SENDROM

 

 


SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
MART / NİSAN 2009

 

CFP 21(2):27-35, 2009
HUZURSUZ BAĞIRSAK SENDROMUNUN TEDAVİSİ İÇİN TAMAMLAYICI VE ALTERNATİF TIP

Yi-Hao A. Shen
Richard Nahas, MD CCFP

ÖZET
 

AMAÇ: Huzursuz bağırsak sendromunun (HBS) tedavisinde kullanılan seçici tamamlayıcı ve alternatif tıp yaklaşımlarını destekleyen kanıtları gözden geçirmek.
KANITLARIN KALİTESİ: Irritable bowel syndrome (huzursuz bağırsak sendromu) veya irritable colon (iritabl kolon)) ile complementary therapies ( tamamlayıcı tedaviler), alternative treatment (alternatif tedavi) , akupuncture (akupunktur), fiber (lif), peppermint oil (nane yağı), herbal (şifalı bitki), traditional (geleneksel), yoga, massage (maaj), meditation (meditsyon), mind (zihin), relaxation (gevşeme), probiotic (probiyotik), hypnotherapy (hipnoterapi), psychotherapy (psikoterapi), cognitive therapy (bilişsel tedavi), veya behavior therapy (davranış tedavisi) terimlerinin kombinasyonlarıyla Mart 2008’e kadar MEDLINE (Ocak 1966’dan itibaren), EMBASE (Ocak 1980’den itibaren) ve Cochrane Sistemik Derlemelerinin Veri Tabanı araştırılmıştır. Sonuçlar taranarak yalnızca klinik çalışmalar, sistematik derlemeler ve metaanalizler analize alınmıştır. Girişimlerin çoğu için I. düzey kanıtlar mevcuttu.
ANA MESAJ: Çözünebilir lifler konstipasyonu ve genelde HBS semptom larını iyileştirmektedir. Nane yağı karın ağrısı dahil HBS semptomlarını hafifletmektedir. Probiyotiklerle yapılan çalışmalar HBS için genel olarak yararlı olduğunu göstermekle birlikte herhangi bir spesifik suşun kullanılmasını destekleyen az sayıda kanıt mevcuttur. Uygun hastalarda hipnoterapi ve bilişsel –davranışsal terapi de etkili tedavi seçenekleridir. Bazı şifalı bitki formulleri kısıtlı sayıda kanıtla desteklenmiş olmasına rağmen güvenirlik açısından potansiyel kaygı nedenidirler.. Girişimlerin tümü sistematik derlemeler veya metaanalizlerle desteklenmektedir.
SONUÇ: HBS tedavisinde kanıtlara dayalı yaklaşımın bir bölümü olarak birkaç tamamlayıcı ve alternatif tedavi önerilebilir. Bu öneriler hastalara tatminkâr rahatlama sağlayabilir ve tedaviye uyumu iyileştirebilir.


TIBBİ BİYOLOJİ 21(2):36-50, 2009
AKCİĞER KANSERİNİN MOLEKÜLER GENETİĞİ

Dr. Ülkü Özbey
Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji ve Genetik Anabilim Dalı

ÖZET
 

Akciğer kanseri moleküler biyolojisine ilişkin aydınlatılmamış pek çok nokta, son 20 yıldaki gelişmeler ile çözülmeye başlanmıştır. Akciğer kanserinde görülen başlıca moleküler değişiklikler; onkogenlerin mutasyonel aktivasyonu, tümör baskılayıcı genlerin inaktivasyonu ve hücre siklusunun regülasyonunda ve DNA tamirinde görev alan genlerde ortaya çıkan değişikliklerdir. Bu genetik değişikliklerin çoğu; hücresel büyüme ve gelişiminin kontrol edilmesinde görev alan genlerde ve protoonkogenlerde meydana gelmektedir. Myc ve ras onkogen aileleri; insan akciğer kanserlerinin karsinogenezinde önemlidir. Myc onkogenlerinin, küçük hücreli akciğer kanserinde (KHAK) genellikle değişime uğradığı bulunmuştur. Kras genindeki mutasyonlar, adenokarsinomalar için spesifiktir. Epidermal growth faktör reseptörü şifreleyen erbB onkogeni, epidermoid karsinomalarda yüksek düzeyde eksprese olmaktadır. Protoonkogenlerdeki alterasyon incelemeleri, akciğer kanserinin tanısında ve sınıflandırılmasında yardımcı olabilir ve yakın gelecekte yararlı prognostik bilgi sağlayabilir. Gelecekte çalışmaların; multipl genler ve ilgili yolaklardaki çevresel ajanlar arasındaki kompleks interaksiyonlar üzerine odaklanması gerekmektedir. Bu derlemede, akciğer kanserinin moleküler temeline ilişkin genel kavramlar ve akciğer kanserinin moleküler patogenezi ile ilgili geniş kapsamlı bir bilginin özetlenmesi amaçlanmıştır. Akciğer kanser patogenezinde ve progresyonundaki epigenetik değişiklikler, yeni hedeflenmiş tedavi yöntemlerinin ve giderek iyileşme gösteren diagnostik yaklaşımların gelişmesi için gereklidir.


TIBBİ BİYOLOJİ 21(2):51-55, 2009
HASTANELERDE KALİBRASYONDA KARŞILAŞILAN SORUNLAR

Dr. Yaşar Odacıoğlu
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Eğitim, Uyguama ve Araştırma Hastanesi Başmüdürü

ÖZET
 

İnsan yaşamı için en önemli konuların başında gelen sağlıkla ilgilenen birimlerin teknolojik gelişmelerden uzak kalması düşünülemez. Tıbbi teknoloji, sağlık işletmelerinin faaliyetlerini sürdürmesine ve kaliteli bakım gerçekleştirilmesine olanak sağlayan elektronik alet, araç gereç ve makinelerin tümüdür. Son yıllarda bilgisayar ağırlıklı olarak yoğun tıbbi teknoloji, teşhisten tedavi aşaması sonuna kadar kullanılmaktadır. Kaliteli sağlık hizmetinde teknoloji önemli bir etken olmaktadır. Kullanılan teknolojinin kalitesinin devamı ise “kalibrasyon” ile sağlanmaktadır.

Özellikle 1997 yılında özel hastanelerle başlayan TS-EN-ISO 9000 KYS kurma çalışmaları ile yaygın bir şekilde gündeme gelen kalibrasyon kavramı hastanemizin  hizmet kalitesini etkileyen önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hastanelerde sunulan hizmetin kalitesini etkileyen en önemli faktörlerden biri de tıbbi cihazların ölçüm sonuçlarının doğruluğundan emin olunmasıdır. Hastanemizde kalibrasyon laboratuvarına uluslararası izlenebilirliği olan kalibratörler alınmış ve kalibrasyonda görev yapacak personele yetkili kurum (TSE) tarafından eğitim verilmiştir. Hastanın teşhis ve tedavisinde kullanılan 2061 cihazdan 1354 tanesinin kalibrasyonu kurumumuz da yapılır hale gelmiştir.

Ayrıca, 04 Kasım 1999 tarih 23866 sayılı resmi gazetede yayınlanan “Türk Akreditasyon Kurulu Kuruluş ve Yönetmelikleri Hakkında Kanun”u doğrultusunda kalibrasyon laboratuvarının akredite edilme çalışmaları tamamlanarak hastane bünyesine kazandırılmıştır.


MİKROBİYOLOJİ 21(2): 56-60, 2009
ANAEROB BAKTERİLERİN İNSANLARDA NEDEN OLDUĞU İNFEKSİYONLAR

Uz. Dr. Recep Keşli
Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Mikrobiyoloji Laboratuvarı

ÖZET
 

Anaerob bakteriler insan vücudunun endojen florasında yaygın olarak bulunurlar. Endojen floranın anaerob üyeleri normal floradaki yerlerinin değişimi durumunda potansiyel patojen olarak kabul edilirler. Anaerob enfeksiyonların çoğu endojen mikrofloradan kaynaklanır ve polimikrobiyal karaktere sahiptirler. Anaerob bakterilerin neden olduğu enfeksiyonlar insan vücudunun bütün bölgelerinde görülebilir. Enfekte dokular genellikle birçok çeşit anaerob bakteri içeren bir karışım ile beraber aynı anda aerob ve fakültatif anaerob bakterileri de sıklıkla ihtiva ederler.


GERONTOLOJİ 21(2):61-63, 2009
KRİZDEKİ AİLE ÜYELERİ VE AİLE HEKİMLİĞİ

Doç. Dr. İsmail Tufan
Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Gerontoloji Bölümü
Uzm. Dr. Suzan Yazıcı

ÖZET
 

Sosyal bir grup olarak aile bugün, sağlığı tehdit eden nedenlerden etkilenmektedir. Sosyoekonomik ve sosyopsikolojik sebeplerle meydana gelen aile sağlığını etkileyen unsurlarla aileler tek başına başa çıkamamaktadır. İnsan sağlığını bozan nedenler arasında ailenin de yer aldığı görülmüştür. Aile sağlığı ve bireysel sağlık arasında sıkı ilişkiler bulunmaktadır. Bunun sebepleri arasında konvansiyonel roller, toplumsal beklentiler, eşler arasında yaşanan kavgalar ve tartışmalar, aile içi çatışmalar ve boşanmalar, çocuklara da meydana gelen değişimler gibi bir çok neden yer almaktadır. Araştırmalar hastalıklar arasında önemli bir bölümünün psikosomatik hastalıklar olduklarını göstermektedir. Bunların önlenmesinde aile hekimliğinin rolü çok önem kazanmaktadır. Bu bağlamda aile danışmanlığının hedefi hastalar ve aile üyelerini şimdiye kadar farkında olmadıkları bağımlılıklar ve bunlardan ortaya çıkan “korkudan kaçış teknikleri” konusunda aydınlatmaktır ve aynı zamanda yeni, bağımsız otonom stratejilere yönelme konusunda cesaretlendirmektir. Eğer bu başarılabilirse, birçok aile, şu andaki olumsuz pozisyonlarını terk edebilecektir. Özgür, kendi kararlarına bağlı ve “az semptomlu yaşam” mümkün olabilecektir.


HEMŞİRELİK 21(2):84-68, 2009
GEBELİK, ŞİDDET VE HEMŞİRENİN ROLÜ

Yrd. Doç. Dr. Ayla Berkiten Ergin
Kocaeli Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü Başkanı

ÖZET
 

Kadına yönelik şiddet, ciddi bir sağlık problemi ve insan hakları ihlalidir. Özellikle kadınların fiziksel, duygusal, ruhsal, cinsel ve üreme sağlıklarını olumsuz etkiler. Ülkemizde de giderek artan şiddetin, özellikle de gebelikteki şiddetin önlenmesi, anne çocuk ve toplum sağlığı açısından oldukça önemlidir. Bu konuda hemşire ve ebelere düşen görev; şiddete karşı bireysel ve toplumsal olarak “sıfır tolerans” anlayışının yaygınlaştırılması sağlamak, uygun eğitim ve danışmanlık yapmaktır. Ev ziyaretleri ve  kliniklerde kadına yönelik şiddeti sorgulayabilecek standart formlar geliştirilmelidir. Ayrıca hemşire/ebelere düşen görev;  antenatal kontrollerde rutin taramalar yaparak onları şiddet konusunda bilinçlendirmek, kadınların ve onların ailelerin yaşam kalitelerini geliştirmektir.

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker