 |
SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
KASIM / ARALIK 2008
|
CFP, 20(11-12):10-17, 2008
Yenidoğanlarda erken başlangıçlı B grubu streptokok infeksiyonu Taramaların düşündürdükleri
|
Gerald Konrad, MD AAFP Alan Katz, MSc MB ChB CCFP
|
|
|
|
Doğum öncesi BGS kolonizasyonu için genel amaçlı tarama ve yenidoğanlarda erken başlangıçlı BGS infeksiyonunu önlemek için tüm BGS taşıyıcılarının intrapartum dönemde antibiyotiklerle tedavisi lehine Kuzey Amerika önerilerine rağmen Winnipeg yöresinde bu stratejinin risk temelli yaklaşıma göre kazandırdığı avantajlar küçük çaplı olup 3449 kadının taranmasıyla yalnızca 1 olgu ve 68 966'sının taranmasıyla da BGS ile ilişkili 1 yenidoğan ölümü engellenmiştir.
Güncel literatürün çoğu genel amaçlı BGS taramasıyla yenidoğana BGS bulaşımının istatistiksel açıdan anlamlı derecede azaldığına işaret etmektedir. Ancak Winnipeg gibi tedavi edilmemiş BGS taşıyıcılarında BGS bulaşma oranı ve ilişkin yenidoğan mortalitesinin düşük olduğu Winnipeg nüfusunda sağlanan bu yararlar tüm BGS taşıyıcılarını antibiyotiğe maruz bırakmanın ödenen belirsiz bedellerinden daha baskın olmayabilir.
Aile hekimliğinin kuruluş ilkelerinden biri de doktor hasta ilişkilerinin büyük önem taşımasıdır. Hasta merkezli yaklaşım sıklıkla hastanın karar verme sürecine katılmasını gerektirir. Sonuçta klinik durumların çoğunda aile hekimleri ilişkin riskler ve yararlara odaklanmış, hastayı bilgilendirici tartışmalara dayalı tarama ve antibiyotik profilaksisi stratejisi uygularlar. Yenidoğanlarda bilgisayar hastalığını önlemek için BGS taraması düşünürken hastalarımızda doğum öncesi dönemde de bu tedavi standardını idame ettirmenin ihtiyatlı bir davranış olduğu görünmektedir. |
CFP, 20(11-12):18-23, 2008
TARTIŞMA
Beta blokerlerin hipertansiyon tedavisinde rolü var mı?
|
Nadia Khan MD FRCPC MSC Finlay A. McAlister MD FRCPC MSC James P. McCormack PHARMD
|
|
|
|
Betabloker monoterapisi yaşlı hastalarda ilk tercih edilen antihipertansif tedavi olarak kullanılmamalıdır. Buna rağmen komplike olmamış hipertansiyonu olan 60 yaşından gençlerde, son iki yıl içinde kalp yetersizliği, semptomatik anjina veya MI geçirmiş her yaşta hastada hâlâ makul bir ilk tedavi seçeneği olduğu gibi kontrol altına alınamamış hipertansiyonu olanlarda da akla yakın bir ek tedavi alternatifidir.
Hastalar b bloker tedavisiyle stabil ve iyice kontrol altındaysa tedavilerini değiştirmek gerekir mi?
Hiçbir çalışmanın verileri bu soruyu doğrudan yanıtlamamış olmasına rağmen hipertansiyon çalışmaları topluca sonuçları iyileştirmede en önemli faktörün iyi bir kan basıncı kontrolü sağlamak olduğunu ve ilaç seçiminin daha az önem taşıdığını göstermektedir
|
AİLE HEKİMLİĞİ, 20(11-12):24-31, 2008
Birincil enürezis nokturna ve farmakolojik olmayan yaklaşımlar
|
Uzm. Dr. Melehat Akdeniz Doç. Dr. Hakan Yaman
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı
|
|
|
|
Primer enürezis nokturna (PEN) beş yaşından büyük çocuklarda doğumsal veya edinilmiş santral sinir sistemi kusurları veya altta yatan patolojik bir neden olmaksızın geceleri istemsiz olarak idrar yapmadır.
ABD’de yapılan çalışmalar beş yaşından büyük çocukların % 10-15’inde PEN olduğunu göstermiştir. Bu oran her yıl %1 azalarak 15 yaşında % 1-2'ye inmektedir. Türkiye'de yapılan çalışmalar da bu oranlara uygundur (%11 -20)
Primer enürezis nokturnanın etyolojisi tam olarak aydınlatılamamıştır. Ancak son yıllarda daha çok genetik yük, mesane kapasitesi ve zayıf hormanal matürasyon üzerinde durulmaktadır.
Gece idrar kontrolünü başarmak için erken müdahale, çocuğun kendilik imajının tehlikede olması ve aile stresini önlemek için önemlidir. Çocuğun büyümesi ile zaman içinde yatak ıslatmayı bırakmasını beklemek uygun değildir. En yüksek kontrol oranı, aile üyeleri ve çocuğun eğitildiği ayrıntılı programlarla başarılmıştır. Kayıt tutma, davranış değişikliği ve motive edici danışmanlık sunma, alarm kullanma, yaşa uygun hayal kurma ve gevşeme tekniklerini başarma, suç ve suçluluk duygusunun ortadan kaldırılması bu programın parçalarıdır. İmipramin ve desmopressinle tedavi etkin olmasına rağmen bu ilaç tedavilerini acil olarak kesin kuruluk sağlanmak istenen çocuğun evden uzakta geçireceği kamp, spor yolculuğu veya gece kalmayı gerektiren ziyaretler gibi kısa süreler için düşünülmelisi gerektiğini önerenler de vardır. |
CFP, 20(11-12):32-38, 2008
Polikistik over sendromu
Tanı için kullanılan geçerliliği onaylanmış anket formu
|
Sue D. Pedersen, MD FRCPC Sony Brar Peter Faris, PhD Bernard Corenblum, MD FRCPC
|
|
|
|
PKOS'un tanısı için yüksek derecede duyarlı ve özgül basit bir klinik araç oluşturduk ve geçerliliğini onayladık. Bu anket formu aile hekimlerinin yoğun pratikleri sırasında rahatça kullanılabilir
|
ANESTEZİ, 20(11-12):39-49, 2008
Kanser ve malnütrisyon
|
Doç. Dr. Lütfiye Pirbudak-Çöçelli * Araş. Gör. Dr. Neslihan Avcı * Yard. Doç. Dr. İbrahim Erkutlu **
Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi *Anesteziyoloji ve Reanimasyon, * Nöroşürirji Anabilim Dalları
|
|
|
|
Bazı araştırmacılar ve bilim adamları tüm kanser hastalarının %40’ının kanserden değil malnütrisyon gibi uygunsuz ve yetersiz beslenmeden öldüklerini tahmin etmektedirler.Ciddi olgularda malnütrisyon yağsız vücut kitlesinin azalması, kas kaybı, immun yanıt, fiziksel ve mental fonksiyonda zayıflama ile karakterize kaşeksi oluşumuna ilerleyebilir.Kanser kaşeksisi konakçı ve sitokinleri içeren tümör kaynaklı faktörlerin tümöre verdiği sistemik inflamatuar yanıt olarak düşünülen kompleks ve multifaktöryel bir sendromdur. Erken nütrisyonel desteğin malnütrisyonu durduracağı ve bazı hastalarda sonuçları iyileştirebileceği gösterilmiştir.Ancak nütrisyonel alımın artırılması patogenezin kompleks olması nedeniyle kaşeksiyi önlemekte yetersiz kalabilir
|
CFP, 20(11-12):50-51, 2008
Gebelik sırasında omega-3 yağ asidi takviyesi
|
Anne, bebek veya hiçbiri için?
Gal Dubnov-Raz MD MSC Yaron Finkelstein MD Gideon Koren MD FRCPC
|
|
|
|
Gebe kadınlarda omega 3 takviyesi doğum olayı ve yenidoğanın karakteristik özelliklerinden bir bölümünü etkileyebilmesine rağmen çok az sayıda çalışmanın kafa karıştırıcı sonuçları kesin sonuçlara varmamızı engellemektedir. Hâlâ çok sayıda veriden yoksunuz. Hangi tip omega 3 yağ asidi (ALA, EPA veya DHA) yararlıdır? Hangi dozajda kullanılır? AA ilave edilmeli mi? Tam omega 6/3 oranı ne olmalı? Besin katkıları verildiğinde annelere, bebeklere ve çocuklara ne gibi yararları olması beklenmelidir? Kanıtlar birikene kadar gebe kadınların omega 3 yağ asidi katkıları almalarını özendiren önerilerde bulunulmamalıdır.
|
AFP, 20(11-12):52-54, 2008
Howlong'dan Himalaya'lara hastalarla konuşma
Hastalarımızın tümü hasta odaklı olmamızı istiyor mu ?
|
Malcolm Moore, MBBS, FRACGP, MIH |
|
|
|
Genel tıp uygulamalarında hasta merkezli iletişim önemli bir özelliktir. Pratisyen doktorlar tarafından uzmanlık alanımızı tanımlayan özelliklerden biri olarak söz edilmektedir. Ancak bir çok doktor bu yaklaşımın her zaman uygun olduğuna ikna olmamaktadır. Bu makale hastaların iletişim yöntemlerine ilişkin beklentilerini vurgulamaktadır. Nepal'de bu konuyu araştırma deneyimim bu farklılığı kendi açımdan doğrulamıştır. Hastalarımızın mümkün olduğu kadar çoğuna yakınlaşabilmek için elimizde değişik iletişim olanaklarının bulunması gerekir.
|
GERİATRİ, 20(11-12):55-58, 2008
Tıp perspektifinden, Türk görsel medyasında yaşlılığın sunumu
|
Uzm. Dr. Nurhan Meydan-Acımış * Dr. Nuket Göçmen-Mas ** Öğr. Gör. Ahmet Özer *** Doç. Dr. Refik Mas *** *Denizli Devlet Hastanesi, ** Kocatepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Anabilim Dalı, *** Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Öğretim Görevlisi/Animasyon, **** GATA Geriatri Anabilim Dalı
|
|
|
|
Medya toplumla iç içe yaşayan bir olgudur. Bu araştırma medyanın toplumsallığını, sinema içinde görebilmek, tıb ve medyanın birlikteliğini değerlendirebilmek için planlanmıştır. Rastgele yöntem ile seçilmiş “4” Türk filminde yaşlılık olgusunun toplumsal sunumu değerlendirmiştir. Türk görsel medyasında geleneksel algıları güçlendirici yönde olan çizgisi ile yaşlılığın, iş görmezlik, güçsüzlük, zayıflık, muhtaçlık olarak sunulduğuna; oysa kaçınılmaz bir yaşam süreci olan yaşlılığın tıbbın bilimsel değerleri içinde yeni bir bakışla harmanlanarak sunulmasının gerekliliğine bu araştırma ile dikkat çekilmek istenmiştir.
|
DEONTOLOJİ, 20(11-12):59-65, 2008
Semavi dinlerin bakış açısıyla organ nakli
|
Dr. İnci Hot Dr. Esin Karlıkaya *
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Üniversitesi ve * Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalları
|
|
|
|
Günümüzde tıptaki ahlaki tartışmaların merkezinde; “İnsan nedir, yaşam ne zaman başlar, ne zaman biter, hastalık nedir, ne anlama gelir?” gibi değer sorunları bulunmaktadır. Bu soruların yanıtlarını bulmamızda; antropolojik düşünce, felsefe, ahlaki değerler ve dini inanışların desteği gerekmektedir. Modern yapıdaki toplumlarda grupların ve kuruluşların değer sorunları hakkında karar vermeye yetkisi yoktur. Burada antropoloji , etik ve teolojinin dahil olduğu bir interdisiplinel tartışma sözkonusudur.
İnsan sağlığı vücuddaki organlardan birinin görevini yerine getirememesi ile bozulmaktadır. Çok sayıda insan başkasından alacağı organla sağlıklı bir hayat sürmesi mümkün olacak iken dini gerekçelerle, ya da ilgisizlik sebebiyle buna yanaşmamakta, fakat kendi başına geldiğinde de hiç tereddüt etmeden acıdan kurtulmak ve deva bulmak için ne gerekiyorsa onu yapmaktadır.
O halde, organ bağışı nedir? ve ne yapmalıyız? sorusunun cevabını vermeliyiz. Organ bağışı ölümden sonra kişinin organlarının başka bir insan için kullanılmasına izin verilmesidir. 18 yaşını dolduran herkes organ bağışında bulunabilir. Bugün dünyada ve ülkemizde kalp, akciğer, böbrek, karaciğer, pankreas gibi organlar ile kalp kapağı, kornea tabakası, kas ve kemik iliği gibi dokular başarı ile nakledilebilmektedir.
Bütün semavi dinler, insan hayatını kurtaran bir yöntem ve karşılıksız bir insaniyet ifadesi olarak organ bağışını onaylamaktadır. İslamiyet, Yahudilik ve Hıristiyanlıkta organ nakli konusunda büyük bir görüş birliği vardır ve organ bağışı insan sevgisinin bir parçası kabul edilerek bu alandaki çabalar desteklenmektedir.
Dinler açısından en çok tartışılan konulardan biri de, kişinin ne zaman ölü sayılacağı sorunudur.
Bu çalışmada İslamiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik dinlerinin organ nakline bakışlarının tıp etiği ilkeleri açısından ele alınarak incelenmesi amaçlanmıştır.
|
HEMŞİRELİK, 20(11-12):66-70, 2008
Acil ünitelerde tıbbi uygulama hataları
|
Prof. Dr. Fatma Eti-Aslan* Uzm. Hemş. Şenay Karadağ Arlı **
Marmara Üniversitesi Cerrahi Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı*, Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Acil Servis Bölümü**
|
|
|
|
Acil üniteler kesintisiz sağlık bakımının sürdürüldüğü yerlerdir. Burada zaman kaybetmeden tanı konup, gerekli ilk girişimlerin yapılması ve yaşamın kurtarılması esastır. Ancak bu hızlı ve karmaşık süreç bazen “tıbbi uygulama hataları” diye tanımlanan sorunların ortaya çıkmasına neden olabilmektedir.
Bu makalede hata, tıbbi uygulama hataları ve bu hatalara acil işleyişin nasıl katkı sağladığı ve önlemlere yer verildi. |
|
|