SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ

 

Bu dergiye online makale gönderimi için lookus@lookus.net


SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ
ARALIK 2008

 

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):209-213, 2008

Başkan’dan Matematik ve Düşünce
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın
Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği Başkanı

ÖZET

 


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):214-219, 2008

Özgün Klinik Araştırma
Travmatik Akut Subdural Hematomlarda Prognostik Faktörler ve Mortaliteye Etkileri

Mehmet KILINÇASLAN 1, Hülagu KAPTAN 2, Mustafa İLHAN 3,
Ömür KASIMCAN 2, Kutay ÇAKIROĞLU 4, Celal KILIÇ 5
1 Polatlı Hastanesi, Nöröşirürji Kliniği, Ankara
2 Ulus Hastanesi, Nöröşirürji Kliniği, Ankara
3 Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi, Halk Sağlığı Anabilim Dalı, Ankara
4 Gazi Hastanesi, Nöröşirürji Kliniği, Ankara
5 Ankara Eğitim Araştırma Hastanesi, Nöröşirürji Kliniği, Ankara

ÖZET

Amaç: Bu çalışmada 1998-2003 yılları arasında, Dr. Muhittin Ülker Acil Yardım ve Travmatoloji Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroşirürji Kliniğinde, travmatik akut subdural hematom (ASDH) tanısıyla ameliyat edilen 37 olguda, bazı klinik faktörlerin mortalite üzerine etkilesinin araştırılması amaçlanmıştır.?
Yöntem: Çalışmada, hastane kayıtları ve ameliyat notları taranarak klinik özellikleri kaydedilmiştir. Giriş Glasgow Koma Skoru (GKS) ve travma ile ameliyat arasında geçen sürenin mortalite üzerine etkisi incelenmiştir. ?
Bulgular: Seri 22 erkek (%59.5) ve 15 kadından (%40,5) oluşuyordu, genel yaş ortalaması 49,6 (8-77) idi. En sık travma nedeni %59,4 ile (22) trafik kazasıydı. En sık yerleşim yerleri % 43,2 oran ile (16) frontotemporoparietaldı. Bilgisayarlı tomografi, olguların %94,5 (35)’inde, orta hat kayması tespit etti. ASDH’a eşikli eden en sık kranial patoloji %35,1 ile (13) hemorajik kontüzyondu. Olguların %64,8’inin preoperatif GKS’si 3-8 arasındaydı, %35,2’sinin 9-15 arasındaydı. Mortalite GKS’nin düşük olduğu grupta anlamlı oranda yüksekti (p<0,0001). Olguların %32 si ilk 4 saat içinde, %58’i daha sonra ameliyata alınmıştı, mortalite oranı ilk 4 saatte ameliyata alınan olgularda anlamlı derecede düşüktü (p=0,009). Bu sonuçlar itibariyle, olguların yalnızca %32,4’ünün iyileştiği görülmüştür. ?
Sonuç: ASDH’lar kranial travmalarda ortaya çıkan, mortalite ve morbidite oranı çok yüksek olan önemli bir sağlık sorunudur. Bu oranın düşürülmesi için, etkin ve hızlı girişimlere gereksinim vardır. Düşük preoperatif GKS ve cerrahi girişimde geç kalınmaması prognozu olumlu etkilemektedir.

Anahtar kelimeler: Travmatik Akut Subdural Hematom, mortalite, travma


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):220-228, 2008
Özgün Klinik Araştırma
Yaşlılarda Kronik Subdural Hematomun İki Adet Burr-Hole Kraniostomi ve Kapalı Sistem Drenaj ile Boşaltılması

Halil İbrahim SEÇER, Bülent DÜZ, Alparslan KIRIK, İlker SOLMAZ, Yusuf İZCİ, Engin GÖNÜL
Gulhane Military Medical Academy Department of Neurosurgery, Ankara

ÖZET

Amaç: Kronik subdural hematomlar (KSDH) günümüzde en sık karşılaşılan intrakranyal kanama çeşitlerindendir. Özellikle yaşlılarda uygun tedavi ile prognozu iyidir. KSDH’ların tedavisinde birçok farklı cerrahi teknik uygulanmaktadır. Bu çalışmada iki adet burr-hole kraniotomi ve kapalı sistem drenaj ile tedavi edilmiş 60 yaş üzeri KSDH’lu 45 olgu incelendi. ?
Yöntem: 1995 ile 2007 yılları arasında Gülhane Askeri Tıp Akademisi Nöroşirürji bölümünde iki adet burr-hole kraniotomi ve kapalı sistem drenaj ile tedavi edilmiş 60 yaş üzeri 45 KSDH’lu olgunun etiyolojileri, ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası erken dönem takiplerinde belirti ve bulguları, Karnofsky performans değerleri, bilgisayarlı beyin tomografi (BBT) bulguları ve komplikasyonları incelendi.?
Bulgular: Olguların 32’si erkek, 12’si kadındı. Olguların yaş ortalaması 76,3’dü. En sık rastlanan belirti şuur bozukluğu, baş ağrısı ve yürüyüş bozukluğuydu. On bir olguda etiyolojik faktör belirlenemedi. Ortalama Karnofsky performans değerleri ameliyat öncesi 64,89 iken, ameliyat sonrası 70,67’idi. BBT’de hematom kalınlığı ameliyat öncesi ortalama 2,14 cm iken ameliyat sonrası 0,9 cm oldu. 6 olgu hastanede sistemik nedenlerle öldü. 8 olgu ikinci kez ameliyat edildi. ?
Sonuç: Burr-hole kraniotomi ve kapalı sistem hematom drenajı KSDH’un tedavisinde basit, güvenli ve komplikasyon riski az olan bir yöntemdir. Deneyimlerimize göre KSDH’lu yaşlı hastalarda kötü prognozun nedeni cerrahi sırasında hastanın kötü nörolojik durumu ve sistemik hastalığının olmasıdır.

Anahtar kelimeler: Kronik subdural hematom, burr-hole, drenaj, sonuç, rekürrens


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):229-242, 2008
Özgün Klinik Araştırma
Glial Tümörlerde Angiogenezis ve Prognoz İlişkisi
Rezzan ERGUVAN-ÖNAL 1, Hale KIRIMLIOĞLU 1, Çağatay ÖNAL 2, Haldun Şükrü ERKAL 3, Ö. Murat AYDIN 4, N. Engin AYDIN 1
1 İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı, Malatya
2 İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroşirurji Anabilim Dalı, Malatya
3 İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyasyon Onkolojisi Anabilim Dalı, Malatya


4 İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Nükleer Tıp Anabilim Dalı, Malatya
ÖZET

Amaç: İntrakranyal tümörlerin yaklaşık % 40-45’ini glial tümörler oluşturur. Her yaş grubunda görülebilen bu tümörlerin mortalite ve morbiditelerinin yüksek olması nedeniyle, özellikle prognoz ve yeni tedavi yöntemlerinin saptanmasına yönelik pek çok çalışma mevcuttur. Son zamanlarda yıllardır bilinen prognostik faktörlerin dışında yeni bir parametre üzerinde durulmaya başlanmıştır: Anjiogenez. Bu konuya yönelik çalışmalarda CD31’in endotel hücreleri için çok özgün olduğu bildirilmektedir. Bu çalışmadaki amaç, CD31 antikoru boyanma yoğunluğu ve oranı yardımıyla glial tümörlerde yeni gelişen damarların özelliklerinin yaş, cins, tümör histolojik gradı, histolojik özellikler ve sağkalım süresi ile ilişkilendirilerek prognozdaki yerini irdelemektir.?
Yöntem: Bu makalede İnönü Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’na 1995-2000 yılları arasında gelen ve “glial tümör” tanısı alan, immünohistokimyasal incelemeye uygun 36 olguda, CD31 antikoru kullanılarak damarların boyanma yoğunlukları, damarlanma tipleri, yaygınlıkları ve anjiogenezin bilinen prognostik faktörlerle karşılaştırılması incelendi. ?
Sonuç: Elde edilen sonuçlar, kanallar oluşturan-telenjiektatik ve solid-glomerüloid tip vasküler proliferasyonların, tümör büyümesi ve gelişmesi sırasında tümöral dokunun artan kanlanma ve beslenme gereksinimini karşılamakta temel rol oynadığını düşündürmektedir. Bu bulgular literatürdeki sonuçlar ile beraber değerlendirildiğinde, bu tiplerin anjiogenezin farklı aşamalarında rol oynadığı ve tümörlerin progresyonunda önemli olduğu düşünülmüştür.

Anahtar kelimeler: Angiogenezis, CD31, endotelial marker, glial tümör, prognostik faktör


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):243-246, 2008
Olgu Sunumu
Kompresyon Kırığı Olarak Başvuran Servikal Vertebra Tüberkülozu

Çetin Refik KAYAOĞLU, Gökşin ŞENGÜL, Aykut SEZER, Sencer DUMAN, İsmail Hakkı AYDIN
Department of Neurosurgery, University of Atatürk, Erzurum

ÖZET

Kompresyon kırığı olarak sunulan 45 yaşında erkek bir hastanın servikal vertebrasındaki olağan dışı tüberkülozu rapor edildi. Travmayı takiben boyun ağrısı, boyun haraketlerinde kısıtlılık, sol kolda kuvvetsizlik ve hipoestezisi vardı: Servikal omurganın düz filmleri 5. servikal vertebranın belirgin kifozu ve kompresyon kırığını açığa çıkardı. Manyetik rezonans görüntüleme C5 vertebra gövdesindeki destrüksüyonu gösterdi. Laboratuvar çalışmaları Pott hastalığının tanısını doğruladı. Hasta acilen anterior girişimle ameliyat edildi ve korpektomi ve füzyon yapıldı. Cerrahi tedavi medikal tedavi ile kombine edildi. Postoperatif seyir problemsizdi.

Anahtar kelimeler: Servikal omurga, tüberküloz, kompresyon kırığı, cerrahi tedavi

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):247-250, 2008
Olgu Sunumu
Hangman Fraktürünün Cerrahi Tedavisinde
C2-3-4 Vida-Rod Konstruksiyonu: Olgu Sunumu

Ahmet Celal İPLİKÇİOĞLU, Erdinç ÖZEK
Okmeydanı Training Hospital Department of Neurosurgery, İstanbul

ÖZET

Hangman fraktürleri genellikle C2-C3 anterior diskektomi, anterior servikal plak ve füzyon ile tedavi edilebilirler. Biz bu yazımızda C2-3-4 rod-vida sistemi ile konstrükte edilen bir olguyu sunduk.?Hasta Mayfield çivili başlıkta oturur pozisyonda C2 pars vidalanması ile birlikte C3-4 lateral mass vidalanarak rodlar ile konstrükte edildi.?C3 faset vidalama ve rod konstruksiyon ile kombine edilmiş C2 pars interartikülariz vidalaması ve posterior stabilizasyon özellikle ciddi C2-3 instabilitesi olan Hangman fraktürlü hastalarda cerrahi seçenek olmalıdır.

Anahtar kelimeler: C2-3 posterior vida-rod konstrüksiyonu, Hangman fraktürü, travmatik servikal spondilolistezis


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):251-253, 2008
Olgu Sunumu
Haemophilus aphrophilus Beyin Absesi: Olgu Sunumu

Fatih BAYRAKLI 1, Selçuk PEKER 2, Necmettin PAMİR 2
1 Marmara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul
2 Acıbadem Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Haemophilus aphrophilus infeksiyonu ender görülür ve genellikle ciddi hastalığa yol açar. Bu makalede öncelikli yakınması baş ağrısı olan 47 yaşında kadın hasta bildirilmiştir. Manyetik rezonans görüntüleme sol temporal beyaz cevherde etrafı kontrast tutan lezyon göstermiştir. Stereotaksik biopsi ile abse boşaltılmış ve Haemophilus aphrophilus izole edilmiştir. Antibiyotik tedavisiyle hasta tamamen iyileşmiştir.

Anahtar kelimeler: Beyin absesi, çevresel kontrast tutulumu, beyin lezyonu


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):254-258, 2008
Olgu Sunumu
İntraventriküler Santral Nörositoma: Olgu Sunumu

Ömür GÜNALDI, Bekir TUĞCU, Müslüm GÜNEŞ, Osman TANRIVERDİ, Hidayet AKDEMİR, Serhat BAYDIN
Bakırköy Ruh Sağılığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi, İstanbul

ÖZET

Santral nörositoma tüm santral sinir sistemi tümörleri içerisinde çok ender görülür. Akut hidrosefaliye bağlı senkop atakları ve ani ölüme neden olabilmesi açısından önemlidir. Total cerrahi rezeksiyon çoğunlukla kür sağlamada yeterlidir.
On dokuz yaşında erkek hasta, ortostatik senkop sonucu yüksekden düşme yakınması ile kliniğimize yatırıldı. Nörolojik muayenesinde defisit saptanmadı. Kranial Bilgisayarlı Tomografide (BT), sol lateral ventrikül içerisinde hipodens lezyon ve tek taraflı hidrosefali saptandı. Kranial Magnetik Rezonans (MR) incelemesinde sol lateral ventrikül korpus düzeyinde multipl, milimetrik kistik komponentleri de bulunan lezyon tespit edildi. Hastanın özgeçmiş sorgulamasında 1 aydır baş ağrısı ve senkop atakları olduğu öğrenildi. Mikroşirurjikal teknikle cerrahi rezeksiyon yapıldı. Histopatoloji sonucu santral nörositoma olarak bildirildi.
Santral nörositoma, tüm santral sinir sistemi tümörlerinin % 0,25-0,50’sini, tüm intraventriküler tümörlerin % 10’unu teşkil eder. Foramen interventrikülaris obstruksiyonuna bağlı ortostatik senkop atakları görülebilir. Ender olarak intraventriküler hemoraji bildirilmiştir. Ani ölümle sonuçlanabileceği için, erken tanı ve tedavi önem kazanmaktadır.

Anahtar kelimeler: Santral nörositoma, ortostatik senkop, intraventriküler tümör


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):259-263, 2008
Derleme
Kordomalarda Sitogenetik ve Moleküler Genetik

Fatih BAYRAKLI 1, Tufan ÇANKAYA 2, Şengül BAYRAKLI 3,İlter GÜNEY 4, Selçuk PEKER
1 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul
2 İstanbul Cerrahi Hastanesi, Genetik Bölümü, İstanbul
3 İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi, Aile Hekimliği Anabilim Dalı, İstanbul
4 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Tıbbi Genetik Bilim Dalı, İstanbul
5 Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Literatürde kordomaların moleküler genetiği üzerine çok az çalışma vardır. Bu derlememizde kordomalarda moleküler biyolojik ve genetik değişimler açısından literatürde sınırlı bilgi ortaya konulmuş ve tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Karşılaştırmalı genomik hibridizasyon, kordoma, moleküler sitogenetik, sitogenetik

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(4):264-267, 2008
Sanat ve Tarih
Nörobilim Öyküleri:
Aristo (M.Ö. 384-322)

Aykut KARASU 1, Gülşat AYGEN 2, Pulat Akın SABANCI 1,
Günseli SAĞLAM 3, Erdinç CİVELEK 1, Emad N. ESKANDAR 4
1 İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul
2 Northern Illinois Üniversitesi, İngiliz Dili Anabilim Dalı, Şikago, ABD
3 İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Anesteziyoloji Anabilim Dalı, İstanbul
4 Harvard Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, Boston, ABD

ÖZET

Bu makalede İskenderiye Kütüphanesi’ndeki bilgiler ışığında Aristo’nun Nöroloji, Anatomi ve Fizyoloji Bilimleri’ne direkt katkısı ile Astronomi ve Filoloji Bilimleri’ne dolaylı katkısı genel bakış açısıyla sunulmaktadır. Ayrıca, önemli bir hata olarak bilinç ve duyuların merkezinin kalp olduğunu açıklamasını tartışmaktadır.

Anahtar kelimeler: Aristo, iskenderiye, herofilus, ruh, tıp tarihi, anatomi tarihi, nörobilim tarihi

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

           Son Sayi
2010
           Mart 2010
2009
           Aralik 2009
           Haziran 2009
           Mart 2009
2008
           Aralik 2008
           Eylül 2008
           Haziran 2008
           Mart 2008



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker