|
2007
KASIM
EKİM
EYLÜL
HAZİRAN
MAYIS
NİSAN
MART
ŞUBAT
OCAK
2006
ARALIK
EKİM
EYLÜL
AĞUSTOS
TEMMUZ
HAZİRAN
MAYIS
NİSAN
MART
ŞUBAT
OCAK
2005
ARALIK
KASIM
EKİM
EYLÜL
AĞUSTOS
TEMMUZ
HAZİRAN
MAYIS
NİSAN
MART
ŞUBAT
OCAK
2004
ARALIK
KASIM
EKİM
EYLÜL
AĞUSTOS
TEMMUZ
HAZİRAN
MAYIS
NİSAN
MART
ŞUBAT
OCAK
2003
ARALIK
KASIM
EKİM
EYLÜL
|
|
|
|
EYLÜL / 2007
Pfizer’in Ar-Ge atağı sürüyor...
Pfizer’in Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) hattında 11 terapötik alanda 99 program yürütülüyor.
Pfizer kanser, kalp hastalığı, ağrı, nörolojik bozukluklar ve infeksiyon hastalıkları gibi medikal ihtiyacın yüksek olduğu alanlara odaklanıyor.
Pfizer’in tarihindeki en geniş Faz II grubu olan ve Faz II-I portföyünü 2009’a kadar üç katına çıkarma hedefine yönelik olarak çalışmaların yürütüldüğü Faz II Ar-Ge hattında toplam 47 programı bulunuyor. Pfizer’in Faz II çalışmaları kapsamında kanser için 20, kardiyovasküler, metabolik ve endokrin hastalıklar için 16, ağrı ve inflamasyon için 17, nörolojik bozukluklar için 17 ve infeksiyon hastalıkları için 10 potansiyel tedavi alternatifi araştırılıyor. Mevcut diğer alanlar ise gastrointestinal, genitoüriner, oftalmoloji, dermatoloji ve alerji / solunum olarak sıralanıyor.
Pfizer’in tüm Ar-Ge hattında şu anda Faz I’de 38, Faz II’de 47, Faz III’te 11 ve ruhsatlandırma otoritelerinden onay beklenen 3 ilacı olmak üzere toplam 99 programı bulunuyor.
Pfizer Yönetim Kurulu Başkanı Jeff Kindler, "Faz II grubumuzun büyümesi Faz III portföyümüz için 2009 hedefimize ulaşma açısından umut vaad ediyor. Araştırma ve Geliştirme hattımızda gördüğümüz ilerlemeyle 2011’den başlayarak, yılda dört tane olmak üzere, şirket bünyemizde Ar-Ge bölümümüzden her yıl yeni ilaçlar almayı hedefliyoruz. Portföyümüz çok umut vaad ediyor ve yenilikçi bilim ve teknoloji ile henüz karşılanmamış medikal ihtiyaçlara cevap vermek üzere belli başlı terapötik alanlara odaklanmış durumda. Bu odağı keskinleştirmeye ve Ar-Ge organizasyonumuzun yapısının verimliliğini artırmaya devam edeceğiz; böylece geliştirme hattımızdaki ilaçları mümkün olduğu kadar hızla toplumun hizmetine sunabileceğiz ve klinik çalışmalarımızın her alanında üretkenliğini artırabileceğiz" dedi.
Geliştirme hattında toplam 14 tane de biyolojik bileşik bulunuyor. Bunların arasında kanser, romatoid artrit, soğuk algınlığı ve başka ciddi medikal tabloların tedavisi için tasarlanmış aşılar ve antikorlar mevcut.
Pfizer Global Araştırma ve Geliştirme Başkanı John LaMattina, "Ar-Ge çalışmalarında önemli bir yol kat ettik; çalışmalarımızı sürdürürken majör yapısal ve organizasyonel değişiklikler yapmaya devam ediyoruz. Medikal ve ticari açıdan en fazla umut vaad eden alanları hedefleyebiliyoruz. Pfizer’in kanser, kardiyovasküler hastalıklar, nörolojik bozukluklar, infeksiyonlar ve daha pek çok hastalıkla savaşmak için önemli yeni tedaviler sağlayacağından eminim. Bu performans çok dikkat çekicidir ve Pfizer Global Araştırma ve Geliştirme’deki arkadaşlarımın azmi ve kararlılığını göstermektedir" dedi.
Eczacıbaşı-Zentiva ortaklığı...
Türkiye ilaç sektörünün yeni ve dinamik oyuncusu Eczacıbaşı-Zentiva, 2010 yılında eşdeğer ilaç pazarında lider konuma gelmeyi hedefliyor.
Eczacıbaşı-Zentiva’nın tanıtımı nedeniyle 5 Eylül'de İstanbul’da bir toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan Zentiva Yönetim ve İcra Kurulu Başkanı Jiri Michal, Orta ve Doğu Avrupa’daki iddialı büyüme hedefleri doğrultusunda Türkiye pazarına girdiklerini vurgulayarak, bugüne kadar yaptıkları en büyük stratejik işbirliği anlaşmasını Eczacıbaşı ile gerçekleştirdiklerini belirtti.
Jiri Micha, Türkiye’nin genç ve büyüyen nüfusu ile son derece dinamik bir Pazar olduğunu ve 2010 yılında da dünyanın en büyük 10 ilaç pazarından biri konumuna geleceğini kaydetti. Eczacıbaşı-Zentiva mevcut satış hacmini, pazara sunulacak yeni ürünlerin yanı sıra Zentiva’nın faaliyet gösterdiği diğer ülkelerde başarı elde eden ve yakın gelecekte Türkiye pazarına da sunulacak olan güncel eşdeğer ilaç yelpazesi ile arttırmayı amaçladıklarını ekledi.
Türk ilaç sektörünün yakın gelecekte eşdeğer ilaç alanında hızlı bir büyüme kaydetmesinin beklendiğini vurgulayan Eczacıbaşı-Zentiva Ticari Genel Müdürü Elif Çelik, “Eczacıbaşı-Zentiva olarak Türk insanının yaşam kalitesini arttıracak, en güncel tedaviyi ulaşılabilir maliyetlerle pazara sunarak, sektörün lider oyuncusu olacağız. Özellikle kardiyovasküler hastalıklar, diabet, merkezi sinir sistemi hastalıkları, ağrı tedavisi, sindirim sistemi hastalıkları ve enfeksiyon tedavisine yönelik tecrübemiz ve Zentiva’nın uluslararası gücünü bütünleştirerek Türkiye’nin yanı sıra Orta ve Doğu Avrupa pazarında da dinamik, yenilikçi ve lider bir firma yaratmayı hedefliyoruz” dedi.
Dikkat! Yolunuza lenfoma çıkabilir...
Türk Hematoloji Derneği Eylül ayındaki kampanyası ile “Lenfoma”ya savaş açıyor...
Türk Hematoloji Derneği, lenf bezi kanseri olarak bilinen lenfoma konusunda kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Eylül ayında bir kampanya başlattı. Bir ay sürecek olan ‘Dikkat Lenfoma’ kampanyası; çoğu zaman belirtileri nedeniyle farklı hastalıklar ile karıştırılılabilen ve teşhis konulamayan lenfoma’yı tanıtmayı ve tedavi edildiğinde, tedavi başarısının yüksek olduğunu anlatmayı hedefliyor.
Kampanyanın tanıtım toplantısına Türk Hematoloji Derneği Lenfoma Alt Komitesi Başkanı Prof. Dr. Bülent Ündar ve Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Doç. Dr. Mustafa Nuri Yenerel ile birlikte katılan Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan Türk Hematoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Muhit Özcan, uygun tanı ve gerekli tedavinin yapılması halinde tamamen iyileşme sağlanan bir hastalık olan lenfoma’nın Türkiye’de yeterince tanınmadığına dikkat çekerken, geniş kitlelere ulaşmak istediklerini; ayrıca kampanyanın 15 Eylül Dünya Lenfoma Günü’ne rastladığına ve 15 Eylül’de birçok ülkede hastalığa dikkat çekileceğini ifade etti.
Grip benzeri semptomlarla kendini gösteren lenfomanın en önemli işaretlerinin boyunda, koltuk altında veya kasıklardaki oluşan ağrısız bezeler, gece terlemesi, düşmeyen ve sebebi bilinmeyen ateş olduğunu söyleyen Prof. Dr. Muhit Özcan, sürekli yorgunluk ve kilo kaybının da lenfoma habercisi olabileceğini dile getirdi.
Tüm kanser vakalarında olduğu gibi lenfomada da erken teşhisin önemini vurgulayan Prof. Dr. Muhit Özcan, "Lenfomanın belirtileri çoğu zaman grip gibi basit hastalıklarla karıştırılabilir ve hastanın teşhisi gecikebilir. Oysa uygun tanı ile lenfoma tedavisinde başarı oranı çok yüksektir. Kampanyamız süresince hekimlerimize de ulaşmak için ayrı bir gayret içinde olacağız. Çünkü bu belirtilerle gelen hastaların, konunun uzmanlarına ve uygun merkezlere zaman kaybetmeden yönlendirilmesi büyük önem taşıyor. Türkiye gibi lenfomanın bilinmediği bir ülkede, hekimlerimizin konuyla ilgili hassasiyetleri daha fazla hayat kurtarabilir." diye konuştu.
Yaklaşık 75 milyon olan nüfus için Hematolog sayısının şu anda Türkiye de 200’ün altında, İngiltere’de bu sayının 800’ün üzerinde, Almanya da 1000 civarında, ABD’de ise 6300 olduğunu ifade eden Prof. Dr. Muhit Özcan ülkemizde hematoloji uzmanı sayısının yetersiz olduğunu ve hızla arttırılması gerektiğini vurguladı.
Zayıflamada bilimsel doğrular.
Obezite, Metobolizma, Endokrinoloji Dernekleri, 11 Eylül 2007 tarihinde İstanbul’da "Zayıflamada Bilimsel Doğrular" konulu bir basın toplantısı düzenleyerek, Dünyada ve ülkemizde çok sayıda kişiyi etkileyen şişmanlık ve tedavisi hakkında, kamuoyunu bilgilendirdiler.
Türkiye Obezite Araştırma Derneği Başkanı,Prof. Dr.Nazif Bağrıaçık yaptığı konuşmada; "Obezite ile savaşta ele alınması gereken en önemli önlem olan prevansion yani; şişmanlıktan korunmanın çocukluk yaşında başlayarak uygulanacak eğitimlerle gerçekleşeceğini, bu eğitimlerin de beslenme, fizik aktivite, okul veya iş yerinde yeme alışkanlıklarının değiştirilmesi şeklinde olması gerektiğini" söyledi. Şişmanlığın tedavisinde 6 esas uygulaman bahsetti;
1. Yaşantı ve alışılmış hayat şartlarının ve çevre faktörlerini değiştirmek
2. Beslenmeyi kilo, yaptığı iş, yaş ve cinse göre ayarlamalı.
3. Çocuk yaşında başlayarak fizik aktivite ve jimnastiği öğretmeli.
4. Şişmanlığa refakat eden diğer hastalıklar veya bulgular varsa; bunlarla savaşmalı.
5. Diet ve hareketle zayıflayamayan obezlere yardımcı, yan etkisi olmayan ilaçlar verilmeli.
6. Bunlardan da sonuç alınamıyorsa ve obezite derecesi BKI 40 kg/m2 üzerinde ise cerrahi yolla yardımda bulunulmalıdır.
Türkiye Obezite Derneği olarak yukarıda saydığı ilk 4 maddeyi uyguladıklarını ve hastaları eğittiklerini, bunlardan sonuç alınmadığı takdir de FDA ve Sağlık Bakanlığınca izin verilmiş olan ilaçları (bugün için dünyada ve ülkemizde iki tür ilaç Sibutramin ve Orlistat) kontrol altında ve süreli olarak kullanmakta olduklarını belirtti.
| |
|
|