SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ

 

Bu dergiye online makale gönderimi için lookus@lookus.net


SİNİR SİSTEMİ CERRAHİSİ DERGİSİ
MART 2009

 

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):7-11, 2009

Özgün Klinik Araştırma
İntrakraniyal Subdural Ampiyem: On İki Olgunun Klinik Analizi

Gökşin ŞENGÜL 1, Erhan TAKÇI 1, Hakan USLU 2, Murat SİLİ 1, Çetin Refik KAYAOĞLU 1, Yusuf TÜZÜN 1, Hakan Hadi KADIOĞLU 1, İsmail Hakkı AYDIN 1
1 Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, Erzurum
2 Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Mikrobiyoloji Anabilim Dalı, Erzurum

ÖZET

Amaç: Bu çalışmanın amacı son sekiz yılda kliniğimizde tedavi edilen intrakraniyal subdural ampiyemli olgulara ait klinik verileri analiz etmektir.?
Gereç ve Yöntem: Kliniğimizde 2000-2008 yılları arasında intrakraniyal subdural ampiyem nedeniyle tedavi edilen 12 olguya ait medikal kayıtlar incelendi. Demografik özellikler, predispozan faktörler, klinik bulgular, laboratuvar testleri, görüntüleme yöntemleri, tedavi stratejisi ve prognozla ilgili veriler kaydedilerek analiz edildi.?
Bulgular: Olguların 10’u erkek, 2’si kadındı. Ortalama yaş 20 olup, 9 olgunun yaşı 15’ten küçüktü. Predispozan faktör, 7 olguda menenjit, 2 olguda mastoidit, 2 olguda travma ve 1 olguda cerrahi idi. En sık gözlenen klinik belirti ateş, baş ağrısı ve kusma en sık bulgu ise ense sertliği ve fokal nörolojik defisit idi. Yalnızca 4 olguda etken mikroorganizma izole edilebildi. En sık izole edilen patojen Staphylococcus aureus idi. Tanı 7 olguda bilgisayarlı beyin tomografisi, 12 olguda bilgisayarlı beyin tomografisi ve manyetik rezonans görüntüleme ile konuldu. Ampiyem 6 olguda sol, 5 olguda sağ hemisferde idi. En sık frontoparyetal yerleşim gözlendi. Bir olguda infratentoryal ampiyem saptandı. Tüm olgularda cerrahi tedavi yapıldı. Antibiyoterapi ameliyat öncesi ve sonrası dönemde uygulandı. Dokuz olguda tam iyileşme gözlenirken, 2 olgu takiplerde düzelen hafif nörolojik sakatlık ile taburcu edildi, 1 olgu öldü.?
Sonuç: İntrakraniyal subdural ampiyem çok sık görülmemesine rağmen, mortalite ve morbiditesi yüksek olabilen bir hastalıktır. Hastalarda erken tanı ve uygun tedavi ile iyi sonuçlar elde edilebilir.

Anahtar kelimeler: Ampiyem, cerrahi, menenjit, subdural


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):12-20, 2009

Özgün Klinik Araştırma
İntraventriküler Kanamada Fibrinolitik Tedavi

Selhan KARADERELER 1, Orhan BARLAS 1,2, Yakup KRESPİ 3,4, İbrahim ÖRNEK 3, Ebru ALTINDAĞ 4, Selen GÜR
1 Şişli Florence Nightingale Hastanesi, Nöroşirürji Kliniği, İstanbul
2 İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul
3 Şişli Florence Nightingale Hastanesi, Nöroloji Kliniği, İstanbul
4 İstanbul Bilim Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Amaç: İntraventriküler kanamada (İVK) hematom içine fibrinolitik madde verilerek hematomun eritilmesi ve drene edilmesinin tekniği ve sonuçlarının ortaya konmasıdır.?
Yöntem: 2007-2008 yıllarında spontan intraserebral kanamaya bağlı 5 İVK’lı olguya stereotaktik yöntemlerle hematom ortasına ventrikül kateteri yerleştirilip 12 saatte bir rekombinant doku plazminojen aktivatörü (r-tPA) verildi ve sürekli drenaj yapıldı. Olguların 12 saatte bir Glasgow Koma Skalası (GKS) ve modifiye Rankin Skalası (mRS) ile nörolojik değerlendirmeleri ve kranyal bilgisayarlı tomografileri (BT) yapıldı. Çıkışta ve 6. ay takibinde genişletilmiş Glasgow Çıkış Skalası (GOSE) ve mRS skorları bakıldı.
Bulgular: Olguların 3’ü erkek, 2’si kadındı ve yaş ortalamaları 64’tü. Giriş ortalama GKS skoru 12,2, mRS skoru 3,8’di. Olguların 4’ünde tüm ventriküler sistemde kan vardı. Bir olguda ise yalnızca 4. ventrikülde kan yoktu. R-tPA 2 olguda 4 kez, 2 olguda 2 kez ve bir olguda bir kez olmak üzere her defa 2 mg dozunda verildi. İntraventriküler ve intraserebral toplam kan hacminde ilk 12 saatte ortalama % 32, 24. saatte % 61, 48. saatte % 67, 72. saatte % 78 ve 7. günde ise % 93 azalma sağlandı. Olguların çıkış ortalama GOSE skoru 5,6 ve mRS skorları 2,8’di. Altıncı ay kontrolünde ortalama GOSE 7 ve ortalama mRS 0,8’di.?
Sonuç: İVK’da hematom içine verilen r-tPA ile fibrinoliz ve hematom drenajının etkin ve emniyetli bir yöntem olduğu kanısına varıldı.

Anahtar kelimeler: İntraventriküler kanama, fibrinoliz, minimal invazif cerrahi, rekombinant doku plazminojen aktivatörü, stereotaksi, ventriküler drenaj


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):21-26, 2009
Olgu Sunumu
Genç Bir Erkek Hastada Radyolojik Bulgu Olmaksızın Spinal Kord Yaralanması: Olgu Sunumu

Kaan ÜNGÖREN 1, Halil İbrahim SEÇER 2, İlker SOLMAZ 2, Kamil Melih AKAY
1 Erzurum Military Hospital Department of Neurosurgery, Erzurum
2 Gülhane Military Medical Academy Department of Neurosurgery, Ankara

ÖZET

Radiografik olarak patolojik bulgu vermeden spinal kord yaralanması sıklıkla immatür servikal spinal vertebralarda oluşur. En sık pediatrik yaş grubunda rastlanır. Komplet spinal kord yaralanmasından değişik derecelerde duyu ve motor defistlere neden olabilen fraklı klinik bulgular verebilir. Bu çalışmada quadriplejiye neden olmuş SCIWORA tanısı almış bir genç hasta literatür eşliğinde sunuldu.

Anahtar kelimeler: Spinal travma, SCIWORA, erişkin, sonuç

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):27-29, 2009
Olgu Sunumu
Meme Kanseri Öyküsü Olan Hastada İntradiploik Epidermoid Kist

Fatih BAYRAKLI 1, Selçuk PEKER 2
1 Acıbadem Maslak Hastanesi Nöroşirürji Bölümü, İstanbul
2 Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, İstanbul

ÖZET

Meme kanseri öyküsü olan hastada kafa kemiğindeki bir lezyon bildirilmiştir. Kırk dört yaşında kadın hasta sıkıntı, baş dönmesi ve kafanın sağ parietal bölgesinde şişlik nedeniyle başvurdu. Öncelikli teşhis meme kanserinin metastazı olarak düşünüldü. Nöroradyolojik değerlendirme kistik lezyon olasılığını ortaya koydu. Lezyon cerrahi olarak çıkarıldı ve histopatolojik tetkik sonucu epidermoid kist olarak bildirildi.

Anahtar kelimeler: Epidermoid kist, metastaz, kranial lezyonlar


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):30-33, 2009
Olgu Sunumu
Ventriküloperitoneal Şant Cerrahisinin Ender Bir Komplikasyonu: Epidural Hematom: Olgu Sunumu

Mürteza ÇAKIR 1, Zeynep ÇAKIR
1 Erzurum Numune Hastanesi Nöroşirurji Kliniği, Erzurum
2 Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı, Erzurum

ÖZET

Ventriküloperitoneal şant operasyonları en sık gerçekleştirilen nöroşirurjikal girişimler arasındadır. Epidural hematom bu girişimin ender, ancak sonuçları açısından ciddi bir komplikasyonudur. Ventrikül içi kitle ve akut grade 3 hidrosefali olan 21 yaşındaki erkek hastaya, ventriküloperitoneal şant yerleştirildi. Yakınmalarında hızlı bir düzelme olan ve nörodefisiti bulunmayan hastanın, postoperatif beşinci gün çekilen kontrol tomografisinde, yaklaşık iki santimetre kalınlığında sağ frontoparietal epidural hematomu olduğu gözlendi. Operasyonu kabul etmeyen, yakın klinik ve tomogrofik gözlemle takip edilen hastada epidural hemotomun spontan olarak rezorbe olduğu izlendi. Bu olguyla, çok sık uygulanan bu nöroşirurjikal prosedürün, yaşamı tehdit eden bir komplikasyonunu literatür eşliğinde gözden geçirmek ve hastaların postoperatif erken dönemde bilgisayarlı beyin tomografisi ile takibinin önemini vurgulamak istedik.

Anahtar kelimeler: Ventriküloperitoneal şantlar, komplikasyon, epidural hematom

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):34-36, 2009
Olgu Sunumu
Nörolojik Defisitin Olmadığı Torakal Omuriliğin Penetran Bıçak Yaralanması

Gökşin ŞENGÜL, Aykut SEZER, Mürteza ÇAKIR, Hakan Hadi KADIOĞLU, İsmail Hakkı AYDIN
Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi, Nöroşirürji Anabilim Dalı, Erzurum

ÖZET

Omuriliğin bıçakla yaralanması sivil toplumda sık görülen bir durum değildir. Bıçak omuriliğe nüfuz etmişse genellikle inkomplet omurilik yaralanması oluşur. Bu makalede, torakal bölgede omuriliği tamamen delip geçen bıçak ucunun sırtında kaldığı, nörolojik defisiti olmayan bir olgu sunulmaktadır. Bu tip yaralanmaların mekanizma ve tedavisi literatür eşliğinde tartışılmaktadır.

Anahtar kelimeler: Bıçak yarası, omurilik yaralanması, tedavi


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):37-41, 2009
Olgu Sunumu
Akuaduktal Web’e Bağlı Obstrüktif Hidrosefali

Özlem ALKAN 1, Melih ÇEKİNMEZ 2, Naime TOKMAK 1, Şenay DEMİR 1, Tülin YILDIRIM
1 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Radyoloji Anabilim Dalı, Ankara
2 Başkent Üniversitesi Tıp Fakültesi, Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı, Ankar

ÖZET

Akuaduktal web, akuadukt stenozunun ender görülen özel bir formudur ve hidrosefaliye neden olur. Kafa çevresinde büyüme ve intrakranial basınç artışına bağlı bulguları bulunan, iki yaşında erkek çocuğun, beyin MR tetkikinde triventriküler hidrosefali ve akuaduktal web saptandı. Hidrosefali, endoskopik 3. ventrikülostomi ile tedavi edildi. Olgunun postoperatif klinik bulguları tamamen düzeldi. Birinci ay kontrol beyin MR’de ventrikül boyutlarında anlamlı değişiklik izlenmezken, BOS akışını gösteren 3. ventrikül tabanından suprasellar sisterne uzanan sinyalsiz alan izlendi. Sine faz-kontrast MR görüntüler 3. ventrikülostominin patensisini gösterdi. Postoperatif takipte en önemli bulgu klinik değerlendirmedir. 3. ventrikülostominin patensisinin değerlendir-mesinde beyin MR ve sine faz-kontrast MR değerlidir.

Anahtar kelimeler: Akuaduktal web, hidrosefali, üçüncü ventrikülostomi


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):42-44, 2009
Olgu Sunumu
Çocuk Olguda Sürekli Baş Ağrısının Ender Nedeni- Spontan İdiopatik Subdural Hematom

Özgür İSMAİLOĞLU 1, Baki S. ALBAYRAK 1, Serdar KABATAŞ 2, İsmail GÜLŞEN 1
1 Suleyman Demirel University School of Medicine, Department of Neurosurgery, Isparta
2 Baskent University Hospital, Department of Neurosurgery, Istanbul

ÖZET

Kronik subdural hematomlar (KSH) erişkinlerde spontan ya da travmalara bağlı olarak meydana gelebilir. Bununla birlikte, KSM’lar çocuklarda daha çok hematolojik hastalıklara ya da fark edilmeyen minör travmalara bağlı olarak oluşurlar. Mevcut olguda, altta yatan herhangi bir kanama bozukluğu ya da travma öyküsü olmadan kronik subdural hematom oluşan ve şiddetli baş ağrısından yakınan 7 yaşında çocuk hasta sunuldu.

Anahtar kelimeler: Baş ağrısı, kronik subdural hematom, çocuklar, spontan

Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):45-51, 2009
Özgün Araştırma
Hekim Hayreddin’in “Hulâsatü’t-Tıbb” Adlı Eserinde “Tıbbi Deontoloji” ve  “Nöroanatomi” ile İlgili Bölümler

Ahmet ACIDUMAN, Önder İLGİLİ
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, Deontoloji Anabilim Dalı, Ankara

ÖZET

Makalede Osmanlı Türk tıbbında yer alan Hulâsa adını taşıyan eserler arasında Hekim Hayreddîn tarafından yazılan “Hulâsatü’t-Tıbb” adlı eser incelenmiştir. Eser ve nüshaları hakkında bilgilere yer verilmiştir. Eserin deontoloji ile ilgili giriş bölümü ve sinir sistemi anatomisi ile fizyolojisini ilgilendiren bölümleri, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı Kütüphanesi’nde 15402/A numara ile kayıtlı bulunan nüsha ile Konya İzzet Koyunoğlu Kütüphanesi’nde 12030 numara ile kayıtlı bulunan nüsha karşılaştırılarak sunulmuştur. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Deontoloji Anabilim Dalı Kütüphanesi 15402/A numara ile kayıtlı bulunan nüsha temel alınarak incelenen giriş bölümü ve sinir sistemi ile ilgili bölümlerin günümüz Türkçesine çevrilmesi gerçekleştirilerek bu bölümler okuyucuya sunulmuştur. Eldeki bilgiler ışığında Hekim Hayreddîn’in “Hulâsatü’t-Tıbb” adlı eserinin içeriği, aynı dönemde yaygın kabul gören İslam tıbbı eserlerinin içerikleri ile uyumu yönünden değerlendirilmiştir. Eser ile ilgili detaylı bir inceleme eşliğinde eserin İslam tıbbındaki yeri ve eserin önemi hakkında varılan sonuç okuyucu ile paylaşılmıştır.

Anahtar kelimeler: Nöroanatomi, Deontoloji, Hekim Hayreddin, Tıp Tarihi, Osmanlı Tıbbı


Sinir Sistemi Cerrahisi Derg 2(1):52-59, 2009
Editör’e Mektup

 
ÖZET

 

 

 


 

 

Yazarlara Bilgi

Yayın Kurulu

 

ARŞİV

           Son Sayi
2010
           Mart 2010
2009
           Aralik 2009
           Haziran 2009
           Mart 2009
2008
           Aralik 2008
           Eylül 2008
           Haziran 2008
           Mart 2008



 

 

Logos Tıp Yayıncılığı 2008 - 2011
Yildiz Posta Cad. Sinan Apt. No:36 D.66-67 Gayrettepe 34349 Istanbul
Tel: 02122880541 ve 02122885022
eXTReMe Tracker