 |
SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
KASIM / ARALIK 2009
|
ANAL BÖLGE ANATOMİSİ VE FİZYOLOJİSİ, 21(6):18-21, 2009
|
Doç. Dr. Gürel Neşşar
Türkiye Yüksek İhtisas Hastanesi Gastroenteroloji Cerrahisi Kliniği
|
|
|
|
Anal bölge gastrointestinal sistemin sonlandığı yerdir. İki kısımdan oluşur: anal kanal ve anal margin. Anal kanal anorektal halkadan başlayıp intersfinkterik aralığa kadar devam eder. Anal margin intersfinkterik aralıktan başlayıp perianal deriye doğru uzanan 5 santimetrelik bir alanı kapsar. Anal kanal anatomisi ve fizyolojisi kompleks olup bu bölgede bir çok hastalık yerleşir. |
PERİANAL HASTALIKLARDA TAN IYÖNTEMLERİ, 21(6):22-29, 2009
|
Prof. Dr. Atila Korkmaz
Ufuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
|
|
|
|
Perianal hastalıklar toplumda oldukça yaygın görülür. Hastaların hekime şikayetlerini aktarma konusundaki çekinceleri nedeniyle prevalansının kesin olarak bilinmemektedir. Anal bölge hastalıklarının değerlendirilmesinde hastanın dikkatli bir şekilde öyküsünün alınması ve fizik muayenesinin uygun bir şekilde yapılması çok önemlidir. Radyolojik tetkikler ve görüntüleme yöntemleri gibi tanıya yardımcı teknikler öykü ve fizik muayeneden sonra kullanılabilir. Bu hastalıklarda en önemli semptomlar kanama, ağrı, akıntı, dışkılama güçlüğü, barsak alışkanlıklarında değişiklik, inkontinens, şişlik, kaşıntı ve prolapsustur. |
HEMOROİD HASTALIĞI, 21(6):30-38, 2009
|
Prof. Dr. Dursun Buğra
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Hemoroid hastalığı en sık rastlanılan anal bölge sorunlarındandır. Yaşam tarzı düzenlemeleri ve cerrahi dışı yöntemlerle hastaların büyük çoğunluğunda yakınmalar tedavi edilebilmektedir. Az sayıdaki hasta grubunda gerekli olan cerrahi tedaviler yakınmaların boyutuna, hastalığın derecesine, birlikte bulunabilecek diğer anorektal sorunlara bağlı olarak her hasta için ayrı ayrı planlanmalıdır. Tedavi sonuçları farklı yöntemler arasında büyük değişiklikler göstermemektedir. Hemoroid hastalığını tedavi edecek hekimlerin bütün tedavi yöntemlerini uygulayabilecek bilgi birikimine sahip olmaları, hastaları ile konuşarak uygun yöntemi belirlemeleri gerekmektedir.
|
ANOREKTAL ABSE VE FİSTÜLLER, 21(6):39-48, 2009
|
Prof. Dr. Ömer Alabaz
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Anorektal bölgedeki anatomik boşluklarda gelişen ve barsak bakterileri tarafından oluşturulan pürülan birikimlere anorektal abse denir. En önemli bulgu anal kanalda veya rektumda hissedilen şiddetli ağrı ve ateştir. Perianal fistül, anal kanal ve perianal cilt arasındaki epitelize olmuş granülasyon gelişmiş anormal bağlantıdır. Genellikle drene olmuş anorektal abselere sekonder olarak gelişir. Anal fistül, yüzlerce yıldan beri tanınmasına rağmen halen tedavisi kolay olmayan hastalıklardan biridir.
|
ANAL FİSSÜR, 21(6):49-54, 2009
|
Prof. Dr. Sümer Yamaner
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Anal fissür en sık karşılaşılan anorektal hastalıklardan birisidir. İnternal anal sfinkterde iskemi sonucu anal sfinkterdeki artmış spazm ile açıklanır. Spazm ve iskemi birbirini tetikleyerek bir kısır döngü oluşturur. Anal fissür tanısı yalnızca inspeksiyon ile koyulabilir. Ancak diğer hastalıkların ayırıcı tanısı için ileri tetkikler gerekebilir. Anal fissürün tedavisi kısır döngünün ortadan kaldırılmasıdır. Tedavi, basitçe yaşam tarzının değiştirilmesi yanında ılık suya oturma banyoları ve sfinkteri gevşeten ilaç veya cerrahi işlemlerdir.
|
PİLONİDAL SİNÜS, 21(6):55-62, 2009
|
Yrd. Doç. Dr. Cemalettin Aydın
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Aydemir Ölmez
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Pilonidal sinüs sakrokoksigeal bölgede yerleşen genellikle intergluteal sulkus üzerinde yerleşen bir lezyondur. İçinde kıl demeti vardır ve bir veya daha fazla sinüs ağzı bulundurur. Tedavi edilmediği zaman sosyal ve psişik problemlere neden olabilir. Esmer ve kıllı kişilerde, özellikle erkeklerde daha fazla görülür. Akut abse, kronik hastalık ve nüksler olmak üzere üç formu vardır.
|
ANÜS KANSERLERİ, 21(6):63-67, 2009
|
Prof. Dr. Cüneyt Kayaalp
İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Yrd. Doç. Dr. Aydemir Ölmez
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Özellikle tedavileri farklı olduğundan anüs kanserlerini ikiye ayırmak gerekir: anal kanal kanserleri ve perianal cilt kanserleri (anal marjin kanserleri). Hem anal kanalda hem de perianal ciltte en sık karşılaşılan kanser türü epidermoid (skuamöz hücreli) karsinomdur. Human papilloma virusu (HPV) en önemli risk faktörüdür. Anüs hastalıkları ile ilgili şikayetlerin hepsine neden olabilirler. Öncelikli tedavisi kemo-radyoterapidir. Malign melanom, adenokarsinom ve diğer perianal cilt kanserleri öncelikle cerrahi olarak tedavi edilirler.
|
ÇOCUKLARDA SIK GÖRÜLEN PERİANAL BÖLGE HASTALIKLARI, 21(6):68-75, 2009
|
Uzm. Op. Dr. Derya Erdoğan
Dr. Sami Ulus Çocuk Hastanesi Çocuk Cerrahisi Kliniği
|
|
|
|
Perianal bölgenin hastalıkları infant ve çocukluk çağının sık karşılaşılan problemlerindendir. Ailede ve çocukta endişe yaratan kanama, apse, ağrı, ve perianal kitle meydana getirerek bulgu verirler. Tedavileri medikal ya da cerrahi olabilir. Bu çalışmanın amacı polikliniklerde sık görülen çocukluk çağı perianal bölge hastalıklarında tanı ve tedaviyi gözden geçirmektir. Rektal prolapsus, perianal apse, perianal fistül, hemoroid, anal fissür, kondiloma akuminata ve rektal travma çalışmanın ana konularını oluşturmaktadır
|
ANAL İNKONTİNANS, 21(6):76-80, 2009
|
Doç. Dr. Neriman Şengül
İzzet Baysal Üniversitesi, Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Son bir ay içerisinde iki defadan fazla uygunsuz yer ve zamanda istem dışı gaita kaçırmaya anal inkontinans denir. Minor inkontinans, gazın veya sıvı gaitanın istemsiz kaçağıdır. Major inkontinansta ise şekilli gaitanın tutulamamasıdır. Benign bir patoloji olmasına rağmen ileri yaşta sık görülen, yaşamı olumsuz etkileyen, depresyon ve toplumdan soyutlanmaya neden olan hijyenik ve sosyal bir problemdir. Pek çok patoloji sebep olabildiği için ayırıcı tanı tedavinin önemli bölümünü oluşturur. Tedavide amaç öncelikle düzeltilebilir patolojilerin ortadan kaldırılması ve hastanın yaşam kalitesinin artırılmasıdır.
|
REKTOSEL VE REKTAL PROLAPSUS, 21(6):81-88, 2009
|
Op. Dr. Sezai Leventoğlu
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Prof. Dr. B. Bülent Menteş
Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Rektosel, anterior rektal duvarın posterior vajen duvarına doğru fıtıklaşmasıdır. Klinik olarak kabızlık, ıkınma, perineal/vajinal dijitasyon, vajinal kitle hissi, defekasyon sonrası tam boşalamama ve disparoni şikayetleri ile karşımıza çıkmaktadır. Rektoselin klinik tanısı için hastanın prone ve litotomi pozisyonda bimanuel muayene edilmesi gerekmektedir. Hastaya muayene esnasında valsalva manevrası yaptırılmalıdır. Rektovajinal septumda defekt hissedilmektedir. Rektal prolapsus, rektumun anal kanaldan dışarı doğru intususepsiyonudur. Kadınlardan daha fazla görülür ve genellikle inkontinans ile birliktedir. Her iki patolojinin de tedavisi cerrahidir.
|
GAİTA TIKACI, PERİANAL YARALANMALAR VE REKTAL YABANCI CİSİMLER, 21(6):89-93, 2009
|
Yrd. Doç. Dr. Refik Ayten
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Dr. Murat Başbuğ
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
Prof. Dr. Ziya Çetinkaya
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Gaita tıkacı potansiyel major morbiditeye sahip sık görülen gastrointestinal problemlerdendir. Tanı ve tedavisinin iyi planlanması oluşacak riskleri azaltır. Tedavide proksimal ve distal yıkama yapılır ve-veya manuel olarak tıkaç çıkarılır. Tedavi sonrasında altta yatan patoloji ortaya konmalı ve tıkaç oluşumunu önleyicı tedaviler planlanmalıdır. Anal bölge ve sfinkterlere olan travmatik hasar nadir bir durumdur. Travmatik hasarın en sık sebebi iyatrojenik olup obstetrik yaralanmalar en sık nedeni oluştururlar. Anal travmatik hasarda sfinkterlerin etkilenip etkilenmediği ortaya konmalıdır. Hasta stabil ve sfinkter dokusunda minimal kayıp varsa primer onarım düşünülmelidir. Rektumda yabancı cisim varlığı nadir kinik bir problemdir. Anal pasaja yabancı cisim sıklıkla seksüel amaçlı sokulmakla birlikte ağız yoluyla ve komşu organlardan migrasyon yoluyla da gelebilmektedir. Çoğu olguda rektumdaki yabancı cisim acil serviste güvenle çıkarılabilir fakat nadir durumlarda hastaneye yatış ve cerrahi müdahale gerekebilmektedir.
|
|
|