 |
|
 |
 |
|
 |
|
|
|
|
| |
Migren ve Gerilim Tipi Baş Ağrısı Hastalarında Kişilik Örüntüsü
|
|
Arzu TAMGAÇ, Fulya MANER, Peykan G. GÖKALP, Musa ÖZTÜRK, Yavuz ALTUNKAYNAK
| |
|
Amaç: Bu araştırmada migren ve gerilim tipi baş ağrısı olan hastalarda kişilik bozuklukları taranmış ve kontrol grubu ile karşılaştırılmıştır.
Yöntem: Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Polikliniği’nden 45 migren, 41 gerilim baş ağrısı tanısı alan hasta 39 sağlıklı kontrolle karşılaştırılmış, sosyodemografik özellikleri araştırılmış, SCID-II ve ayrıntılı baş ağrısı değerlendirme formu uygulanmıştır.
Bulgular: Migren ve gerilim tipi baş ağrısı grupları arasında herhangi bir kişilik bozukluğuna sahip olma açısından istatistiksel fark saptanmamış, kontrol grubuna oranla istatistiksel olarak belirgin derecede yüksek değerlere sahip olduğu görülmüştür. Migren hastalarının % 58.1’i, gerilim baş ağrılarının % 53.8’i, kontrol grubunun ise % 17.9’u SCID-II’ye göre, bir kişilik bozukluğu ölçütlerini karşılamıştır. Paranoid kişilik bozukluğu migren hastalarının % 26.7’si, gerilim baş ağrılarının % 22.0’ı, kontrol grubunun ise % 5.1’inde saptanmıştır. Obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ise, gerilim tipi baş ağrılıların % 24.4’ünde, migren baş ağrılıların % 11.1’inde ve kontrol grubunun % 2.6’sında bulunmuştur. Aradaki farklar istatiksel olarak anlamlıdır. Diğer kişilik bozukluğu alt gruplarında yığılma ve aralarında fark görülmemiştir.
Sonuç: Her iki baş ağrısı grubunda kontrol grubuna göre paranoid ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu anlamlı olarak daha yüksek oranda görülmüştür.
Anahtar kelimeler: Kişilik bozuklukları, migren, gerilim tipi baş ağrısı
Düşünen Adam; 2007, 20(1):5-15
|
Personality Disorders in Patients with Migraine and Tension Headache
Objective: In this study, we aimed to investigate the rates of personality disorders in patients with migraine and tension headache compared to healthy controls.
Methods: Patients who were referred with headache are recruited in the study from the Neurology Outpatient Department of Bakirkoy Teaching and Research Hospital for Psychiatry and Neurology, Istanbul. 45 patients with migraine, 41 with tension headache and 39 normal volunteers made up the sample. Sociodemographical Form, SCID-II, Detailed Headache Assessment Form were used.
Results: 58.1 % of the migraine, 53.8 % of the tension headache group, and 17.9 % of the healthy controls had a personality disorder 26.7 % of the migraine, 22 % of the tension headache group had paranoid personality disorder. 24.4 % of the tension headache, 11.1 % of the migraine group and 2.6 % of the control group had an obsessive compulsive personality disorder.
Conclusion: The paranoid and obsessive compulsive personality disorders were seen more in both of the headache patients then controls.
Key words: Personality disorders, migraine, tension headache
|
| |
Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği Türkçe Formunun Geçerlik ve Güvenirliği
|
|
Hüseyin GÜLEÇ, Kemal SAYAR, Medine YAZICI GÜLEÇ
| |
|
Amaç: Bu çalışmada Barsky ve ark. tarafından geliştirilmiş olan Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği (BDAÖ)’nin Türkçe uyarlamasının geçerlik ve güvenirliği çalışılmıştır.
Yöntem: Bu çalışma Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) eğitim gören 86 üniversite öğrencisi ve Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniği’ne ve Göğüs Hastalıkları Polikliniği’ne ayaktan başvuran, fibromiyalji sendromu tanılı hasta ile astım hastalığı tanısı almış 42 poliklinik hastası ile yürütüldü.
Bulgular: Ölçeğin toplam puanı yeterli bir test-tekrar test tutarlığı (r:0.73) göstermiştir. Ölçeğe ait sorular tek tek ele alındığında, yeterli düzeyde test-tekrar test tutarlığı bulunmuştur. Ölçeğin iç tutarlık incelenmesinde Cronbach alfa değerleri 0.62-0.76 arasında saptanmıştır. Sorular tek tek ele alındığında 1 nolu sorunun kontrol grubunda, 2 nolu sorunun hasta grubunda, yetersiz madde toplam ilişkisi gösterdiğini saptadık. Geçerlik analizinde, hasta grubu ile kontrol grubu ortalamaları arasında BDAÖ’nün ileri düzeyde anlamlı farklı olduğu tespit edilmiştir. Ölçüt bağıntılı geçerliği için Semptom/Belirti Yorumlama Anketi (SYA), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-20) ve Semptom Tarama/Check Listesi (SCL-90R) bedenselleştirme alt-ölçekleri ile yeterli düzeyde bağıntılı olduğu bulunmuştur.
Sonuç: BDAÖ’nün iç tutarlık, test-tekrar test tutarlığı ve madde toplam korelasyonu, özel grupları ayırt edici geçerlik ve ölçüt bağıntılı geçerlik bulguları ölçeğin Türk toplumunda kabul edilebilir ölçülerde geçerlik ve güvenirlikte olduğunu göstermektedir.
Anahtar kelimeler: Bedenselleştirme, Bedensel Duyumları Abartma Ölçeği, geçerlik, güvenirlik
Düşünen Adam; 2007, 20(1):16-24
|
The Reliability and Validity of the Turkish Form of the Somatosensory Amplification Scale
Objective: In this study, the authors aimed to investigate the reliability and validity of the Somatosensory Amplification Scale (SSAS) that was developed by Barsky et al. in the Turkish population.
Method: The study was carried out with 42 patients with Fibromyalgia Syndrome and Asthma Diseases attending to outpatient Physical Therapy and Rehabilitation and Chest Diseases clinics and 86 healthy students from Karadeniz Technical Univercity (KTU).
Results: SSAS scores were normally distributed, and had acceptable test-retest reliability (r: 0.73) and internal consistency (a, 0.62-0.76). Item to scale correlations varied from 0.10 to 0.72, and most were highly significant. Whereas, one item (item 1) in the control group and one item (item 2) in the patient group had low item-total score correlation (r<0.15). Criterion related validity of SSAS was shown with significant correlation between Symptom Interpretation Questionnaire, Toronto Alexithymia Scale and Symptom Check List 90 Revised somatization subscale. The validity analysis of the scale resulted in a very high significant difference (p<0.01) between the mean SSAS scores of the control and the patient group.
Discussion: Test-retest, internal reliability, and item-total score correlation, discriminating power for specific groups and criterion related validity of the SSAS show that the scale has acceptable reliability and validity for the Turkish population.
Key words: Somatization, Somatosensory Amplification Scale, reliability, validity
|
| |
Bulimiya Nervozada Psikososyokültürel Etmenler
|
|
Fulya MANER, Agâh AYDIN
| |
|
Bulimiya nervoza tıkınırcasına yeme, bu şekilde yemeyi kontrol edememe, kilo almamaya yönelik diyet yapma, kusma, bağırsak yumuşatıcı, idrar söktürücü ilaç kullanma ve bedenin biçimi ve ağırlığı ile zihinsel aşırı uğraşı ile karakterize yeme bozukluğu alt tipidir. Bu yazıda bulimiya nervoza oluşumunda psikoanalitik yaklaşımlar, ego psikolojisi, nesne ilişkileri, kendilik psikolojisi, sosyokültürel etmenler, Stice’ın yaklaşımı, feminist ve feminist psikodinamik bakış açıları, ailenin rolü, davranışçı ve bilişsel davranışçı yaklaşımlar gözden geçirilmiştir.
Anahtar kelimeler: Bulimiya nervoza, psikodinamik kuramlar, bilişsel davranışçı kuram, feminist yaklaşımlar, aile sistemleri kuramı
Düşünen Adam; 2007, 20(1):25-37
|
The Psychosociocultural Factors in Bulimia Nervosa
Bulimia nervosa is an eating disorder characterised by binge eating, accompanied by a loss of control over eating and attempts to prevent weight gain by extreme dieting, vomiting, misuse of laxatives and diuretics and excessive exercise. In this article, psychoanalitic approaches, ego psychology, object relations theory, self psychology, socioculturel factors, Stice’s approach, feministic and feministic psychodynamic aspects, the role of family, behavioral and cognitive behavioral approaches in the etiology of bulimia nervosa have been reviewed.
Key words: Bulimia nervosa, psychodynamic theory, cognitive behavioral approaches, feministic approaches, family systems theory
|
| |
Psikiyatrik Bozukluklarda Gözlenen İntihar Davranışları
|
|
Bahadır BAKIM, Başak ÖZÇELİK, Oğuz KARAMUSTAFALIOĞLU
| |
|
İntihar çoğu kişinin tahmin ettiğinden daha yaygın olarak gözlenmektedir. İntiharların çoğunluğu genç erişkinlikte ve erkeklerde gözlenmekte olup, gençlerde en sık ikinci ölüm nedeni olarak görülmektedir. Hiçbir belirti olmadan ya da çok az uyarıcı belirti ile başlayan dürtüsel nitelikli intiharlar olabildiği gibi, tamamlanan intiharların çoğunda risk artışını işaret eden birden çok karakteristik belirti bulunmaktadır. İkili tanıların varlığı ve genç erkek olmak gibi yüksek riske sahip hastalara girişimlerde öncelik verilerek, bu kişiler belirlenmeye ve odaklanmaya çalışılmalıdır. İntihara yöneliş nedenleri ve süreç çok karmaşık olsa da, psikiyatrik bozukluklar ile olan kuvvetli ilişkisi inkâr edilemez. Bu bozukluklar özellikle major depresyon (MD), bipolar bozukluk, şizofreni, alkol-madde kötüye kullanımı/bağımlılığı ve ağır kişilik bozukluklarını içermektedir. Psikiyatrik bozukluk nedeniyle ayaktan tedavi alan hastalar, yatış yapılan hastalara göre daha düşük riske sahiptir, ancak duygu durum bozukluğu olmayan genel nüfusla karşılaştırıldığında daha yüksek riske sahiptir. Yatış esnası ve sonrasında intihar girişimi açısından yüksek riskli hastalar yakın izlem gerektirmektedir. Erken tanı ve etkin tedavi bu bozukluklara bağlı intihar riskinin önlenmesinde büyük öneme sahiptir.
Anahtar kelimeler: İntihar, psikiyatrik bozukluklar, yüksek riskli hastalar
Düşünen Adam; 2007, 20(1):38-47
|
Suicidal Behavior in Psychiatric Disorders
Suicide is far more common than most people believe. The largest number of suicides is in males in younger adulthood, and suicide is the second most common cause of death in the very young. Although there are cases of impulsive suicide with few or no warning signs, the majority of successful suicides occur in individuals who present with more than one characteristic and/or symptom that would indicate an increased risk. High-risk patients for priority intervention, such as dual diagnoses patients and young males, need to be identified and targeted. While suicide is a complex phenomenon in terms of the causes and processes that lead up to it, the extremely strong link to psychiatric disorders is undeniable. These disorders especially include depression, bipolar disorder, schizophrenia, and alcohol and drug abuse/dependence, and severe personality disorders. Psychiatric outpatients are at lower risk than inpatients but are at higher risk than those in the general population who do not have an affective diagnosis. Patients with high risk during the hospitalization and after should be closely followed for suicide attempts. Early diagnosis and effective treatment are of paramount importance to in prevention of the suicide risk associated with these disorders.
Key words: Suicide, psychiatric disorders, high-risk patients
|
| |
Bir Tardiv Akatizi-Diskinezi Vakası
|
|
Oya ÖZTÜRK, Aslı KALKAY, Erhan KURT, Timuçin ORAL, Feriha ÖZER
| |
|
Başta antipsikotik ilaçlar olmak üzere, psikiyatrik hastalıklarda kullanılan çeşitli ilaçlar, hareket
bozukluklarının ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Akut olarak ya da geç dönemde gelişen bu hareket bozuklukları, hipokinetik ya da
hiperkinetik formda olabilir. Tardiv diskinezinin (TD) yanı sıra uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına bağlı olarak farklı
hareket bozuklukları tanımlanmıştır. Tardiv akatizi (TA) de geç dönemde ortaya çıkan bu hareket bozukluklarındandır. Antipsikotik
ilaçların, başlangıç şekline göre akatizinin tüm tiplerine neden olabilecekleri bildirilmiştir. İlaç kullanımına bağlı akatizi tanısı, akatizinin karakteristik öznel ya da nesnel belirtilerinin olması, akatiziye neden olduğu bilinen bir ilaca maruz kalma öyküsünün bulunması ve akatizi nedeni olabilecek diğer durumların dışlanmasıyla klinik olarak konur. Uzun süreli antipsikotik ilaç kullanımına bağlı gelişen tardiv hareket bozukluklarının, 2 ya da daha fazlası eş zamanlı olarak da görülebilmektedir. Bu yazıda, uzunlamasına değerlendirmede herhangi bir psikotik belirti öyküsü alınamayan ancak antipsikotik başlanan ve farklı hareket bozuklukları saptadığımız vaka tartışıldı. 58 yaşında kadın hasta, bize vücudunda kontrol edemediğini söylediği hareketler, yerinde duramama, moral bozukluğu, yaşamdan zevk alamama, sıkıntı, isteksizlik ve uykusuzluk yakınmalarıyla başvurdu. Hastanın 5 yıldır farklı psikiyatrik tanılarla çeşitli antipsikotik, antidepresan ve anksiyolitik ilaç kullanma öyküsü mevcuttu. Majör depresyon tanısı konan hastada orofasial diskinezi, ekstremitelerde akatizik hareketler ve parkinsonyen bulgular saptandı. Bu hareket bozukluklarına neden olabilecek yedi ayrı ilacı (haloperidol, klorpromazin, zuklopentiksol, risperidon, sitalopram, mirtazapin, paroksetin), toplam 2 yıllık bir süre içinde, değişen sürelerle farklı zamanlarda kullanımından sonra yakınmalarının gelişmesi ve bunların 3 yıldır devam etmesinden dolayı, hasta parkinsonyen bulguların eşlik ettiği tardiv diskinezi kapsamında tardiv akatizi olarak değerlendirildi. Antipsikotik ilaç başlarken, geri dönüşümsüz olabilen olumsuz sonuçların gelişebileceği akılda tutulmalı ve gereksiz antipsikotik kullanımından kaçınılmalıdır.
Anahtar kelimeler: Tardiv diskinezi, tardiv akatizi, antipsikotikler
Düşünen Adam; 2007, 20(1):48-53
|
A Case of Tardive Akathisia and Dyskinesia
Various drugs, mainly antipsychotics in psychiatry may induce movement disorders. These acute or tardive type movement disorders could either be in hypokinetic or in hyperkinetic form. There are other movement disorders in tardive type (e.g. tardive akathisia), besides the well-known tardive dyskinesia. Antipsyhotics drugs are thought to induce all types of akathisia. Drug-induced akathisia can only be diagnosed clinically with the characteristic subjective and/or objective symptoms of akathisia and a history of antipsychotics treatment as well as the exclusion of other medical or neurological conditions. Comorbid tardive movement disorders induced by long-term antipsychotic drug treatment could also be seen clinically. In this paper, a case whom was prescribed antipsychotic medication without having psychotic finding, and experienced movement disorders, was discussed. A 58-year old female patient presented with involuntary movements, urge to move, being spiritless, not enjoying life, boredom, reluctance, and sleeplessness. She had a history of various antipsychotic, antidepressant and anxiolytic drug use with different diagnoses during the last 5 years. She was diagnosed with major depression and in her examination there were orofacial dyskinesia, akathisia like movements in extremities and parkinsonian findings. Using seven different drugs (haloperidol, clorpromazine, zuklopentixole, risperidone, citalopram, mirtazapine, paroxetine) during 2 years at different times with varying periods can be the cause of these movements. The patient had these complaints for three years, after this drug history. And the patient was accepted with tardive akathisia with parkinsonian findings in enclosure of tardive dyskinesia. When prescribing an antipsychotic drug, irreversible and unfavorable effects must be considered and using unnecessary antipsychotic drugs should be avoided.
Key words: Tardive dyskinesia, tardive akathisia, antipsychotics
|
| |
Atipik Bir Nörosifiliz Vakası
|
|
Çağatay ÖNCEL, Çağdaş ERDOĞAN, Atilla OĞUZHANOĞLU, İlay CAN
| |
|
Nörosifiliz, treponema pallidumun neden olduğu merkezi sinir sistemi tutulumu sonucu nöropsikiyatrik bulgularla seyreden bir hastalıktır. Ender olarak beyin MR’sinde temporal bölgelerde sinyal değişikliği yaparak herpes simpleks ensefalitine benzer görüntü vermektedir. Kırk iki yaşında kadın hasta jeneralize tonik-klonik nöbet ve psikoz tablosu ile geldi. Beyin MR’sinde temporal bölgelerde T2 ve flair kesitlerde herpes simpleks ensefalitindekine benzer şekilde hiperintens görünüm mevcuttu. Nörosifiliz tanısı alan hastanın klinik tablosu ve MR görüntüleri penisilin tedavisinden sonra normale döndü.
Anahtar kelimeler: Nörosifiliz, psikoz, atipik MR bulguları
Düşünen Adam; 2007, 20(1):54-58
|
An Atypical of Case Neurosyphilis
Neurosyphilis is an infection of the central nervous system caused by treponema pallidum and may present with neuropsychiatric symptoms. Cranial MR imaging of patients rarely reveal signal abnormalities on temporal aresimilar to herpes simplex encephalitis. 42-year old woman was admitted to our clinic with generalized tonic-klonic convulsion and psychotic symptoms. Cranial MR on T2 and flair weighted images revealed bilateral temporal area hyperintensities identical to herpes simplex encephalitis. After penicillin therapy the symptoms and MRI lesions has disappeared.
Key words: Neurosyphilis, psychosis, atypical MR findings
|
|
|
 |
|
 |
 |
|
 |
|