SENDROM

 

 


SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
OCAK / ŞUBAT 2008

 

 

AFP
Over kanseri   20(1-2):8-11, 2008
Tanı ve tedavisi

Margeret Davy, AM, MBBS, FRANZCOG, FRCOG, CGO

ÖZET
 

Epitelyal over kanseri olan kadınlarda semptomlar genellikle belli belirsiz olup, sonuçta ya hastalığın belirti vermesi ya da tanı sıklıkla gecikmektedir. Özellikle peri ve postmenopozal kadınlarda, ailevi over kanseri geçmişi olanlarla semptomların 1 aydan uzun süre devam ettiği hastalarda over kanseri tanısı koymak için çok kuşkucu olmak önemlidir. Over kanserinden kuşkulanılan kadınlar en iyi şekilde çok uzmanlı bakım sağlayan bir jinekolojik tedavi biriminde tedavi edilir. Hem tanı hem de kesin tedavi için genellikle cerrahi gereklidir. Over kanserleri birkaç ilaca karşı duyarlı olmasına karşın yüksek yinelenme oranlarına sahiptir.


AFP
Over kanseri taraması   20(1-2):12-14, 2008

Deborah Neesham, BSc, BMed, FRANZCOG, CGO, DC

ÖZET
 

Şimdilerde over kanseri için toplumu taramanın herhangi bir rolü yoktur. Özellikle yeni proteomik teknikleri kullanarak over kanserinin ideal tarama veya tanıma testini bulmaya çalışan çok sayıda araştırma sürmektedir. Yeni testler tam olarak değerlendirilene kadar var olan en iyi testi ( 6-12 ayda bir CA-125 testiyle birlikte yüksek riskli toplumarda ultrasonografi) kullanmayı sürdüreceğiz. Doğurganlık çağı sonlandıktan sonra en iyi risk azaltıcı strateji hâlâ, özellikle BRCA taşıyıcılarında meme kanseri riskini % 50 oranında azalttığı bilinen koruyucu BSO'dur. Yaşam boyu endometriyum kanseri riski % 50 olan HNPCC mutasyon taşıyıcılarında BSO sırasında uterus da alınmalıdır.


AFP
Serviks kanserinin tedavisi   20(1-2):15-18, 2008

Penny Blomfield, MRCOG, FRACOG, MD, CGO

ÖZET
 

ARKA PLAN: Avustralya halen dünyada en düşük serviks kanseri sıklık ve mortalitesine sahip ülkelerden biridir. Hastalığın geliştiği kadınlar sıklıkla servikal tarama olanaklarından yeterince yararlanmamış ve genellikle normal dışı vajinal kanamalarla doktora başvurmuştur.
AMAÇ: Bu makale, halen Avustralya'da serviks kanseri hastalarının güncel tedavisini gözden geçirmektedir.
TARTIŞMA: Doğurganlığı koruyan tedavi seçenekleri mevcut olmasına rağmen, bu seçenekler yalnızca erken evre hastalığı olanlar için geçerlidir. Hastalığı ilerlemiş kadınlar için ya radikal cerrahi ya da kemoradyasyon gereklidir. Bu kadınlar hem radikal cerrahinin sıkıntısı hem de doğurganlıklarının, over fonksiyonlarının kaybı, vajinada daralma ve kısalma ile birlikte cinsel kimliklerinden yoksun kalma sorunlarıyla karşı karşıya kalmaktadır. Tedaviyi üstlenenlerin bu sorunların bilincinde ve duyarlı olması gerekmektedir.


AFP
Postmenopozal kanaması olan kadınlar   20(1-2):19-23, 2008

Alison H. Brand, MD, FRCS(C), FRANCOG, CGO

ÖZET
 

ARKA PLAN: Genel tababette postmenopozal kanama kadınlarda sık görülen bir yakınmadır.
AMAÇ: Makale, bu hastalara genel bir yaklaşımı özetlemekte, tanısal olasılıklar ve tedavilerini tartışmaktadır.
TARTIŞMA: Postmenopozal kanamanın en sık görülen nedeni atrofik vajinit veya endometrittir. Ancak, postmenopozal kanaması olan kadınların % 10 kadarında endometriyum kanseri saptanacaktır. Kanseri dışlama amacıyla hastaların uygun biçimde değerlendirilmesi gerekir. Postmenopozal kanama kadınların tıbbi öneri almaya sevk eden erken uyarı belirtisi olduğundan, endometriyum kanseri olan kadınların çoğuna prognozun mükemmel olduğu erken evrede tanı konacaktır.


AFP
Pap testi-güncelleme   20(1-2):24-28, 2008

Stella Heley BA (Hons), MBBS, FAChSHM

ÖZET
 

Avustralya uluslararası alanda başarılı tarama programıyla ünlüdür. Görülme sıklığı ve ölüm oranları Finlandiya ile birlikte dünyadaki en düşük düzeydedir. Ulusal kılavuzların geliştirilmesi ve 1990’larda devlet kayıtlarının tutulmasıyla birlikte sıkı laboratuvar kalite kontrolleri, basın ve kamu Kanser Enstitülerinin eğitsel yardımları bu hastalığın engellenmesinde Avustralya’yı lider konuma yükseltmiştir.

Ancak, 21. yüzyıl heyecan verici gelişmelere tanıklık etmiştir. HPV’nin anogenital hastalıkta oynadığı rolü giderek daha iyi anladığımızı kabul eden en güncel kılavuzlar 2005‘de onaylanmış ve Temmuz 2006’da yürürlüğe konmuştur. Bu kılavuzlar Pap test sonuçları anormal kadınların tedavisini basitleştirmiş ve iyileştirmiştir. Bu kılavuzlara servikste ‘yüksek riskli’ HPV DNA için yapılan testler de dahil edilmiştir.

HPV aşısının geliştirilmesinde önemli rol oynayan Profesör Ian Fraser’e 2006 yılının Avustralyalısı ödülü verilmiştir11. Avustralya Hükümeti Ulusal Aşılama Programı bağlamında Gardasil kullanılmasını onaylamış olup 2007 yılında uygulamaya başlanacaktır. Gelecek umut vadetmektedir.

AFP
HPV aşısı   20(1-2):29-33, 2008
Kamu sağlığında paradigma değişikliği

Jenny May BMed (Hanst), FRACGP

ÖZET
 

İnsan papillomavirüsüne karşı aşılanma serviks kanseri tedavisinde bir paradigma değişikliğini temsil etmektedir. Serviks taramalarıyla birlikte aşılanma kadınlara serviks kanseri ve serviks anormalliklerine karşı en iyi koruma olanağı sunacaktır. Dört değerlikli HPV aşısı (Gardasil) 9-26 yaş arası kız çocukları, kadınlar ve 9-15 arası erkeklerde gerekli olup, ideal olarak cinsel aktivite dönemi başlamadan önce uygulanmalıdır. Ancak, cinsel açıdan aktif kadınlar da aşılanmadan yararlanacaktır. Avustralya’da 2007 yılı Ulusal Aşılanma Programının bir bölümü olarak 12-26 yaş arası kızlar ve kadınlarda aşı subvanse edilecektir.


CFP
Erişkinlerde streptokoksik bo€az yangısına tanı koymak   20(1-2):34-39, 2008
Ofis içi olanaklarla randomize kontrollü çalışma

Graham Worrall, MBBS MSC MRCGP FCFP      James Hutchinson, MD FRCPC  
  Gregory Sherman, MD CCFP    Joseph Griffiths, MSC

ÖZET
 

Çalışmamız birinci basamak sağlık kurumlarında hızlı antijen testlerinin (yalnız başına veya karar verme kurallarıyla birlikte) birincil yakınması akut boğaz yangısı olan erişkinlerde antibiyotik reçetelendirme oranını anlamlı derecede düşürdüğünü saptamıştır.


CFP
Emzirme ve radyolojik işlemler   20(1-2):40-41, 2008

Jack Newman MD FRCPC

ÖZET
 

CFP
Bir hipotiroidi hastasında asimetrik oftalmopati   20(1-2):42-46, 2008

Taryn Taylor, MSC MD    Charles Czarnowski, MD CCFP

ÖZET
 

Güncel tedaviler daha az tatminkârdır. Görme bozuklukları sekelleri nedeniyle tedavinin tipine bakılmaksızın hastaların yalnızca üçte ikisi olumlu yanıt vermektedir2. Hastalığın hastaların genel iyilik hali veya sağlıklı yaşam kalitesi üzerine etkisi ancak son zamanlarda incelenmiş olup, hastalığın hastaların kendilerine güvenleri ve düş kırıklığı düzeylerini etkilediği düşünülmekte, başkalarının olumsuz değerlendirmeleri hastalarda öfke ve kaygılanmaları tetiklemektedir. Çalışmalar, hastalığın kişisel ilişkileri, sosyal etkileşimleri ve grup aktivitelerini etkilediğini göstermektedir8. GO hastaları yüzdeki şekil bozukluğunun psikososyal etkilerinden, günlük sıkıntılar ve görme kaybı korkusundan çok rahatsız olabilirler1. Depresyon riskini değerlendirme ve hastanın tıbbi tedavinin olumsuz yan etkileriyle başa çıkmasına yardımcı olmak için aile hekimiyle birlikte düzenli hasta takibi önemlidir. Hastanın görme yetisini kurtarmak için erken tanı ve girişim esastır.


CFP
Tanınız ne ? 20(1-2):47-49, 2008

Irina Turchin MD Stewart Adams MD FRCPC

ÖZET
 

Sendrom
Tıp uygulamalarında gerçeğin söylenmesine ilişkin etik sorunlar  20(1-2):52-60, 2008

Dr. Tolga Güven
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı

ÖZET
 

Sağlık çalışanlarının hataları konusunda hastalara bilgi verilmesi, plasebo kullanımı ve tedavisi mümkün olmayan veya kötü prognozlu hastalıklar konusunda hastalara bilgi verilmesi gibi farklı başlıklar, tıp etiği literatüründe “gerçeğin söylenmesi” başlığı kapsamında ele alınabilmektedir. Yakın zamana değin, tıp uygulamalarında hekimin karar verici konumunda olduğu paternalist anlayış egemen olmuştur ve hasta bireylere hastalıkları ve prognozları konusunda kapsamlı bilgi verilmesinin de hekim-hasta ilişkisinin tarihi geleneği içerisinde neredeyse hiç yeri bulunmamaktadır. Ancak, 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren bu anlayışta köklü değişiklikler yaşanmış ve tıp etiği literatüründe de paternalist gelenek anlayış ciddi biçimde sorgulanmaya başlamıştır. Diğer taraftan, Türkiye’de hastalara gerçeğin söylenmesine ilişkin durumu yansıtan az sayıda çalışma bulunduğu, ancak kimi yazarların ve yasal düzenlemelerdeki anlayışın halen paternalist geleneği benimsediği de görülmektedir. Bu nedenle, bu yazıda güncel tıp etiği literatüründeki görüşlerin ışığında gerçeğin söylenmesi konusunda yaşanabilecek sorunlara ve bu sorunlar için sunulan çözüm önerilerine yer verilmiş, bu doğrultuda Türkiye’de yapılmış çalışma sonuçlarının, literatürdeki görüşlerin ve konuyla ilgili yasal düzenlemelerin tıp etiği açısından değerlendirmesi de sunulmuştur.     


Hidrosefali
Yrd. Doç. Dr. Mehmet Arslan    Dr. Taner Yazıcı  20(1-2):61-66, 2008

Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin Cerrahisi Anabilim Dalı

ÖZET
 

Hidrosefali
Çocukların ve annelerinin üzerinde sünnetin psikolojik etkileri var mı? 20(1-2):67-69, 2008

Dr. Kadir Şentürk    Dr. İdris Ertaşkın *    Doç. Dr. Fevziye Toros **    Dr. Özlem Kütük **
Gaziantep 25 Aralık Devlet Hastanesi Psikiyatri Klini€i, Gaziantep Çocuk Hastanesi Çocuk Cerrahi Klini€i*, Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatrisi Anabilim Dalı**

ÖZET
 

Amaç: Bu çalışmanın amacı sünnet ve sünnet dışında küçük cerrahi operasyon geçiren olguların ve annelerinin işlem öncesi ve sonrası anksiyete ve depresyon düzeylerinin değerlendirilmesi ve karşılaştırılmasıdır.
Materyal ve metod: Çalışmaya Ocak 2005- Ocak 20006 tarihleri arasında sünnet (Grup 2, n=40) veya küçük cerrahi operasyon (ör.akut apandisit operasyonu, inguinal fıtık operasyonu) (Grup 1, n=107) geçiren çocuklar ve anneleri alındı. Çocuklara operasyondan bir gün önce ve operasyondan bir hafta sonra Beck Çocuklar için Depresyon Ölçeği (BÇİDÖ), Çocuklar için Sürekli Kaygı Envanteri (SKE) uygulandı. Annelere de benzer şekilde operasyondan bir gün önce ve bir hafta sonra Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ve Beck Anksiyete Ölçeği (BAÖ) uygulandı.
Bulgular: Grup 1’deki olgularda ve annelerinde işlem öncesi depresyon düzeyi Grup 2’deki olgulardan ve annelerinden daha yüksekti (p=0.000, p=0.000). Operasyon sonrası ölçek değerlendirmelerine baktığımızda; Grup 1’deki olguların ve annelerinin depresyon düzeyi, Grup 2’deki olgulardan ve annelerinden daha yüksekti (p=0.000, p=0.001).
Tartışma: Çocuklara uygulanacak operasyonlarda bilgilendirme, çocuk ve ailesinin kaygı düzeyini azaltıcı olanakların sağlanmasının çocuk ve ebeveynlerde daha az ruhsal travmaya yol açacağı kanaatindeyiz.   

Hidrosefali
Anterior omuz çıkıklarında en nazik redüksiyon yöntemi   20(1-2):70-72, 2008

Dr. Melek Güryay   Dr. Sevilay Karaduman    Dr. Fecri Bengi    Dr. Aslıhan Yürüktümen    Dr. John Fowler
Kent Hastanesi Acil Servis

ÖZET
 

Omuz dislokasyonları için acil servislerde pek çok farklı redüksiyon yöntemi kullanılır. İlaç kullanımı ve yardımcı personel gerektirmeyen Cunningham yöntemi, hastada ağrı olmaksızın redüksiyonu sağlar. Acil servise omuz dislokasyonu tanısı konan 5 hastaya Cunningham tekniği ile redüksiyon uygulandı. Bunların 3’ünde redüksiyon gerçekleşirken, 2 hastada, hasta uygulama sürecinde ağrı hissettiği için sedasyon analjezi eşliğinde başka bir yöntemle redüksiyon yapıldı.
Acil servislere sık başvuru nedenlerinden biri olan omuz çıkıklarında ‘Cunningham tekniği’ öncelikli olarak tercih edilip kullanılacak bir yöntemdir.


Hidrosefali
Meme kanserli kadınlarda yaşam kalitesi  20(1-2):73-76, 2008

Doç. Dr. Özge Uzun
İnönü Üniversitesi Malatya Sağlık Yüksekokulu

ÖZET
 

 

 

 

 

 

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2010
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67
Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker