerekli beceriler, kalp yetersizliği semptomlarının neler olduğu, nasıl önleyeceği ve hangi durumda hekim/hemşiresini araması gerektiği öğretilir. İlaçların etki, yan etki ve kullanışları açıklanır. Aynı zamanda yanlış ilaç kullanmayı önlemek için, ilaç planı yazılı halde hasta/aileye verilmelidir.
Kalp yetersizliği olan hastalar, semptomları ve hastalıklarının yönetiminde uygulamaları, yaşam tarzı değişikliklerini öğrenerek ve semptomları kontrol ederek, kaliteli bir şekilde yaşamlarını sürdürebilirler. |
TIBBİ BİYOLOJİ, 19(9):82-85, 2007
Androjen duyarsızlığı sendromu |
Dr. Gülay Güleç-Ceylan, Dr. Ülkü Özbey, Yrd. Doç. Dr. Hüseyin Yüce
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı
|
|
|
Androjen duyarsızlığı sendromlu (ADS) olgular, genetik cinsiyet olarak erkektirler ve testisleri vardır. Fakat dış genitalleri normal erkek görünümünde değildir. X’e bağlı resesif geçişli olan ADS insidansı 2-5/100000’dir. İnguinal herni nedeniyle başvuran ve aile hikayesi olmayan 4 yaşındaki olgunun sitogenetik incelemesi yapıldı. Fenotipi normal dişi görünümlü olguda, pelvik ultrasonografide hipoplazik uterus ve sağda inguinal kanalda testis ile uyumlu 24x10 mm’lik bir kitle izlendi. Kistik yapıdaki bu kitleden yapılan biyopsinin patolojik incelemesinde immatür testis dokusu saptandı. Hormon incelemesi, luteinizan hormon (LH) seviyesi düşüklüğü dışında normal değerler gösterdi. Klasik sitogenetik analiz sonucunda olgunun karyotipi 46,XY olarak saptandı. Mozaiklik durumunu dışlayabilmek için fazla sayıda metafaz incelemesi yanı sıra, interfaz fluoresans in situ hibridizasyon (FISH) tekniğiyle de inceleme yapıldı. Nadir bir sendrom olan ADS olgularında, genetik danışmanlık sürecini de kapsayan, uygun sosyo-psikolojik yaklaşımda izlenecek yollar, klinik takip ve tanı süreci, literatür bilgilerine dayalı olarak tartışılmıştır. |
 |
SENDROM II
NEFROLOJİ TERİMLERİ SÖZLÜĞÜ |
|
|