SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ

 

Bu dergiye online makale gönderimi için lookus@lookus.net


SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ
EYLÜL 2008

 


DÜZELTME / RETRACTION

Sinir Sistemi Cerrahisi Dergisi’nin 1.Cilt 1. Sayısında sf. 30-33 arası yayınlanmış;
yazarları Erdal Kalkan, Hakan Karabağlı, Pınar Karabağlı olan “Kraniyal ve Spinal Dermal Sinüsler” başlıklı makaleyi dergi ile ilgili tüm dizin ve arşiv kayıtlarından çıkardığımızı bildiririz.

 

 

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):139-141, 2008

Ah Bu Ağrılar !
Prof. Dr. İsmail Hakkı Aydın
Sinir Sistemi Cerrahisi Derneği Başkanı

ÖZET

 


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):142-152, 2008

Nörolojik Hastalıklarda Kök Hücre Tedavileri
Haluk DEDA
Deda Beyin ve Omurilik Merkezi

ÖZET

Nörolojik hastalıklarda tedavi ve kür oldukça zordur. Bunun nedeni santral sinir sisteminde nörogenesisin sınırlı olması, iyileşmeyi geciktiren aktif inhibitörlerin varlığı ve glial skar dokusunun iyileşmeyi engellemesidir. Son yıllara kadar santral sinir sistemi hücrelerinin rejenerasyon yeteneğinin olmadığı kabul edilen bir görüş olmasına rağmen, yapılan çalışmalar ile yetişkin travmatize edilmiş insan hipokampusunda da yeni nöronların geliştiği gözlemlenmiştir. Ayrıca, kemik iliğinden elde edilen kök hücrelerin hasarlı beyinde nöronal ve vasküler fenotipler oluşturarak tamir sürecine yardım ettiği de gösterilmiştir. Endogen tamir sürecinin uyarılması en iyi tedavidir. Kök hücreler trofik iyileşmeyi sağlanmakta, endojen nöronlar, astrositler ve damarları uyarmakta, ayrıca büyüme faktörlerinin salgılanmasına ve antienflamatuar etkileri ile de çok yönlü iyileşmeyi sağlamaktadırlar. Kök hücre çalışmalarım sonucunda elde edilen veriler ışığında nörolojik hastalıklarda kök hücre çalışmalarının etkili ve güvenli bir tedavi metodu olduğunu söyleyebiliriz.

Anahtar kelimeler: Kemik iliği, kök hücre, tedavi, nörolojik hastalıklar

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):153-160, 2008
Özgün Deneysel Araştırma
Deneysel Travmatik Yaygın Beyin Hasarı Sonrası Magnezyum, Memantin ve Magnezyum ile Memantin Kombinasyonunun Kan Beyin Bariyeri Geçirgenliğine Etkisi

Murat İMER 1, Ajlan UZUNKOL 1, Bülent Sacit OMAY 1, Pulat Akın SABANCI 1, Altay SENCER 1, Tülin ERDEM 2, Aykut KARASU 1, Mehmet KAYA 3
1 Department of Neurosurgery, 2 Anesthesiology, 3 Physiology, Istanbul University, Istanbul

ÖZET

Amaç: Erişkinlerde kafa travması nedeniyle oluşan primer nöronal hasar sonucu aşırı miktarda glutamat salınımının ikincil hasarlara neden olduğu daha önce kanıtlanmıştır. Farklı deneysel çalışmalarla oluşan bu ikincil hasarı engellemek amacıyla çeşitli N-Metil-D-aspartat(NMDA) reseptör antagonisti ilaçlar araştırılmıştır. Bu amaçla klinik olarak en sık kullanılan farmakolojik ajanlar; magnezyum sülfat ve memantindir. Güncel literatüre göre bu ajanlar tek başlarına veya başka bir takım ilaçlarla kombine edilerek denenmelerine rağmen her ikisi kombine olarak kullanılmamıştır. Bu deneysel çalışmada; deneysel travmatik beyin hasarı sonucu oluşan beyin ödemi miktarına ve kan beyin bariyeri(KBB) geçirgenliğine magnezyum, memantin ve bu iki ajanın kombinasyonunun etkisinin araştırılması amaçlanmıştır.
Yöntem: Belli bir yükseklikten kontrollü serbest ağırlık düşmesi yöntemiyle Sprague-Dawley farelerinde standart travmatik beyin hasarı oluşturuldu. Deneklere travmatik beyin hasarından 30 dakika sonra periton içerisine sırasıyla; salin(1 ml/kg), magnezyum sülfat(270 mg/kg), mamantin (10 mg/kg) ve magnezyum sülfat ile memantin(270 mg/kg+10 mg/kg) verildi. Beyin ödemini belirlemek amacıyla hasar görmüş beyinlerin özgül ağırlıkları değerlendirildi. KBB geçirgenliğindeki değişiklikler ise serumdaki albumini bağladığı bilinen Evans mavisi kullanılarak araştırıldı.
Bulgular: Tedavi grupları, kontrol gruplarıyla karşılaştırıldığında özgül ağırlıkların anlamlı derecede arttığı özlenmiştir. Evans mavisi boyası ise kontrol grupla kıyaslandığında tedavi grubunda anlamlı derecede azalmış olarak bulunmuştur.

Sonuç: Travmatik beyin hasarı sonrası ikincil etkinin engellenmesinde, NMDA reseptör antagonistleri: Magnezyum sülfat, memantin ve bu iki ajanın kombinasyonunun beyin ödeminin azaltılması ve KBB’nin yeniden şekillendirilmesinde etkili olduğu gösterilmiştir

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):161-168, 2008
Özgün Klinik Araştırma
Transtentoryal Herniasyondaki Hastalarda Dekompresif Hemikranyektomi

Orhan BARLAS 1,4, Selhan KARADERELER 1, Yakup KRESPİ 2,5, Nilüfer YEŞİLOT 3, Sara BAHAR 3, Rezzan TUNCAY 3, Reha TOLUN 2,5
Şişli Florence Nightingale Hospital Departments of Neurosurgery1, Neurology2, İstanbul Medical Faculty Departments of Neurology3, Neurosurgery4

ÖZET

Amaç: Unilateral transtentoryal herniasyonu olan hastalarda dekompresif hemikranyektominin sonuçlarını, tekniğini ve endikasyonlarını ortaya koymak.?
Yöntem: Üç yıl içinde, medikal tedaviye dirençli intrakranyal hipertansiyonlu ve transtentoryal herniasyonda, habis infarct (3 olgu), subaraknoid kanama ve vazospazm (2 olgu), travmatik beyin hasarı (3 olgu), spontan intraserebral kanama ve venöz tromboz tanıları olan 10 ardışık hastaya dekompresif hemikranyektomi yapıldı. Nörolojik durum girişte Glasgow Koma Skalası (GKS) ve modifiye Rankin Skalası (mRS) ile, çıkışta ve kontrollerde mRS ile değerlendirldi. Operasyon öncesinde, 1. ve 7. postoperatif günlerde ve 1. ayda yapılan bilgisayarlı tomografi (BT) incelemeleri değerlendirildi. Hastaların ?hepsinde en az 14x11 cm’lik dekompresif hemikranyektomi yapıldı. ?
Bulgular: 23 ila 57 yaşları arasında üç erkek, yedi kadın hasta vardı. Operasyondan hemen önceki nörolojik değerlendirmeye göre medyan GKS skoru 5.5, mRS skoru 5’ti. Hastaların hepsinde hemipleji, sekiz tanesinde ipsilateral okülomotor felci vardı. BT incelemesi hastaların hepsinde unilateral transtentoryal herniasyon bulguları gösterdi. Ortalama orta hat itilmesi operasyon öncesi BT’lerde 11.2 mm iken, operasyon sonrası 1. gün BT’lerde 3.2 mm’ydi. Altı hastada iyi sonuç alındı (mRS <3), son kontrol muayenesinde medyan mRS 1.5’ti. Serinin mortalitesi % 10 oldu.?
Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları dekompresif hemikranyektominin çeşitli nedenlere bağlı dirençli intrakranyal hipertansiyonu ve unilateral transtentoryal herniasyonu olan hastalarda güvenilir ve hayat kurtaran etkili bir teknik olduğunu göstermektedir.?

Anahtar kelimeler: Beyin ödemi, kranyektomi, dekompresif cerrahi, intrakranyal basınç transtentoryal herniasyon


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):173-175, 2008
Konveksite Meningiomunu Taklit Eden Kafaiçi Plazmositom ile Bulgu Veren Nüks Multipl Miyelom

Haldun Şükrü ERKAL 1, Emin KAYA 2, Çağatay ÖNAL 3, İclal GÜRSES 4
1 Department of Radiation Oncology, İnönü University Faculty of Medicine, Malatya
2 Department of Hematology, İnönü University Faculty of Medicine, Malatya
3 Department of Neurosurgery, İnönü University Faculty of Medicine, Malatya>

ÖZET

Altmış yedi yaşında bayan hasta bir haftadır artan belirgin başağrısı ve kusma öyküsü ile acilen başvurdu. Bir yıl önce multipl miyelom tanısı mevcut olup ilk basamak kemoterapi uygulanmıştı. Fizik muayenede belirgin sol hemiparezi belirlendi. Beyin manyetik rezonans görüntülemesinde meninkslerden köken alan ve belirgin çevresel ödem oluşturarak orta hat yapılarını sola iten sağ hemisferde kitle lezyonu saptandı. İhtimali konveksite meningiomu ön tanısı ile hastaya acil kranyotomi ve kitle eksizyonu uygulandı. Tanı kafaiçi plazmositom olarak belirlendi. İleri tedavi radyoterapi ile sürdürüldü. Mevcut bulgularla olgu nüks multipl miyelom tanısı alarak ikinci basamak kemoterapiye geçildi. Cerrahi girişimden bir yıl sonraki takip muayenesinde hasta salimdi. 


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):176-180, 2008
Pineal Gliolastoma Multiforme: Olgu Sunumu ve Literatür Derlemesi

Fatih BAYRAKLI 1, Selçuk PEKER 2, İbrahim SUN 1, Özlem YAPICIER 3,
Necmettin PAMİR 2
Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Bilim Dalı1, Acıbadem Hastanesi, Nöroşirürji Bölümü2, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Patoloji Bilim Dalı3

ÖZET

Pineal bölgede görülen glioblastoma olguları son derece enderdir. Literatürde birkaç olgu bildirilmiştir. Elli üç yaşında bir kadın hasta 3 haftadır var olan başağrısı ile kliniğimize başvurdu. Nörolojik muayenesinde yalnızca yukarı bakış kısıtlılığı vardı. Kranial manyetik rezonans görüntülemede pineal bölgede homojen yoğun kontrast tutan bir kitle saptandı. Kitle subtotal olarak çıkarıldı. Histopatolojik teşhis glioblastoma multiformeydi.Bu makalede literatürde sunulmuş olgular ile beraber klinik gidiş, radyolojik bulgular ve tedavi seçenekleri tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Pineal bölge tümörleri, glioblastoma


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):181-184, 2008
Ventriküloperitoneal Şantın Abdominal Kateterinin Skrotuma Migrasyonu:
Bir Olgu Sunumu

Çetin Refik KAYAOĞLU, Göksin ŞENGÜL, Aykut SEZER, Murat SİLİ,
Mustafa ÇOBAN, İsmail Hakkı AYDIN
Department of Neurosurgery, Medical School, Atatürk University, Erzurum

ÖZET

Ventriküloperitoneal şantın abdominal kateterinin skrotuma migrasyonu nadirdir. Bu komplikasyonu açıklamak için farklı mekanizmalar ileri sürülmüştür. Birkaç yazar kateterin ayrılmasının konnektörün çok sıkı bağlanmasına veya barsak kontraksiyonuna ve peritoneal kateterin tekrarlayan gerilmelerine  bağlı olduğunu gösterdiler.

Anahtar kelimeler: Hidrosefali, skrotum, ventriküloperitoneal katater, migrasyon

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):185-189, 2008
Granüler Hücreli Astrositom: Olgu Sunumu ve Literatür Derlemesi

Fatih BAYRAKLI 1, Aydın SAV 2, Selçuk PEKER 3
1 Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul
2 Acıbadem Kozyatağı Hastanesi, Patoloji Bölümü, İstanbul
3 Acıbadem Kozyatağı Hastanesi, Nöroşirürji Bölümü, İstanbul

ÖZET

Granüler hücreli astrositom belirgin olarak dolgun granüler tümör hücre unsuru ile karakterize olan, astrositomaların ender morfolojik tipidir. Yetmiş yedi yaşında bir erkek hasta 2 haftadır var olan sol hemiparezi yakınması ile kliniğimize başvurdu. Nörolojik muayenesinde sol hemiparezi ve hemihipoestezi vardı. Kranial manyetik rezonans incelemede sağ frontoparietal bölgede heterojen kontrast tutan kitle saptandı. Stereotaktik biyopsi yapılan hastanın histopatolojik teşhisi granüler hücreli astrositom olarak bildirildi. Bu makalede olgu sunulmuş, literatür ile beraber tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Astrositom, granüler hücreli tümör

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):190-194, 2008
Üst Servikal Omurilik Bölgesinde Gözlenen Kum Saati Şeklinde Nörofibroma: Olgu Sunumu

Feyzi Birol SARICA, Kadir TUFAN, Melih ÇEKİNMEZ, Bülent ERDOĞAN,
Orhan ŞEN
Başkent University Medical Faculty, Department and Neurosurgery, Ankara

ÖZET

4 Spinal nörofibromlar spinal tümörlerin önemli bir kısmını oluşturur. Sporadik yada Nörofibromatozis tip-1 (NF1, von Recklinghausen hastalığı) ile birlikte görülür. Nörofibroma’nın “Dummbell tümör” şeklinde gelişim göstermesi oldukça sık görülen bir durumdur. Paraspinal nörofibroma olgularında myelopati veya motor defisit geliştiği durumlarda cerrahi endikasyon doğar. Cerrahide amaç tümörün total çıkarımıdır. Ancak seçilmiş vakalarda, vertabral arter yaralanması gibi ağır komplikasyonlardan kaçınmak amacıyla, yeterli spinal kord dekompresyonu sağlayacak şekilde parsiyel çıkarım seçilebilir. Bu makalede, C1 düzeyinde vertabral arter ile yakın ilişkide olan, boyun ve omuz ağrısı ile prezente olan dummbbell nörofibroma olgusu sunulmuştur. Secilebilecek cerrahi girişim şekilleri tartışılmıştır.

Anahtar kelimeler: Cerrahi tedavi, kum saati formasyonu, spinal nörofibroma, üst servikal bölge

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 1(3):195-198, 2008
Persistan Mediyan Arter: Olgu Sunumu ve Literatürün Gözden Geçirilmesi

Yasin ARİFOĞLU 1, Özdemir SEVİNÇ 2, Çağatay BARUT 3, Merih İŞ 4,
Murat DIRAMALI 1
1 Abant, İzzet Baysal Tıp Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Bolu
2 Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Düzce
3 Karaelmas Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Anatomi Anabilim Dalı, Zonguldak
4 Düzce Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, Düzce

ÖZET

Persistan mediyan arter, radiyal veya ulnar arter yaralanmalarında eli besleyebilir, vücudun başka herhangi bir yerinde greft arteri olarak kullanılabilir. Ayrıca mediyan sinire bası yaparak karpal tünel sendromu semptomlarına neden olabilir. Ellibeş yaşındaki erkek kadavranın rutin kadavra diseksiyonu sırasında sağ üst ekstremitede persistan mediyan artere rastladık. Genişlemiş persistan median arter distalde seyrederek fleksör retinakulumun altından geçip median sinir dallarına parelel olarak metakarpal kemiklere dallar vermekteydi. Yüzeyel palmar arkla arasında anastamoz izlenmedi. Persistan mediyan arter yaygın bir varyasyon olarak, karpal tünel sendromuna neden olması ve radiyal/ulnar arter yaralanmalarında eli besleyebilen bir alternatif oluşturması nedeniyle önemlidir.

Anahtar kelimeler: El, makroskopik anatomi, persistan mediyan arter, varyasyon

 

 

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

           Son Sayi
2010
           Mart 2010
2009
           Aralik 2009
           Haziran 2009
           Mart 2009
2008
           Aralik 2008
           Eylül 2008
           Haziran 2008
           Mart 2008



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker