 |
ÇOCUK SOLUNUM DERGİSİ - MART 2006
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 6-9
Türkiye'de Allerjik Urticaceae
(Urtica-Isırgan / Pariet Aria- Duvar Yapışkan Otu) Polenlerinin Havadaki Dağılımları |
Adem BIÇAKÇI, Sevcan ÇELENK, Yakup CANITEZ, Hulusi MALYER, Nihat SAPAN
|
|
|
Polenler üst ve alt solunum yolu allerjik hastalıklarının en önemli nedenlerinden birini oluşturan allerjenlerdir. Bu allerjenlerden biri de havada bulunan Urticaceae familyasına ait polenlerdir. Bu çalışmada, Türkiye'de 1990'lı yıllardan itibaren son 15 yıl içerisinde atmosferik polen çalışmalarının yapıldığı Bursa, Balıkesir, Kütahya, Eskişehir, Burdur, Isparta, Ankara, Manisa, Kırıkkale, Rize, Afyon, Bursa, Edirne, Uşak, Bitlis, İzmir, Bartın, Çanakkale, Zonguldak, Adana, Denizli ve Bilecik Bozüyük olmak üzere toplam 21 bölgedeki allerjik Urticaceae (Urtica ve Parietaria) polenlerinin aylık değişimlerinin karşılaştırmalı olarak verilmesi öngörülmüştür.
Yapılan çalışmalarda Urticaceae polenlerinin havadaki yoğunluğuna göre sırası ile Bitlis, Kütahya, Eskişehir, Balıkesir, Isparta, Bilecik Bozüyük, Rize, Uşak, Bursa, Burdur, Bartın, Afyon, Edirne, Ankara, Çanakkale, Adana, Manisa, Denizli, Zonguldak, İzmir ve Kırıkkale'de saptanmıştır. En yoğun olduğu aylar ise mayıs-temmuz ayları arasındadır.
Anahtar kelimeler: Urticaceae, urtica, parietaria, polen, allerji
|
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 10-12
Ege Bölgesinde İnhalan Allerjenlere Duyarlılık ve Doğum Ayı Arasındaki İlişki
|
C. Dost ZEYREK, Figen GÜLEN, Hüseyin KÖKSOY, Serdar ALTINÖZ, Esen DEMİR, Remziye TANAÇ
|
|
|
Allerjenin yüksek miktarlarına erken maruziyet atopik sensitizasyonun gelişiminde önemli bir role sahiptir. Bu çalışmanın amacı aeroallerjenlere allerjik duyarlanma ve doğum ayı arasında ilişki olup olmadığını araştırmaktır. Çalışmaya Ege Üniversitesi Çocuk Solunum Allerji Polikliniği'nde astım ve/veya alerjik rinit tanısı ile izlenen 5-17 yaş arasında 344 hasta alındı. Hastalara inhalan allerjenler (ev tozu akarları, mantarlar, hayvan epiteli, otlar, ağaçlar ve yabani otlar) için spesifik IgE bakıldı ve deri prick testi yapıldı. Doğum ayı ve inhalan allerjenlere duyarlılık arasında ilişki saptanmadı. Fakat ev tozu akarı duyarlılığı gelişiminin mart-ağustos ayları arasında doğanlarda, eylül-şubat ayları arasında doğanlara göre anlamlı derecede yüksek olduğu saptandı (OR: 1,6, 95 % CI: 1,05-2,45, p=0,02). Bu sonuç, doğum ayına bağlı olarak bebeklik döneminde daha yüksek oranda ev tozu akarı maruziyeti olan hastalarda, duyarlılık gelişiminin daha yüksek olduğuna işaret etmektedir.
Anahtar kelimeler: İnhalan allerjenler, atopik duyarlanma, doğum ayı, Ege bölgesi
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 13-16
Astımlı Çocuklarda Plazma sHLA-G Düzeyleri |
Fulya TAHAN, Türkan PATIROĞLU |
|
|
Amaç: Human lökosit antijen G (HLA-G), nonklasik major histocompatibility complex (MHC) class I ailesine ait bir moleküldür. Gebelikte Th1/Th2 dengesinin Th2 yönüne kaymasını sağlamaktadır. Th2 aracılıklı bir hastalık olan bronşial astımda sHLA-G'nin rolü tam olarak bilinmemektedir. Bu çalışma, astımlı hastalarda plazma sHLA-G düzeylerini belirlemek amacı ile yapılmıştır.
Yöntem: Çalışmaya, yaşları 6 ile 14 arasında olan astım tanısı almış hastalar (n=53) ve yaşları 5 ile 13 arasında olan sağlıklı kontroller (n=16) dahil edilmiştir. Bütün hastaların solunum fonksiyonları, total IgE ve eozinofil düzeyleri ve atopileri değerlendirilmiştir. Plazma sHLA-G düzeyleri ELİSA yöntemi ile ölçülmüştür.
Bulgular: Hastaların eozinofil ve total IgE düzeyleri sağlıklı kontrollerden anlamlı olarak yüksek bulunmuştur (p<0.001). Plazma sHLA-G düzeyleri karşılaştırıldığında sağlıklı kontrollerle aralarında anlamlı bir fark saptanamamıştır (p>0.05).
Sonuç: Çalışmamız Th2 aracılıklı bir hastalık olan bronşial astımda plazma sHLA-G düzeylerinin yüksek olmadığını göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Astım, sHLA-G
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 17-21
Çocukluk Dönemi Akciğer ve Lenf Bezi Tüberkülozu
|
Emrah CAN, Ayşe KILIÇ, Emin ÜNÜVAR, Fatma OĞUZ, Müjgan SIDAL
|
|
|
Amaç: İstanbul Tıp Fakültesi Genel Pediatri Polikliniği'ne Ocak 2002-Aralık 2004 tarihleri arasında öksürük ve servikal veya aksiler lenfadenopati nedeniyle başvuran ve tüberküloz tanısı almış hastalarımızın değerlendirilmesi.
Yöntem: Ocak 2002-Aralık 2004 tarihleri arasında genel pediatri polikliniğinden primer tüberküloz tanısı alarak izlenen 19 çocuk hastanın dosyaları geriye dönük olarak değerlendirildi. Mikrobiyolojik ve /veya, radyolojik olarak tüberkülozla uyumlu bulguları saptanan, izleminde anti-tüberküloz tedaviye yanıt alınan ve tüberküloz tanısı alan vakalar çalışma kapsamına alındı.
Bulgular: Hastaların 12'si kız (% 63.2), 7'si (% 36.8) erkekti. Yaş ortalaması 8.3±2.9 yıldı. Vakaların %10'u 4 yaş altındaydı. Malnutrisyon bulguları yoktu. Boy ve tartı persantilleri yaşlarına uyan aralıklar içindeydi. Vakaların 13'ü (% 68.4) akciğer, 6'sı (% 31.6) lenfbezi tüberkülozu tanısı almıştı. Vakaların 5'inde (% 26) tüberkülozlu bir hasta ile yakın temas öyküsü vardı. Temas öyküsü olan hastaların aile taramalarında tüberkülozlu vaka tespit edilememişti. 12 hastada (% 63) BCG aşı izi tespit edilmişti. 11 (% 57.8) vakada PPD pozitif saptanmıştı. Akciğer tüberkülozu tanısı alan vakaların %73'ünde başlangıç yakınması ortalama 3.1±1.4 haftadan uzun süren ve antibiyotik tedavisine yanıt alınamayan inatçı öksürüktü. Bu hastaların 5'inde (%38.4) akciğer grafisinde hiler lenfadenopati, 7'sinde (% 53.8) bilateral infiltrasyon, 1 hastada (% 7.6) plevral effüzyon mevcuttu. Vakaların yalnızca birinde balgamda ARB ve BACTEC pozitifti. Dokuz ve 14 yaşlarında iki hastada ise, kavitasyon gösteren birer adet lezyon tespit edilmişti. En sık yakınmalar öksürük boyunda şişlik (%15) ve koltukaltında şişlikti (% 12). Bir hasta yatırılmış diğer hastalar ayaktan takip ve tedavi edilmişti. Tedavi sırasında hiçbir hastada yan etki gözlenmemişti.
Sonuç: Çocukluk çağında akciğer tüberkülozu sıktır ve akciğerdeki kaviter lezyonlar çocukluk çağında da görülebilir. Uzun süren ve antibiyotik tedavisine yanıtsız öksürükte tüberküloz düşünülmelidir.
Anahtar kelimeler: Tüberküloz, çocuk, öksürük
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 22-26
Hışıltılı Çocuklarda Etiyolojik Faktörler
|
Barış ERDUR, Yavuz TOKGÖZ, Oğuz ÖREN, Arzu BABAYİĞİT, Duygu ÖLMEZ, Nevin UZUNER, Dilek TEZCAN, Özkan KARAMAN
|
|
|
Amaç: Mayıs 1996-Şubat 2005 tarihleri arasında hışıltılı çocuk tanısı ile izlenen hastalarda etiyolojiye yönelik olarak yapılan tetkik sonuçlarının değerlendirilmesi.
Gereç ve Yöntem: 504 olgunun dosyaları retrospektif olarak tarandı.
Bulgular: Hastaların % 62.5'i erkek, % 37.5'i kız idi. Ailede atopi öyküsü varlığı % 65.5 hastada saptandı. Hastaların yarıya yakınında akciğer grafisi normaldi. Akciğer grafisinde peribronşiyal kalınlaşmalar (% 26.6), toraks bilgisayarlı tomografisinde kronik fibrotik değişiklikler (% 23) en sık rastlanan patolojik bulgu olarak gözlendi. Tetkik yapılan hastaların % 51.6'sında gastroözefageal reflü, % 30.6'sında total eozinofil yüksekliği, % 27.7'sinde deri testi pozitifliği, % 23.8'inde total IgE yüksekliği saptandı. Total ve spesifik IgE yüksek olan hastalarda deri testi pozitifliği anlamlı olarak fazla bulundu (p<0.05).
Sonuç: Hışıltılı çocuğun tedavisi için öncelikle altta yatan nedenin saptanması gerekmektedir. Bu nedenle etiyolojiye yönelik ayrıntılı inceleme yapılmalıdır. Gastroözefageal reflü ve atopi en sık görülen nedenlerdendir ve tekrarlayan hışıltı nedenleri araştırılırken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.
Anahtar kelimeler: Hışıltılı çocuk, etiyoloji, atopi, gastroözefageal reflü
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 27-31
Primer İmmun Yetersizliklerin Pulmoner Komplikasyonları
|
Saniye GÜLLE, Ferah GENEL, Demet CAN, Mustafa BAK, Hüdaver ALPER
|
|
|
Bu çalışmada Primer immün yetersizliği olan çocuklarda pulmoner komplikasyonların klinik ve radyolojik özelliklerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Primer immün yetersizlik nedeniyle izlenen ve pulmoner patolojisi olan 16 hasta çalışmaya alınmıştır. Hastaların epidemiyolojik, klinik ve radyolojik özellikleri retrospektif olarak değerlendirilmiştir.
Hastaların yaşları ortalama 9.6±0.7 yıl olup, erkek/kız oranı 14/2'dir. İmmun yetmezlik tipine göre değerlendirildiğinde dağılımları 6'sı humoral immun yetmezlik, 3'ü fagosit işlev bozukluğu, 4'ü Nijmegen Breakage sendromu, 2'si Ataksi Telenjiektazi, 1'i Job sendromu şeklindedir. Pulmoner semptomları balgamlı öksürük (% 88), tekrarlayan pnömoni (% 81), solunum güçlüğü (% 69), hemoptizi (% 19) olarak saptanmıştır. Olguların % 44'ünde akciğer grafisi normal bulunmuştur. Akciğer komplikasyonları bronşektazi (% 50), atelektazi (% 31), bronşiyolitis obliterans (% 12.5), interstisyel hastalık (% 12.5), abse (% 6) olarak sıralanmıştır.
Çocuklarda tekrarlayan solunum sistemi semptomlarının varlığında, primer immun yetersizlik araştırılması gereklidir. Aynı şekilde primer immün yetersizlikli çocuklarda gelişebilecek pulmoner patolojiler mutlaka ileri tanı yöntemleri kullanılarak araştırılmadır.
Anahtar kelimeler: Primer immün yetersizlik, pulmoner komplikasyon, akciğer grafisi, bilgisayarlı tomografi
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 32-36
Pulmoner Sekestrasyon Olgusu ve Radyolojik Tanı Yöntemlerinin Karşılaştırılması
|
Gürkan KILIÇ, Zeynep TAMAY, İsmail YILDIZ, Ahmet AKÇAY, Barış BAKIR, Nermin GÜLER
|
|
|
Pulmoner sekestrasyon trakeobronşial sistem ile ilişkisi olmayan fonksiyon göstermeyen akciğer dokusundan oluşan konjenital bir lezyondur. En sık görülen tipi intralober sekestrasyondur. Sekestre akciğer dokusu kanlanmasını sistemik bir arterden alır. % 60 oranında lezyon sol akciğerde saptanır. Olguların yarısı erişkin dönemde genellikle kronik ya da tekrarlayan pnömoni ile tanı alır.
Bu yazımızda tanı alana kadar hiçbir şikayeti olmayan 7 yaşında bir kız çocuğunda alt solunum yolu enfeksiyonu nedeni ile çekilen akciğer grafisi ile şüphelenilerek saptanan sağ akciğer alt lob yerleşimli, kanlanmasını torakal aorttan alan intralober sekestrasyon olgusu sunulmuştur. Pulmoner sekestrasyon tanısı çok kesitli bilgisayarlı tomografi (ÇKBT) anjio ile konulmuş ve teşhis amacı ile kullanılan noninvazif görüntüleme yöntemleri literatürler gözden geçirilerek tartışılmıştır.
Anahtar kelimeler: Akciğer, sekestrasyon, çocuk
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 37-39
Milier Tüberkülozlu Bir Sütçocuğu: Erken Tanının Önemi
|
Özden ANAL, Duygu ÖLMEZ, Arzu BABAYİĞİT, Nevin UZUNER, Barış ERDUR, Özkan KARAMAN, Handan ÇAKMAKÇI
|
|
|
Milier tüberküloz, tüberkülozun en ciddi klinik formudur ve sıklıkla çocuklarda görülür. Milier tüberkülozun tanısını koymak, spesifik semptomlar olmaksızın sinsice başladığından ve yavaş ilerleyen bir hastalık olduğundan zordur. Klinisyen tüberkülozdan şüphelenmediği taktirde, gecikmiş tanı prognozu kötüleştirebilir.
Burada solunum sistemine ait semptomları olmaksızın menenjit ve komunikan hidrosefali ile başvuran 5 aylık bir kız çocuk sunulmaktadır. Olgunun akciğer grafisinde mikronodüler beneklenme saptandı ve serebrospinal sıvı kültürü izoniazide dirençli Mycobacterium tuberculosis izole edildi. İndeks vakanın babası olduğu belirlendi.
Anahtar kelimeler: Milier tüberküloz, sütçocuğu, tanı
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 40-43
Brusellozun Ender Bir Komplikasyonu: Plevral Efüzyon
|
Maşallah CANDEMİR, İlknur KILIÇ, Murat İNAN
|
|
|
Ateş, halsizlik ve karın ağrısı şikâyeti olan on yaşındaki erkek olguda hepatosplenomegali, pansitopeni ve plevral efüzyon saptandı. Brusella aglütinasyon testleri pozitif saptanan olgunun klinik ve laboratuvar bulguları doksisiklin ve rifampisin tedavisi ile kontrol altına alındı. Olgu, brusellozda ender bir komplikasyon olan plevral efüzyonu vurgulamak amacıyla sunulmuştur.
Anahtar kelimeler: Brusella, plevral efüzyon, pansitopeni
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 44-46
Bir Adölesanda Sarkoidozun Ender Bir Prezentasyonu
|
Suna KÖSE, Nevin UZUNER, Duygu ÖLMEZ, Arzu BABAYİĞİT, Özkan KARAMAN, Erdener ÖZER, Handan ÇAKMAKÇI, Seçkin ATASEVER
|
|
|
Sarkoidoz nedeni bilinmeyen, kronik, multisistemik granulomatöz bir hastalıktır. Burada yaygın lenfadenomegalisi olan ancak konstitüsyonel veya solunumsal semptomu bulunmayan bir adölesan olgu sunuldu. Periferik bir lenfadenomegaliden alınan biyopsinin histolojik incelemesi ile olgu sarkoidoz tanısı aldı.
Anahtar kelimeler: Lenfadenomegali, adölesan, biyopsi
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 47-50
Toxocara İnfestasyonuna Bağlı Bir Eozinofilik Pnömonili Olgu Sunumu
|
Fulya TAHAN, Mehmet KÖSE, Sebahat TULPAR, Ali YIKILMAZ, Mustafa ÖZTÜRK
|
|
|
Eozinofilik pnömoniler çocukluk yaş grubunda ender olarak görülmektedir. Öksürük, nefes darlığı yakınması ile başvuran dört yaşındaki erkek hasta, periferik eozinofili ve bilateral pulmoner infiltrasyonları nedeni ile ayrıntılı olarak incelendi. Toxocara serolojisinin pozitif gelmesi üzerine mebendazol tedavisi başlandı. Beş günlük mebendazol tedavisi sonrası kliniğinde belirgin düzelme olan hasta Toxocara infestasyonuna bağlı eozinofilik pnömoni olarak kabul edildi. Ender görülen bir hastalık olması, periferik eozinofili ve akciğer grafisinde infiltratlar olan hastalarda ayırıcı tanıda düşünülmesi gerektiğini vurgulamak amacı ile sunulmak istendi.
Anahtar kelimeler: Eozinofilik pnömoni, Toxocara canis
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 51-53
Tiner İçme ile Başvuran Olguda Morgagni Hernisi
|
Figen GÜLEN, Sema TANRIVERDİ, Esen DEMİR, Remziye TANAÇ, Coşkun ÖZCAN, Dost ZEYREK, Nuri BAYRAM
|
|
|
Aromatik Hidrokarbonlar içerisinde yer alan tiner, inhalasyon ve içme ile aspirasyon pnömonisi oluşturabilmesi nedeniyle önemlidir. Solunum semptomları, hafif olabildiği gibi, hızla solunum yetmezliğine de götürebilir. Aspirasyon pnömoni tablosunun neden olduğu doku nekrozuna bağlı olarak akciğer absesi, pnömotosel, pnömotoraks ve plörezi ortaya çıkabilmektedir. Tiner içme şikâyeti ile kliniğimize getirilen 3 yaşındaki kız hastanın çekilen PA AC grafisi pnömotosel ile uyumlu olarak yorumlandı. Verilen tedaviye rağmen akciğer grafisindeki bulguların devam etmesi nedeniyle çekilen toraks BT'si Morgagni Hernisi olarak değerlendirildi. Ender görülen ve çoğu asemptomatik olan Morgagni Hernisinin tiner içimi ile tesadüfen saptanması nedeniyle sunuldu.
Anahtar kelimeler: Tiner, pnömotosel, pnömoni, Morgagni Hernisi
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 54-57
Üst Solunum Yolu Obstrüksiyonlarında Enfeksiyöz Nedenler
|
|
|
|
Üst solunum yolu ağız ve burun girişinden başlayarak glottis distaline, trakeal bifurkasyona kadar olan yapıları içerir. Bu sistemde hava pasajının daralmasına yol açan her türlü lezyon obstrüksiyon bulguları ile kendini gösterir. Travma, allerjik reaksiyonlar, yabancı cisim aspirasyonu ve enfeksiyonlar gibi hava yolu tıkanıklığını oluşturan pek çok sebep olmasına karşın, bunların araştırılması için çoğu kez öykü almaya bile vakit olmamaktadır. Acil yaklaşımda tam tıkanıklık oluşmadan teşhisin konulması ve gerekli müdahalenin yapılması hayat kurtarıcıdır.
Anahtar kelimeler: Üst solunum yolu, tıkanıklıklar, enfeksiyonlar
|
Çocuk Solunum Dergisi 2006; 1(1): 58-64
Çocukluk Çağında Astım Tanısı
|
Arzu BABAYİĞİT, Duygu ÖLMEZ, Özkan KARAMAN
|
|
|
Astım, havayollarının çeşitli uyaranlarla artmış duyarlılığı, değişik derecelerde hava akımındaki azalma ve geri dönüşümlü havayolu obstruksiyonu ile karakterizedir. Medikal öykü astım tanısı koymada önemli bilgiler sağlar. Bronş provokasyon testleri dahil solunum fonksiyon testleri astım varlığını göstermede önemli role sahiptirler. Bu derlemede, çocukluk çağında astım tanısı yeni literatür eşliğinde tartışıldı.
Anahtar kelimeler: Astım, tanı, çocukluk çağı
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
|