|
Pfizer eğitim yolculuğunda yeni bir durak: "Gençlerden gençliğe sağlık okuryazarlığı" Pfizer İlaçları ve Toplum Gönüllüleri Vakfı işbirliğiyle, gençler temel sağlık konularında bilgileniyor... Pfizer Toplum Takımı'nın "Eğitim Yolculuğu" programı kapsamında, Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) işbirliği ile Temmuz 2005'te başlattığı "Gençlerden Gençliğe Sağlık Okuryazarlığı" projesinin tanıtım toplantısı, 27 Aralık 2005 tarihinde Ortaköy Radisson SAS Otel'de gerçekleştirildi. Toplantıya Toplum Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil, Pfizer İlaçları Genel Müdürü Ahmet Esen, proje danışma kurulu üyesi Uzm. Dr. Nazmi Algan ve projede yer alan gönüllü gençler katıldı. Sağlık alanındaki bilgi ve bilincinin yükseltilmesine ve daha sağlıklı bir toplum hedefinin yakalanmasına katkı sağlamak amacıyla tasarlanan projenin tanıtım toplantısında, katılımcılar, eğitim programı modüllerinde yer alan eğitici oyunlardan seçmeleri gönüllü gençler ile birlikte uyguladı. "Gençlerden Gençliğe Sağlık Okuryazarlığı" projesi, Karabük, Ankara, Balıkesir, Samsun ve Van gibi illerdeki üniversite öğrencilerine konusunun uzmanı hekimler tarafından hijyen, aile planlaması, cinsel sağlık, doğru beslenme, bağımlılık yapan maddelerden korunma gibi konularda verilen eğitici eğitimleri ile başladı. Proje kapsamında 17/25 yaş arası 28 genç, sağlık eğitimi konusunda rehberlik etmek amacıyla eğitici eğitimi aldı. Bu öğrencilerin, daha sonra öğrendiklerini kendi okul çevrelerindeki diğer öğrencilere aktarmalarıyla ilerleyen projede, 2006 yılında Türkiye çapında yaygınlaşarak Edirne, İstanbul, Kahramanmaraş ve Sivas'ın aralarında bulunduğu çeşitli illerdeki üniversitelere ulaşılmasıyla yaklaşık 4500 gence ulaşılması hedefleniyor. Toplantıda konuşan Toplum Gönüllüleri Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Betil projeyle ilgili olarak "Sağlık eğitimi gibi bir toplumda yaşamsal önem arz eden bir konunun, ülkemiz gençliğinin öncülüğünde toplum düzeyinde uygulanması ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulunmuş olmaktan gurur duymaktayız. İki yıldan bu yana başka alanlarda da denediğimiz ve sonuçlarından oldukça memnun kaldığımız akran eğitim yöntemiyle sağlık okuryazarlığı programlarının, sadece eğitimi alan tarafı değil, eğitimi veren kişilerin de bilgiyi içselleştirmesi açısından gerçekten etkili ve kalıcı olacağını umuyoruz" dedi. Pfizer İlaçları Genel Müdürü Ahmet Esen ise yaptığı konuşmada, "Bu proje, sağlıklı bir topluma giden yolda, bilgi sahibi bireylerin öneminin büyük olduğu düşüncesinden hareketle doğdu. Özellikle de geleceğimizi kuracak olan gençlerimizin temel sağlık konularında bilgilenmesini ve bilinçlenmesini çok önemsiyoruz. Hedefimiz, Toplum Gönüllüleri Vakfı'nın da desteğiyle, toplumumuzun sağlık alanındaki bilgi ve bilincin yükseltilmesine önemli katkı sağlayacağına inandığımız bu projenin devamlılığını sağlamak ve proje kapsamında ulaştığımız üniversitelerimizin ve gençlerimizin sayısı artırmaktır" dedi.
Pfizer'den Ege Üniversitesi'ni araştırıcı eğitim programına destek. Klinik araştırmaların önemi tartışıldı... Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından düzenlenen araştırıcı eğitim toplantısı, Pfizer İlaçları'nın desteğiyle 1-2 Aralık tarihlerinde İzmir Crowne Plaza Otel'de gerçekleştirildi. Toplantı, klinik ilaç araştırmalarının sayısının ve kalitesinin artmasına olumlu yönde katkıda bulunmak, yüksek standartta klinik ilaç araştırmalarının Türkiye'de yaygınlaşmasını sağlamak, araştırmacıların bu konudaki bilgilerini güncellemek ve dünyadaki son gelişmeleri paylaşmak amacıyla düzenlendi. Açılışını Ege Tıp Fakültesi dekanı Prof. Dr. Ata Erdener'in yaptığı ve bir klinik araştırmanın yürütülmesinde, planlamadan araştırmanın kapatılmasına kadar tüm basamakları içerecek şekilde hazırlanan eğitim programına, farklı uzmanlık alanlarından 74 hekim katıldı. Orijinal adı; ITP=Investigator Training Program olan Araştırıcı Eğitim Programı; Pfizer'in global olarak geliştirdiği bir program olup Ege Üniversitesi'nden konuşmacıların desteği ile gerçekleştirildi. İki günlük toplantının birinci gününde, klinik araştırmaların önemi, ilaç geliştirme süreci, planlama ve hazırlık, araştırmacının sorumlulukları, hasta bulma ve çalışmaya dahil etme ve çalışma prosedürleri gibi konular ele alındı. Toplantının ikinci gününde ise, klinik araştırmalarda emniyet, advers olaylar ve sorumluluklar; izleme, yoklama, denetleme ve yayımlama gibi başlıklar üzerinde duruldu.
Hastane infeksiyonları, ölüm nedenleri arasında dördüncü sırada... Pfizer İlaçları'nın düzenlediği Medya Bilgi Paylaşım Günleri'nin bu ayki konusu "Hastane İnfeksiyonları ve MRSA" oldu. Toplantıda, Hasta İnfeksiyonları ve Kontrolü Derneği Genel Sekreteri ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Ünal, konuyla ilgili önemli bilgiler aktardı. Prof. Dr. Serhat Ünal, sunumunda, herhangi bir nedenle hastaneye yatan hastalarda, ilk 48 saat ve/veya taburcu olduktan yaklaşık 10 gün içinde gelişen infeksiyonlara hastane infeksiyonları denildiğini belirtti. Prof. Dr. Ünal, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, hastanede yatarak tedavi gören her 10 hastadan birinde hastane infeksiyonu ortaya çıktığını dile getirirken; ölüm nedenleri arasında kalp hastalıkları, kanser ve beyin kanamalarından sonra dördüncü sırada gelen hastane infeksiyonları yüzünden ABD'de her altı dakikada bir kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Hastane infeksiyonlarının nedenlerini hasta (ileri yaş, bağışıklık sistemi, diğer hastalıkları, yapılan uygulamalar-ameliyat, sonda), hastane ortamı (hijyen eksikliği, havalandırma sisteminin iyi olmaması) ve hastane çalışanları olarak sıralayan Prof. Dr. Serhat Ünal, en sık idrar yolu, akciğer, cerrahi alan ve kan dolaşımı infeksiyonlarına rastlandığını belirtti. Hastane infeksiyonlarına neden olan etkenler arasında metisiline dirençli stafilokokların son yıllarda hem dünyada hem de ülkemizde görülme sıklığının arttığını, tedavisinde güçlüklerle karşılaşıldığı, ölüm oranlarının yüksek olduğunu ve yeni ilaçlara ihtiyaç olduğunu vurguladı. Hastane infeksiyonları sonucunda, hastalık ve ölüm oranlarında artış, hastanede kalış sürelerinde artış ve tedavi maliyetlerinde yükselme olduğunu kaydeden Prof. Dr. Ünal, konuşmasının sonunda hastane infeksiyonlarının nasıl önlenebileceğine de değindi. Prof. Dr. Ünal, "Hastane infeksiyonları, infeksiyon kontrol komiteleri, hastane infeksiyonları kayıt ve takip programları, sterilizasyon ve dezenfeksiyon işlemleri, hasta izolasyonu, hasta ve hasta yakını eğitimi, hastane personeli eğitimi ve tedavi rehberleri ile önlenebilir" dedi.
IBS yaşam kalitenizi etkilemesin! Tatil bitti, stres ile beraber IBS geri geldi... Uzun bayram tatilinin ardından, rahatlığın ve rehavetin yerini tekrar stresli günler alıyor. Soğuk hava, çalışma koşulları, rahatlamanın hemen sonrasındaki stres; IBS'yi (Hassas Barsak Sendromu) tetikliyor.IBS, daha sonra ciddi rahatsızlıklara dönüşme (kanser, vb) gibi bir risk taşımamakla beraber, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiliyor. Karın ağrısı, şişkinlik, kabızlık ve/veya ishal gibi şikayetlere neden olan bu sendromla başa çıkmak şart. Bu rahatsızlık ile ilgili www.IBSnedir.com sitesindeki birkaç soruya yanıt vererek ipuçlarına ulaşabilirsiniz. IBS, toplumda % 10'un üzerinde görülen bir rahatsızlıklar bütünü olup her iki cinste de görülmektedir. IBS yani "Hassas Barsak Sendromu", karın ağrısı, şişkinlik ve barsak alışkanlığı değişiklikleri ile seyreden ve sık karşılaşılan bir barsak hastalığıdır. Bu belirtilerden karın ağrısı ve şişkinlik genellikle tüm hastalarda görülürken, barsak alışkanlıkları değişiklikleri, bazı hastalarda kabızlık, bazılarında ishal olarak ortaya çıkarken, her iki şikayeti de zaman zaman yaşayan hastalar da vardır. IBS yapısal (organik) değil fonksiyonel bir bozukluk olarak değerlendirilir. Barsakların çalışmasında bir bozukluk, dış etkenler ile tetiklenen aşırı duyarlılık vardır. IBS hastaları belirtiler nedeniyle işe/okula gidememe, sosyal yaşantılarına ara verme/erteleme, tatillerini yarıda bırakma gibi sorunları çok sık yaşarlar.
Stresten uzak durmaya çalışın IBS'nin en önemli tetikleyicilerinden biri günlük strestir. Stres, yoğun günlük hayatın artık bir parçası haline geldiyse de küçük önlemler ile hayatımızdan uzaklaştırmamız gereken bir unsur olduğu tartışılmaz bir gerçek. Stresten uzak durmak için deneyebileceğiniz birkaç yöntem olabilir: o Yemeklerinizi sakin ortamlarda, yavaş yavaş yiyin. o Gün içinde küçük molalar vererek rahatlayın. o Stres ile başa çıkmanızı kolaylaştıracak yöntemler kullanın: Meditasyon, yoga veya en azından sevdiğiniz bir müzik eşliğinde aktivitelerinizi gerçekleştirme gibi... o Masaj: Mümkünse tüm vücudunuza uygulanacak bir masaj ile rahatlayabilirsiniz. Ancak IBS ile ilgili belirtiler sırasında da karnınızı dairesel hareketler ile ovarak kendi kendinize masaj yapabilirsiniz. Belirtilerin azalması stresinizi de azaltacaktır.
Kişiden kişiye değişmekle beraber, stresin yanı sıra psikolojik, fizyolojik etkilere ve beslenme şeklinden kaynaklanan nedenlere bağlı olabileceği düşünülen IBS'nin, diğer sık görülen tetikleyicileri şöyle: o Liften yetersiz beslenme o Belirli yiyeceklere karşı hassasiyet (yiyecek İntoleransı) o Sigara o Alkol o Adet dönemi o Öğün atlama ve birden aşırı yemek yeme o Enfeksiyonlar o Antibiyotik kullanımı ve diğer ilaçlar
Ne Zaman Doktora Başvurmalı? IBS, daha sonra ciddi rahatsızlıklara dönüşme (kanser, vb) gibi bir risk taşımamakla beraber, hastaların yaşam kalitesini ciddi şekilde etkilemektedir. Çok sık görülen bir rahatsızlık olmasına rağmen, doktora başvurmadan, bunu bir yaşam biçimi olarak kabul edenlerin sayısı oldukça fazladır. Oysa doktora başvurmak bile rahatsızlıkların azalmasına ve psikolojik rahatlamaya neden olur. Doktora başvuran hastaların, sahip oldukları belirtilere IBS tanısı konması bile hastanın güvenini kazanmasına ve semptomlarda azalma olmasına yardımcıdır. Bununla beraber doktor kontrolünde alınacak ilaçların kullanımı, hekim ile beraber kararlaştırılacak yöntemlerin uygulanması ve günde 2 litreden fazla sıvı alımı da kişiyi rahatlatıcı etkenlerdir.
Karın ağrısı, şişkinlik/gaz ve ishal/kabızlık gibi problemleri sık yaşayanlara birkaç öneri: o Rahatsızlığınızı artırdığını düşündüğünüz yiyeceklerden uzak durun o Sık sık ama az yiyin o Bol su İçin o Bitki çaylarını tercih edin o Gaz yapan yiyecekleri az tüketin o Daha çok egzersiz yapın o Stresten uzak durmaya çalışın o Sigara kullanıyorsanız bırakmaya çalışın
|