 |
GÖZTEPE TIP DERGİSİ EYLÜL 2011 |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):103-107, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.103
Diyaliz hastası bakımını sağlayan hasta yakını veya
ücretli bakıcılardaki tükenmişlik ve depresif belirtiler
|
Hüseyin DEMİRBİLEK (*) , Özlem CİĞERLİ (**), Ülkem YAKUPOĞLU (***), Fatih TURHAN (**),
A. Metin ERMAN (****), Ali KÖSE (****), Fatma Nurhan ÖZDEMİR ACAR (*****)
|
|
|
Amaç: Kronik böbrek yetmezlikli hastaların izleminde hekim, hasta ve hasta yakınları ilişkisi bu grup hastanın tedavisinin başarılı olmasında çok önemlidir. Bu çalışmada, ekibin bir parçası kabul edilen ve merkezimize bağlı hemodiyaliz ünitesinde takip edilen hastaların bakımını üstlenen hasta yakınlarının veya ücretli hasta bakıcılarının tükenmişlik ve depresif durumlarının belirlenmesi amaçlandı.
Yöntem: Merkezimiz hemodiyaliz ünitesinde takip edilen hastalara devamlı yardımcı olan akraba ve ücretli olarak çalışan hasta bakıcılarından oluşan 40 kişiye Maslach tükenmişlik envanteri (MTE) ve depresif belirti envanteri öz bildirim formu (DBE-Ö30) uygulandı. Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS 2007 paket programı ile yapıldı. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metodların yanısıra, gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi, alt grup karşılaştırmalarında Tukey çoklu karşılaştırma testi kullanıldı.
Bulgular: Çalışma grubu 25 erkek, 15 kadından oluşmaktaydı, yaş ortalamaları49.9±16.2 yıldı(26–75 yıl). Hastalık süresi <5 yıl, 5–10 yıl, ?10 yıl gruplarının, MTÖ toplam puan ortalamaları arasında anlamlı fark gözlendi. ?10 yıl grubunun MTÖ toplam puan ortalamaları <5 yıl ve 5–10 yıl gruplarından anlamlı derecede yüksek bulundu(sırasıyla p=0.012, p=0.0001). Ayrıca ?10 yıl grubunun DBE-Ö30 toplam puan ortalamaları da <5 yıl ve 5-10 yıl gruplarından anlamlı derecede yüksek bulundu(sırasıyla p=0.044, p=0.0001).
Sonuç: Hasta yakınlarını ve ücretli bakıcıları içeren çalışma grubumuzda, hemodiyaliz hastası ile birlikte geçirilen zamana ve hastanın hastalık süresine bağlı olarak duygusal tükenme, kişisel başarısızlık ve duyarsızlaşma gözlenmiştir. Yalnızca bireysel değil, kurumsal, toplumsal ve sağlık politikasıyla ilgili önemli boyutları olan bu sorunu çözmek için bu olgunun tanınır ve tartışılır olması gereklidir.
Anahtar kelimeler: tükenmişlik, depresyon, kronik böbrek yetersizliği, hastabakıcı |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):108-111, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.108
Erken evre femur başı avasküler nekrozlu olgularda
hiberbarik oksijen tedavisi
|
Gazi HURİ (*), Kadir DÜNDAR (**), Yusuf İYETİN (*), Mahmut Nedim DORAL (***)
|
|
|
Amaç: Femur başı avasküler nekrozu (AVN) özellikle genç populasyonda sakatlığa neden olma potansiyeline sahip bir hastalıktır. Tedavi seçenekleri hastalığın hangi evrede bulunduğuna göre farklılık gösterir. Femrur başı AVN tedavisinde farklı cerrahi prosedürler tarif edilmiş olsa da hiperbarik oksijen tedavisi (HBO) ile ilgili literatürde kısıtlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Çalışmamızda Ficat Evre I-IIA femur başı AVN’lu olgularda uygulanan hiperbarik oksijen tedavisinin erken dönem sonuçları bildirilmektedir.
Gereç ve Yöntem: Çalışmamıza ortalama yaşları 43.6 olan 3 hasta, biri bilateral olmak üzere toplam 4 femur başı AVN’lu olgu dahil edilmiştir. Her üç olguya da 40’ar seans HBO tedavisi uygulanmıştır. Hastalar, HBO tedavisi öncesi ve tedavi sonrası 1. yıl takiplerinde klinik olarak Harris Fonksiyonel Kalça Değerlendirme Skorlaması (HKS) ile değerlendirilmişlerdir.
Bulgular: Sonuç olarak, tedavi öncesi HKS 19-34 (ort. 28) ve SD 7.93 iken, 1. yıl takiplerinde tedavi sonrası HKS 69-89 (ort. 76.66) ve SD 10.785 olup, iki değer arasında istatiktiksel olarak anlamlı fark olduğu tespit edilmiştir (p<0.001).
Sonuç: Bu çalışma az hasta sayısı ile gerçekleştirilmiş olmasına karşın, HBO tedavisinin erken evre, kollapsın gelişmediği femur başı AVN’lu olgularda tedavi alternatifleri arasında düşünülmesi gereken bir yöntem olduğunu göstermiştir.
Anahtar kelimeler: Hiperbarik oksijen tedavisi, avasküler nekroz, femur başı |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):112-116, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.112
Hemodiyaliz hastalarında kaygı ve sosyal fobiye
psikososyal bakış açısı |
Hüseyin DEMİRBİLEK (*), Ergün PARMAKSIZ (**), Gökçen GÖKCAN (**), Fatih TURHAN (***),
Özlem CİĞERLİ (***), Seval Yeşim KÖKTÜRK (****), Rabia PAPİLA (*****),
Fatma Nurhan ÖZDEMİR ACAR******
|
|
|
Amaç: Son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) hastalarda birçok psikososyal sorunlara neden olmakta ve yaşam kalitesini düşürmektedir. Bu çalışmada hemodiyaliz hastalarının kaygı (Anksiyete) ve sosyal fobik durumlarının belirlenmesi amaçlanmıştır.
Gereç Ve Yöntem: Hemodiyaliz merkezinde 1 Ocak 2010-31 Mart 2010 tarihleri arasında düzenli olarak tedavi gören hastalar arasında rast gele seçilen 91 kişiye STAİ Durum, STAİ Sürekli Kaygı Ölçekleri ve Sosyal Fobi testi uygulandı Bu çalışmada istatistiksel analizler NCSS 2007 paket programı ile yapılmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde tanımlayıcı istatistiksel metotların (ortalama, standart sapma) yanı sıra gruplar arası karşılaştırmalarda tek yönlü varyans analizi, ikili grupların karşılaştırmasında bağımsız t testi, nitel verilerin karşılaştırmalarında ki-kare testi değişkenlerin birbirleri ile ilişkilerini belirlemede Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Sonuçlar, anlamlılık p<0,05 düzeyinde değerlendirilmiştir.
Bulgular: Çalışma grubu yaş dağılımları en küçük 24, en büyük 89 ortalama yaş 55,23±15.98 bulunmuştur. Kadınların yaş ortalaması 55,23±13,83 en küçük 24, en büyük 81, erkeklerin yaş ortalaması 55,36±17,31 en küçük 24, en büyük 89 bulunmuştur. STF korku puanları ile STAİ durum puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı korelasyon (R=0,12 P=0,003) ve STF Korku puanları ile STAİ sürekli puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı korelasyon gözlenmiştir (r=0,270 p=0,01). Ayrıca STF kaçınma puanları ile STAİ durum puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı korelasyon (r=0,306 p=0,003) ve STF kaçınma puanları ile STAİ sürekli puanları arasında istatistiksel olarak pozitif yönde anlamlı korelasyon gözlenmiştir (r=0,208 p=0,003).
Tartışma ve Sonuç: Toplumsal bir eylemi gerçekleştirilmesi gereken bir durumla karşılaşmaktan kaçınma, korkma yada bununla ilgili kaygılı beklenti, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini yada toplumsal yaşamını önemli ölçüde bozuyorsa böyle bir tanı konması uygun olabilir. Dolayısıyla hemodiyaliz hastaları anksiyetelerini yenmeye çalışırken, hastanın yaşlanma ve yaşamına uygun psikososyal destek programlarının uygun olacağı görüşündeyiz. Böylelikle hastalarımızın yaşam kalitelerinin artmasının sağlanacağı kanaatindeyiz.
Anahtar kelimeler: Hemodiyaliz hastalarında kaygı ve sosyal fobi |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):117-122, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.117
Bel ağrısı olan ve olmayan kadınların fiziksel uygunluk
parametrelerinin karşılaştırılması |
Deran OSKAY (*), Yavuz YAKUT (**)
|
|
|
Amaç: Bu çalışma, bel ağrısı olan kadınlarda, fiziksel uygunluk parametrelerinin nasıl değişikliğe uğradığını belirlemek ve bu parametrelerin, sağlıklı bireylerle karşılaştırıldığında, görülecek farkları değerlendirmek amacıyla planlandı.
Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya, bel ağrısı tanısı konan, kök irritasyonu ve disk dejenerasyonu bulgusu olmayan, yaşları 19 ile 61 arasında değişen 27 kadın ve bel ağrısı hikayesi olmayan; yaşları 19 ile 63 arasında değişen 39 sağlıklı kadın dahil olmuştur. Değerlendirmelerde sağlıklı ve bel ağrısı olan olgulara gövde kasları kas kuvveti, enduransı ve esnekliğinin yanında, olguların vücut kitle indeksleri (VKİ), postural değişiklikler değerlendirilmiştir. Bel ağrısı olan olgulara bunların yanında ağrı değerlendirmesi yapılmıştır.
Bulgular: Olgular, yaş, boy, vücut ağırlığı, VKİ, esneklik, kassal endurans ve kuvvet açısından karşılaştırıldığında gruplar arasında istatistiksel olarak fark olmadığı belirlendi (p>0,05). Fiziksel uygunluk parametrelerinin ağrı ile korelasyonuna baktığımızda, kassal endurans ve kuvvetin sadece istirahatteki ağrı ile ilişikisi olduğu belirlendi (p<0,05). Fiziksel uygunluk parametrelerinin ağrı ile korelasyonuna baktığımızda, kassal endurans ve kuvvetin sadece istirahatteki ağrı ile ilişikisi olduğu belirlendi (p<0,05).
Tartışma: Sedanter yaşayan ve bel ağrısı olmayan bireylerde vücut biomekaniksel özelliklerine bakılacak olunursa, bu bireylerin bel problemlerine aday kişiler olduğu belirlenebilir. Bireylerin bel sağlığı konusunda bilinçlendirilebilmesi için, koruyucu rehabilitasyon programlarından olan bel okullarının yaygınlaştırılması gerekir.
Anahtar kelimeler: Bel ağrısı, kadın, fiziksel uygunluk
|
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):123-127, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.123
İnatçı plantar fasiitisli olgularda ekstrakorporal şok
dalga litotripsi sonuçlarımız |
Afşar T. Özkut (*), Namık Kemal Özkan (*), Çağatay Uluçay (**), Mehmet Ertaş (***),
Abdullah Eren (*)
|
|
|
Amaç: Kronik plantar fasiitise bağlı topuk ağrısı şikayeti olan hastalarda ekstrakorporal şok dalga tedavisinin sonuçlarının araştırılması amaçlandı.
Gereç ve Yöntem: Plantar fasiitis tanısı konan ve diğer konservatif tedavi yöntemleri sonrasında topuk ağrısı şikayeti devam eden 16 hastanın (10 kadın, 6 erkek) 22 ayağı dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 47 (31-67) idi. Hastalara elektrohidrolik litotriptörü kullanılarak birer hafta ara ile üç seans ekstrakorporal şok dalga tedavisi (extracorporeal shock wave therapy=ESWT) uygulandı. Hastalar 3. ve 6. ayda Roles ve Maudsley Ağrı Skorlama sistemine göre ve GAS (görsel analog skorlama) sistemi ile değerlendirildi. Hastaların tümü tedavinin 2.yılında tekrar görüldü.
Bulgular: Hastaların Roles ve Maudsley skorlamasına göre ağrı seviyesi tedavi öncesi ortalama 2.7 iken tedavi sonrası 1.6 olarak saptandı. Hastaların GAS (görsel analog skala) sonuçlarının tedavi öncesi ortalama 5.6 iken EŞD tedavisi sonrası ortalama 2.3’e gerilediği görüldü. Çalışmaya dahil edilen 22 ayağın 16’sında (% 72) sonuçların ağrı açısından iyi veya mükemmel sınıfına girmekte olduğu görüldü. Tedavi sonrası VAS ve Roles Maudsley değerleri tedavi öncesinden istatistiksel olarak anlamlı derecede düşük bulundu (p=0,0001).
Sonuç: EŞD tedavisi şikayetleri 6 aydan uzun süredir mevcut olan hastalarda önerilebilecek güvenli bir tedavi yöntemidir.
Anahtar kelimeler: ESWT, kronik plantar fasiitis |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):128-132, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.128
Sistemik hastalıklarda saç
|
Mukaddes KAVALA (*), Zafer TÜRKOĞLU (**), Burçe CAN (**)
|
|
|
Saç bozuklukları birçok sistemik hastalığın bir göstergesi olabilir ve saç kaybı, saçlarda artma ve renk değişiklikleri olarak üçe ayrılabilir. Hormonal değişiklikten yaşlanmaya birçok faktörün etkili olduğu saç kaybını genel olarak beş ana grupta incelemekteyiz: anagen effluvium, telogen effluvium, saç foliküllerinin yıkımı, saç foliküllerinin minyatürleşmesi ve saç şaftı defektleri. Saç rengi değişiklileri ise metabolik mekanizmaların devrede olduğu sistemik hastalıklarda gözlenir. Burada gruplar halinde saç hastalıkları ve ilişkili sistemik hastalıklar gözden geçirilip tartışılmıştır. Saç hastalıklarını saç yapı bulguları ve klinik görünümleri ile değerlendirmek, mevcut metabolik mekanizmalarla birlikte sistemik hastalıkları ilişkilendirmeyi ve ileriye yönelik araştırmaları kolaylaştırmaktadır.
Anahtar kelimeler: Saç, sistemik hastalık |
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):133-136, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.133
Poland sendromu
|
Müferet ERGÜVEN (*), Mehmet MALÇOK (**), Nuran ÇELENK (***)
|
|
|
Poland sendromu başlıca pektoralis majör kasının hipoplazisi, ipsilateral değişken derecede üst ekstremite deformiteleri ve göğüs malformasyonları ile karakterize, konjenital bir sendromdur. Ortalama 30.000 canlı doğumda bir sıklıkta görülmektedir. Aynı aileden tanımlanan olgular olması nedeni ile otozomal dominant geçiş düşünülse bile çoğu olgu sporadiktir.Erkek cinsiyette daha sık görülür. Daha önceki yıllarda kozmetik problemler nedeniyle adölesan ve erişkin dönemde doktor başvuruları görülmekteydi. Bu sendromun artık daha iyi biliniyor olması nedeni ile tanısı çocukluk döneminde konmaktadır. Olgumuz, parmak anomalileri nedeni ile getirilen, beş günlük erkek bebektir. Kardiyolojik anomaliler başta olmak üzere, anomalilerle birlikteliği fazla olan ve malignite riski taşıyan, nadir görülen konjenital bir hastalık olan Poland sendromu, bu özellikleri vurgulanmak amacı ile sunuldu.
Anahtar kelimeler: Poland sendromu, anomali, konjenital
|
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):137-139, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.137
10. gebelik haftasında tespit edilen bir
thoracoomphalophagus olgusu
|
Necdet SÜER (*), Birol DURUKAN (**), Yavuz KUTLU (***)
|
|
|
Yapışık ikiz insidansı yaklaşık 50.000 gebelikte bir; canlı doğumlar arasında ise 250.000 de bir sıklıktadır. Ağır morbidite ve mortalite ile beraber olan bu durumda klinik yönetim, gebelik takibi ve gereğinde gebeliğin sonlandırılması önem kazanmaktadır. Olgu sunumumuzda Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniğine başvuran hastada saptanan missed abortus thoracoopmhalophagus yapışık ikizliğini ve bu olgu dolayısıyla monokoryonik monoamniyotik ikizliğin nadir bir varyasyonu olan yapışık ikizliği gözden geçirdik.
Anahtar kelimeler: Yapışık ikiz, ultrasonografi, gebelik
|
|
Göztepe Tıp Dergisi 26(3):140-142, 2011
doi:10.5222/J.GOZTEPETRH.2011.140
Karın ön duvarı insizyon skar endometriozisi:
Bir olgu sunumu |
Erhan Karaalp*, Kadir GÜzİn*, Güneş GÜndÜz*, Selim AfŞar, Nurver Özbay**
|
|
|
Bu olgu sunumunu yayınlamamızdaki amaç nadir görülen bu jinekolojik hastalığı klinisyenlere farklı bir tanı olarak hatırlatmaktır. Hastamız yaklaşık bir yıldır ağrılı bir karın kitlesinden yakınan bir bayandı. Hikayesinde iki adet sezaryan operasyonu mevcuttu. Ultrason hipoekojenik bir kitleyi gösterirken bilgisayarlı tomografi lobüle kenarlı izointens bir kitleyi anlatıyordu. Cerrahi müdahale sonrası tanı histopatolojik olarak doğrulandı. Sonuçta bugünlerde karın ön duvarı endometriozisi nadir görülse de, belirti ve bulgularına aşinalık bu hastalığın farkındalığını arttıracaktır.
Anahtar kelimeler: Endometriozis, karın ön duvarı
|
|
Yazarlara Bilgi
Yayın Kurulu
ARŞİV
|