 |
|
Astım epidemiyolojisi, 20(Özel ek sayı 4):6-8, 2008
|
A.Fuat Kalyoncu
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları ABD Erişkin Allerji Ünitesi |
|
|
|
Astım dünyada yaklaşık 300 milyon kişiyi etkileyen bir hastalıktır. Ülkemizde yaklaşık 3.5-4 milyon kişi astımlıdır. Dünyanın farklı bölgelerinden bildirilen çok sayıda araştırma sonuçları, prevalans oranlarında büyük farklılıklar göstermektedir. Astım bazı ülkelerde artış trendi göstermekte, bazılarında ise stabil seyretmektedir. Astımdan dolayı dünyada yılda yaklaşık 250.000 kişinin kaybedildiği tahmin edilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre ülkemizde astım prevalansının erişkinlerde ağırlıklı olarak %2-5 ve çocuklarda ise %2-15 arasında dağılım gösterdiği görülmektedir. Astım prevalansı ülkemizde şehirler ve bölgeler arasında önemli farklılıklar göstermektedir. Genelde kıyı kesimleri, şehirler, büyük metropoller ve düşük sosyoekonomik yaşam koşullarında daha sıktır
|
Astım tanısına yaklaşım, 20(Özel ek sayı 4):9-13, 2008
|
Prof. Dr Füsun Yıldız
Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı |
|
|
|
Astım kronik inflamasyon ve bronş hiperreaktivitesi ile giden, nöbetler şeklinde dispne, hışıltı, öksürük, göğüste baskı hissi yakınmalarının bulunduğu genellikle difüz değişken reversibl bir hava yolu obstrüksiyonudur şeklinde tanımlanır.
Astımın kontrol altına alınabilmesi ve uygun tedavinin yapılabilmesi için tanısının doğru konulması gereklidir. Astımda yakınmalar zaman zaman ortaya çıkacağından ve hastalığa özgül olmadıklarından hem hekim hem de hastalar tarafından yeterince önemsenmeyebilir. Astım semptomları KOAH veya yaşlılıkta görülen solunum sıkıntıları gibi başka patolojik durumlarla karıştırılarak yanlış tanılar konmasına neden olabilir. Yanlış tanı özellikle çocukluk yaş grubunda daha sık olmakta ve hastalık bronşitin değişik formları veya krup ile karışmakta ve yetersiz tedavi ile hastalığın kontrol altına alınabilmesi gecikmektedir. |
Astım Tedavisinde Hasta-Hekim İşbirliğinin Geliştirilmesi, 20(Özel ek sayı 4):14-19, 2008
|
Doç. Dr. Öznur Abadoğlu
CÜTF Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Allerjik Hastalıklar Bilim Dalı, Sivas |
|
|
|
Etkili bir astım tedavisi için hasta ve doktor arasında işbirliği kurulması gereklidir. İşbirliğinin amacı astımlı hastaların astım konusunda bilgi edinmesini ve astım tedavisinde temel rol oynamalarını sağlamak için gerekli beceri ve güveni kazandırmaktır.
Astımı “kendi kendine tedavi etme” eğitimi kronik astım seyrinin düzelmesinde etkilidir. Hastalar kendi tedavilerine aktif olarak katılmalıdırlar, bu eğitim astım kontrolünü bozan faktörlerden kaçınma ve hastalık kontrolünü düzeltmek için gerekli tedavi ayarlamalarını yapabilme bilincini kazandırır. Bu amaçla hastalara hem günlük astım tedavisi hem de atak tedavisi hakkında bilgi içeren yazılı tedavi planı verilmelidir. Yazılı astım tedavi planları özellikle orta ya da ağır astımlılarda, ağır astım atağı öyküsü olanlarda ya da astımı kontrol altında olmayan hastalarda önerilmektedir.
Hastanın ilk vizitinde astım ve tedavisi hakkında sözlü bilgiye yazılı ve resimli bilgi kaynakları da eklenmelidir. İzleyen vizitlerde hastanın tedavi planına uyumu ve risk faktörlerine maruziyetinin azaltılması önerilmelidir. |
Astım ve alerjik hastalıklarda korunma, 20(Özel ek sayı 4):20-24, 2008
|
Prof. Dr. Dilşad Mungan
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı, Alerjik Hastalıklar Bilim Dalı |
|
|
|
Çevresel allerjen temasının azaltılması hem allerjik hastalıkların gelişiminin önlenmesi hem de hastalık gelişmiş kişilerde semptomların kontrol altına alınabilmesi açısından önem taşımaktadır. Allerjik hastalıkların (astım, rinit, atopik dermatit) gelişmesini önlemeye yönelik önlemler primer korunma, allerjik hastalık gelişen kişide semptomların ve atak gelişiminin önlenmesine yönelik yöntemler sekonder korunma olarak ifade edilmektedir. Primer korunma için; anne sütü ile beslenmenin teşvik edilmesi, çocuğun sigara dumanına maruz kalmaması önerileri en akılcı yaklaşımlardır. Sekonder korunma kapsamında astımlı hastaların duyarlı oldukları allerjenle temasının azaltılması yönünde stratejiler geliştirilmiştir, ancak sözü edilen yöntemlerin genellikle klinik anlamda etkisiz kaldığı görülmüştür. Son yıllarda benimsenen görüş hastaların maruz kaldığı birden fazla allerjen ve tetikleyici olması nedeniyle hepsine yönelik çoklu girişimlerin daha etkili olacağı yönündedir.
|
Astım Tedavisi: İlaçlar, kontrole dayalı yaklaşım ve uzun süreli tedavi, atak tedavisi, 20(Özel ek sayı 4):25-32, 2008
|
Prof Dr Bilun Gemicioğlu
İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı
|
|
|
|
Astım tedavisi kontrol edici ve rahatlatıcı (kurtarıcı) ilaçlar olarak iki grupta toplanabilir. İnhale steroidler en etkin kontrol edicilerdir. Hızlı etkili ß2-agonistler ise bronkokonstrüksiyonu gideren en etkili rahatlatıcı ve egzersiz öncesi tedavide de kullanılabilen ilaçlardır.
Astım tedavisinde amaç astım kontrolüdür. Hiç tedavi görmemiş hastada 2. kontrol basamağından tedaviye başlanır ama hasta yakınmaları çoksa 3. basamaktan da başlanabilir. Tüm olgular 2 – 5 basamaklar arasında bir veya daha çok kontrol edici kullanımına düzenl devam etmelidir. Gereğinde her basamakta rahatlatıcı tedavi kullanılabilir.
Astım ataklarında amaç hava yolu darlığının giderilmesi, hipokseminin düzeltilmesi ve yeni atakların önlenmesidir. Hızlı etkili bronkodilatörlerin tekrarlanarak verilmesi, erken dönemde sistemik steroid başlanması ve oksijenasyonun sağlanması atakların ana tedavi planını oluşturur. |
Astımda Özel Durumlar, 20(Özel ek sayı 4):33-39, 2008
|
Prof. Dr. Arzu Yorgancıoğlu
Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi |
|
|
|
Bu derlemede gebelik, cerrrahi, rinit, sinüzit, nazal polip ve meslek astımı gibi astımda özel durumlara değinilecektir.
|
|
|