SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ

 

Bu dergiye online makale gönderimi için lookus@lookus.net


SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ
HAZİRAN 2008

 

 

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 79-80, 2008

Akıl-Zeka Etkileşimi
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın
Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği Başkanı

ÖZET

 


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 81-85, 2008

Kavram ve Değerlendirme Beyin Ölümü Tanısı
Pulat Akın SABANCI, Aykut KARASU, Selhan KARADERELER, Orhan BARLAS
İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Son yıllarda organ nakillerinin yaygınlaşması ile nöroşirürjiyenler derin komadaki hastalarda beyin ölümünün gerçekleşip gerçekleşmediği sorusu ile sıklıkla karşı karşıya kalmaktadırlar. Beyin ölümü tanısının kesin, doğru ve gecikmeden konmasında nöroşirürjiyenin tıbbi ve hukuki açıdan önemli bir sorumluluğu vardır. Bu yazıda beyin ölümü tanısı için gerekli tanı kriterleri ve ülkemizdeki geçerli hukuk mevzuatı sunulmuştur. Ayrıca bu konuda klinik tanıda zorluğa ve tereddüte yolaçan durumlar, doğrulayıcı yardımcı testler, ve diğer ülkelerdeki kılavuzlar literatür taranarak gözden geçirilmiştir.

Anahtar kelimeler: Beyin ölümü, tanı kriterleri, klinik tanı, doğrulayıcı testler, organ nakli, kılavuzlar, hukuki mevzuat

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 86-92, 2008
Özgün Klinik Çalışma
Dirençli Obsessif Kompulsif Bozuklukta Cerrahi Tedavi: Anterior Kapsülotomi

Orhan BARLAS *, Işın Baran KULAKSIZOĞLU **, Hakan GÜRVİT ***, Burcu GÖKER *, Bilgehan SOLMAZ *, Tonguç BERKOL
* İstanbul Üniversitesi, İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroşirürji*, Psikiyatri**, Nöroloji***, Anabilim Dalları, İstanbul

ÖZET

Amaç: İstenmeyen zorunlu düşünceler, takıntılar ve kontrol edilemeyen tekrarlayıcı hareketlerle karakterize kronik bir anksiyete bozukluğu olan obsessif-kompulsif bozuklukta (OKB) uzun süreli ve kapsamlı konservatif tedaviye cevap vermeyen, ağır özürlülük yaratan olguların tedavisinde cerrahi, başvurulabilen bir seçenektir. Bu çalışmada bilateral anterior kapsulotomi uygulanan iki dirençli OKB vakasının klinik özellikleri ile sonuçları sunulmakta, çağdaş literatür ışığında OKB’da cerrahi tedavi ve ameliyat endikasyonları gözden geçirilmektedir.
Yöntem: Biri 16 yıldır tedavi edilmekte olan 46 yaşında kadın, diğeri 10 yıldır tedavi edilmekte olan 38 yaşında erkek iki hasta sunulmaktadır. İlki yedi kez intihar girişiminde bulunmuş olan hastaların her ikisinde de uzun süreli ve kapsamlı farmakolojik tedavi, kognitif davranışçı tedavi ve elektrokognitif tedavi denenmiş ve başarılı olmamıştı. SCID-I değerlendirmeleri her iki hastada da OKB ve major depresif bozukluk gösterdi. Beyin görüntüleme tetkikleri normal sınırlardaydı. Her iki hastada da cerrahi tedaviye karar verilerek ve etik kurul onayı alınarak lokal anestezi altında iki yanlı stereotaktik anterior kapsulotomi ameliyatı yapıldı.Yale-Brown OKB puanı ameliyat sonrasında birinde 36’dan 15’e, diğerinde 37’den 5’e indi. Hastaların hiçbirinde nöropsikolojik bozulma izlenmedi.
Sonuç: Bu çalışmada tedaviye dirençli OKB ve major depresyonun anterior kapsülotomi ile tedavi edildiği olgular sunulmuş, psikiyatrik cerrahi endikasyonları gözden geçirilmiştir. Bu vakaların sonuçları ve çağdaş literatürün incelemesi cerrahi tedavinin dirençli OKB ve majör depresyon hastalarında faydalı olabileceğini telkin etmektedir.

Anahtar kelimeler: Obsessif kompulsif bozukluk, psikoşirürji, psikiyatrik cerrahi, stereotaktik cerrahi, fonksiyonel nöroşirürji, frontal lob

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 93-100, 2008
Özgün Klinik Çalışma
Periarteriyel Kan Varlığına Bağlı Gelişen Vazokonstrüksiyonda Nimodipin ve Amiodaronun Etkisinin Karşılaştırılması

AGökşin ŞENGÜL, Mahmut ARIK, Ali AKAR, Erhan TAKÇI, Yusuf TÜZÜN, Çetin Refik KAYAOĞLU, Hakan Hadi KADIOĞLU, İsmail Hakkı AYDIN
Atatürk Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, Erzurum

ÖZET

Amaç: Subaraknoid kanama sonrası serebral vazospazm düz kas kontraksiyonuna bağlı gelişir. Serebrovasküler düz kas kontraksiyonu hücre zarından kalsiyum girişine bağlıdır. Bu girişin engellenmesi subaraknoid kanama sonrası vazospazmı engelleyebilir. Nimodipin serebroselektivitesi yüksek bir kalsiyum kanal blokeridir. Amiodaron sistemik vazodilatör bir ajan olup, kalsiyum kanallarını bloke edici etki de gösterir.
Çalışmamızın amacı, deneysel periarteriyel kan varlığına bağlı oluşan vazokonstrüksiyonda nimodipin ve amiodaronun etkisini karşılaştırmaktır.
Yöntem: Bu çalışmada 120 melez, albino, erkek tavşan kullanıldı. Hayvanlar önce rastgele iki gruba, iki grup da 1, 3, 7, 14 ve 28 günlük izlem sürelerine göre, 12 tavşandan oluşan 5 alt gruba ayrıldı. Hayvanların kommon karotid arter (KKA)’leri açığa çıkarıldıktan sonra periadventisiyal olarak silastik bir kılıf içerisinde çalışma grubunda otolog kan-polivinil alkol (PVA) karışımı, kontrol grubunda ise salin-PVA karışımı uygulandı. Hayvanlar izlem sürelerinin sonunda sakrifiye edilerek KKA’leri çıkarıldı ve helikal stripler hazırlandı. İzometrik kontraksiyon ölçücüye yerleştirilen striplerde noradrenalin tarafından uyarılan kontraktil aktivite, ortama nimodipin ve amiodaron eklenmeden ve/veya eklendikten sonra ölçüldü.
Bulgular: Kontraktil aktivitenin çalışma grubunda daha fazla olmak üzere her iki grupta da azaldığı gözlendi. Amiodaronun kontraksiyonları çalışma grubunda süre ile artan bir biçimde engellerken, kontrol grubunda azalan bir biçimde engellediği gözlemlendi. Nimodipin çalışma grubundaki kontraksiyonları kontrol grubuna göre daha fazla engelledi. Kanla temas süresinin yaklaşık ilk yarısında nimodipinin, ikinci yarısında ise amiodaronun daha etkin olduğu saptandı.
Sonuç: Sonuçlarımız gerek nimodipin gerekse amiodaronun vazospazmı engellemede etkili olduğunu, amiodaronun uzun süreli kanla temas eden damarlarda nimodipine göre daha etkili olduğunu, klinik vazospazmın geç döneminde ve/veya nimodipinle kombine olarak hem erken hem geç döneminde kullanılabileceğini düşündürmektedir.

Anahtar kelimeler: Amiodaron, nimodipin, serebral vazospazm, subaraknoid kanama

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 101-106, 2008
Özgün Deneysel Çalışma
Melatonin Administration Prevents the Disruptive Effects of Traumatic Brain Injury in Ovariectomized Rat Brain

Önder ÇELİK *, Şeyma HASÇALIK *, Çağatay ÖNAL **, Mustafa TAMSER ***, Hakkı Muammer KARAKAŞ ****, Zeki GÜZEL *****
İnönü University Faculty of Medicine Department of Obstetrics and Gynecology*, İnönü University Faculty of Medicine, Department of Neurosurgery**, Fırat University Faculty of Veterinary Department of Physiology***, İnönü University Faculty of Medicine, Department of Radiology****, İnönü University Faculty of Medicine Department of Pathology*****, Malatya

ÖZET

Amaç: Overektomi yapılmış sıçanlarda melatoninin travmatik beyin hasarına etkisinin difüzyon ağırlıklı görüntülerle incelenmesi hedeflenmiştir.
Yöntem: Çalışmada 24 adet genç Wistar-Albino sıçan kullanılmıştır. Onsekiz sıçana iki yanlı overektomi uygulanmış, 6’sına aynı kesi yapılmış ancak overektomi gerçekleştirilmemiştir. Cerrahiden yedi gün sonra eş sayılı dört grup oluşturulmuştur. Grup I kontrol grubu (sham), Grup II yalnız overektomi yapılmış grup, Grup III overektomi sonrası travmatik beyin hasarı oluşturulmuş grup, Grup IV overektomi ve travmatik beyin hasarı sonrası melatonin uygulanmış grup olarak belirlenmiştir. Grup III’e sadece peritoniçi %0.1’lik etanol verilirken (taşıyıcı), Grup IV’e taşıyıcı ile birlikte 4 mg/kg melatonin uygulanmıştır. İlaç tedavisi hemen travma sonrası başlatılıp yedi gün sürdürülmüştür. Difüzyon ağırlıklı görüntüler hasardan bir hafta sonra alınmış, belirgin difüzyon katsayılı (BDK) (apparent diffusion coefficient) haritalar çıkartılmıştır.
Bulgular: BDK ile ilgili olarak ilk iki grup arasında anlamlı bir farklılık yoktur (p=0.861). Plasebo tedavili grupta (Grup III) ilk iki gruba göre daha düşük BDK değerleri elde edilirken farklılık istatistiksel anlam göstermemiştir (p=0.146 ve p=0.197). Melatonin tedavili gruptaki BDK değerleri plasebo tedavili gruptan daha yüksek olup (p=0.002) fizyolojik durumu simgeleyen ilk gruba (sham) benzerlik göstermektedir (p=0.062). Travmatik beyin hasarı, sitotoksik ödem ile uyumlu azalmış BDK değerleri vermektedir. Bir hafta sonraki sonuçlar melatoninin etkin tedavi gücü ile uyumlu olarak BDK’da anlamlı artış göstermektedir.
Sonuç: Çalışmamızdaki radyolojik değerlendirmeler ışığında melatonin uygulaması, overektomi yapılmış sıçanlarda travmatik beyin hasarının tahrip edici etkilerini engellemektedir. Bu sonuç daha geniş deney grupları ile sınanmalıdır.

Anahtar kelimeler: Difüzyon ağırlıklı görüntüleme, melatonin, overektomi, sıçan, travmatik beyin hasarı


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 107-111, 2008
Özgün Cerrahi Teknik Ligamentum Flavum Korunarak Yapılan Lomber Mikrodiskektomi: Cerrahi Teknik

Yunus AYDIN, Halit ÇAVUŞOĞLU

ÖZET

Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Nöroşirürji Kliniği, İstanbul
4 Ligamentum flavumla birlikte epidural yağ dokusu ve venöz pleksus gibi diğer epidural yapıların korunması ve laminaların sınırlı eksizyonu başarısız bel cerrahisinin nedenlerinden olan epidural fibrozis oluşumunu engellemektedir. Ayrıca ligamentum flavum epidural alan ile laminalar ve üzerindeki bölge arasında anatomik bir plan oluşturmaktadır ve olası ikinci bir ameliyat için titizlikle korunmalıdır. Bu amaçla diğer mikrocerrahi yöntemlerinden bazı değişikliklerle farklı olarak uyguladığımız tekniğimizi sunmaktayız.

Anahtar kelimeler: Epidural fibrozis, ligamentum flavum korunması, lomber mikrodiskektomi


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 112-115, 2008
Olgu Sunumu
Araknoid Kist İçine Spontan Kanama: Olgu Sunumu

Burak GÜNDÜZ, Ender Ali OFLUOĞLU, Bülent EKİNCİ, Halil TOPLAMAOĞLU
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, İstanbul

ÖZET

Araknoid Kist İçine Spontan Kanama: Olgu Sunumu

Araknoid kistler genellikle asemptomatik kalan gelişimsel anomalilerdir. Etyolojileri hakkında çeşitli fikirler ileri sürülmüştür. Kist içine kanama araknoid kistlerin iyi bilinen bir komplikasyonudur, ancak spontan intrakistik kanama nadirdir. Sunulan olgu geçici şuur kaybı ve disfazi ile başvurdu ve sol temporal bölgede subakut subdural hematoma tanısı ile yatırıldı. Ameliyatta hematomanın intrakistik olduğu anlaşıldı. Bu çalışmada intrakistik kanama ile komplike olan nadir bir araknoid kist olgusu sunulmakta ve olgunun radyolojik ve klinik özellikleri sunulmaktadır.

Anahtar kelimeler: Araknoid kist, kist içine kanama, subdural hematoma


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 116-120, 2008
Olgu Sunumu<
Posterior Fossa Araknoid Kisti: Bir Olgu Sunumu

Ahmet ACIDUMAN *, Ahmet GÜNAYDIN *, Fatih KÖKEŞ *, Mehmet KALAN *, Halit KOÇAK *
*S.B. Ankara Etlik İhtisas Hastanesi, Nöroşirürji Kliniği, Ankara

ÖZET

Amaç: Posterior fossa yerleşimli araknoid kist nedeniyle opere edilen bir olgu sunumu.
Yöntem: 52 yaşında, iki yıldan beri şiddetli baş ağrısı, zaman zaman bulantı ve dengesizlik şikâyetleri olan erkek hasta kliniğimize başvurdu ve araştırıldı.
Bulgular: Nörolojik muayenesi normal olarak saptanan hastanın yapılan Kraniyal MRG'sinde serebellar vermis inferior kesiminde IV. ventrikülü basılandıran ve daraltan, bulbusu posteriordan basılayan, hafif hidrosefalik genişlemeye yol açan, kontrast madde tutmayan 4,5x3x3 cm boyutlarında kistik lezyon saptandı. Ayırıcı tanı için yapılan Kraniyal MR Spektroskopi ve Diffüzyon MR incelemeleri sonucu lezyonun araknoid kist ile uyumlu olduğu saptandı. Bu bulgularla opere edilen hastaya suboksipital kraniektomi ile kist duvarı eksizyonu ve fenestrasyonu yapıldı.
Sonuç: Posterior fossa araknoid kistleri asemptomatik olabildikleri gibi non-spesifik semptomlara da yol açabilirler. Bu kistlerin cerrahi tedavi endikasyonları ve yöntemleri de halen tartışmalıdır. Kliniğimizde opere edilen ve bir yıllık izlemi olan bir yetişkin posterior fossa araknoid kist olgusu sunulmuş ve literatür ışığında tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Araknoid kist, cerrahi, posterior fossa, tedavi

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 121-125, 2008
Olgu Sunumu Leiomiyosarkomatöz Diferansiasyon Gösteren Gliosarkoma Olgusu

İclal GÜRSES *, Haldun Şükrü ERKAL **, Çağatay ÖNAL ***, Meltem SERİN **
İnönü University Faculty of Medicine, Department of Pathology*, Department of Radiation Oncology**, Department of Neurosurgery***, Malatya

ÖZET

Gliosarkom, glioblastoma multiformenin eşzamanlı gliomatöz ve sarkomatöz değişim gösteren nadir bir formudur. Leiomiyosarkomayı çağrıştıran sarkomatöz değişim gösteren gliosarkom daha önce bildirilmemiştir.
Ellialtı yaşında erkek hasta bir haftada ilerleyen sağ beden yarısı güçsüzlüğü ile başvurdu. Nörolojik muayenesinde belirgin sağ hemiparezi mevcuttu. Manyetik rezonans görüntülemede sol frontal lob parasagittal konumlu yoğun çevresel ödem oluşturmuş kitle lezyonu belirlendi. Sol frontal kranyotomi ile mikronöroşirurjikal tümör rezeksiyonu yapılan olguda belirgin leiomiyosarkomatöz değişim gösteren gliosarkom tanısı kondu. Nüks olasılığına karşı radyoterapi uygulandı. İlk cerrahi uygulamadan dokuz ay sonra genel durum bozulması ile ortaya çıkan nüks saptandı. Ek tedaviyi reddeden hasta takip eden bir ay içinde kaybedildi.
Belirgin leiomiyosarkomatöz değişim gösteren gliosarkom çok ender bir durumdur. Cerrahi ve radyoterapiye rağmen prognoz kötüdür.

Anahtar kelimeler: Cerrahi, gliosarkom, leiomiyosarkomatöz değişim, radyoterapi


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 126-129, 2008
Olgu Sunumu Erişkinde Supratentoryel Uzanım Gösteren Bir Medullomyoblastoma Olgusu

An Adult Case of Medullomyoblastoma Extending to the Supratentorial Area
Fatih BAYRAKLI *, Selçuk PEKER **, Özlem YAPICIER ***, Necmettin PAMİR **
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Bilim Dalı*, Acıbadem Hastanesi, Nöroşirürji Bölümü**, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Bilim Dalı***, İstanbul

ÖZET

Makalemizde nadir rastlanan erişkin hastada medullomyoblastom olgusu sunulmuştur. Hasta, kliniğimize iki ay önce başlayan ilerleyici denge bozukluğu, bulantı ve kusma şikayetleri ile kabul edilmiştir. Hasta opera edilmiş ve histopatolojik tetkik sonucu bifazik tümör sonucunu ortaya koymuştur. Tümör içerisinde çizgili kayış şeklinde hücreler görülmüştür. Tanı medullomyoblastomadır. Medulloyoblastoma tanısı için histopatolojik değerlendirme önemlidir. Tümörün cerrahi olarak çıkarılması tedavinin ilk basamağıdır.

Anahtar kelimeler: Medullomyoblastoma, posterior fossa tümörleri, primitive neuroectodermal tümörleri, cranial cerrahi


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(2): 129-131, 2008
Nöroşirürji, Sanat ve Tarih
Erasistratus; “Antiochus ve Stratonice”

Aykut KARASU, Pulat Akın SABANCI
İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

M.Ö. üçüncü yüzyılda yaşamış Erasistratus önemli bir anatomist, fizyolog ve doktordur. Herophilus ile birlikte bilinen ilk disseksiyon çalışmalarını yapmış olan Erasistratus ayrıca serebrum ve serebellumun ayrıntılı tanımını yapan ilk kişidir. Zamanın Kralı Seleceus’un oğlunun yakalandığı ve de kayıtlara geçen ilk psikosomatik hastalığın teşhisini koyup, Prensin tedavisine katkıda bulunmuştur.

Anahtar kelimeler: Erasistratus, vivisection, Antiochus ve Stratonice, Sappho’nun semptomları

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

           Son Sayi
2010
           Mart 2010
2009
           Aralik 2009
           Haziran 2009
           Mart 2009
2008
           Aralik 2008
           Eylül 2008
           Haziran 2008
           Mart 2008



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker