www.dusunenadam.com
 |
DÜŞÜNEN ADAM DERGİSİ
EYLÜL 2007 |
|
Düşünen Adam; 2007, 20(3):132-140
Psikiyatri ve Psikiyatri Dışı Hekimlerin Psikiyatrik İlaç Reçeteleme Örüntülerinin
İncelenmesi ve Tedavinin Değerlendirilmesi
|
Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU *, Başak ÖZÇELİK *, Bahadır BAKIM *,
Yasemin CENGİZ CEYLAN *, Abdullah AKPINAR *, Özgür ÖĞÜTCEN *, Gökay ALPAK
|
|
|
Amaç: Bu çalışmada psikiyatri ve psikiyatri dışı hekimler (pratisyen hekim ve psikiyatri dışı ikinci basamak uzmanlık dallarında olanlar) tarafından reçete edilen psikotrop ilaçların ve öngörülen psikiyatrik tanı ve tedavilerin değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Yöntem: Birinci ve ikinci basamak hekimleri ile özel sektörde çalışan psikiyatri hekimleri tarafından değerlendirilen ve Şişli Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Kliniğine başvuran doksan beş ardışık hasta bu çalışmanın örneklemini oluşturmaktadır. Bu hastalara reçete edilen psikotrop ilaçlar ve ön tanılar değerlendirmeye alınmıştır. Yapılandırılmış Klinik Görüşme (SCID-I) ile I. eksen bozuklukları, Hamilton Depresyon Ölçeği ve Hamilton Anksiyete Ölçeği ile depresyon ve anksiyete düzeyleri, Klinik Global İzlenim Ölçeği ile genel hastalık düzeyi değerlendirilmiştir. Hastalara sosyodemografik özellikleri, tedavi düzenleri ile ilişkili anket formu uygulanmıştır.
Bulgular: Psikiyatri dışı hekimin (PdH), nöroloji hekiminin (NH) ve özel muayenehanede çalışan psikiyatrların (ÖP) en sık tanıları anksiyete bozuklukları ve majör depresyon olarak saptanmıştır. En çok reçete edilen ilaç grubu Serotonin Geri Alım İnhibitörleri (SSRI) olmuştur. Psikiyatri dışı hekimlerde anlamlı düzeyde minimum etkin dozun kullanımı gözlenmiştir. Özel psikiyatristlere başvuranların daha çoklukla önceden psikiyatrik başvuruları olduğu belirlenmiş, ÖP grubunun hem tanı hem de tedavinin doğru ele alınması açısından anlamlı olarak üstün olduğu gözlenmiştir.
Sonuç: Bedensel belirtilerle başvuran hasta grubunda major depresyon/anksiyete bozuklukları mutlaka gözden geçirilmelidir. Hastaların uygun ilaç düzeni, düzeyi ve süresi, uygun görüşme aralıkları ile tedavileri önemlilik arz etmektedir.
Anahtar kelimeler: Birinci basamak tedavi, psikiyatri dışı hekim, özel psikiyatri hekimi, ilaç reçeteleme örüntüsü
|
|
Düşünen Adam; 2007, 20(3):141-150
Antisosyal Kişilik Bozukluğu Olan Bireylerde Madde Kullanımı ve Saldırganlık İlişkisi
|
Ayhan ALGÜL *, Ümit Başar SEMİZ *, M. Alpay ATEŞ *, Cengiz BAŞOĞLU **,
Ali DORUK ***, Servet EBRİNÇ ****, Erdal PAN *****, Mesut ÇETİN
|
|
|
Amaç: Saldırganlık, başta antisosyal kişilik bozukluğu (AKB) olmak üzere, sıklıkla kişilik bozukluklarında görülen önemli bir sorundur. AKB ile madde kullanım bozukluğu (MKB) arasında yakın bir ilişki olduğu bilinmektedir. Saldırganlık düzeyi yüksek olan bireylerin önemli bir kısmında madde kötüye kullanımı olduğu ileri sürülmektedir. Bu çalışmada, AKB olan bireylerden şiddet içeren suç işleyenler ile bu tarz suçları işlememiş olanların saldırganlık düzeyleri ve madde kullanım özelliklerinin karşılaştırılması amaçlanmıştır.
Yöntem: GATA Haydarpaşa Eğitim Hastanesi Psikiyatri Servisinde adli gözlem amacıyla yatırılan olgulardan AKB tanısı konulan 124 erkek çalışmaya alındı. Her hastaya sosyodemografik özelliklerini ve madde kullanım öyküsünü sorgulayan yarı yapılandırılmış görüşme formu ve Saldırganlık Ölçeği uygulandı. Olgular, şiddet içeren suç işleme öykülerine göre iki gruba ayrılarak karşılaştırmaları yapıldı.
Bulgular: AKB tanısı konulan genç erişkin erkeklerin % 90.3’ünde yaşam boyu psikoaktif madde kullanma öyküsü olduğu ve deneklerin % 75.8’inde AKB’na ek olarak MKB olduğu saptandı. Şiddet içeren suçları işleyen AKB olgularında MKB oranı, bu tür suçları işlemeyen AKB olgularından anlamlı şekilde daha fazlaydı. Ayrıca, MKB olan AKB olgularının saldırganlık düzeyinin istatistiksel olarak daha yüksek olduğu belirlendi.
Sonuç: Bu bulgular, madde kullanım bozukluğunun saldırganlık ile antisosyal kişilik bozukluğu arasındaki ilişkiye aracılık ettiğini düşündürmektedir. Bu nedenle, AKB ve MKB olan bireylerde, MKB’nun tedavisi için alınacak önlemlerin saldırganlık ve şiddetin önlenmesine katkı sağlayabileceği ileri sürülebilir.
Anahtar kelimeler: Antisosyal kişilik bozukluğu, madde kullanım bozukluğu, saldırganlık
|
|
Düşünen Adam; 2007, 20(3):151-157
Şizofreni Hastalarında Frontal Değerlendirme Bataryası Türkçe Uyarlamasının Psikometrik Özellikleri
|
Hüseyin GÜLEÇ *, Önder KAVAKÇI **, Medine YAZICI GÜLEÇ *, Cem İsmail KÜÇÜKALİOĞLU
|
|
|
Giriş: Frontal korteks, beynin en genç, en karmaşık ve en az araştırılan bölümü olarak nitelendirilmiştir. Bu çalışmada Frontal Değerlendirme Bataryası (FDB)’nın Türkçe uyarlamasının geçerlik ve güvenirliği şizofreni hastalarında araştırılmıştır.
Yöntem: Çalışma kırkyedi şizofreni hastası ve yirmi sağlıklı kontrolle yürütülmüştür. Güvenirlik uygulaması için bataryanın iç tutarlığı ve test-tekrar test tekniği kullanılmıştır. Geçerlik uygulamasına, testlerin uygun tanı gruplarında ayırt ediciliğinin sınanması yoluyla bakılmıştır. Renk İzleme Testi ve Sözel Akıcılık Testi ile ölçüt uyumlu geçerliğine bakılmıştır.
Bulgular: Ölçüt geçerliğinde verilen testlerin alt-testleri dahil tüm testlerde FDB’nin anlamlı korelasyon gösterdiği bulunmuştur. FDB’nin iç tutarlılığı incelendiğinde, cronbach alfa’sı 0,65 olarak bulunmuştur. Test-tekrar test tutarlığı (r) 0,71 seviyesindedir. Ölçeğin geçerlik analizinde ise, şizofreni grubu ile sağlıklı kontrol grubu ortalamaları arasında anlamlı farkın olduğu görülmüştür (t: 5.269, df:65, p<0.001).
Sonuç: Bulgularımız FDB’nin Türkçe uyarlamasının, şizofreni hastalarında yeterli geçerlik ve güvenirliğe sahip olduğunu göstermektedir. Frontal lobun daha iyi anlaşılmasını sağlayan FDB’nin, frontal işlevin bozulduğu hastalıklarda ve bu hastalıkların takip programlarında yer almasının, hastalığa daha kapsamlı bir yaklaşım sağlayacağını düşünüyoruz.
Anahtar kelimeler: Şizofreni, frontal değerlendirme bataryası, bilişsel bozulma, güvenirlik, geçerlik |
|
Düşünen Adam; 2007, 20(3):158-162
Ayırıcı Tanıda Gözden Kaçanlar: İki Olgu Sunumu
|
Nedim HAVLE *, Mehmet Cem İLNEM **, Ferhan YENER ***, Huriye GÜMÜŞ
|
|
|
Beyin tümörleri ve deliryum gibi santral sinir sistemini etkileyen bazı hastalıklar değişik şekillerde bulgu verebilirler. Bunlar yalnızca nörolojik olabilecekleri gibi psikiyatrik bulgular da olabilir. Tıbbi pratikte semptomu ortaya çıkaran olası tüm nedenler araştırılmadan hastalık tanısı konulması hekimleri “yanlış tanı” ve “yanlış tedavi” çıkmazına sürükleyebilir. Bu durum, erken tanının çok değerli olduğu bazı hastalıkların tanınmamasına ve hastanın yaşamını yitirmesine, ayrıca hekimin yasalar karşısında suçlu duruma düşmesine yol açabilir
Anahtar kelimeler: Beyin tümörü, deliryum, yanlış tanı |
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
ARŞİV
|