 |
SENDROM AKTÜEL TIP DERGİSİ
MART / NİSAN 2011
|
BESLENME, 23(2):36-40
HIZLI HAZIR YEMEK SİSTEMİ (FAST FOOD) ve ÇOCUK BESLENMESİ
|
Prof. Dr. Perihan Arslan
Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Diyetetik Anabilim Dalı Öğreti Üyesi
|
|
|
|
Ekonomik ve sosyal değişiklikler, hızlı kentleşme, reklamlar toplumun beslenme alışkanlıklarını değiştirmektedir. Çocuklar, toplumun en hassas grupları olduklarından bu değişimden etkilenirler. Gelişen teknoloji çok sayıda hazır ürünlerin üretimini arttırmaktadır. Fast food sistemi giderek yaygınlaşmakta olup çeşitli sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Bu makalede; her sosyo ekonomik düzeyde gittikçe yaygınlaşan hızlı hazır beslenme tarzının çocuk beslenmesi ve sağlığı üzerine etkileri incelenmiştir. |
CFP, 23(2):41-46
GEBELİK DİYABETİ SONRASI TİP 2 DİYABET TARAMASI AILE HEKIMI VE HASTANIN BAKIŞ AÇISINDAN
|
Erin Keely MD FRCPC, Heather Clark MD CM FRCPC MSc, Alan Karovitch MD MEd FRCPC Ian Graham PhD
|
|
|
|
AMAÇ Doğum sonrası Tip 2 diyabet (T2DM) taramasına ilişkin spesifik olarak oral glikoz tolerans testlerini (OGTT) tamamlayamama nedenleri, tarama testleri için tercih edilen tıp mensubu ve taramaları kolaylaştıran anımsatıcı mektupların değerini de içeren aile hekimi ve hastanın bakış açılarını araştırmak.
TASARIM Gebelik diabetes mellitus’u (GDM) olan kadınlarda T2DM taramasını kolaylaştırma amacıyla doğum sonrası postayla gönderilen anımsatıcı mektupların etkinliğini değerlendiren bir randomize kontrollü çalışmaya katılan aile hekimleri ve hastalarda faks veya telefonla iletişim yoluyla uygulanan bir hasta takip araştırması.
ORTAM Ottawa Hastanesi, bir üniversite bünyesindeki üçüncü basamak merkezi, Ottawa, Ontario
KATILIMCILAR Araştırma daha önce tanımlanmış GDM’si olan toplam 223 kadın hasta ve bu hastaların aile hekimlerinde yapılmıştır Çalışmaya 173 aile hekimi ve 140 hasta katılmıştır.
BAŞLICA SONUÇ ÖLÇÜMLERİ Hasta doğum sonrasında T2DM için tarama testlerinden geçsin veya geçmesin, kullanılan tarama testi, tarama testlerinden geçmemiş hastanın katkısal faktörleri, doğum sonrası taramanın önemine ilişkin bakış açıları ve doğum sonrası dönemde tarama için sorumlu olması gerekli tıp mensubuna ilişkin düşünceler.
SONUÇLAR Yanıt oranları aile hekimleri için % 78 (173 / 223), hastalar için % 63 (140 / 223) idi. Aile hekimlerinden yanıt verenlerin yalnızca % 37’si OGG testlerini tamamlamış, yanıt veren hastaların ise % 85’i OGG testlerini tamamladıklarını bildirmiştir. Aile hekimilerinin tarama testlerini tamamlayamama nedeni olarak en çok hastanın doğum sonrasında herhangi bir sebepten kendilerini başvurmadığını söylemiştir. Hastalar tarama testlerinden geçmeme nedeni olarak zamanlarının olmadığını belirtmişlerdir. Hastaların ve hasta bakımını üstlenenlerin % 95’den fazlası T2DM için tarama testlerinden geçmenin önemli olduğunu kabul etmiştir. Hastalar ve aile hekimleri tarama testlerinden aile hekimlerinin sorum olması gerektiği konusunda hemfikirdir. Hastalar ve aile hekimlerinin % 85’den fazlası anımatıcı mektupların yararlı olduğunu düşünmüştür.
SONUÇ Bu hasta takip araştırması aile hekimleri ve hastaların diyabet için tarama testlerinin önemini takdir etmiş, aile hekimlerinin taramalar için kilit rol oynadığını belirtmiş ve anımsatıcı stratejiyi olumlu bulmuş olduklarını göstermektedir. Aile hekimleri ve hastalar taramaların önemini kavramalarına rağmen tarama oranlarını olumsuz etkileyen engellemeler süregelmektedir.
ÇALIŞMA KAYIT NO NCT00212914 (ClinicalTrials.gov) |
CFP, 23(2):47-52
TİP 2 DİYABETTE KALP-DAMAR HASTALIĞI
DEĞIŞTIRILEBILIR RISK FAKTÖRLERIYLE ILIŞKILENDIRILEBILEN RISK
|
John Zeber, PhD, Michael L. Parchman
|
|
|
|
AMAÇ Tip 2 diyabet hastalarında kalp-damar hastalığı (KDH) riskine katkıda bulunan olağan klinik ve davranışsal faktörleri (ilişkilendirilebilen risk) incelemek.
TASARIM Geniş bir gözlem çalışması verilerinin analizi. Geçerliliği onaylanmış Birleşik Kırallık Prospektif Diyabet Çalışması risk değerlendirme kriterleri (UK Prospective Diabetes Study risk engine) kullanan birincil analiz 4 faktör için KDH’nin yaygınlık derecesi ve ilişkilendirilebilir riskini incelemiştir. Çok değişkenli modeller aynı zamanda ilişkilendirilebilir KDH riskiyle hastanın kendi kendini kontrolüyle ilgili uygun davranışlar arasındaki ilişkiyi de incelemiştir.
ORTAM Birleşik Devletler Güney Teksas yöresinde 20 birinci basamak sağlık ocağı klinikleri
KATILIMCILAR Hastalıkları için halen birinci basamak sağlık hizmetlerinden yararlanan tip 2 diyabetli toplam 313 hasta
ANA SONUÇ ÖLÇÜMLERİ Yükselmiş KDH risk faktörleri (glikozile hemoglobin [HbA1c] düzeyleri, kan basıncı, lipit düzeyleri ve sigara içme durumu) , bu faktörlerle ilişkilendirilebilir risk , KDH ile ilişkilendirilebilir risk, diyet, egzersiz ve ilaca uyum arasındaki bağlantı
SONUÇLAR Çalışma popülasyonu (N = 313) için klinikler arası ortalama 10 yıllık KDH riski % 16,2 (% 6,5-48,5) idi. Bu total riskin yaklaşık üçte biri değiştirilebilir faktörlere aitti. Risk azaltımını yönlendirici birincil değişken HbA1c düzeyleri, ardından sigara kullanma durumu ve lipit düzeyleriydi. Diyetleri ve ilaçlarını dikkat takip eden hastalar, KDH risklerini sırasıyla % 44 ve 39 oranında azaltmıiştı (P < .03).
SONUÇ Diyabet hastaları değiştirilebilir davranışsal faktörlerle bağlantılı olarak önemli bir KDH riski yaşamaktadır. Klinik girişimleri daha iyi düzenlemek bu kronik hastalığa yakalanmış kişilerin sağlık durumunu iyileştirme amacıyla yüksek kalitede diyabet tedavisi KDH riskiyle kuvvetle ilişkili hastayla ilgili diyet ve ilaca uyum gibi değiştirilebilir faktörlerin hedeflenmesini gerektirmektedir |
CFP, 23(2):53-54
TİP 2 DİYABET VE ASA
|
G. Michael Allan, MD CCFP, Noah Ivers, MD CCFP
|
|
|
|
CFP, 23(2):55-64
TİP 2 DİYABETTE İNKRETİNLER
|
Stuart A. Ross, MB ChB FRCPC FRACP, Jean-Marie Ekoé MD CSPQ PD
|
|
|
|
AMAÇ Doğum sonrası Tip 2 diyabet (T2DM) taramasına ilişkin spİnkretin yolağını hedefleyen yeni antihiperglisemik ilaç sınıflarının tedavi edici etkinlik ve yan etki profilini güvenirliği değerlendirmek ve böylece tip 2 diyabet hastalarının tedavi seçenekleri arasında yerini tanımlamaya yardımcı olmak için bu inceleme yapılmıştır..
KANITLARIN KALİTESİ MEDLINE, EMBASE, the Cochrane Database of Systematic Reviews (Cochrane Sistematik Derlemeler Veritabanı) araştırılmıştır. Kanıtların çoğı I ve II düzeyindedir.
ANA MESAJ Halen piyasada hipoglisemi riskini hatırı sayılır derecede artırmadan hiperglisemiyi düşüren iki inkretin sınıfı olan glukagona benzer peptit 1 (GLP1) reseptör agonistleri ve dipeptidil peptidaz 4 (DPP4) inhibitörleri mevcuttur. GLP1 reseptör agonistleri hastaların glikozile hemoglobin ( A1c) düzeylerini daha fazla etkilemekte ve sürekli kilo kaybına neden olurken DPP4 inhibitörleri vücut ağırlığını etkilememektedir.
SONUÇ GLP1 ve DPP4 inkretin türevlerii umut verici ve çok yönlü antihiperglisemik ilaçlar olup tip 2 diyabet tedavi algoritmasına yerlerini bulmaya çalışmaktadırlar. Metformin monoterapisiyle yeterince kontrol altına al ınamayan veya metforminin kontrendike olduğu hastalarda başlangıç tedavisi olarak kullanılabilir.
|
FİZİKSEL TIP, 23(2):65-68
SERVİKAL SPONDİLOTİK MYELOPATİLİ hASTALARDA FİZİK TEDAVİNİN ETKİNLİĞİ
|
Yrd. Doç. Dr. Nilay Şahin
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi., Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
Prof. Dr. Hatice Uğurlu
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi., Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
Asis. Dr. Havva Turaç Cingöz
Selçuk Üniversitesi, Meram Tıp Fakültesi., Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
|
|
|
|
Amaç: Bu çalışmanın amacı servikal spondilotik myelopatili (SSM) hastalarda fizik tedavinin etkinliğini ağrı ve fonksiyonel durum açısından değerlendirmekti. Yöntem: Çalışmaya SSM’ si olan 25 hasta alındı. Tüm hastalara fizik tedavi modaliteleri, egzersiz ve medikal tedavi verildi. Tedavilerin etkinliği tedavi sonrası ağrı yönünden vizüel analog skala (VAS) ve fonksiyonel durum yönünden de Japon Ortopedi Derneği Değerlendirme Skalası (JODDS) ile değerlendirildi. Bulgular: Tedavi öncesi VAS değerleri 5.88±1.76, JODDS değerleri ise 12.20±3.30 olarak tespit edildi. Tedaviden sonra hastalarda VAS ve JODDS açısından anlamlı iyileşmeler elde edildi. Sonuç: SSM tedavisinde fizik tedavi uygulamaları, medikal ve egzersiz tedavisini içeren konservatif tedaviye de yer verilmelidir.
|
HEMŞİRELİK, 23(2):65-68
GESTASYONEL DİYABETİN YÖNETİMİ: DİYET VE EGZERSİZİN ROLÜ
|
Arş.Gör. Emine ŞEN
Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı
Prof.Dr. Ahsen ŞİRİN
Ege Üniversitesi Hemşirelik Yüksekokulu Kadın Sağlığı ve Hastalıkları Hemşireliği Anabilim Dalı
|
|
|
|
| Gestasyonel Diabetes Mellitus (GDM); “gebelikte ilk kez ortaya çıkan ya da gebelikte fark edilen, farklı derecedeki glukoz tolerans bozukluğu” olarak tanımlanır. GDM, tüm gebeliklerin ortalama %3-7’ sinde gözlenmektedir. Dünya’da günde 135 bin gebeliğin diabetes mellitus ile komplike olduğu düşünülmekteyken, Türkiye’de ise bunun 15-75 bin olduğu tahmin edilmektedir. Diyabetik gebede açlık ketozisi, postprandial hiperglisemi ve obezite göz önünde bulundurulduğunda, diyabetik gebe beslenmesinin nitelik ve nicelik olarak düzenlenmesinin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkmaktadır. Egzersiz glukoz kontrolünü sürdürme ve korumada önemli bir faktördür. Egzersizin diyabetik kadınlarda glukoz toleransını arttırıp, insülin gereksinimini azalttığı bulunmuştur. Hemşireler; diyabet açısından risk altında olan kadınları tanımlama, beslenme danışmanlığı, gebelerin verilen egzersiz programına uyumlarını sağlama ve diyabetin gelişmesi ya da ilerlemesi açısından önleyici stratejileri teşvik etme konularında önemli yeri olan profesyonellerdir. |
|
|