 |
SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
EYLÜL / EKİM 2009
|
CFP 21(5):34-42, 2009
Akut sırt Ağrısı
Şiddetli sırt ağrısı için perkütan vertebroplasti
|
Susitna Banerjec
Mark Otto Bearlocher MD
Murray R. Asch MD FRCPC
|
|
|
|
AMAÇ: Vertebra kompresyon kırıkları olan hastalarda konvansiyonel önlemlerle geçmeyen ağrının giderilmesi ve mekanik stabilite için perkütan vertebroplastinin kullanımını destekleyen kanıtların gözden geçirilmesi
KANITLARIN KALİTESİ: Ocak 1966-Aralık 2006 arası vertebroplasti üzerine tüm İngilizce makaleler taranmıştır.Bu makalelerde kanıtların kalitesi kanıtlara dayalı tıbbın 4 puanlık sınıflandırma sistemine göre derecelendiirlmiştir. İkinci seviye kanıtlar halen vertebroplasti kullanımını desteklemektedir.
ANA MESAJ: Vertebroplasti, osteoporoz, hemanjiyomlar, habis hastalıklar ve vertebra osteonekrozuna bağlı vertebra kompresyon kırıklarının ağrısını azaltmaktadır. Hastaların % 60-100’ünde vertebroplasti belirgin derecede ağrı giderimi sağlamış, hastaların % 34-91’inde ağrı kesici kullanımını azaltmış ve hastaların % 29-100’ünde fiziksel hareketliliği iyileştirmiştir. Vertebroplasti kontrendikasyonları arasında omur gövdesinin asemptomatik kompresyon kırıkları, vertebra plana, retropülsif kemik fragmanları veya tümörler, aktif infeksiyon, düzeltilemeyen pıhtılaşma bozuklukları, kemik sementi veya opaklaştırıcı maddeye duyarlılık, ciddi kalp-akciğer hastalığı, gebelik ve altta yatan radikülopati sayılabilir. Kısa dönemde komplikasyon oranının % 0,5-54 olduğu saptanmıştır. Nadiren görülen ancak ciddi komplikasyonlar spinal kord veya sinir kökü basısı, klinik semptomlara ve akciğer infarktına neden olan sement embolileri, serebral arterin paradoks embolisi ve ciddi hematomlardan ibarettir.
SONUÇ: Konservatif yöntemlerle tedavi edlemeyen vertebra kırıklarının tedavisinde vertebroplasti güvenli ve etkili bir tedavi yöntemidir. |
BESLENME, 21(5):43-52, 2009
ASTIM VE ANTİOKSİDAN VİTAMİNLER
|
Dr. Dyt. Hilal Çiftçi
Gülhane Askeri Tıp Akademisi
Öğr. Gör. Dr. Aylin Ayaz
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Beslenme ve Diyetetik Bölümü
|
|
|
|
Astım solunum yolunun kronik inflamasyonu ile gelişen nefes darlığı, hırıltı ve öksürükle karakterize olmuş bir hastalık olarak tanımlanmaktadır. Özellikle erken çocukluk çağını etkileyen astımın prevelansı 20. yüzyılın ilk yarısının sonlarında artmaya başlamıştır. Ülkemizde ise astım prevelansının yetişkinlerde % 2-7 ve çocuklarda % 5-9 olduğu bilinmektedir. Hava kirliliği, sigara, alerjenler ve beslenmeye ek olarak oksidatif stres astım gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Solunum yolu oksidatif strese karşı hassastır ve oksidatif stresle karşılaştığında sayısız enzimatik ve enzimatik olmayan mekanizma gelişir. Bu nedenle, antioksidan vitaminler olan A vitamini, C vitamini ve E vitamininin astımdan korunmada ve astım semptomlarının azalmasında önemli etkileri vardır. Pek çok çalışmada oksidatif hasara karşı koruyucu etkileri olan antioksidan vitaminlerin astım üzerinde pozitif etkilerinin olduğu gösterilmiştir. |
ANESTEZİYOLOJİ,?, 21(5):53-57, 2009
OKSİJEN TÜPÜMÜN İÇİNDE NE KADAR OKSİJEN KALDI?
|
Uz. Dr. Volkan Hancı
Özel Odak Tıp Merkezi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Kliniği
|
|
|
|
Bir hastanın ambulans veya diğer araçlarla taşınmasının sorumluluğu alındığında, hastanın güvenliği için yeterli oksijen miktarı desteğinin güvence altına alınması önemlidir. Oksijen, oksijen tüplerinden veya pnömotik kuvvetli ventilatörlerden, flowmetre ve yüz maskesi ile verilebilir. Ambulans veya helikopterde, herhangi bir boşluğa şans vermeden, hasta için gerekli oksijen miktarı dikkatlice hesaplanarak, gerekli sayıda oksijen tüpü temin edilmelidir. Bu derlemede, akım ölçer veya transport ventilatörleri kullanımında gerekli oksijen ve oksijen tüpü miktarının öngörülmesine yönelik formüller tartışılmıştır.
|
DEONTOLOJİ, 21(5):58-61, 2009
TÜRK CERRAHİSİ VE ORD. PROF. DR. KAZIM İSMAİL GÜRKAN
|
Yrd. Doç. Dr. Çağatay Üstün
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji ve Tıp Tarihi Anabilim Dalı
|
|
|
|
Modern Türk cerrahisinin gelişmesinde Ord. Prof.Dr. Kazım İsmail Gürkan’ı önemli bir dönüm noktasıdır. Onu ölümünün 33. yılında anıyoruz. Bu makalede onun kısa yaşamöyküsü ve çalışmalarına ve onunla ilgili hatıralara yer verilecektir.
|
HEMŞİRELİK, 21(5):62-68, 2009
KADINLARI NİÇİN DOĞUMDA AÇ BIRAKIYORUZ?,
|
Yrd. Doç. Dr. Ayla Berkiten Ergin
Kocaeli Üniversitesi Kocaeli Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü Başkanı
Arş. Gör. Hatice Bektaş
Kocaeli Üniversitesi Kocaeli Sağlık Yüksekokulu Ebelik Bölümü
|
|
|
|
Doğum eylemindeki kadının diyeti ile ilgili alışkanlıkları ülkeler ve kültürler arasında farklılık göstermektedir. Birçok ülkede doğum eylemindeki kadına, yiyecek- içecek ve özellikle sıvılar verilirken, bazı ülkelerde ise ebelerin ve anestezistlerin bu konuda ikilem içinde oldukları görülmektedir.
Doğum enerji ve güç gerektiren bir süreçtir. Ancak bu dönemdeki oral alım ile ilgili kısıtlamalar geneldir ve bu konudaki ebelik politikaları da hala çok çeşitlidir. Doğum eyleminde oral alımın kısıtlanması 20. yy. ortalarında müdahaleli doğumlarda genel anestezinin yaygın kullanımı ile başlar. Genel anesteziye bağlı aspirasyon riski nedeni ile eylemdeki kadınların hepsi için “ağızdan hiçbir şey alınmaması ” politikası benimsenmiştir. Son yıllarda, özellikle az riskli gruptaki gebe kadınlarda, “ağızdan hiçbir şey” politikası berrak sıvı alımı politikası ile yer değiştirmektedir.
Bugünün batı dünyasında, doğum eylemindeki kadınlara yiyecekler verilip ve bazı miktarlardaki içecekler için izin verilip verilmeyeceği hala sıcak tartışma konusudur.
Bütün bu tartışmaların merkezi “anne ve fetüs için en iyi sonuçlar” ın olması ilkesine dayanmaktadır. Genelde, doğumdaki kadının beslenme ihtiyacı daha az anlaşılmaktadır. Literatürde ise; kadının doğumda bütünüyle yiyecek kısıtlamasına ait kanıtlar daha azdır. Bu nedenle bazı sağlık profesyonellerinin doğum eyleminde yeme içmeye izin verme yönünde bir eğilimleri mevcuttur. Bu makalede; doğum eylemi sırasında gebelerin yeme içmelerine izin verilmesi ya da kısıtlanmasının fizyolojik ve psikolojik etkileri tartışılmıştır.
|
|
|