SENDROM

 

 


SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
TEMMUZ / AĞUSTOS 2009

 

AFP 21(4):34-40, 2009
Tİp 2 Dİyabette AnlaşmazlIklar

Bir güncelleme
Bu B. Yeap MBBS, FRACP, PhD

ÖZET
 

Arka Plan: Tip 2 diyabette glitazon tedavisiyle ilişkili özellikle kemik kırığı ve miyokart enfarktüsü gibi risklerle ilgili tartışmalar ortaya atılmıştır. ACCORD (Action to Control Cardiovascular Risk in Diabetes: Diyabette Kardiyovasküler Riski Kontrol Girişimi) çalışmasının sonuçları uygun glikozile hemoglobin (HbA1c) hedefleriyle ilgili tartışmaları tetiklemiştir.
Amaç: Bu makale tip 2 diyabet hastalarında glitazon tedavisi bağlamında piyoglitazon ve roziglitazonla ilişkili riskleri ve % 7 eşik değerde HbA1c’yi hedefleyen tartışmaları incelemektedir.

Tartışma: Tip 2 diyabet hastalarında piyoglitazon ve roziglitzon oral tedavi olarak ve endojen insülin salgılanmasının korunmasında kullanılabilmektedir. Her bir ilacın potansiyel yararları ve risklerinin göz önüne alınması gerekmektedir. Başlangıçta HbA1c için kabul edilebilir hedef % 7 düzeyidir. Lowering HbA1c düzeyini % 6,5’e düşürmek tip 2 diyabet hastalarında makrovasküler komplikasyonları azaltmamakla birlikte yeni nefropati olgularının ortaya çıkması veya kötüleşme insidansını düşürmüştür. Özellikle daha yüksek kalp-damar hastalığı riski olan tip 2 diyabet hastalarında HbA1c düzeyini % 6 altına düşürmeyi açmaçlayan agresif tedavi daha yüksek bir kalp-damar hastalığı riskine yol açabilmektedir

CFP, 21(4):41-48, 2009
Predİyabetİn Metformİnle Tedavİsİ
Muriel Lilly

Marshal Godwin, MD MSc CCFP FCFP

ÖZET
 

AMAÇ: Gizli şekeri (bozulmuş glikoz toleransı veya anormal açlık kan şekeri) olan kişilerde metformin kullanımının klinik tip 2 diabetes mellitus’un ortaya çıkmasını önleme veya geciktirme özelliğine sahip olup olmadığını belirlemek
VERİ KAYNAKLARI: Ocak 1966’dan bugüne kadar MEDLINE’dan seçilme ölçütlerini karşılayan makaleler tek tek taranmıştır.
ÇALIŞMA SEÇİMİ: Glikoz toleransı bozulmuş veya açlık kan şekeri değerleri normal olmayan kişilerde tip 2 diyabeti geciktirme veya engellemede metformin uygulamasının yararlı olup olmadığına ilişkin randomize kontrollü çalışmalar taranmıştır. Diyabet gelişmesi gerekli sonuç ölçütü olup hastaların en azından 6 ay izlenmesi gerekmiştir. Üç çalışma bu ölçütleri karşılamıştı.
SENTEZ: Üç çalışmada incelenen toplumların etnik kökenleri, prediyabetten klinik hastalığa geçiş oranları ve kullanılan metformin dozu farklıydı. Genellikle çalışmalar iyi yürütülmüştü. Ancak üç çalışmanın ikisinde gerçekten tedavi niyetli analizler yapılmamıştı. Verilerin tümünü tedavi niyetli çalışma verileri şekline dönüştürüp izleme gelmeyenler için en kötü senaryonun varlığını varsayarak bir duyarlılık analizi tanımlanmıştır.

SONUÇ: Metformin prediyabetten diyabete dönüşüm hızını yavaşlatmaktadır. Verilere bir duyarlılık analizi uygulansa bile bu tespit değişik etnik kökendeki kişilerle yüksek (günde iki kez 850 mg) ve düşük (günde iki -üç kez 250 mg) dozajlar için doğrudur. Üç yıllık dönem için tedavi edilmesi gerekli sayı 7 ila 14 arasındaydı.

CFP, 21(4):49-53, 2009
TİP 2 DİYABETTE SIKI KAN ŞEKERİ DENETİMİ GERÇEKTEN YARARLI MI?

 

ÖZET
 

“Sıkı denetimden” daha azıyla orta derecede yarar sağlandığına ilişkin kısıtlı sayıda kanıta sahibiz. ACCORD çalışmasına göre “gerçekten sıkı” denetimin tehlikeli olabilme ihtimali mevcuttur3. Değer mi? Mutlaka hastalar bu konuda karar vermelidir. Yukarıda anlatıldığı gibi hasta senaryolarında doktorlar tarafından dayatılan “sıkı denetim “kültürü görgül kanıtlarla desteklenmemektedir8. Etik nedenlerden dolayı hastalara güncel bilgilerimizi daha dürüstçe ve daha dengeli biçimde iletmenin yollarını aramalıyız.


PEDİYATRİ, 21(4):54-58, 2009
MTHFR C677T PolİMORFİZMİ VE HENOCH SCHONLEİN PURPURASI †

Uzm. Dr. Pınar Gökmirza Özdemir
T.C. S. B. Bakırköy Doğum Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Kliniği

Klin. Şefi Dr. Gönül Aydoğan
T.C. S. B. Bakırköy Doğum Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Kliniği

Uzm. Dr. Nevin Hatipoğlu
T.C. S. B. Bakırköy Doğum Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Kliniği

Uzm. Dr. Suat Biçer
T.C. S. B. Bakırköy Doğum Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Kliniği

As. Dr. Gökhan İmseytoğlu
T.C. S. B. Bakırköy Doğum Kadın ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çocuk Kliniği

Prof. Dr. Özgür Kasapçopur
İ. Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi  Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları A.B.

ÖZET
 

Henoch-Schönlein purpurası (HSP) başta cilt olmak üzere gastrointestinal sistem, eklemler, böbrekler ve daha seyrek olarak diğer organların etkilendiği bir lökositoklastik vaskülittir.

Son yıllarda genetik olarak hiperkoagülasyon ve tromboza olan yatkınlığın, HSP  ve diğer vaskülit sendromları açısından yarattığı  predispozisyon ve klinik bulgulara etkisi çeşitli çalışmalarla araştırılmaktadır.

Bu yazıda  genetik olarak protrombotik risk faktörlerinin klinik seyre etkisi ve  proflaktik tedavinin önemine dikkat çekmek amacıyla MTHFR C677 T polimorfizmi taşıyan bir HSP olgusu sunulmuş, ayrıca  HSP tedavisinde steroid kullanımının yeri  tartışılmıştır.

BİYOLOJİ, 21(4):59-62, 2009
EVLERDE KULLANILAN BİR KISIM AEROSOLLERİN İÇERDİKLERİ DİKLORVOS'UN ZARARLI VE KANSEROJEN ÖZELLİKLERİ

Yrd. Doç. Dr. Fulya Öztaş
Selçuk Üniversitesi  Sağlık Hizmetleri  Meslek Yüksekokulu

Prof. Dr. Haydar Öztaş
Selçuk Üniversitesi  Eğitim Fakültesi  Biyoloji Anabilim Dalı

Uz. Erkan Kalıpcı
Selçuk Üniversitesi  Eğitim Fakültesi  Biyoloji Anabilim Dalı

ÖZET
 

Yaygın böcek öldürücü aerosol olarak evlerde ve kamusal alanlarında kullanılan Diklorvos (DDVP)  organofosfor özelliğine sahip bir aerosol bileşeni olup, kimyasal olarak diklorvos (2,2-dichlorovinyl dimethyl phosphate) veya kısaca DDVP olarak bilinir. Ticari olarak diklorvos içeren spreyler çoğunlukla sivrisineklerin ve diğer zararlı böceklerin öldürülmesi amacıyla kullanılmakta olup, bu pestisitin EPA (Amerikan Çevre Koruma Ajansı) tarafından insanlar için kanserojen olduğu, IARC (Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı) tarafından ise insanlar için kanserojen olabileceği öne sürülmüş olup, İngiltere, Danimarka ve Endenozya’ da kullanımı yasaklanmıştır. ABD ve diğer bazı ülkelerde ancak hijyenik amaçlarla laboratuar ve benzeri yerlerde aşırı kirlenen ve temizlenmesi zor olan yüzeylerin temizlenmesi amacıyla bu yüzeylere uzun süreli uygulanmasına izin verilmektedir.

Bu pestisitlerin havaya püskürtülmelerinin insan ve hayvanlarda kanserojen etkiye sahip olabilecekleri sanılmakta olup, aktif pestisit partikülleri içeren havanın solunmasının kanserojen etkiye sahip olduğu bilinmektedir. 98/8/EEC, 90/394/EEC ve 98/24/EEC sayılı Biosit Direktiflerine (Biocide Directive) göre Diklorvos muhtemelen mutajenik etkiye sahip olup, bununda kanser oluşumunda etkili olduğu varsayılmaktadır.

 Bu çalışma marketlerde ve ziraat ilaçları satış yerlerde her hangi bir kısıtlama olmaksızın satılan biositlerin diklorvos içerikleri hakkında kamuoyunun bilinçlendirilmesini amaçlamıştır. Elde edilen bulgular marketlerde yaygın olarak satılan aerosolların çoğunluğunun kanserojen olduğu deneysel olarak gösterilen ve bir kısım ülkeler tarafından yasaklanan/kullanımına sınırlamalar getirilen diklorvos içerdikleri saptanmıştır.

Sonuçlar çevre ve insan sağlığı bakımından diklorvos içeren aerosol ve pestisitlerin evlerde, diğer yaşam alanlarında, parklarda, insanların, hayvanların bir şekilde temasta bulunduğu ortamlarda kullanımının sorgulanması gündeme getirmektedir. Bu nedenle kamuoyunun konu hakkında bilinçlendirilmesi, diklorvos içeren pestisitlerin en azından yaşam alanlarında kullanımına sınırlamaların getirilmesi veya bu pestisitin aeresollerde kullanımının tamamen yasaklanmasının zorunlu görünmektedir

TIP EĞİTİMİ, 21(4):63-69, 2009
Kampüs Sağlık Merkezİne Başvuran Selçuk Ünİversİtesİ ÖğrencİLERİNDE ANKSİYETE VE DEPRESYON ‡

Yrd. Doç. Dr. Nazan Karaoğlu
Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi ve Bilişim Anabilim Dalı (TEBAD) Aile Hekimi Uzmanı

ÖZET
 

AMAÇ: Sağlık merkezleri ilk kez evinden ayrılan, hayatının sorumluluğunu kendi üstüne alan akademik bir başarı peşindeki bu gençlerin ilk görüldüğü yerler olarak yaşam kalitesi üzerinde etkili olan anksiyete ve depresyonun erken dönemde tanınıp tedavi edilebileceği birimlerdir. Bu çalışmada amaç üniversite öğrencilerindeki olası anksiyete ve depresyon sıklığını saptamaktır. MATERYAL VE METOD: Bu tanımlayıcı, kesitsel çalışmada Selçuk Üniversitesi Kampüs Sağlık merkezine 2006-2007 Eğitim Yılı’nda başvuran öğrencilerden gönüllü olanlara Hastane Anksiyete ve Depresyon Skalası(HADS) ile sosyo-demografik bilgiler içeren bir anket formu uygulanmıştır. Depresyon için sınır değeri 7, anksiyete içinse 10 puan olarak alınmıştır. BULGULAR: Çalışma grubunda yaşları 17–34 (ortalama: 21.35±2.48) arasında olan 230 kız (%48,8) ve 241 erkek (%51,2) öğrenci yer aldı. Bunlardan 242’si (%51,4) yurtta kalıyordu ve 314’ü (%66,7) Sağlık Merkezine bir hastalık yakınması ile gelmişti. Ortalama anksiyete puanı 8.05±3.66 olarak saptanırken, 105(22,3%) öğrencin bu puanın üstünde aldığı belirlendi. Ortalama depresyon puanı ise 5.83±3.51 idi ve grubun 137’si (29,1%) olası depresyon tanısı almaktaydı. Depresyon açısından cinsiyet farkı anlamlı değilken(p>0,05), anksiyete için kadınlar lehine anlamlılık vardı(p<0,05). Hastalık nedeni ile başvuran öğrencilerde anksiyete ve depresyon puanları sağlıklı olanlara göre belirgin olarak yüksekti ve fark anlamlıydı(p<0,05). Memleketi Konya olanlarda anksiyete ve depresyon puanları memleketi başka bir şehir olan öğrencilerin puanlarından anlamlı düzeyde farklıydı (p<0,05). SONUÇ: Bu çalışmada öğrencilerin yaklaşık dörtte biri olası anksiyete, üçte biri olası depresyon tanısı almıştır. Öğrencilerin akademik performansı ve yaşam kaliteleri açısından 1. basamak hekimlerince erken tanı ve etkin yönlendirme önemlidir


KONUK YAZAR, 21(4):70-79, 2009
SİSTEMİK SAĞLIK ÜZERİNE PERİODONTAL ENFEKSİYONLARIN ETKİLERİ

Yrd. Doç. Dr. Sermet Şahin
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Dişhekimliği Bilimleri Merkezi, Periodontoloji Anabilim Dalı

Doç. Dr. Işıl Saygun
Gülhane Askeri Tıp Akademisi Dişhekimliği Bilimleri Merkezi, Periodontoloji Anabilim Dalı

ÖZET
 

Çoğu çalışma periodontal hastalık ve sistemik hastalıklar arasında pozitif bir ilişki rapor etmesine rağmen sistemik durum ve periodontal sağlık arasında herhangi bir ilişkinin olmadığını bildiren çalışmalar da literatürde mevcuttur. Bu durumda farklı çalışma dizaynları, düşük örneklem sayısı, örneklem metotlarındaki farklar, periodontal hastalık kriterleri ve sistemik durum teşhisindeki farklılıklar, oral hijyen durumu, sigara, ırk, sosyo-ekonomik durum ve bilinmeyen risk faktörlerinin muhtemel etkilerinin çeşitliliğinden dolayı kesin bir sonuca varmak henüz mümkün değildir. Bu sebeple periodontal ve sistemik hastalıklar arasındaki ilişkiyi kanıtlamak için daha fazla sayıda ve geniş kapsamlı muhtemel risk faktörlerini kontrol altına alabildiğimiz çalışmalara ihtiyaç vardır. Mikrobiyoloji, immünoloji, moleküler biyoloji ve genetik alanında atılacak adımlar ile periodontal enfeksiyonlar ve sistemik hastalıkların etkileşim mekanizmaları aydınlatılabilecektir

 

 


 

Editörden

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

SENDROM ÖZEL EK SAYI BEL AGRISI

SENDROM ÖZEL SAYI GASTROINTESTINAL

SENDROM KOAH ÖZEL SAYI

SENDROM ASTIM ÖZEL SAYI

SENDROM ÖZEL SAYI ( NÖROPATİK AĞRI )

SENDROM ÖZEL SAYI ( ENDOKRİNOLOJİ )

SENDROM EK SAYI ( BAŞAĞRISI )

SENDROM EK SAYI ( YENİDOĞAN )

ARŞİV

      Son Sayı
2011
      Sendrom Mart / Nisan 2011
      Sendrom Ocak / Şubat 2011
2010
      Sendrom Kasim / Aralik 2010
      Sendrom Eylül / Ekim 2010
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2010
      Sendrom Mayis / Haziran 2010
      Sendrom Mart / Nisan 2010
      Sendrom Ocak / Şubat 2010
2009
      Sendrom Kasim / Aralik 2009
      Sendrom Eylül / Ekim 2009
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2009
      Sendrom Mayis / Haziran 2009
      Sendrom Mart / Nisan 2009
      Sendrom Ocak / Şubat 2009
2008
      Sendrom Kasim / Aralik 2008
      Sendrom Eylül / Ekim 2008
      Sendrom Temmuz / Ağustos 2008
      Sendrom Mayıs / Haziran 2008
      Sendrom Mart / Nisan 2008
      Sendrom Ocak / Şubat 2008
2007
      Sendrom Aralık 2007
      Sendrom Kasım 2007
      Sendrom Ekim 2007
      Sendrom Eylül 2007
      Sendrom Ağustos 2007
      Sendrom Temmuz 2007
      Sendrom Haziran 2007
      Sendrom Mayıs 2007
      Sendrom Nisan 2007
      Sendrom Mart 2007
      Sendrom Şubat 2007
      Sendrom Ocak 2007
2006
      Sendrom Aralık 2006
      Sendrom Kasım 2006
      Sendrom Ekim 2006
      Sendrom Eylül 2006
      Sendrom Ağustos 2006
      Sendrom Temmuz 2006
      Sendrom Haziran 2006
      Sendrom Mayıs 2006
      Sendrom Nisan 2006
      Sendrom Mart 2006
      Sendrom Şubat 2006
      Sendrom Ocak 2006
2005
      Sendrom Aralık 2005
      Sendrom Kasım 2005
      Sendrom Ekim 2005
      Sendrom Eylül 2005
      Sendrom Ağustos 2005
      Sendrom Temmuz 2005
      Sendrom Haziran 2005
      Sendrom Mayıs 2005
      Sendrom Nisan 2005
      Sendrom Mart 2005
      Sendrom Şubat 2005
      Sendrom Ocak 2005
2004
      Sendrom Aralık 2004
      Sendrom Kasım 2004
      Sendrom Ekim 2004
      Sendrom Eylül 2004
      Sendrom Ağustos 2004
      Sendrom Temmuz 2004
      Sendrom Haziran 2004
      Sendrom Mayıs 2004
      Sendrom Nisan 2004
      Sendrom Mart 2004
      Sendrom Şubat 2004
      Sendrom Ocak 2004
2003
      Sendrom Aralık 2003
      Sendrom Kasım 2003
      Sendrom Ekim 2003
      Sendrom Eylül 2003
      Sendrom Ağustos 2003
      Sendrom Temmuz 2003
      Sendrom Haziran 2003
      Sendrom Mayıs 2003
      Sendrom Nisan 2003
      Sendrom Mart 2003
      Sendrom Şubat 2003
      Sendrom Ocak 2003



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker